İçeriğe geç

P01-D02-M02-01·Yeniden kurma

İyi niyet ilkesi

temel2.177 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

İyi niyet ilkesi, belirsiz bir ifadenin yazara sadık okumaları arasından en güçlüsünü seçmektir ve argümanı doğru kabul etmek değildir. Wilson, bir kişinin söylediklerinin en çoğunu doğru kılan okumayı seçmeyi önerdi ve buna iyi niyet ilkesi dedi.

Davidson, başkasını anlamanın, onun inançlarının çoğunu makul saymayı gerektirdiğini ve iyi niyetin bir koşul olduğunu savundu. Schopenhauer, karşı tarafın iddiasını genişletip abartmayı bir tartışma hilesi olarak anlatarak, iyi niyetin tersini gösterdi.

İyi niyetle yeniden kurmak dört adımdan geçer: birden çok okuma yazmak, her okumayı sadakat ve güç açısından tartmak, sadık okumalar arasından en güçlüsünü seçmek ve seçimi kaydedip sıkı değerlendirmeye geçmek. Buna üç itiraz yöneltildi. Zayıf argümana güç verdiği, güçlü okumanın yazara ait olmayabileceği ve kötü niyetli birine karşı saflık olduğu söylendi.

Bu yüzden iyi niyet, karşındakini haklı çıkarmak değil, onu ölçülü ve en güçlü hâliyle sınamaktır.

Açılış sahnesi

Bir yazılım ekibinin yöneticisi Berna, ekibe kısa bir e-posta gönderiyor: "Yeni sistemi bu çeyrekte devreye almayalım, ekip zaten yorgun." Toplantıda bir mühendis şöyle karşılık veriyor: "Yorgunluk yüzünden hiçbir yeni sistem kurulamayacaksa, o zaman bu ekip hiçbir zaman ilerleyemez. Böyle bir mantıkla şirket yerinde sayar." Toplantıdakiler başlarını sallıyor, çünkü söylenen şey mantıklı görünüyor.

Berna itiraz ediyor: "Ben hiçbir sistem kurulmasın demedim. Bu çeyrekte, bu ekibin bu yorgunluğuyla, bu sistemin kurulumunun riskli olduğunu söyledim." Mühendisin çürüttüğü şey Berna'nın savunduğu şey değildi. Mühendis, cümleyi anlaşılabilecek en zayıf biçimde okumuştu ve bu okumayı çürütmek kolaydı. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının Argüman Çözümleme ve Haritalama kursunda, bir argümanı yeniden kurarken hangi okumayı seçeceğimizi ve neden en güçlü ama yine de ona ait olan okumayı seçmemiz gerektiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bir ifadenin birden çok okunabildiğini ve hangisinin seçileceğinin bir karar olduğunu göreceğiz. Belirsiz bir cümle, çoğu zaman hem çürütülmesi kolay hem savunulması güçlü bir okumaya elverir. Seçimi yapan, argümanı tartan kişidir.

Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Neil Wilson, bir metni yorumlarken söylenenlerin en çoğunu doğru kılan okumayı seçmeyi önerdi ve bu tutuma iyi niyet ilkesi adını verdi. Donald Davidson, başkasını anlamanın kendisinin bu tutumu gerektirdiğini savundu. Arthur Schopenhauer ise tartışmayı kazanmak için karşı tarafın sözünü bilerek genişletip abartan bir yöntemi anlattı ve böylece iyi niyetin ne olmadığını gösterdi.

Ardından üç itirazı tartacağız: iyi niyetin zayıf bir argümana hak etmediği bir güç verdiği, güçlü okumanın yazara ait olmayabileceği ve kötü niyetli birine karşı iyi niyetin saflık olduğu.

Sonda, iyi niyeti sadakatle birleştiren bir seçim ölçüsünü göstereceğiz.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir argümanı ya da bir ifadeyi yeniden kurarken birden çok okuma mümkünse hangisini seçmeliyiz ve iyi niyet bu seçimde neyi gerektirir?

Ölçülü iddiam şu: iyi niyet ilkesi, belirsiz bir ifadenin metne sadık kalan okumaları arasından en güçlü olanını seçmektir, ve bu, seçimin iki koşulu taşımasını gerektirir: okuma yazarın söylediklerine uymalı ve argümanı mümkün olan en savunulabilir biçimde göstermelidir, ama bu ilke argümanın iyi olduğunu kabul etmek değildir, çünkü yeniden kurma ile değerlendirme ayrı işlerdir ve ikincisi, ilki tamamlandıktan sonra tam bir sıkılıkla yapılır.

