İçeriğe geç

P01-D03-M03-01·Dil ve çerçeve

Belirsizlik

temel2.002 kelime≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Belirsizlik yanılgısı, bir argümanda aynı sözcüğün farklı anlamlarla kullanılması yüzünden sonucun öncüllerden çıkmıyor olmasıdır. Zwicky ve Sadock, bir ifadenin gerçekten çok anlamlı olup olmadığını iki anlamı tek bir yükleme bağlayarak sınamayı önerdi.

Empson, belirsizliğin şiirde bir zenginlik olduğunu gösterdi ve bu, argümanda neden bir kusur olduğunu ayırt ettirdi. Kripke, konuşucunun kastettiği ile sözcüklerin söylediğini ayırdı.

Sınama dört adımdan geçer: kritik sözcüğü bulmak, her geçişteki anlamı yazmak, sonucun hangi anlama dayandığını sormak ve hükmü sözcüğün sabitlendiği ölçüde yazmak. Buna üç itiraz yöneltildi. Bağlamın yeterli olduğu, her sözcüğün belirsiz olduğu ve sabitlemenin dili yoksullaştırdığı söylendi.

Bu yüzden belirsizlikten kaçınmak, dilin çok anlamlılığından vazgeçmek değil, argümanın kritik sözcüğünü sabitleyip sonucun hangi anlama dayandığını görmektir.

Açılış sahnesi

Nehir bir tekstil atölyesinin üretim sorumlusu. Yıl sonu toplantısında genel müdür, bir slayt gösteriyor: "Verimlilik bu yıl arttı." Salonda alkış kopuyor. Genel müdür devam ediyor: "Öyleyse yeni makine yatırımını erteleyebiliriz, çünkü mevcut düzen zaten verimli." Nehir bir şey fark ediyor ama toplantıda söyleyemiyor.

Slayttaki "verimlilik", saat başına üretilen parça sayısıydı ve gerçekten artmıştı, çünkü atölye bu yıl vardiya sayısını düşürmüştü. Genel müdürün ikinci cümlesindeki "verimli" ise, makine başına maliyetle ilgili bir yargıydı ve bunun hakkında slaytta hiçbir şey yoktu. Aynı sözcük, ilk cümlede bir sayıyı, ikinci cümlede bir değerlendirmeyi taşıdı. Argüman iki yerde de doğru görünüyor, ama birinden ötekine geçerken sözcüğün anlamı sessizce değişti. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Safsatalar ve Retorik kursunda, bir sözcüğün ya da cümlenin birden çok anlama gelebilmesinin, bir argümanı nasıl sessizce değiştirdiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce belirsizlik yanılgısının yapısını çıkaracağız: bir argümanda bir sözcük iki kez geçer ve her geçişte farklı bir anlam taşır. Argüman, sözcüğün tek bir anlamı olduğu varsayıldığı sürece tutarlı görünür.

Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Arnold Zwicky ve Jerrold Sadock, bir ifadenin gerçekten çok anlamlı olup olmadığını anlamak için kullanılabilecek sınamalar önerdi. William Empson, belirsizliğin her zaman bir kusur olmadığını, edebiyatta zenginlik olabileceğini gösterdi ve bu sayede belirsizliğin argümanda neden farklı işlediğini görünür kıldı. Saul Kripke ise bir konuşucunun kastettiği ile sözcüklerin kendi başına söylediği arasındaki farkı ayırdı.

Ardından üç itirazı tartacağız: bağlamdan anlaşılan bir belirsizliğin yanılgı sayılamayacağı, her sözcüğün az çok belirsiz olduğu için suçlamanın anlamsız olduğu ve belirsizliği gidermenin dili yoksullaştıracağı.

Sonda, bir argümanı belirsizlik bakımından dört adımla sınamanın yolunu göstereceğiz: kritik sözcüğü bulmak, her geçişte anlamını yazmak, anlamlar farklıysa sonucun hangisine dayandığını sormak ve hükmü ölçülü yazmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir argümanda aynı sözcük farklı anlamlarla kullanıldığında, argümanın sonucuna ne zaman güvenilebilir ve belirsizlik yanılgısından nasıl kaçınırız?

