İçeriğe geç

P01-D03-M03-05·Dil ve çerçeve

Saman adam

temel2.629 kelime≈ 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Saman adam, bir görüşün zayıflatılmış ya da çarpıtılmış bir sürümünü kurup ona saldırmak ve bunu gerçek görüşe saldırmak gibi sunmaktır. Aikin ve Casey, bu hamlenin görüşü çarpıtma, en zayıf savunucuyu seçme ve kimsenin savunmadığı bir görüşü uydurma biçimlerine ayrıldığını gösterdi.

van Eemeren ve Grootendorst, bir görüşe yöneltilen saldırının gerçekten ileri sürülmüş görüşle ilgili olması gerektiğini söyleyen kuralı koydu ve saman adamı bu kuralın ihlali olarak ele aldı. Schopenhauer, karşı tarafın iddiasını sınırlarının ötesine genişletmeyi tartışma hilelerinin başına yerleştirdi.

Sınama dört adımdan geçer: görüşü sahibinin cümleleriyle yazmak, eleştirinin hedefini ayrıca yazmak, aradaki farkı yaratan hamleyi bulmak ve hükmü eleştirinin gerçek görüşe dokunduğu ölçüde yazmak.

Buna üç itiraz yöneltildi: her aktarımın bir özet olduğu, bir görüşün sonuçlarını göstermenin saman adam olmadığı ve zayıf savunucuları eleştirmenin meşru olduğu söylendi.

Bu yüzden saman adamdan kaçınmak, eleştiriden vazgeçmek değil, eleştiriyi görüşün sahibinin kendi görüşü olarak tanıyacağı bir sürüme yöneltmektir.

Açılış sahnesi

Ege kıyısındaki ilçenin belediye meclisinde sahil yolu tartışması sürüyor. Şehir plancısı Aylin, yolu iki şerit genişletmenin tek seçenek olmadığını, yazın ilçe girişindeki bir otoparktan çarşıya servis çalıştırmanın ve iskeleden deniz otobüsü seferi açmanın da ziyaretçiyi çarşıya ulaştırabileceğini anlatıyor. Sözünü bitirir bitirmez, esnaf temsilcisi Kemal'in yanında oturan meclis üyesi Serkan ayağa kalkıyor ve salona dönerek şöyle diyor: "Demek Aylin Hanım esnafın batmasına razı. Turist gelmesin, dükkânlar kapansın, biz de kıyıda kuş seyredelim istiyor. Böyle bir görüşü bu meclis ciddiye alamaz."

Salonda gülüşmeler oluyor ve birkaç üye başını sallıyor. Oysa Aylin'in söylediğiyle Serkan'ın çürüttüğü şey aynı görüş değil. Aylin, turistin gelmesini istediğini ve bunun için yol genişletmekten daha az zarar veren yollar bulunduğunu söyledi. Serkan ise ona, turistin gelmemesini isteyen ve esnafın batmasını göze alan birinin görüşünü yükledi, sonra o görüşü kolayca devirdi. Devrilen görüşün sahibi salonda yoktu, çünkü öyle bir görüşü kimse savunmamıştı. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Safsatalar ve Retorik kursunda, bir görüşün zayıflatılmış ya da çarpıtılmış bir sürümünü kurup ona saldırmanın nasıl işlediğini, bu hamlenin hangi biçimlere büründüğünü ve bir görüşü eleştirmeden önce onu sahibinin tanıyacağı biçimde aktarmanın yolunu soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce saman adamın yapısını çıkaracağız. P00'da tanımlanan korkuluk argümanı bu hamlenin ta kendisiydi: bir görüşü gerçekte savunulan hâlinden daha zayıf bir biçimde kurup öyle çürütmek. Bu derste o tanımı yeniden kurmayacağız. Onun yerine hamlenin tek bir biçimi olmadığını, bir tartışmada nasıl gerçekleştiğini ve bir tartışmacının kendi saman adamını nasıl fark edeceğini soracağız.

Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Scott Aikin ile John Casey, saman adamın üç ayrı biçimini ayırdı: bir görüşü çarpıtmak, bir görüşün en zayıf savunucusunu seçmek ve kimsenin savunmadığı bir görüş uydurmak. Frans van Eemeren ile Rob Grootendorst, eleştirel bir tartışmanın kurallarından birini, bir görüşe yöneltilen saldırının gerçekten ileri sürülmüş görüşe yönelmesi gerektiğini söyleyen kural olarak koydu. Arthur Schopenhauer ise tartışmada kazanmak için kullanılan hileler arasında, karşı tarafın iddiasını doğal sınırlarının ötesine genişletip genelleştirmeyi ilk sıraya yerleştirdi.

Ardından üç itirazı tartacağız: her aktarımın bir özet olduğu için her aktarımın bir saman adam sayılabileceği, bir görüşün mantıksal sonuçlarını göstermenin saman adamla karıştırılmaması gerektiği ve zayıf savunucuların da gerçek insanlar olduğu için onların görüşünü eleştirmenin meşru olduğu itirazları.

Sonda, bir eleştiriyi saman adam bakımından dört adımla sınamanın yolunu göstereceğiz: eleştirilen görüşü sahibinin cümleleriyle yazmak, eleştirinin hedef aldığı görüşü ayrıca yazmak, ikisi arasındaki farkı hangi hamlenin yarattığını bulmak ve hükmü, eleştirinin gerçek görüşe ne kadar dokunduğuna göre yazmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir görüşe yöneltilen eleştirinin, o görüşün kendisine mi yoksa onun yerine konmuş daha kolay bir hedefe mi yöneldiğini nasıl anlarız?

Ölçülü iddiam şu: bir eleştiri, eleştirilen görüşün sahibinin kendi görüşü olarak tanıyacağı bir sürüme yönelmedikçe o görüşü çürütmüş sayılmaz, ve bir eleştiriyi sınamak, görüşü sahibinin cümleleriyle yazmayı, eleştirinin hedefini ayrıca yazmayı, ikisi arasındaki farkı çarpıtma, en zayıf savunucuyu seçme, uydurma ya da genişletme hamlelerinden hangisinin yarattığını bulmayı ve hükmü eleştirinin gerçek görüşe dokunduğu ölçüde yazmayı gerektirir, çünkü devrilen bir hedefin kimseye ait olmadığı, devrilmesinin gürültüsü içinde fark edilmez.

Sıfır noktası

Bir görüşü eleştirmek için onu önce aktarmamız gerekir ve her aktarım, görüşün bir sürümünü kurar. Bu sürüm, görüşün sahibinin cümlelerine yakın olabilir, onları kısaltabilir ya da yeniden ifade edebilir. Aktarmanın kendisi bir kusur değildir. Eleştiri, aktarılmış bir sürüm olmadan yapılamaz.

Kusur, aktarılan sürüm ile gerçek görüş arasındaki mesafe eleştirinin lehine açıldığında başlar. Eleştiren kişi, görüşü çürütülmesi kolay bir biçimde kurar ve o biçimi çürüttüğünde, gerçek görüşü de çürüttüğünü söyler ya da ima eder. Dinleyici çoğu zaman gerçek görüşü duymamıştır ya da onu tam hatırlamaz ve önüne konan sürümün gerçek görüş olduğunu varsayar.

Bu hamlenin etkisi, tartışmanın dinleyiciler önünde yapıldığı durumlarda büyür. Meclisteki üyelerin çoğu Aylin'in konuşmasını dinlemişti, ama Serkan'ın özeti daha kısa, daha canlı ve daha kolay hatırlanır bir cümleydi. Toplantıdan sonra çarşıda konuşulan, Aylin'in söylediği değil, Serkan'ın ona yüklediği görüş olacaktı.

Argümanın yapısı

Bir eleştiriyi saman adam bakımından sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, eleştirilen görüşü sahibinin cümleleriyle yazmaktır. Görüşün sahibi ne dedi, hangi sınırlarla ve hangi koşullarla? Mümkünse onun kendi sözcükleri kullanılır ve kaynak, yani tutanak, yazı ya da kayıt gösterilir. Aylin'in görüşü: "Bu yaz, yol genişletmeden önce servis ile deniz otobüsü denensin, yetmezse yol yeniden konuşulsun."

