İçeriğe geç

P01-D03-M01-03·İlgisizlik safsataları

Çoğunluğa başvuru

temel2.254 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Çoğunluğa başvuru, bir görüşün ya da davranışın doğruluğunu çok sayıda insanın onu kabul etmesine dayandırmaktır ve kabul edenler bağımsız, çeşitli ve baskısız olduğunda güçlü bir işarettir. Asch, insanların açıkça yanlış olduğunu gördükleri bir cevabı, çevrelerindeki herkes verdiği için tekrar ettiğini gösterdi.

Bikhchandani, Hirshleifer ve Welch, sırayla karar verenlerin bir noktadan sonra kendi bilgilerini bırakıp öncekileri izlediğini ve bilgi şelalesinin karar sayısını artırıp bilgiyi artırmadığını gösterdi. Surowiecki, bir kalabalığın isabetli olması için görüş çeşitliliği, bağımsızlık, merkezsizlik ve toplamanın gerektiğini anlattı.

Sınama dört adımdan geçer: çoğunluğun neyi kabul ettiğini yazmak, kabulün bağımsız olup olmadığını sormak, baskı ihtimalini denetlemek ve hükmü verip kanıta gitmek. Buna üç itiraz yöneltildi. Çoğunluğa uymanın makul olduğu, çoğunluk kararının meşru olduğu ve bilimsel uzlaşının da bir çoğunluk olduğu söylendi.

Bu yüzden çoğunluğa başvuruyu sınamak, kalabalığı küçümsemek değil, sayının arkasında bağımsız bir bilgi olup olmadığını görmektir.

Açılış sahnesi

Volkan ve iki arkadaşı, tanımadıkları bir kasabada akşam yemeği için bir yer arıyor. Aynı sokakta karşılıklı iki restoran var: birinin masaları neredeyse dolu, ötekinin masaları boş. Volkan hiç düşünmeden dolu olanı işaret ediyor: "Herkes orada yiyorsa, iyidir." Arkadaşları katılıyor. Girişte bir garson, restoranın yeni açıldığını ve ilk müşterilerin onu, karşıdaki daha eski restoranın o gün kapalı olduğunu sanıp geldiğini söylüyor. Sonra gelenler, ilk gelenleri görüp oturmuş.

Restoranın doluluğu, iyi olduğunu gösteren bir kanıt gibi görünüyordu ve Volkan ona güvendi. Ama her gelen, bir öncekinin kalabalığına bakıp karar vermişti ve kimsenin yemeği hakkında elinde gerçek bir bilgi yoktu. Kalabalık büyüdü ama bilgi büyümedi. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Safsatalar ve Retorik kursunda, bir görüşün ya da bir davranışın doğruluğunu ya da iyiliğini, çok sayıda insanın onu kabul etmesine dayandırmanın ne zaman bir gerekçe, ne zaman bir yanılgı olduğunu soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce çoğunluğa başvurunun ne dediğini ayıracağız. "Çok kişi buna inanıyor" ile "bu doğrudur" ayrı cümlelerdir ve aradaki geçiş, ancak inananların birbirinden bağımsız biçimde, kanıtla inandığı durumlarda güçlüdür.

Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Solomon Asch, insanların açıkça yanlış olduğunu gördükleri bir cevabı, çevrelerindeki herkes verdiği için nasıl tekrarladığını gösterdi. Sushil Bikhchandani, David Hirshleifer ve Ivo Welch, ardışık karar verenlerin herkesin öncekilere bakarak karar verdiği bir noktada, kendi bilgilerini bırakmasını bir şelaleye benzetti. James Surowiecki ise kalabalığın bir soruda ne zaman tek tek üyelerinden daha iyi bir cevap verdiğini, hangi koşullarda verdiğini anlattı.

Ardından üç itirazı tartacağız: çoğunluğa uymanın çoğu zaman makul olduğu, çoğunluk kararının meşruluğunun doğruluk sayılabileceği ve bilim insanlarının çoğunluğuna başvurmanın da aynı hata olup olmadığı.

Sonda, çoğunluğun taşıdığı bilgiyi sınamak için dört adımı ve sonucun nasıl raporlanacağını göstereceğiz.

Merkez soru

Sorumuz şu: çok sayıda insanın bir görüşü kabul etmesi, o görüşün doğru olduğuna ne zaman ve ne kadar işaret eder?