Sıfır noktası

Bir argümanı tartmadan önce onu kurmak gerekir ve kurmak, hiçbir zaman tarafsız bir kopyalama değildir. Yazılmış her cümlenin birden çok okuma ihtimali vardır. "Ekip zaten yorgun" cümlesi, ekibin bu çeyrekte yorgun olduğu anlamına da gelebilir, ekibin her zaman yorgun olduğu anlamına da. Okuyan kişi, cümleyi hangi anlamda aldığına karar verir.

Bu karar, çoğu zaman farkına varılmadan verilir. Öfkeli ya da yarışmacı bir okur, farkına varmadan en kolay çürütülür okumayı seçer. Sempatik bir okur ise en kolay kabul edilir okumayı seçer. İki durumda da, argümanın kendisi değil, okurun eğilimi değerlendirilmiş olur.

İyi niyet ilkesi, bu seçime bir ölçü getirmek için vardır. Ölçü şudur: belirsiz bir ifadeyi, yazarın söylediklerine uyan okumalar arasından, en güçlü olanla oku. Argümanı en güçlü biçimiyle sınamak, hem yazara hak ettiğini vermek hem de tartının gerçekten bir şey göstermesini sağlamaktır: zayıf bir okumanın çürütülmesi, argüman hakkında bir şey söylemez.

Argümanın yapısı

Bir ifadeyi ya da argümanı iyi niyetle yeniden kurmak için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, belirsiz ifadeyi birden çok okumayla yazmaktır. Bir cümlenin tek bir okuması varmış gibi geçmek, seçimin gizli kalması demektir. Berna'nın cümlesi için iki okuma yan yana yazıldığında, seçimin varlığı görünür olur.

İkinci adım, her okumayı iki soruyla tartmaktır. Birinci soru sadakattir: bu okuma yazarın söylediklerine, bağlama ve diğer cümlelerine uyuyor mu? İkinci soru güçtür: bu okuma argümanı savunulabilir kılıyor mu? Sadakat ölçütü, okumanın yazara ait olmasını korur. Güç ölçütü, iyi niyeti taşır.

Üçüncü adım, sadık okumalar arasından en güçlü olanını seçmektir. Sadık olmayan bir okuma, ne kadar güçlü olursa olsun seçilmez, çünkü o yazarın argümanı değil, okurun yazdığı bir argümandır. Sadık olan okumalar arasında ise en savunulabilir olan tercih edilir.

Dördüncü adım, seçimi ve elenen okumaları kaydedip ardından sıkı değerlendirmeye geçmektir. Hangi okumanın seçildiğini ve nedenini yazmak, yazarın "ben bunu demedim" deme hakkını korur. İyi niyet yalnız yeniden kurma aşamasında uygulanır. Kurulan argüman sonra en katı ölçüyle tartılır.

Görüşler ve pozisyonlar

İyi niyetin ne olduğu konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, ölçüt görüşüdür. Buna göre iyi niyet, bir okuma seçme ölçütüdür: söylenenlerin çoğunu doğru ve makul kılan okuma seçilir. Wilson bu çizgidedir ve ilkeyi, bir yorumun doğruluğunu artıran pratik bir kural olarak görür.

İkinci görüş, koşul görüşüdür. Buna göre iyi niyet bir tercih değil, yorumun kendisinin koşuludur: başkasını anlamak, onun inançlarının çoğunu makul saymayı gerektirir. Davidson bu çizgidedir.

Üçüncü görüş, tartışma etiği görüşüdür. Buna göre iyi niyet, tartışmanın amacının gerçek olduğunu kabul etmenin bir gereğidir; amaç kazanmaksa, karşı taraf abartılır. Schopenhauer'in anlattığı eristik, bu görüşün tersini, yani amaç kazanmak olduğunda iyi niyetin neden terk edildiğini gösterir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

İyi niyeti savunan düşünce şu cevabı verebilir. Bir argümanı zayıf bir okumayla çürütmek, hiçbir şey öğretmez, çünkü argümanın gerçek hâli yerinde kalır. En güçlü sadık okumayı kurup onu sınayan kişi, çürütmeyi başarırsa gerçekten bir şeyi çürütmüş olur ve başaramazsa, argümanın sağlam olduğunu öğrenmiş olur.