İkinci adım, eleştirinin hedef aldığı görüşü ayrıca yazmaktır. Eleştiren kişi hangi görüşü çürüttüğünü söylüyor? Serkan'ın çürüttüğü: "Turist gelmesin, esnaf batsın." İki cümle yan yana yazıldığında, aralarındaki mesafe tartışmanın gürültüsünden bağımsız olarak ölçülebilir hâle gelir.

Üçüncü adım, iki görüş arasındaki farkı hangi hamlenin yarattığını bulmaktır. Görüş çarpıtıldı mı? Sınırları kaldırılıp genişletildi mi? Gerçek bir savunucu seçildi ama bu savunucu görüşün temsilcisi değil mi? Yoksa görüş, belirsiz bir "bazıları"na yüklenerek uyduruldu mu? Hamlenin adı konduğunda, ona verilecek cevap da belirginleşir: çarpıtılan görüş düzeltilir, genişletilen görüşün sınırı yeniden söylenir, seçilen zayıf savunucunun temsilî olmadığı gösterilir, uydurulan görüşün sahibi sorulur.

Dördüncü adım, hükmü eleştirinin gerçek görüşe ne kadar dokunduğuna göre yazmaktır. Bir eleştiri saman adam içerse bile, gerçek görüşe de dokunan bir yanı olabilir. Serkan'ın cümlesinin ardında, servis ile deniz otobüsünün bu yaza yetişip yetişmeyeceği kaygısı vardı ve bu kaygı Aylin'in gerçek görüşüne yöneltilmiş meşru bir itirazdı. Hüküm şöyle yazılır: "Eleştiri, Aylin'in görüşüne değil onun genişletilmiş bir sürümüne yöneldi. Ama içindeki zamanlama kaygısı gerçek görüşe dokunuyor ve ayrıca cevaplanmalı."

Görüşler ve pozisyonlar

Saman adamın nasıl değerlendirileceği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, temsil görüşüdür. Buna göre saman adamın kusuru, bir görüşü yanlış temsil etmektir ve ölçüt, eleştirilen sürümün gerçek görüşe ne kadar sadık olduğudur. Bu görüş, P00'da tanımlanan sadakat ilkesine yaslanır.

İkinci görüş, seçim görüşüdür. Buna göre görüşü sadık biçimde aktarmak yetmez: eleştiren kişinin, görüşün hangi savunucusunu ya da hangi sürümünü hedef seçtiği de sınanmalıdır. Aikin ve Casey'nin zayıf adam ve boş adam ayrımı bu çizgidedir.

Üçüncü görüş, tartışma görüşüdür. Buna göre saman adamın asıl zararı bir kişiye değil, tartışmanın kendisine verilir: tartışma, ileri sürülmemiş bir görüş üzerinden yürüdüğü için gerçek görüş ayrılığını çözemez. van Eemeren ve Grootendorst'un görüş kuralı bu çizgidedir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Saman adamı ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir görüşü eleştirmenin en güçlü yolu, onu sahibinin kendi görüşü olarak tanıyacağı biçimde aktarmak ve ancak ondan sonra ona itiraz etmektir. Bu, eleştiriyi yumuşatmak değil, onu gerçek bir hedefe yöneltmektir ve gerçek bir hedefe dokunan eleştiri, devrilmiş bir hedefin gürültüsünden daha uzun süre işe yarar.

Açık kalan sorular

Bir görüşün sahibi, kendi görüşünün sadık bir aktarımını tanımayı reddederse, aktarımın sadık olup olmadığına kim karar verir? Görüşün sahibinin sözü mü, tutanak mı, yoksa tartışmayı izleyen üçüncü kişiler mi?

Bir görüşün gerçekte savunulan birçok sürümü varken, hangisinin temsilî sayılacağını nasıl belirleriz? En yaygın sürüm mü, en güçlü sürüm mü, yoksa tartışmadaki kişinin savunduğu sürüm mü eleştirinin hedefi olmalıdır?