Ölçülü iddiam şu: bir argüman, kritik sözcüğü her geçişte aynı anlamda kullanmadıkça sonucunu taşıyamaz, ve argümanı sınamak, kritik sözcüğü bulmayı, her geçişteki anlamını açıkça yazmayı, anlamlar ayrıysa sonucun hangi anlama dayandığını sormayı ve hükmü sözcüğün sabitlendiği ölçüde yazmayı gerektirir, çünkü iki farklı anlamı taşıyan tek bir sözcük, iki ayrı öncülü tek öncül gibi gösterebilir.

Sıfır noktası

Sözcüklerimiz, dünyadaki şeylerden çok daha azdır. Bu yüzden her sözcük birden çok iş görür ve çoğu zaman bu bir sorun çıkarmaz. Bağlam hangi anlamın kastedildiğini belirler ve konuşan da dinleyen de farkına varmadan doğru anlamı seçer.

Sorun, bir argümanın iki adımı arasında bağlamın değiştiği ve sözcüğün anlamının bunu izlediği durumlarda çıkar. Buna anlam kayması diyelim: aynı sözcük bir öncülde bir anlamla, sonuçta başka bir anlamla kullanılır ve argüman, iki geçişi aynı sözcük olduğu için tek bir şey gibi okur. Kayma çoğu zaman fark edilmez, çünkü sözcüğün her iki kullanımı da tek başına doğru ve sıradan görünür.

P00'da çok anlamlılığın ve eşadlılığın ne olduğunu gördük. Bu ders, o ayrımların bir argümanın sonucunu nasıl bozduğuna bakıyor. Bir sözcüğün iki anlamı olması, dilin bir özelliğidir. Bir argümanın bu iki anlamı karıştırması ise bir hatadır.

Argümanın yapısı

Bir argümanı belirsizlik bakımından sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, kritik sözcüğü bulmaktır. Argümanın öncüllerinde ve sonucunda tekrar eden ve argümanın bağlandığı sözcük hangisi? Genel müdürün argümanında bu sözcük "verimlilik" ve "verimli". Tekrar eden sözcük, kaymanın en olası yeridir.

İkinci adım, her geçişteki anlamı açıkça yazmaktır. Sözcük ilk yerde ne anlama geliyor, ikinci yerde ne anlama geliyor? İlk geçişte: saat başına üretilen parça sayısı. İkinci geçişte: yatırımın ertelenmesini haklı çıkaran genel bir olumlu değerlendirme. Anlamlar yazıldığında farkları görünür.

Üçüncü adım, anlamlar ayrıysa sonucun hangisine dayandığını sormaktır. Sonuç, ilk geçişteki anlama mı dayanıyor, ikincisine mi? Genel müdürün sonucu, yatırımı ertelemek, ikinci anlama dayanıyor ama ilk anlam kanıtlanmış. Öncül kanıtlanan anlamda, sonuç kanıtlanmayan anlamda.

Dördüncü adım, hükmü sözcüğün sabitlendiği ölçüde yazmaktır. Sözcüğü tek bir anlamda sabitlediğimizde argüman hâlâ tutuyor mu? Saat başına parça anlamında sabitlersek, yatırımın ertelenmesi doğrudan çıkmıyor. Hüküm bunu söyler: "Saat başına üretim arttı, ama bu, yatırımı ertelemenin gerekçesi olmaz, çünkü makine başına maliyet ayrı bir soru."

Görüşler ve pozisyonlar

Belirsizliğin nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, bağlam görüşüdür. Buna göre bağlam, sözcüğün hangi anlamda kullanıldığını her zaman belirler ve kimse gerçekten yanılmaz. Bir kayma varsa, o da bağlamdan çıkarılabilir.

İkinci görüş, sabitleme görüşüdür. Buna göre kritik sözcük, argümanın başında tek bir anlamda sabitlenmelidir ve kayma, sabitlenmemiş sözcükte olur. Zwicky ve Sadock'un sınamaları bu çizgiye yakındır.

