Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Standart biçim, bir argümanın öncüllerinin numaralı ve ayrı satırlarda, ara sonuçlarının dayandıkları satırlarla birlikte ve ana sonucunun en altta yazıldığı düzendir. Leibniz, anlaşmazlıkların denetlenebilir adımlarda çözüleceği ortak bir yazı düşledi.
Wittgenstein, önermeleri ondalıklı sayılarla numaralayarak her önermenin mantıksal ağırlığını göstermeyi denedi. Lemmon, her satırın yanına dayandığı satırları yazan bir gerekçe sütunu öğretti.
Biçime çevirmek dört adımdan geçer: her ifadeyi tek iddialı tam cümleye çevirmek, kavramları sabitlemek, öncülleri numaralayıp eklenenleri işaretlemek ve yazılan biçimi okuma sınamasından geçirmek. Buna üç itiraz yöneltildi. Canlılığı yok ettiği, sahte kesinlik verdiği ve yorumu gizlediği söylendi.
Bu yüzden standart biçim, argümanı doğru yapmak değil, hangi cümlelere yaslandığını ve nerede zayıf olduğunu herkesin görebileceği bir hâle getirmektir.
Açılış sahnesi
Zeynep, bir belediye meclisinin tutanaklarını yazan memur. Meclis bir önergeyi kabul etmiş: halk kütüphanesi geceleri de açık kalacak. Tutanağa kararın gerekçesini eklemesi isteniyor ve önündeki not defterinde üyelerin söylediklerinden şu satırlar var: "Kütüphane bir kamu hizmeti. Kamu hizmetleri herkes için erişilebilir olmalı. Öğrenciler geceleri çalışıyor. O hâlde gece açık kalmalı."
Zeynep bu satırları düzgün bir gerekçe paragrafına çevirmeye başlıyor ve bir şey dikkatini çekiyor. "Herkes için erişilebilir" cümlesi iki ayrı şey demek olabilir: kütüphanenin herkese açık olması ya da kütüphanenin herkesin ihtiyaç duyduğu saatte açık olması. Üyelerden biri birinci anlamda, öteki ikinci anlamda konuşmuş olabilir. Notlar bu farkı hiç göstermiyordu. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Argüman Çözümleme ve Haritalama kursunda, yeniden kurulmuş bir argümanı herkesin aynı biçimde okuyabileceği sabit bir düzende nasıl yazacağımızı ve bu düzenin neyi görünür kıldığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce standart biçimin ne olduğunu göreceğiz: öncüllerin numaralı ve ayrı satırlarda sıralandığı, ara sonuçların gerekçeleriyle birlikte yazıldığı ve ana sonucun en altta ayrıca durduğu bir düzen. Biçimin işi, argümanı süslemek değil, çözümlemeyi başkasının denetleyebileceği bir hâle getirmektir.
Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Gottfried Wilhelm Leibniz, tartışmaların bir gün hesap yapar gibi çözülebileceği bir ortak yazı düşledi. Ludwig Wittgenstein, Tractatus'ta önermeleri ondalıklı sayılarla numaralayarak her önermenin mantıksal ağırlığını göstermeyi denedi. E. J. Lemmon ise mantık öğrencilerine, her satırın hangi satırlara ve hangi kurala dayandığını yanına yazan bir ispat düzeni öğretti.
Ardından üç itirazı tartacağız: biçimin gerçek argümanın canlılığını yok ettiği, düz sıralamanın yanlış bir kesinlik izlenimi verdiği ve biçimlendirmenin yorum kararlarını gizlediği.
Sonda, bir argümanı standart biçime çevirirken izlenecek dört adımı ve sonunda yapılacak bir okuma sınamasını göstereceğiz.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir argümanı standart biçimde yazmak neyi gerektirir ve bu yazım, argümanın tartılmasına ne katar?
Ölçülü iddiam şu: standart biçim, her ifadenin tek bir iddia taşıyan tam bir cümleye çevrildiği, aynı kavramın aynı sözcükle yazıldığı, öncüllerin numaralandığı ve her ara sonucun dayandığı satırlarla birlikte gösterildiği düzendir, ve onu kurmak, cümleleri bileşenlerine ayırmayı, kavramları sabitlemeyi, eklenen cümleleri işaretlemeyi ve yazılan biçimi yazara ya da başka bir okura sınatmayı gerektirir, çünkü biçim argümanı doğru yapmaz ama argümanın hangi cümlelere yaslandığını ve nerede zayıf olduğunu tartılabilir hâle getirir.