Bir kişi, bilmeden bir saman adam kurduğunda ve bu gösterildiğinde eleştirisini düzeltirse, ilk eleştirinin dinleyiciler üzerinde bıraktığı izlenim de düzelir mi? Tartışmalarda düzeltmenin ilk çarpıtma kadar duyulmasını sağlayacak bir yol var mı?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışEleştiriyi görüşün sahibine sormadan kurmak.
Doğrusu

Bir görüşü eleştirmeden önce, onu sahibinin tanıyacağı biçimde aktarmak gerekir. Aktarımı sahibine ya da kaynağa sormadan kurmak, saman adamın en kısa yoludur.

Yaygın yanlışSonucu niyete çevirmek.
Doğrusu

Bir görüşün istenmeyen bir sonucu olabileceğini göstermek meşrudur. O sonucu görüşün sahibinin istediği bir şeymiş gibi sunmak, ona savunmadığı bir görüş yüklemektir.

Yaygın yanlışZayıf savunucuyu görüşün tamamı saymak.
Doğrusu

Bir görüşün en zayıf savunucusunu çürütmek, görüşü çürütmek değildir. Eleştiri, hangi savunucuya ya da hangi sürüme yöneldiğini açıkça söylemelidir.

Yaygın yanlışHer eleştiriyi saman adam diye geri çevirmek.
Doğrusu

Bir eleştiri, görüşü tam aktarmasa da gerçek görüşe dokunan bir kaygı taşıyabilir. Saman adamı teşhis etmek, eleştirinin geriye kalan meşru kısmını cevaplama yükünü kaldırmaz.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Saman adam, bir görüşün zayıflatılmış ya da çarpıtılmış bir sürümünü kurup ona saldırmak ve bunu gerçek görüşe saldırmak gibi sunmaktır. Aikin ve Casey, bu hamlenin görüşü çarpıtma, en zayıf savunucuyu seçme ve kimsenin savunmadığı bir görüşü uydurma biçimlerine ayrıldığını gösterdi.

van Eemeren ve Grootendorst, bir görüşe yöneltilen saldırının gerçekten ileri sürülmüş görüşle ilgili olması gerektiğini söyleyen kuralı koydu ve saman adamı bu kuralın ihlali olarak ele aldı. Schopenhauer, karşı tarafın iddiasını sınırlarının ötesine genişletmeyi tartışma hilelerinin başına yerleştirdi.

Sınama dört adımdan geçer: görüşü sahibinin cümleleriyle yazmak, eleştirinin hedefini ayrıca yazmak, aradaki farkı yaratan hamleyi bulmak ve hükmü eleştirinin gerçek görüşe dokunduğu ölçüde yazmak.

Buna üç itiraz yöneltildi: her aktarımın bir özet olduğu, bir görüşün sonuçlarını göstermenin saman adam olmadığı ve zayıf savunucuları eleştirmenin meşru olduğu söylendi.

Bu yüzden saman adamdan kaçınmak, eleştiriden vazgeçmek değil, eleştiriyi görüşün sahibinin kendi görüşü olarak tanıyacağı bir sürüme yöneltmektir.

Sonraki derse köprü

Meclisteki tartışma, oylamadan bir hafta önce yeniden açıldı. Bu kez Aylin söz almadan önce Serkan davrandı ve salona şöyle dedi: "Birazdan plancı hanım konuşacak. Hatırlatayım, kendisi bu ilçede oturmuyor, her akşam şehre dönüyor. Çarşıdaki esnafın derdini nereden bilsin?" Aylin henüz tek bir cümle kurmamıştı.

Saman adam, bir görüşü söylendikten sonra çarpıtır. Bu hamle ise görüş söylenmeden önce, söyleyecek kişiyi dinlenmeye değmez biri olarak sunar: dinleyici, ne duyarsa duysun, onu kuşkuyla dinlemeye hazırlanmıştır. Kaynağa yönelik saldırının söz söylenmeden önce yapılan bu biçimi, kişiye saldırının ayrı bir türüdür.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Zehirli kuyu dersi, bir kişinin söyleyeceği şeyi, o şey söylenmeden önce gözden düşürmenin nasıl işlediğini ve bir kaynağı dinlemeden önce hakkında duyduklarımızın, onu nasıl dinlediğimizi hangi yollarla değiştirdiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.