Üçüncü görüş, düzey görüşüdür. Buna göre önce konuşucunun ne demek istediği ile sözcüklerin ne söylediği ayrılmalı, sonra argüman hangi düzeyde değerlendirilecekse orada sınanmalıdır. Kripke'nin ayrımı bu çizgidedir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Belirsizliği ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Bir argümanın sonucuna güvenmek, öncüllerinin aynı şeyden söz ettiğine güvenmeyi gerektirir. Sözcüğü sabitlemek bir ayrıntı işi gibi görünür, ama argümanın gerçekten bir argüman olup olmadığını belirler.

Açık kalan sorular

Bir sözcüğün iki anlamı arasında bir sınır bulunamıyorsa, kayma iddiası hâlâ yapılabilir mi? Anlamlar birbirine geçtiğinde, hangi noktada iki ayrı anlamdan söz edebiliriz?

Kayma bilinçli olduğunda ve bilinçsiz olduğunda, ikisine aynı hükmü vermek doğru mu? Bir kişinin kayma yapıp yapmadığı, argümanın sağlamlığını etkiler mi?

Sabitleme, argümanı yeniden kurmak anlamına geliyor mu? Bir sözcüğü sabitledikten sonra argüman hâlâ aynı argüman mı?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKritik sözcüğü aramamak.
Doğrusu

Argümanın iki geçişi aynı sözcükle bağlandığında, kayma en olası oradadır. Sözcük tekrar ediyorsa, iki anlamını yazmak gerekir.

Yaygın yanlışHer çok anlamlılığı yanılgı saymak.
Doğrusu

Bir sözcüğün iki anlamı olması, argümanın kaydığını göstermez. Kayma, sonucun anlamlardan birine dayandığı ama öbürünün kanıtlandığı yerde olur.

Yaygın yanlışKaymayı kötü niyete bağlamak.
Doğrusu

Belirsizlik kasıtlı olmak zorunda değildir. Genel müdür ölçütleri bilerek karıştırmamış olabilir ve düzeltme, suçlamaya değil sabitlemeye dayanır.

Yaygın yanlışBağlamı her zaman yeterli saymak.
Doğrusu

Bağlam iki tarafın aynı kurduğu yerde yeterlidir. Çıkarları farklı iki taraf için bağlam, ayrı ayrı kurulan bir şey olabilir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Belirsizlik yanılgısı, bir argümanda aynı sözcüğün farklı anlamlarla kullanılması yüzünden sonucun öncüllerden çıkmıyor olmasıdır. Zwicky ve Sadock, bir ifadenin gerçekten çok anlamlı olup olmadığını iki anlamı tek bir yükleme bağlayarak sınamayı önerdi.

Empson, belirsizliğin şiirde bir zenginlik olduğunu gösterdi ve bu, argümanda neden bir kusur olduğunu ayırt ettirdi. Kripke, konuşucunun kastettiği ile sözcüklerin söylediğini ayırdı.

Sınama dört adımdan geçer: kritik sözcüğü bulmak, her geçişteki anlamı yazmak, sonucun hangi anlama dayandığını sormak ve hükmü sözcüğün sabitlendiği ölçüde yazmak. Buna üç itiraz yöneltildi. Bağlamın yeterli olduğu, her sözcüğün belirsiz olduğu ve sabitlemenin dili yoksullaştırdığı söylendi.

Bu yüzden belirsizlikten kaçınmak, dilin çok anlamlılığından vazgeçmek değil, argümanın kritik sözcüğünü sabitleyip sonucun hangi anlama dayandığını görmektir.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir sözcüğün anlamının argümanın iki adımı arasında kaymasını gördük. Nehir'in toplantısında kayma sözcüğün kendisindeydi: "verimlilik" iki ayrı ölçüt taşıdı.

Ama anlam yalnız sözcükte değil, cümlenin nasıl söylendiğinde de kayabilir. Aynı cümle, vurgusu bir sözcükten diğerine kaydırıldığında, farklı bir şey söyler ve ikisinden birinin doğru, ötekinin yanlış olması mümkündür.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Vurgu dersi, bir cümlenin aynı sözcüklerle, yalnız vurgunun düştüğü yer değiştiği için farklı bir iddia taşımasının, bir argümanı nasıl yönlendirdiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.