Sıfır noktası
Konuşmada ve düz yazıda bir argüman, cümlelerin akışına dağılmış olur. Öncüller sonuçtan önce ya da sonra gelir, aynı şey iki farklı sözcükle söylenir, bir sözcük iki ayrı anlamda kullanılır, "bu" ve "o" gibi göndermeler neyi işaret ettiğini açıkça belirtmez. Akış okuru götürür ve bu, yazının bir erdemidir. Ama tartmak için akış bir engeldir, çünkü tartmak, her cümleyi ayrı ayrı durdurup bakmayı gerektirir.
Standart biçim, bu durdurma işini kolaylaştırmak için vardır. Her öncül kendi satırına yazılır ve numaralanır. Ara sonuçlar dayandıkları öncüllerin arkasında durur. Ana sonuç en altta ve bir çizgiyle ayrılmış olarak yazılır. Böylece bir okur, "üçüncü öncülü kabul etmiyorum" ya da "dördüncü satırdaki geçişe itiraz ediyorum" diyebilir ve bu itirazın neyi hedeflediği herkes için nettir.
Bir de şu var: biçim, bir gösterim aracıdır, doğruluk aracı değil. İyi biçimlendirilmiş bir argüman kötü bir argüman olabilir ve biçimlendirilmemiş bir konuşma sağlam bir argüman taşıyabilir. Biçimin verdiği şey, tartının nereye konacağını göstermektir.
Argümanın yapısı
Bir argümanı standart biçime çevirmek için dört adım izlenebilir.
Birinci adım, her ifadeyi tek bir iddia taşıyan tam bir bildirim cümlesine çevirmektir. Bir soru varsa düz bir iddiaya çevrilir. Bir cümle iki iddiayı birden taşıyorsa ikiye bölünür. "Öğrenciler geceleri çalışıyor ve kütüphane gece kapalı" cümlesi iki ayrı öncüldür ve ayrı satırlara yazılır.
İkinci adım, kavramları sabitlemektir. Aynı kavram, argüman boyunca aynı sözcükle yazılır. Farklı iki anlam varsa, bunlar farklı sözcüklerle ayrılır. "Bu", "o", "orada" gibi göndermeler açık adlarla değiştirilir. Zeynep'in "erişilebilir" sözcüğü bu adımda ikiye ayrılır: "herkese açık" ve "ihtiyaç duyulan saatte açık".
Üçüncü adım, cümleleri sıraya koymaktır. Öncüller numaralanır. Ara sonuçlar, dayandıkları öncüllerin numaralarıyla birlikte yazılır. Ana sonuç en altta bir çizginin altında durur. Yazarın söylemediği ama argümana eklenen bir öncül varsa, işaretle ayrılır, böylece hangi cümlenin yazara, hangisinin çözümleyene ait olduğu görünür.
Dördüncü adım, biçimi bir okuma sınamasından geçirmektir. Yazılan düzen, yazara ya da başka bir okura gösterilir ve iki soru sorulur: bunu mu kastettin? ve yalnız çizginin üstündeki cümlelerden sonucu okuyabiliyor muyum? İlk soru sadakati, ikincisi geçişi sınar.
Görüşler ve pozisyonlar
Standart biçimin neye yaradığı konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, ortak dil görüşüdür. Buna göre biçim, taraflar arasında bulanıklığı gideren ortak bir yazıdır ve anlaşmazlıkları denetlenebilir adımlara indirger. Leibniz bu çizgidedir ve biçimi, akıl yürütmeyi hesap gibi görünür kılmanın bir yolu sayar.
İkinci görüş, ağırlık görüşüdür. Buna göre biçim, cümlelerin birbirine göre önemini ve bağımlılığını gösterir: hangisi ana, hangisi ona bağlı. Wittgenstein bu çizgidedir.
Üçüncü görüş, denetim görüşüdür. Buna göre biçimin asıl işi, her adımın dayandığı satırları göstererek her geçişi tek tek denetlenebilir kılmaktır. Lemmon bu çizgidedir.
