İçeriğe geç

P01-D03-M02-04·Zayıf çıkarımlar

Benzetme hatası

temel1.985 kelime≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Benzetme hatası, iki durumun benzediğini göstermekle, birinde doğru olanın ötekinde de doğru olduğunu göstermenin karıştırılmasıdır. Gentner, iyi benzetmenin nesnelerin görünüşünü değil, aralarındaki ilişkileri eşlediğini gösterdi.

Sunstein, benzetmenin iki durumun paylaştığı bir ilkeyle işe yaradığını savundu. Bartha, kaynaktaki gerekçenin hedefe taşınıp taşınmadığını sorarak benzetmenin gücünü ölçtü.

Sınama dört adımdan geçer: benzerlikleri ve sonucu yazmak, sonucun dayandığı özelliği bulmak, o özelliğin hedefte bulunup bulunmadığına bakmak ve hükmü ölçülü yazmak. Buna üç itiraz yöneltildi. Her benzetmenin bozulacağı, benzetmenin yalnız anlatım için olduğu ve farkların her zaman bulunabileceği söylendi.

Bu yüzden benzetme hatasından kaçınmak, benzetmeden vazgeçmek değil, sonucun dayandığı noktada benzetmenin tutup tutmadığını sormaktır.

Açılış sahnesi

Selin bir devlet hastanesinin yeni başhekimi. İlk yönetim toplantısında bir danışman şöyle diyor: "Hastane aslında bir otel gibidir. Hasta misafirdir, yatak odadır, hemşire kat görevlisidir. Otellerde misafir memnuniyeti nasıl ölçülüyorsa hastanede de öyle ölçülmeli, ve otellerde nasıl doluluk hedefleniyorsa hastanede de yatak doluluğu hedeflenmeli."

Benzetmenin ilk yarısı işe yarıyor: bekleme salonları, yemek ve temizlik gerçekten otel işletmeciliğinden öğrenebilir. Ama ikinci yarısı Selin'i durduruyor. Bir otel dolu olmak ister. Bir hastane ise, yatağı dolu olduğu için değil, dolduracak kimse kalmadığı için başarılı sayılmak isteyebilir. Benzetme bir noktada iş görürken, başka bir noktada yanlış yöne çekiyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Safsatalar ve Retorik kursunda, iki durumun benzediğini göstermekle, birinde doğru olanın ötekinde de doğru olduğunu göstermenin aynı şey olmadığını soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce benzetme argümanının yapısını çıkaracağız: kaynak durum, hedef durum, ortak özellikler ve kaynakta doğru olan bir sonucun hedefe taşınması. Argümanın gücü, taşınan sonucun dayandığı özelliğin hedefte de bulunmasına bağlıdır.

Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Dedre Gentner, iyi benzetmelerin nesnelerin görünüşünü değil, aralarındaki ilişkileri eşlediğini gösterdi. Cass Sunstein, hukukta benzetmenin ancak iki durumun paylaştığı bir ilkeyle işe yaradığını savundu. Paul Bartha ise benzetmenin ne zaman gerçek bir destek sağladığını, kaynağın ve hedefin nasıl ilişkilendiği üzerinden ölçtü.

Ardından üç itirazı tartacağız: her benzetmenin eninde sonunda bozulacağı için hiçbir işe yaramadığı, benzetmenin ikna için değil yalnızca anlatım için kullanılması gerektiği ve iki durum arasındaki farkların her zaman bulunabileceği için itirazın kolay olduğu.

Sonda, bir benzetme argümanını dört adımla sınamanın yolunu göstereceğiz: benzerlikleri ve taşınan sonucu yazmak, sonucun hangi özelliğe dayandığını bulmak, o özelliğin hedefte de bulunup bulunmadığına bakmak ve hükmü ölçülü yazmak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir durumda doğru olanın benzer görünen başka bir durumda da doğru olduğu ne zaman söylenebilir ve benzetme hatasından nasıl kaçınırız?