Ölçülü iddiam şu: çoğunluğun kabulü, kabul edenlerin birbirinden bağımsız, çeşitli ve kendi bilgileriyle karar verdiği durumlarda doğruluğa güçlü bir işaret verir, ve bunu sınamak, çoğunluğun neyi kabul ettiğini, kabulün bağımsız olup olmadığını ve bir uyum baskısından ya da bir taklit zincirinden doğup doğmadığını sormayı gerektirir, çünkü aynı sayıdaki insan, bir durumda bağımsız bilgilerin toplamı, başka bir durumda tek bir bilginin yankısı olabilir.

Sıfır noktası

Bir görüşü çok sayıda insan kabul ediyorsa, bu bizim için bir bilgidir. Bir konuda hiçbir şey bilmediğimizde, çoğunluğun yaptığına uymak çoğu zaman makul bir başlangıçtır. Bir yolun yaya geçidine çoğu insan bir yönden yaklaşıyorsa, orası muhtemelen yürünebilir bir yoldur. Çoğunluğun kabulü, bazı durumlarda, bir kanıtın parmak izidir.

Ama çoğunluk her zaman bilgi taşımaz. İnsanlar bir görüşü, kanıt gördükleri için değil, başkaları kabul ettiği için de kabul ederler. O durumda kabulün sayısı artsa bile, bilgi miktarı artmaz: hepsi tek bir kaynağın yankısıdır. Ya da insanlar, karşı çıkmanın bedelinden çekindikleri için, aklından geçenden farklı bir şey söyleyebilirler. O durumda kabul, inancın değil, baskının işaretidir.

Bir de şu var: çoğunluğun bir görüşü kabul etmesi ile o görüşün doğru olması, iki ayrı olgudur. Tarih, çoğunluğun yanıldığı örneklerle doludur. Çoğunluğa başvuru, bu ayrımı yok saydığında, yani kabulü doğruluğun yerine koyduğunda bir yanılgıdır. Ayrımı gözettiğinde ise, bir işaret olarak kullanılabilir.

Argümanın yapısı

Çoğunluğa başvuran bir argümanı sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, çoğunluğun neyi kabul ettiğini ve neyi kanıtlamak için kullanıldığını yazmaktır. Çoğunluk bir şeye mi inanıyor, bir şeyi mi yapıyor, bir şeyi mi tercih ediyor? Ve argüman bundan ne çıkarıyor: doğru olduğunu mu, iyi olduğunu mu, doğru davranış olduğunu mu? Volkan'ın argümanı, kalabalığın davranışından restoranın iyi olduğunu çıkarıyor.

İkinci adım, kabulün bağımsız olup olmadığını sormaktır. Çoğunluktaki kişiler, kendi bilgileriyle mi karar verdi, yoksa birbirine bakarak mı? Bir kişinin kabulü, başkasının kabulünden etkilenmişse, ikisi bağımsız iki kanıt sayılmaz. Restoranın ilk müşterileri bir yanılgıyla gelmişti ve sonrakiler onları taklit etti.

Üçüncü adım, baskı ihtimalini denetlemektir. Kişiler, açıkça karşı çıkmanın bedelinden çekinerek mi kabul etti? Bir görüşü herkesin alenen kabul ettiği ama özel olarak kuşku duyduğu bir ortamda, sayı, inancın değil, baskının ölçüsüdür. Gizli ve bağımsız bir yoklama, bu baskıyı ortadan kaldırır.

Dördüncü adım, hükmü vermek ve doğrudan kanıta gitmektir. Kabul bağımsız, çeşitli ve baskısızsa, çoğunluk güçlü bir işarettir. Değilse, çoğunluk zayıf bir işarettir ve argüman yanlış bir başvuru olarak adlandırılır. Her iki durumda da, mümkünse kanıtın kendisine ulaşılır: restoranın yemeğine, ilacın çalışmasına.

Görüşler ve pozisyonlar

Çoğunluğun bir işaret olarak değeri konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, baskı görüşüdür. Buna göre çoğunluğun kabulü, kişinin kendi algısını bastırabilen bir toplumsal baskının ürünü olabilir. Asch bu çizgidedir.

İkinci görüş, taklit görüşüdür. Buna göre çoğunluğun kararı, insanların kendi bilgilerini bırakıp öncekileri izlemesinin ürünü olabilir ve sayı, bilgiyi göstermez. Bikhchandani, Hirshleifer ve Welch bu çizgidedir.

