İçeriğe geç

P01-D01-M04-05·Entelektüel erdemler

Sabır

temel2.111 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Düşünmede sabır, cevabı belirsiz bir soruyu erken bir kapanışa sarılmadan ama çalışmayı bırakmadan, gerektiği süre taşıyabilmektir ve hareketsiz beklemekten farklıdır. Keats, belirsizlik içinde olguya telaşla uzanmadan kalabilmeye olumsuz yetenek adını verdi.

Kruglanski ve Webster, kesin cevap ihtiyacının erken bilgiyi kapmaya ve sonra ona bağlı kalmaya götürdüğünü gösterdi. Nietzsche, yavaş okumayı, aceleyle yapılamayan bir düşünme zanaatı olarak savundu.

Sabır dört adımdan geçer: belirsizliğin rahatsızlığını fark etmek, erken kapanışı ertelemek, beklerken çalışmak ve bekleyişe vade koymak. Sabra üç itiraz yöneltildi. Kararsızlıktan ayırt edilemediği, bir lüks olduğu ve hızlı kapanmanın her zaman kötü olmadığı söylendi.

Bu yüzden düşünmede sabır, beklemek değil, bekleyerek çalışmak ve bekleyişi bir kararla bitirmektir.

Açılış sahnesi

Sevgi, bir roman çevirmeni. Yüz yirminci sayfada, anlamı iki ayrı biçimde okunabilen bir cümleyle karşılaşıyor. Cümlede bir kişinin bir eve "döndüğü" söyleniyor ama kişinin daha önce o evde bulunup bulunmadığı belli değil. Ya bir dönüş anlatılıyor ya da bir gelişin yumuşak bir adlandırması. Editör aynı akşam yazıyor: teslim yaklaşıyor, bir seçenek seçilsin, gerisi sonra düzeltilir.

Sevgi iki seçeneği de kenara not ediyor, cümleyi yarım bırakıyor ve çeviriye devam ediyor. Kırk sayfa sonra, evin ilk kez anlatıldığı bir bölüm çıkıyor karşısına. Cümle, oradaki ayrıntıyla birlikte tek bir biçimde okunabilir hâle geliyor. İlk gün seçseydi yarı yarıya yanılma ihtimali vardı. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının dördüncü modülünün beşinci durağında, sabrın yalnız bir huy değil, bir düşünme erdemi olarak ne işe yaradığını soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce sabrı, ona benzeyen iki şeyden ayıracağız: hareketsiz beklemekten ve karar vermeyi ertelemekten. Sevgi'nin yaptığı bir bekleme değil, bekleyerek çalışmaktı ve bu ayrım dersin omurgası olacak.

Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. John Keats, belirsizlikte kalabilme yeteneğini, olgu ve akıl peşinde telaşla koşmadan kalabilmek olarak adlandırdı. Arie Kruglanski ile Donna Webster, insanların kesin bir cevaba duyduğu ihtiyacın, düşünmeyi nasıl erkenden kapattığını gösterdi. Friedrich Nietzsche ise yavaş okumayı, bir düşünme zanaatı olarak savundu.

Ardından üç itirazı tartacağız: sabrın kararsızlıktan ayırt edilemeyeceği, sabrın herkesin karşılayabileceği bir lüks olmadığı ve hızlı kapanmanın her zaman kötü olmadığı.

Sonda, sabrı bir vadeyle birlikte kullanmanın yolunu göstereceğiz.

Merkez soru

Sorumuz şu: düşünme erdemi olarak sabır nedir ve zor bir soruyla, belirsiz bir metinle ya da yavaş gelen bir kanıtla kalmak ne zaman iyi düşünmenin bir parçasıdır?

Ölçülü iddiam şu: düşünmede sabır, cevabı henüz belirsiz olan bir soruyu, erken bir kapanışa sarılmadan ama çalışmayı da bırakmadan, gerekli süre boyunca taşıyabilmektir, ve bu, kanıt geldiğinde ya da bir vade dolduğunda kararı vermeyi de içerir, çünkü bekleyişi sonsuza uzatan kişi sabırlı değil kararsızdır.

