İçeriğe geç

P01-D03-M01-02·İlgisizlik safsataları

Otoriteye yanlış başvuru

temel2.220 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Otoriteye başvuru, uzmanlığın iddia edilen alanla örtüştüğü, uzmanların çoğunun aynı yönde düşündüğü, görüşün kanıta dayandığı ve bir çıkar çatışması bulunmadığı durumlarda sağlam bir gerekçedir. Walton, uzman görüşüne başvuruyu uzmanlık, alan, görüş, güvenilirlik, tutarlılık ve dayanak sorularıyla sınamayı önerdi.

Collins ve Evans, uzmanlığın alana bağlı olduğunu ve işi yapan uzmanlık ile alanın diliyle konuşan uzmanlığın ayrı olduğunu gösterdi. Zagzebski, bir otoriteye güvenmenin, kişinin kendi öteki nedenlerinin yerini alan bir neden olduğunu ve bunun özerkliğe aykırı olmadığını savundu.

Sınama dört adımdan geçer: iddiayı ve otoriteyi ayırmak, alanı denetlemek, görüş birliğini, dayanağı ve yanlılığı sormak ve hükmü vermek. Buna üç itiraz yöneltildi. Uzmana güvenmenin safsata olmadığı, acemi birinin uzmanı değerlendiremeyeceği ve otoritenin özerkliği azalttığı söylendi.

Bu yüzden otoriteye başvuruyu sınamak, uzmanları reddetmek değil, güvenin gerekçesini görmek ve unvanı kanıtın yerine koymamaktır.

Açılış sahnesi

Gonca, bir sosyal medya paylaşımında şunu okuyor: "Ünlü bir fizik profesörü, bu vitamin kürünün bağışıklığı artırdığını söyledi. O yüzden ben de alıyorum." Paylaşımı yapan kişi ekliyor: "Profesör, bilimin en zor alanında doktora yapmış biri. Ona güvenmezsem kime güveneceğim?" Gonca bir an duruyor. Profesörün unvanı gerçek olabilir, ama Gonca'nın aklındaki soru başka: fizik profesörü, vitaminler ve bağışıklık konusunda bir şey bilir mi?

Gonca'nın tereddüdü, bir görüşün doğruluğunu onu söyleyenin unvanına yaslamanın her zaman iyi bir gerekçe olmadığını hissettiriyor. Ama aynı Gonca, bir kalp hastalığında kardiyoloğa, bir dava için avukata güveniyor ve bunda bir sorun görmüyor. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Safsatalar ve Retorik kursunda, bir uzmana ya da bir yetkiye başvurmanın ne zaman sağlam bir gerekçe, ne zaman bir yanılgı olduğunu soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce otoriteye başvurmanın kendiliğinden bir hata olmadığını göreceğiz. Bilgimizin büyük bölümü başkalarına güvenmemize dayanır ve bu makul bir şeydir. Hata, güvenin gerekçesiz ya da yanlış yere verildiği durumlarda başlar.

Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Douglas Walton, bir uzman görüşüne dayanan argümanı değerlendirmek için sorulacak altı soruyu sıraladı. Harry Collins ile Robert Evans, uzmanlığın alanlara bağlı olduğunu ve konuşmayı bilen kişi ile işi yapan kişinin aynı şey olmadığını gösterdi. Linda Zagzebski ise gerçek bir bilgi otoritesine güvenmenin, kendi gerekçelerimizin yerini almasının bir sakıncası olup olmadığını sordu.

Ardından üç itirazı tartacağız: uzmana güvenmenin hiçbir zaman safsata olmadığı, acemi birinin uzmanı değerlendiremeyeceği ve otoriteye güvenmenin kişinin özerkliğini azalttığı.

Sonda, bir uzman görüşüne başvuran argümanı dört adımla sınamanın yolunu göstereceğiz.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir görüşü, onu söyleyen uzmanın ya da yetkilinin unvanına dayandırmak ne zaman sağlam bir gerekçe, ne zaman bir yanılgıdır?