Ölçülü iddiam şu: bir benzetme argümanı, iki durumun benzer olduğunu göstermekle yetinemez, taşınan sonucun dayandığı özelliğin hedefte de bulunduğunu göstermek zorundadır, ve iddiayı sınamak, benzerlikleri ve sonucu açıkça yazmayı, sonucun hangi özelliğe yaslandığını aramayı, o özelliğin hedefteki durumuna bakmayı ve hükmü kanıtın taşıdığı kadar güçlü yazmayı gerektirir, çünkü iki durum çok noktada benzeyip tam da sonucun dayandığı noktada ayrılabilir.

Sıfır noktası

Yeni bir durumla karşılaştığımızda, eski bir durumla kıyaslamak en doğal başvurumuzdur. Bir ilacın yeni bir hastalıkta işe yaraması, bir hukuk kuralının yeni bir olaya uygulanması, bir yönetim yönteminin yeni bir kuruma taşınması hep benzetmeye dayanır. Bu, düşünmenin zayıf değil, temel araçlarından biridir.

Ama benzetme bir kanıt değil, bir varsayımdır. Kaynakta doğru olan bir sonucun hedefte de doğru olacağını, yalnız iki durum yeterince benzediği için söyler. "Yeterince" burada kritik bir söz: benzerliğin sayısı değil, sonucun dayandığı özelliğin paylaşılıp paylaşılmadığı önemlidir.

Bu yüzden benzetme iki ayrı biçimde yanılabilir. Kaynak ile hedef, sonuca hiç dokunmayan özelliklerde benzeyebilir ve yalnız yüzeyde örtüşebilir. Ya da sonuca dokunan tek bir özellikte ayrılabilir ve o ayrılık her şeyi değiştirebilir. Bir benzetmeyi sınamak, ikisine de bakmayı gerektirir.

Argümanın yapısı

Bir benzetme argümanını sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, benzerlikleri ve taşınan sonucu açıkça yazmaktır. Kaynak nedir, hedef nedir, hangi benzerlikler sayılıyor ve kaynakta doğru olan hangi sonuç hedefe taşınıyor? Danışmanın benzetmesinde kaynak otel, hedef hastane, taşınan sonuç ise doluluğun başarı ölçütü olması.

İkinci adım, sonucun hangi özelliğe dayandığını bulmaktır. Kaynakta sonuç neden doğru? Otelde doluluk gelirle bağlantılı olduğu için bir başarı ölçütü. Burada sayılan benzerliklerin çoğu, yani yatak, yemek ve görevliler, bu sonuca hiç dokunmuyor. Sonuca dokunan özellik, gelirle bağlantı.

Üçüncü adım, o özelliğin hedefte de bulunup bulunmadığına bakmaktır. Hastanede doluluk aynı gerekçeyle bir başarı ölçütü mü? Hastane kamusaldır ve ölçütü tedavi edilen hastalıktır. Sonuca dokunan özellik hedefte yok. Benzetme, tam gerekçenin taşınması gereken noktada kopuyor.

Dördüncü adım, hükmü kanıtın taşıdığı kadar güçlü yazmaktır. Benzetme bir noktada işe yarayıp bir başka noktada yanıltıyorsa, hüküm bunu söyler: "Otel işletmeciliğinden bekleme ve temizlik konusunda öğrenilebilir, doluluk ölçütü hastaneye taşınamaz."

Görüşler ve pozisyonlar

Benzetme argümanının nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, yüzey görüşüdür. Buna göre iki durumun ne kadar çok noktada benzediği, benzetmenin gücünü belirler ve benzerlik sayısı arttıkça sonucun taşınması da güçlenir.

İkinci görüş, ilişki görüşüdür. Buna göre önemli olan benzerlik sayısı değil, sonucun dayandığı ilişkinin paylaşılıp paylaşılmadığıdır. Gentner bu çizgidedir.