Sıfır noktası

Sabır denince akla çoğunlukla, sıkıntıya katlanmak, sıra beklemek, öfkeyi tutmak gelir. Bu, sabrın gündelik hâlidir. Düşünmede sabır ise başka bir şeye yöneliktir: cevabın henüz görünmediği bir yerde kalabilmeye.

Bu kalmanın rahatsız bir yanı var. Cevabı olmayan bir soru, zihinde bir gerilim bırakır ve zihin bu gerilimi gidermek için bir cevaba doğru sıçramak ister. Çoğu zaman ilk akla gelen cevap, gerilimi hemen giderdiği için, doğru olup olmadığına bakılmadan benimsenir. Sabır, bu sıçramanın ne kadar cazip olduğunu bilerek ona karşı durmaktır.

Bir de şu ayrım var. Sabır, hiçbir şey yapmadan beklemek değildir. Sevgi, cümleyi yarım bırakırken çeviriyi sürdürdü, iki okumayı da not etti ve kırk sayfa boyunca cümleye bir ipucu için baktı. Bu bir askıya alma değil, bir arayıştır. Beklemek, arayışın kendisidir.

Argümanın yapısı

Sabrın düşünmede bir erdem olarak işlemesi için dört adım gerekir.

Birinci adım, belirsizliğin rahatsızlığını fark etmektir. Cevabı olmayan bir soru, bir sıkıntı verir ve kişi çoğu zaman bu sıkıntıyı düşüncenin kendisinden ayıramaz. "Bunu hemen çözmem lazım" hissi ile "bunu çözmek için yeterli bilgim var" durumu aynı şey değildir. Önce ilki ikincisinden ayrılır.

İkinci adım, erken kapanışı ertelemektir. İlk akla gelen cevap bir aday olarak not edilir, ama karar olarak benimsenmez. Aday listesi açık kalır ve yeni bilgi geldikçe onlara bakılır.

Üçüncü adım, beklerken çalışmaktır. Sabır, bir boşluk değil, bir yöntemdir: hangi bilginin soruyu çözeceğini belirler, o bilgiyi arar ve gelene kadar eldekiyle ilerler. Sevgi'nin çeviriyi sürdürmesi bunun örneğidir.

Dördüncü adım, bekleyişe bir vade koymaktır. Sabır sonsuz ertelemek değildir. Hangi kanıt geldiğinde ya da hangi tarihe kadar bir karar verileceği önceden söylenmelidir. Vadesi olmayan bekleyiş, sabırdan kararsızlığa kayar.

Görüşler ve pozisyonlar

Sabrın düşünmedeki yeri üzerine üç görüş var.

Birinci görüş, katlanma görüşüdür. Buna göre sabır, belirsizliğin rahatsızlığına katlanabilme yeteneğidir: cevabı olmayan bir durumda telaşlanmadan kalabilmek. Keats bu çizgidedir ve sabrı, bir hareketsizlik değil, gerilimi taşıyabilme becerisi olarak görür.

İkinci görüş, güdü görüşüdür. Buna göre sabır, kapanma ihtiyacını yönetmektir: ihtiyaç kişiye ve duruma göre değişir ve sabırlı biri, bu ihtiyacın yükseldiği anları tanıyıp onlara göre önlem alan kişidir. Kruglanski ve Webster bu çizgiyi taşır.

Üçüncü görüş, zanaat görüşüdür. Buna göre sabır, bir duygudan çok bir çalışma biçimidir: yavaş okumak, aynı yere tekrar dönmek, ayrıntıda durmak. Nietzsche bu çizgidedir ve sabrı, iyi bir düşünme işinin kendisine yerleştirir.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Sabrı savunan düşünce şu cevabı verebilir. Bir soruyla gerektiği kadar kalabilmek, cevabı aramanın bir parçasıdır: erken gelen cevabın çoğu, gerilimi gidermek için seçilir, doğruluğu için değil. Bu yüzden sabır, düşünmeyi yavaşlatan bir huy değil, doğru cevaba ulaşma şansını artıran bir yöntemdir.

