Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Konu saptırma, tartışılan soruya cevap vermeyen bir hamleyi o soruya cevap gibi sunmaktır ve söylenen şeyin doğruluğundan bağımsız olarak, soruyu cevapsız bırakır. Roberts, her konuşmanın bir tartışılan soru etrafında ilerlediğini ve bir hamlenin ilgililiğinin bu soruya bağlandığını anlattı.
Schopenhauer, zorda kalan tarafın konuyu ansızın değiştirerek kurtulabildiği sapma hamlesini bir tartışma hilesi olarak sıraladı. van Eemeren ve Grootendorst, bir görüşün yalnızca o görüşle ilgili gerekçelerle savunulabileceğini söyleyen ilgililik kuralını koydu.
Sınama dört adımdan geçer: tartışılan soruyu yazmak, hamleyi soruyla karşılaştırmak, sapma türünü ve bağı sormak ve asıl soruya dönmek. Buna üç itiraz yöneltildi. Konuların bağlı olduğu, sorunun anlamının belirsiz olabileceği ve konu değiştirmenin nezaket gereği olabileceği söylendi.
Bu yüzden konu saptırmayı fark etmek, konuşmayı susturmak değil, sorulan sorunun cevaplandığından emin olmaktır.
Açılış sahnesi
Bir yazılım ekibinin haftalık toplantısında Sinem, yöneticisine tek bir soru soruyor: "Yeni sürüm neden iki hafta gecikti?" Yönetici derin bir nefes alıp konuşmaya başlıyor: "Bu ekip yıllardır büyük bir emekle çalışıyor. Geçen yıl müşteri memnuniyetinde şirketin en yüksek puanını aldık. Rakip firmalar bizim kadar kararlı değil. Ayrıca herkesin son aylardaki fedakârlığının farkındayım." Toplantıdakiler başlarını sallıyor, yönetici de konuyu bitirmiş gibi bir sonraki maddeye geçiyor.
Toplantıdan çıkarken Sinem şunu fark ediyor: sorusu cevaplanmadı. Yönetici hiçbir yanlış şey söylemedi ve söyledikleri kulağa hoş geldi. Ama "neden geciktik?" sorusuna tek bir cümle bile ayırmadı. Konuşma, güzel bir yere gitti ve sorunun bulunduğu yerde bir boşluk kaldı. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Safsatalar ve Retorik kursunda, bir tartışmanın konusunu değiştirmenin ne zaman bir yanılgı olduğunu ve bunu nasıl fark edip asıl soruya döneceğimizi soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce konu saptırmanın ne olduğunu ayıracağız: sorulan soruya cevap vermek yerine, başka bir soruya cevap veren ve bunu, soruya cevap verilmiş gibi sunan hamle. Söylenenin kendisi doğru ve hoş olabilir. Sorun, söylenenin sorulan şeyle ilgisiz olmasıdır.
Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Craige Roberts, bir konuşmanın her anında tartışılan bir soru bulunduğunu ve bir hamlenin ilgili sayılmasının, o soruya cevap vermesine ya da onunla bağlantılı bir alt soruyu ele almasına bağlı olduğunu anlattı. Arthur Schopenhauer, kaybeden bir tarafın konuyu ansızın değiştirerek nasıl kurtulabildiğini bir tartışma hilesi olarak sıraladı. Frans van Eemeren ile Rob Grootendorst ise bir görüşün ancak o görüşle ilgili gerekçelerle savunulabileceğini söyleyen ilgililik kuralını koydu.
Ardından üç itirazı tartacağız: konuların birbirine bağlı olduğu ve yan konunun bazen asıl konu olduğu, sorunun neyi sorduğunun her zaman belli olmadığı ve konu değiştirmenin nezaketen gerekli olabileceği.
Sonda, bir hamlenin ilgili olup olmadığını dört adımla sınamanın ve asıl soruya dönmenin yolunu göstereceğiz.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir tartışmada bir hamlenin konuyla ilgili olup olmadığını nasıl anlarız ve konu saptırıldığında asıl soruya nasıl döneriz?