Ölçülü iddiam şu: otoriteye başvuru, uzmanlığın iddia edilen alanla örtüştüğü, uzmanların genelinin aynı yönde düşündüğü, uzmanın kanıta dayandığı ve çıkar çatışması taşımadığı durumlarda sağlam bir gerekçedir, ve bunu sınamak, uzmanın alanını, görüş birliğini, dayanağını ve yanlılığını sormayı gerektirir, çünkü bir unvan, uzmanlığın kanıtı olabilir ama tek başına doğruluğun kanıtı değildir ve alan dışında bir unvan, gerekçe olmaktan çıkar.

Sıfır noktası

Bir şeyi bilmenin iki yolu vardır: kanıtı kendimiz görmek ya da kanıtı gören birine güvenmek. Ötekilerin yerine kendimiz araştırsaydık, hayatta çok az şey öğrenebilirdik. Bir ilacın etkisi, bir köprünün dayanıklılığı, bir yasanın anlamı: bunların çoğunu uzmanlara sorarak biliriz ve bunda bir hata yoktur.

Bu nedenle otoriteye başvurmak, kendi başına bir yanılgı değildir. Yanılgı, otoriteye başvurunun gerekçesi olmadığında ortaya çıkar. Unvan, bir alanda uzmanlığa işaret eder ama başka bir alanda hiçbir şeye işaret etmez. Bir uzmanın söylediği, uzmanların çoğunun söylediğinin tersiyse, tek bir sesin unvanı, kalabalığın bilgisini bastıramaz. Bir uzman, kanıtsız ya da çıkar çatışması olan bir görüş bildiriyorsa, unvanı güvenin yerini tutmaz.

Bir de şu var: uzmana güvenmek ile uzmanı dinlemek aynı şey değildir. Dinlemek, söylenenin ciddiye alınmasıdır. Güvenmek, söylenenin kabul edilmesidir. Bir uzmanı dinlemek her durumda yerindedir. Ona güvenmek, ancak yukarıdaki koşullar karşılandığında yerindedir.

Argümanın yapısı

Bir uzman görüşüne başvuran argümanı sınamak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, iddiayı ve dayandığı otoriteyi ayırmaktır. Argüman, hangi iddiayı hangi kişiye ya da kuruma yaslıyor? Kişinin unvanı ve iddianın konusu ayrı ayrı yazılır. Gonca'nın paylaşımında iddia, kürün bağışıklığı artırdığı, otorite ise fizik profesörüdür.

İkinci adım, alanı denetlemektir. Otoritenin uzmanlık alanı, iddianın konusuyla örtüşüyor mu? Örtüşmüyorsa başvuru bu noktada düşer ve başka soruya gerek kalmaz. Örtüşüyorsa, uzmanlığın türüne bakılır: kişi alanın işini yapıyor mu, yoksa yalnız alanın dilini mi konuşuyor?

Üçüncü adım, görüş birliğini, dayanağı ve yanlılığı sormaktır. Alandaki uzmanların çoğu aynı şeyi söylüyor mu? Uzman, görüşünü bir kanıta dayandırıyor mu? Bir çıkar çatışması ya da bir yanlılık kaynağı var mı? Bu üç soru, uzmanın görüşünün, uzmanlık alanında bile ne kadar güvenilir olduğunu gösterir.

Dördüncü adım, hükmü vermek ve mümkünse kanıta gitmektir. Bütün sorular olumlu yanıtlanıyorsa, uzmanın görüşü geçici olarak, güvenle kabul edilebilir. Bir soru olumsuzsa, başvuru hangi noktada düştüğüyle birlikte adlandırılır. Her iki durumda da, kanıta ulaşmak mümkünse uzmanın görüşü kanıtla desteklenir.

Görüşler ve pozisyonlar

Otoriteye başvurunun nasıl anlaşılması gerektiği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, soru görüşüdür. Buna göre uzman görüşüne başvuru, altı eleştirel soruyla sınanır ve sağlam ya da yanlış olduğu cevaplara bağlıdır. Walton bu çizgidedir.

İkinci görüş, alan görüşüdür. Buna göre uzmanlık, bir alanın pratiğinde kazanılan ve alana bağlı bir bilgidir; alan dışındaki bir unvan, gerekçe olmaz. Collins ve Evans bu çizgidedir.