Açık kalan sorular

Kapanma ihtiyacı kişiden kişiye değişiyorsa, sabrı öğrenmek mümkün müdür, yoksa yalnız ihtiyacın yükseldiği anlarda önlem almak mıdır?

Bir sorunun ne kadar bekleyişi hak ettiğini önceden nasıl bilebiliriz? Vade koyarken, sorunun zorluğunu doğru kestirmek mümkün müdür?

Hızlı çalışmayı ödüllendiren bir ortamda, sabırlı düşünmenin bedelini kimin taşıması gerekir? Kişinin mi, kurumun mu?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSabrı, hareketsiz beklemek saymak.
Doğrusu

Sabırlı kişi beklerken çalışır: hangi bilginin soruyu çözeceğini belirler ve onu arar. Bekleyiş bir boşluk değil, bir arayıştır.

Yaygın yanlışSabrı, kararı sonsuza dek ertelemek sanmak.
Doğrusu

Vadesi olmayan bekleyiş kararsızlığa dönüşür. Sabır, hangi kanıtın geldiğinde ya da ne zaman karar verileceğini önceden söyler.

Yaygın yanlışSabrı, yalnız bir huy saymak.
Doğrusu

Sabır, telaşı fark etmeyi, erken kapanışı ertelemeyi ve yavaş çalışmayı içeren bir yöntemdir. Huy, bu yöntemin bir yanı olabilir ama tamamı değildir.

Yaygın yanlışHızlı kararı, her zaman sabırsızlık saymak.
Doğrusu

Kanıtı güçlü, riski düşük bir soruda hızlı karar yerindedir. Sabır, beklemenin ne zaman değer taşıdığını ayırt etmeyi gerektirir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Düşünmede sabır, cevabı belirsiz bir soruyu erken bir kapanışa sarılmadan ama çalışmayı bırakmadan, gerektiği süre taşıyabilmektir ve hareketsiz beklemekten farklıdır. Keats, belirsizlik içinde olguya telaşla uzanmadan kalabilmeye olumsuz yetenek adını verdi.

Kruglanski ve Webster, kesin cevap ihtiyacının erken bilgiyi kapmaya ve sonra ona bağlı kalmaya götürdüğünü gösterdi. Nietzsche, yavaş okumayı, aceleyle yapılamayan bir düşünme zanaatı olarak savundu.

Sabır dört adımdan geçer: belirsizliğin rahatsızlığını fark etmek, erken kapanışı ertelemek, beklerken çalışmak ve bekleyişe vade koymak. Sabra üç itiraz yöneltildi. Kararsızlıktan ayırt edilemediği, bir lüks olduğu ve hızlı kapanmanın her zaman kötü olmadığı söylendi.

Bu yüzden düşünmede sabır, beklemek değil, bekleyerek çalışmak ve bekleyişi bir kararla bitirmektir.

Sonraki derse köprü

Bu derste sabrın, cevabı belirsiz bir soruyla çalışarak kalmak ve bekleyişi bir vadeyle sonlandırmak olduğunu gördük. Sevgi'nin cümlesi kırk sayfa sonra çözüldü ve o an yeni bir iş başladı: eldeki ilk okumayı, gelen ayrıntıya göre değiştirmek.

Bekleyişin sonunda gelen kanıt, çoğu zaman, önceden benimsenen görüşle tam örtüşmez. O zaman ne kadar değiştireceğimiz, hangi görüşü ne ölçüde bırakacağımız ayrı bir soru olur. Bir görüşü hiç değiştirmemek de, her yeni bilgiyle baştan kurmak da bir hatadır.

Bir sonraki ders bu ayara dönüyor. Görüş güncelleme dersi, yeni kanıt geldiğinde bir görüşü ne ölçüde ve nasıl değiştirmenin bir düşünme erdemi sayılabileceğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.