Ölçülü iddiam şu: konu saptırma, tartışılan soruya cevap vermeyen bir hamleyi o soruya cevap gibi sunmaktır, ve onu ayırt etmek, tartışılan soruyu yazmayı, hamleyi bu soruyla karşılaştırmayı ve ilgisiz bir hamlenin başka bir soruya cevap verdiğini adlandırarak asıl soruya dönmeyi gerektirir, çünkü söylenen şey doğru ve hoş olsa bile, sorulan soruya cevap değilse soru cevapsız kalır.
Sıfır noktası
Bir konuşma, bir soru etrafında ilerler. Bazen bu soru açıkça sorulmuştur: "Sürüm neden gecikti?" Bazen örtüktür: bir toplantının gündem maddesi ya da bir tartışmanın başlığı bir soruyu taşır. Konuşmanın her hamlesi, ya bu soruya cevap verir, ya soruyu daha küçük sorulara böler, ya da cevabın dayandığı bir bilgiyi getirir. Bu üç şeyden birini yapmayan bir hamle, konudan ayrılmıştır.
Konudan ayrılmak her zaman kötü niyetli bir hamle değildir. İnsanlar çoğu zaman farkında olmadan yan konulara girer, çünkü bir konu başka bir konuyu hatırlatır. Ama konuşma yönünü kaybettiğinde, asıl soru kaybolur ve kimse onun cevaplanmadığını fark etmez.
Bir de şu var: konu saptırma, çoğu zaman hoş bir şeyle yapılır. Övgü, bir şaka, bir hikâye, güçlü bir duygu, ilginç bir bilgi. Bunlar dinleyicinin dikkatini çeker ve cevap verilmiş gibi bir izlenim bırakır. İzlenimin gerçek olup olmadığını anlamak için, soru ve cevap ayrı ayrı yazılır ve yan yana konur.
Argümanın yapısı
Bir hamlenin konuyla ilgili olup olmadığını sınamak için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, tartışılan soruyu yazmaktır. Şu anda hangi soru cevaplanmaya çalışılıyor? Soru açıkça sorulmuşsa aynen yazılır. Örtükse, bağlamdan çıkarılır ve tek bir cümleyle yazılır. Sinem'in sorusunda bu, "yeni sürüm neden iki hafta gecikti?".
İkinci adım, hamleyi soruyla karşılaştırmaktır. Hamle soruya doğrudan cevap veriyor mu? Soruyu daha küçük parçalara mı bölüyor? Cevabın dayandığı bir bilgiyi mi getiriyor? Üçünden biri evetse, hamle ilgilidir. Hiçbiri evet değilse, hamle konudan ayrılmıştır. Yöneticinin hamlesi üç soruya da hayır cevabı veriyor.
Üçüncü adım, sapma türünü ayırmak ve bağı sormaktır. Hamle başka bir soruya mı cevap veriyor, yoksa bir karşı saldırı, bir övgü, bir duygu ya da bir yan ayrıntı mı? Yöneticinin cevabı, "bu ekip iyi mi?" sorusuna cevap veriyor. Sonra bağı sor: bu yan konu, tartışılan soruya nasıl bağlanıyor? Bağ gösterilebiliyorsa, hamle bir alt soru olabilir. Gösterilemiyorsa, sapmadır.
Dördüncü adım, asıl soruya dönmektir. Cevapsız kalan soru, nazikçe ve açıkça hatırlatılır: "Bu önemli bir nokta, ama benim sorum sürümün neden geciktiğiydi." Yan konu, ilgiliyse sonraya bırakılır ya da not alınır. Sorunun tekrar sorulması, hamleyi bir kötülük olarak suçlamadan, konuşmayı yerine oturtur.
Görüşler ve pozisyonlar
Konu saptırmanın nasıl anlaşılması gerektiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, soru görüşüdür. Buna göre bir hamle, tartışılan soruyu cevaplıyor, bölüyor ya da cevaba yaklaştırıyorsa ilgilidir. Roberts bu çizgidedir.
İkinci görüş, hile görüşüdür. Buna göre konu saptırma, zorda kalan tarafın kullandığı bir tartışma hilesidir ve amacı asıl noktayı unutturmaktır. Schopenhauer bu çizgidedir.