Açık kalan sorular

Sadık olan okumaların hepsi yazarın söylediklerine aynı ölçüde uyuyorsa, gücü hangi ölçütle karşılaştırırız? Güç, okuyana göre değişen bir şey mi?

Bir yazar gerçekten kötü bir argüman kurmuşsa ve iyi niyet onu olduğundan iyi gösteriyorsa, bu bir hata mıdır? Yazarın kötü kurduğunu göstermek ne zaman iyi niyete aykırıdır?

Bir kişinin bütün inançlarını makul saymak mümkün değilse, iyi niyetin sınırı nerede çizilir? Davidson'un "çoğu" ifadesi ne kadarını kapsar?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİyi niyeti, argümanı doğru kabul etmek saymak.
Doğrusu

İyi niyet yeniden kurma aşamasında uygulanır ve argümanın en güçlü hâlini kurar. Kurulan argüman, sonra sıkı bir ölçüyle değerlendirilir.

Yaygın yanlışEn güçlü okumayı, yazarın söylemediklerini ekleyerek kurmak.
Doğrusu

Sadakat ölçütü, okumanın yazara ait kalmasını ister. Yazarın hiç söylemediği bir cümleyi eklemek, iyi niyet değil, yazarı kurtarma girişimidir.

Yaygın yanlışEn kolay çürütülen okumayı seçmeyi titizlik saymak.
Doğrusu

Zayıf bir okumayı yenmek, argümanın kendisi hakkında bir şey söylemez. Titizlik, en güçlü sadık okumayı sınamaktır.

Yaygın yanlışİyi niyeti, yazara duyulan sempatiyle karıştırmak.
Doğrusu

İyi niyet, okuma kararına ilişkin bir ölçüttür ve yazardan hoşlanıp hoşlanmamaktan bağımsızdır. Sevilmeyen birinin sözünü de en güçlü sadık okumayla kurmak gerekir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

İyi niyet ilkesi, belirsiz bir ifadenin yazara sadık okumaları arasından en güçlüsünü seçmektir ve argümanı doğru kabul etmek değildir. Wilson, bir kişinin söylediklerinin en çoğunu doğru kılan okumayı seçmeyi önerdi ve buna iyi niyet ilkesi dedi.

Davidson, başkasını anlamanın, onun inançlarının çoğunu makul saymayı gerektirdiğini ve iyi niyetin bir koşul olduğunu savundu. Schopenhauer, karşı tarafın iddiasını genişletip abartmayı bir tartışma hilesi olarak anlatarak, iyi niyetin tersini gösterdi.

İyi niyetle yeniden kurmak dört adımdan geçer: birden çok okuma yazmak, her okumayı sadakat ve güç açısından tartmak, sadık okumalar arasından en güçlüsünü seçmek ve seçimi kaydedip sıkı değerlendirmeye geçmek. Buna üç itiraz yöneltildi. Zayıf argümana güç verdiği, güçlü okumanın yazara ait olmayabileceği ve kötü niyetli birine karşı saflık olduğu söylendi.

Bu yüzden iyi niyet, karşındakini haklı çıkarmak değil, onu ölçülü ve en güçlü hâliyle sınamaktır.

Sonraki derse köprü

Bu derste belirsiz bir ifadenin birden çok okuması arasından, sadık olanların en güçlüsünü seçmeyi gördük. Ama bazen sorun ifadenin belirsizliği değildir: yazılmış cümlelerden sonuca geçmek için gerçekten bir halka eksiktir ve hiçbir sadık okuma onu kendiliğinden doldurmaz.

Bu durumda iyi niyet ilkesi en zor sınavını verir. Eksik halkayı doldurmak, yazarın söylemediği bir cümleyi argümana eklemek demektir. Çok az eklemek argümanı yetersiz bırakır, fazla eklemek yazarın yerine argüman kurmaktır.

Bir sonraki ders bu sınıra dönüyor. Eksik öncül dersi, yazılı cümlelerden sonuca geçmek için gerçekten eksik olan bir halkayı nasıl belirleyeceğimizi ve ona ne kadar ekleyeceğimizi soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.