Üçüncü görüş, ilke görüşüdür. Buna göre benzetme, iki durumun paylaştığı bir ilke söylenebildiğinde argümandır ve söylenemediğinde bir izlenimdir. Sunstein bu çizgidedir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Benzetme argümanını savunan düşünce şu cevabı verebilir. Yeni durumlarda elimizde başka bir rehber yoktur ve benzetme, bilinmeyeni bilinenle sınamamızı sağlar. Sınamadan kullanmak yanlıştır, ama sınayarak kullanmak, düşünmenin yeni alanlara yayılmasının bir yoludur.

Açık kalan sorular

Bir benzetmenin dayandığı ilke açıkça söylenemiyorsa, bu benzetmenin zayıf olduğunu mu yoksa yalnız ilkenin henüz bulunamadığını mı gösterir?

Bir farkın ilgili olup olmadığına, sonucun dayandığı özelliği önceden bilmeden karar verilebilir mi? Bu karar, benzetmeyi yapanın çıkarına ne kadar bağlıdır?

Birden çok kaynak durum aynı sonucu destekliyorsa, hedefe taşıma gücü artar mı? Kaç kaynak, tek bir iyi kaynaktan daha güçlüdür?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBenzerlikleri saymak.
Doğrusu

İki durumun çok noktada benzemesi, sonucun taşınacağını göstermez. Sonucun dayandığı özellik paylaşılmıyorsa, benzerlik sayısı bir şey kanıtlamaz.

Yaygın yanlışYüzey benzerliğine kapılmak.
Doğrusu

Görünüşte ya da adda benzeyen iki durum, ilişki bakımından ayrılabilir. Otel ile hastane, yatak ve görevli bakımından benzer, gerekçe bakımından değil.

Yaygın yanlışHer farkı itiraz saymak.
Doğrusu

Bir fark, ancak sonucun dayandığı özellikle ilgiliyse benzetmeyi zayıflatır. İlgisiz farkları sıralamak, sınama değil oyalamadır.

Yaygın yanlışBenzetmeyi topluca reddetmek.
Doğrusu

Bir benzetme bir noktada bozuluyorsa, başka bir noktada iş görebilir. Benzetmeyi bölmek ve her parçaya ayrı hüküm vermek, ya hep ya hiç tutumundan daha doğrudur.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Benzetme hatası, iki durumun benzediğini göstermekle, birinde doğru olanın ötekinde de doğru olduğunu göstermenin karıştırılmasıdır. Gentner, iyi benzetmenin nesnelerin görünüşünü değil, aralarındaki ilişkileri eşlediğini gösterdi.

Sunstein, benzetmenin iki durumun paylaştığı bir ilkeyle işe yaradığını savundu. Bartha, kaynaktaki gerekçenin hedefe taşınıp taşınmadığını sorarak benzetmenin gücünü ölçtü.

Sınama dört adımdan geçer: benzerlikleri ve sonucu yazmak, sonucun dayandığı özelliği bulmak, o özelliğin hedefte bulunup bulunmadığına bakmak ve hükmü ölçülü yazmak. Buna üç itiraz yöneltildi. Her benzetmenin bozulacağı, benzetmenin yalnız anlatım için olduğu ve farkların her zaman bulunabileceği söylendi.

Bu yüzden benzetme hatasından kaçınmak, benzetmeden vazgeçmek değil, sonucun dayandığı noktada benzetmenin tutup tutmadığını sormaktır.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir benzetmenin hangi noktada tuttuğunu, hangi noktada kopardığını sorduk. Selin, danışmanın benzetmesini ölçtü ve bir kısmını tuttu. Ama bir de şu vardı: benzetmenin hangi yönünü göstereceğimize biz karar veriyorduk.

Otel benzetmesinin taraflısı, bekleme salonunu ve temizliği öne çıkarıp dolulukta susan biri olabilirdi. Seçtiği örnekler doğruydu, ama seçilmeyenler farklı bir tablo çizerdi. Bir iddiayı destekleyen örnekler, doğru olsalar bile, bütün örnekler olmayabilir.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Seçici kanıt dersi, bir iddiayı destekleyen örneklerin gösterilip karşıtlarının dışarıda bırakıldığı durumu, ve seçimin kendisinin nasıl bir kanıt sorunu olduğunu soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.