Üçüncü görüş, kural görüşüdür. Buna göre bir görüş, yalnızca o görüşle ilgili gerekçelerle savunulmalıdır ve ilgisiz bir gerekçe, tartışma kuralının ihlalidir. van Eemeren ve Grootendorst bu çizgidedir.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Konu saptırmayı ayırmayı savunan düşünce şu cevabı verebilir. Tartışmalar çoğu zaman bir soruyu cevaplamak için yapılır ve soru cevapsız kalırsa tartışma amacına ulaşmaz. Konu saptırmayı fark etmek, kimseyi suçlamadan, asıl soruyu masada tutmanın yoludur.
Açık kalan sorular
Bir yan konu, tartışılan soruyla dolaylı olarak bağlıysa, ne kadar dolaylı bir bağ yeterlidir? İlgili ile ilgisiz arasındaki çizgi nerede çekilir?
Bir tartışmada birden çok soru aynı anda tartışılıyorsa, hangisi asıl sorudur? Asıl sorunun belirlenmesi kime düşer?
Konu saptırmanın bilinçli olup olmadığı önemli midir? Niyet, cevabın ilgisizliği bakımından bir fark yaratır mı?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışHer konu değişikliğini saptırma saymak.
Yan konu, tartışılan soruyla bir bağ taşıyorsa meşru bir alt sorudur. Konu değişikliği açıkça yapılıyorsa da bir yanılgı değildir.
Yaygın yanlışKonu saptırmayı hep kötü niyet saymak.
İnsanlar çoğu zaman farkında olmadan yan konulara girer. İlgisizlik, cevabın bir özelliğidir ve niyetten bağımsız olarak adlandırılabilir.
Yaygın yanlışYan konuya cevap verip asıl soruyu cevaplanmış saymak.
Hoş ve doğru bir yan konu, asıl sorunun cevabı değildir. Asıl soru ayrıca cevaplanmalıdır.
Yaygın yanlışSapmayı fark edip asıl soruya dönmemek.
Sapmayı adlandırmak yeterli değildir. Asıl soru tekrar masaya konmalı ve cevabı istenmelidir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Konu saptırma, tartışılan soruya cevap vermeyen bir hamleyi o soruya cevap gibi sunmaktır ve söylenen şeyin doğruluğundan bağımsız olarak, soruyu cevapsız bırakır. Roberts, her konuşmanın bir tartışılan soru etrafında ilerlediğini ve bir hamlenin ilgililiğinin bu soruya bağlandığını anlattı.
Schopenhauer, zorda kalan tarafın konuyu ansızın değiştirerek kurtulabildiği sapma hamlesini bir tartışma hilesi olarak sıraladı. van Eemeren ve Grootendorst, bir görüşün yalnızca o görüşle ilgili gerekçelerle savunulabileceğini söyleyen ilgililik kuralını koydu.
Sınama dört adımdan geçer: tartışılan soruyu yazmak, hamleyi soruyla karşılaştırmak, sapma türünü ve bağı sormak ve asıl soruya dönmek. Buna üç itiraz yöneltildi. Konuların bağlı olduğu, sorunun anlamının belirsiz olabileceği ve konu değiştirmenin nezaket gereği olabileceği söylendi.
Bu yüzden konu saptırmayı fark etmek, konuşmayı susturmak değil, sorulan sorunun cevaplandığından emin olmaktır.
Sonraki derse köprü
Bu derste ilgisizlik safsatalarının sonuncusunu, konu saptırmayı gördük. Kişiye saldırı, otoriteye başvuru, çoğunluğa başvuru, duyguya başvuru ve konu saptırma, gerekçenin görüşle ilgisiz olduğu beş biçimdi: kişi, unvan, sayı, duygu ve başka bir konu.
Bu beş hamlede gerekçe görüşe hiç dokunmuyordu. Başka bir tür hata, gerekçenin görüşe dokunduğu ama yeterince taşımadığı yerde başlar. Öncüller sonuçla ilgilidir ama sonucu yeterince desteklemez: çok az örnekten çok geniş bir sonuç, bir olayın peşinden gelen başka bir olaydan bir neden, bir küçük adımdan bir felaket zinciri.
Bir sonraki ders bu türe başlıyor. Zayıf çıkarımlar modülünün ilk dersi Acele genelleme, birkaç örnekten geniş bir sonuca varmanın ne zaman bir yanılgı olduğunu soruyor.