Üçüncü görüş, koşul görüşüdür. Buna göre çoğunluk, çeşitlilik, bağımsızlık, merkezsizlik ve toplama koşulları sağlandığında isabetli bir işarettir ve koşullar bozulduğunda değil. Surowiecki bu çizgidedir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Çoğunluğa başvurunun ayrımını savunan düşünce şu cevabı verebilir. Sayı, bazı durumlarda değerli bir bilgidir ve bazı durumlarda bir yankıdır. İkisini ayırmadan, çoğunluğa hep güvenen kişi taklide, hiç güvenmeyen kişi bilgiyi kaçırmaya açıktır. Bağımsızlık ve çeşitlilik sorusu, bu iki hatanın arasında bir yol gösterir.

Açık kalan sorular

Bağımsızlık ne kadar olmalıdır? Bütün insanlar ortak bir eğitimden, ortak bir dilden ve ortak medyadan etkilenmişse, tam anlamıyla bağımsız bir kabulden söz edilebilir mi?

Bir kalabalığın çeşitliliği nasıl ölçülür? Aynı sonuca farklı yollardan varmış birkaç kişi, çok sayıda benzer kişiden daha mı güçlü bir işarettir?

Çoğunluğun yanıldığını düşünen kişi, hangi noktada kendi yargısının çoğunluğunkinden daha isabetli olduğunu bilebilir? Aykırılık ile yanılgı nasıl ayrılır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışPopüler olanı doğru saymak.
Doğrusu

Çok sayıda kişinin kabul etmesi, görüşün doğruluğunu göstermez. Sayı, bağımsız ve çeşitli olduğunda bir işarettir.

Yaygın yanlışÇoğunluğa aykırı olanı doğru saymak.
Doğrusu

Bir görüşün azınlıkta olması, onu doğru kılmaz. Çoğunluğa başvurunun tersi de, aynı hatadır: sayıya karşı çıkmak doğruluğun kanıtı sayılmaz.

Yaygın yanlışÇoğunluk kararının meşruluğunu doğruluk saymak.
Doğrusu

Bir karar usule uygun alındığı için bağlayıcı olabilir ve yine de yanlış olabilir. Meşruluk ile doğruluk ayrıdır.

Yaygın yanlışÇoğunluğu her koşulda değersiz saymak.
Doğrusu

Bağımsız, çeşitli ve baskısız bir çoğunluk güçlü bir işarettir. Hata, çoğunluğa hiç güvenmemek değil, bağımsızlığı denetlemeden güvenmektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Çoğunluğa başvuru, bir görüşün ya da davranışın doğruluğunu çok sayıda insanın onu kabul etmesine dayandırmaktır ve kabul edenler bağımsız, çeşitli ve baskısız olduğunda güçlü bir işarettir. Asch, insanların açıkça yanlış olduğunu gördükleri bir cevabı, çevrelerindeki herkes verdiği için tekrar ettiğini gösterdi.

Bikhchandani, Hirshleifer ve Welch, sırayla karar verenlerin bir noktadan sonra kendi bilgilerini bırakıp öncekileri izlediğini ve bilgi şelalesinin karar sayısını artırıp bilgiyi artırmadığını gösterdi. Surowiecki, bir kalabalığın isabetli olması için görüş çeşitliliği, bağımsızlık, merkezsizlik ve toplamanın gerektiğini anlattı.

Sınama dört adımdan geçer: çoğunluğun neyi kabul ettiğini yazmak, kabulün bağımsız olup olmadığını sormak, baskı ihtimalini denetlemek ve hükmü verip kanıta gitmek. Buna üç itiraz yöneltildi. Çoğunluğa uymanın makul olduğu, çoğunluk kararının meşru olduğu ve bilimsel uzlaşının da bir çoğunluk olduğu söylendi.

Bu yüzden çoğunluğa başvuruyu sınamak, kalabalığı küçümsemek değil, sayının arkasında bağımsız bir bilgi olup olmadığını görmektir.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir görüşü çoğunluğun kabulüne yaslamanın, kabulün bağımsız olup olmadığına göre ne zaman sağlam, ne zaman yanlış olduğunu gördük. Volkan'ın restoranında kalabalık, bilgi değil bir taklit zinciriydi.

Bir görüşü desteklemek için sunulan şey, her zaman bir kişi ya da bir sayı olmaz. Bazen insanın duygusuna seslenilir: korkusuna, acımasına, öfkesine, gururuna. Bir görüş, güçlü bir duygu uyandırdığı için kabul edilebilir ve duygunun gücü, görüşün doğruluğu hakkında bir şey söylemez.

Bir sonraki ders bu türe dönüyor. Duyguya başvuru dersi, bir görüşü kabul ettirmek için duyguya seslenmenin ne zaman meşru bir etki, ne zaman bir gerekçe yerine geçen yanılgı olduğunu soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.