En güçlü itiraz
Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Standart biçimi savunan düşünce şu cevabı verebilir. Bir argümanı biçime sokmak, onu başkasına denetletmenin ön koşuludur. Yazılmamış ya da bulanık bir argümanı hiç kimse tam olarak tartamaz. Biçim, tartının kendisi değil ama tartının kurulabildiği zemindir.
Açık kalan sorular
Standart biçimde yazılan bir argüman, yazarın kastettiği argümanla aynı mıdır? Biçim ile asıl argüman arasındaki fark ne zaman anlamlı hâle gelir?
Kavramları sabitlemek, gündelik dilde iç içe geçmiş anlamları zorla ayırmak anlamına gelebilir mi? Bulanıklık bazen bir işe yarıyor mu?
Bir argümanın kaç satırı olmalıdır? Aşırı ayrıntılı bir biçim, tartıyı kolaylaştırmak yerine zorlaştırabilir mi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBiçimin düzgünlüğünü argümanın doğruluğu sanmak.
Standart biçim bir gösterim aracıdır. Düzgün biçimlenmiş bir argüman, yanlış öncüllere ya da zayıf bir geçişe dayanabilir.
Yaygın yanlışBir satıra iki iddia sığdırmak.
İki iddiayı taşıyan bir cümle, kabul edilirken ya da reddedilirken hangisinin hedef alındığını gizler. Her iddia kendi satırında yazılmalıdır.
Yaygın yanlışAynı kavram için farklı, farklı kavramlar için aynı sözcüğü kullanmak.
Sözcük değişince kavram değişmiş gibi, sözcük aynı kalınca kavram aynı kalmış gibi görünür. Kavramlar sabitlenmeden argüman tartılamaz.
Yaygın yanlışEklenen öncülleri yazarın öncülleriyle karıştırmak.
Çözümleyenin eklediği cümleler işaretlenmeden bırakılırsa, argüman yazarın söylediğinden daha güçlü ya da daha zayıf görünür. İşaret, yorumun kimin olduğunu gösterir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Standart biçim, bir argümanın öncüllerinin numaralı ve ayrı satırlarda, ara sonuçlarının dayandıkları satırlarla birlikte ve ana sonucunun en altta yazıldığı düzendir. Leibniz, anlaşmazlıkların denetlenebilir adımlarda çözüleceği ortak bir yazı düşledi.
Wittgenstein, önermeleri ondalıklı sayılarla numaralayarak her önermenin mantıksal ağırlığını göstermeyi denedi. Lemmon, her satırın yanına dayandığı satırları yazan bir gerekçe sütunu öğretti.
Biçime çevirmek dört adımdan geçer: her ifadeyi tek iddialı tam cümleye çevirmek, kavramları sabitlemek, öncülleri numaralayıp eklenenleri işaretlemek ve yazılan biçimi okuma sınamasından geçirmek. Buna üç itiraz yöneltildi. Canlılığı yok ettiği, sahte kesinlik verdiği ve yorumu gizlediği söylendi.
Bu yüzden standart biçim, argümanı doğru yapmak değil, hangi cümlelere yaslandığını ve nerede zayıf olduğunu herkesin görebileceği bir hâle getirmektir.
Sonraki derse köprü
Bu derste ayıklanmış bir argümanı numaralı öncüller, ara sonuçlar ve bir sonuç olarak yazmayı gördük. Zeynep'in biçiminde ara sonuç, birinci ve ikinci öncülden çıkıyordu ve ana sonuç, üçüncü öncül ve ara sonuçtan. Her geçişin yanına hangi satırlardan çıktığı yazılmıştı.
Ama bir geçişin yanına satır numaralarını yazmak, o geçişin neden çalıştığını söylemez. Öncüllerin yan yana durması sonucu ne zaman taşır, ne zaman taşımaz? Bu sorunun cevabı, satırlarda yazılı olmayan bir cümlededir.
Bir sonraki ders bu cümleye dönüyor. Geçiş varsayımı dersi, öncüllerden sonuca giden adımı taşıyan ve çoğu zaman yazılmayan varsayımı nasıl bulacağımızı soruyor.