Üçüncü görüş, güven görüşüdür. Buna göre bir otoriteye güvenmek, kişinin kendi muhakemesiyle verdiği ve öteki nedenlerinin yerini alan bir karardır. Zagzebski bu çizgidedir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Otoriteye başvurunun ayrımını savunan düşünce şu cevabı verebilir. Bir uzmanı dinlememek ile ona körü körüne güvenmek iki ayrı hatadır. İlkinde bilgi kaybedilir, ikincisinde yanılgı taşınır. Altı soru, bu iki hatanın arasında bir yol açar: uzmana, güvenmeyi haklı kılan koşullar sağlandığında ve o ölçüde güvenmek.

Açık kalan sorular

Uzmanlar birbiriyle çelişiyorsa, hangisine güveneceğimize nasıl karar veririz? Görüş birliği olmayan bir alanda uzmana başvurmak neyi haklı kılar?

Bir alanın uzmanlığı toplumsal olarak kabul edilmiş bir kurumdan geliyorsa, kurumun kendisi yanılıyorsa uzmana güvenmek nasıl bir durumdur?

Bir kişi, hangi noktada kendi muhakemesini uzmanın görüşüne tercih edebilir? Kendi araştırması uzmandan farklı bir sonuca varırsa, kime güvenmelidir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışÜnlü olanı uzman saymak.
Doğrusu

Ün, bir alanda uzmanlığın kanıtı değildir. Bir kişinin bilinmesi, iddia ettiği konuda bilgili olduğunu göstermez.

Yaygın yanlışUnvanı, kanıtın yerine koymak.
Doğrusu

Unvan uzmanlığa işaret eder ama iddianın dayandığı kanıtı göstermez. Görüşün bir kanıta dayanıp dayanmadığı ayrıca sorulur.

Yaygın yanlışHer uzman görüşünü küçümsemek.
Doğrusu

Bazı otoriteye başvurular yanlıştır ama uzmanları hiç dinlememek de bir yanılgıdır. Uzmanlık gerçek bir bilgidir ve güvenin bir yeri vardır.

Yaygın yanlışTek bir uzmana yaslanmak.
Doğrusu

Uzmanların çoğunun görüşü, tek bir uzmanın görüşünden daha güvenilirdir. Tutarlılık sorusu bunun içindir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Otoriteye başvuru, uzmanlığın iddia edilen alanla örtüştüğü, uzmanların çoğunun aynı yönde düşündüğü, görüşün kanıta dayandığı ve bir çıkar çatışması bulunmadığı durumlarda sağlam bir gerekçedir. Walton, uzman görüşüne başvuruyu uzmanlık, alan, görüş, güvenilirlik, tutarlılık ve dayanak sorularıyla sınamayı önerdi.

Collins ve Evans, uzmanlığın alana bağlı olduğunu ve işi yapan uzmanlık ile alanın diliyle konuşan uzmanlığın ayrı olduğunu gösterdi. Zagzebski, bir otoriteye güvenmenin, kişinin kendi öteki nedenlerinin yerini alan bir neden olduğunu ve bunun özerkliğe aykırı olmadığını savundu.

Sınama dört adımdan geçer: iddiayı ve otoriteyi ayırmak, alanı denetlemek, görüş birliğini, dayanağı ve yanlılığı sormak ve hükmü vermek. Buna üç itiraz yöneltildi. Uzmana güvenmenin safsata olmadığı, acemi birinin uzmanı değerlendiremeyeceği ve otoritenin özerkliği azalttığı söylendi.

Bu yüzden otoriteye başvuruyu sınamak, uzmanları reddetmek değil, güvenin gerekçesini görmek ve unvanı kanıtın yerine koymamaktır.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir görüşü tek bir kişinin ya da kurumun unvanına yaslamanın ne zaman sağlam, ne zaman yanlış olduğunu gördük. Gonca'nın fizik profesörü örneğinde başvuru, alan sorusunda düştü.

Bir görüşü desteklemek için başvurulan şey, her zaman tek bir uzman olmaz. Bazen çok sayıda insanın aynı şeyi yapması ya da aynı şeye inanması gerekçe olarak sunulur: "herkes böyle yapıyor", "insanların çoğu böyle düşünüyor". Bu gerekçe, unvan yerine sayıya yaslanır ve sayının bir görüşün doğruluğunu ne zaman gösterip ne zaman göstermediği ayrı bir sorudur.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Çoğunluğa başvuru dersi, bir görüşü, çok sayıda kişinin kabul etmesine dayandırmanın ne zaman bir gerekçe, ne zaman bir yanılgı olduğunu soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.