Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Merak, bilinmeyene yönelen ve bir bilgi boşluğunu kapatmaya ya da bir konuyu daha derin anlamaya çalışan bir ilgidir ve bilgi miktarından farklıdır. Berlyne, merakın sıkıntıdan doğan çeşitlendirici ve belirli bir soruyu çözmeye çalışan özgül olmak üzere iki biçimde işlediğini gösterdi.
Zagzebski, bir özelliğin düşünme erdemi sayılması için doğruyu gerçekten istemek ve bu isteğin güvenilir biçimde amacına götürmesi koşullarını ileri sürdü. Gopnik, çocukların dünyayı fener gibi geniş bir dikkatle keşfettiğini ve yetişkinlerin bu dikkati yeniden kazanabileceğini anlattı.
Merakın erdem sayılıp sayılmayacağı dört soruyla sınanabilir: gerçeğe yönelik mi, sürekli mi, güvenilir bilgiye götürüyor mu ve başka değerlerle çatışıyor mu. Merağa üç itiraz yöneltildi. Her zaman iyi olmadığı, bir erdem değil mizaç olduğu ve iş hayatında verimsizlik yarattığı söylendi.
Bu yüzden merak, bir duygu olarak başlayıp, doğruya yönelen, sürekli ve güvenilir biçimde bilgiye götüren bir tutum olarak, alışkanlık ve dikkatle beslenen bir düşünme erdemi olarak yaşıyor.
Açılış sahnesi
Bir teknisyen, bir fabrikada bir makinenin garip bir ses çıkardığını fark ediyor. Makine çalışıyor, üretim aksamıyor ve amiri sesin önemsiz olduğunu söylüyor. Herkes işine devam ediyor. Teknisyen ise iş çıkışında, makinenin yanında kalıyor ve sesin nereden geldiğini dinliyor.
Bir hafta boyunca, her gün birkaç dakika, sesin ritmini, hangi hızda çıktığını, hangi parçadan geldiğini not ediyor. Kimse ondan bunu istememişti. Hafta sonunda, sesin bir rulmandan geldiğini ve o rulmanın iki ay içinde kırılacağını anlıyor. Rulman değiştiriliyor ve üretim hattı bir aylık duruştan kurtuluyor.
Teknisyenin bunu yapmasını gerektiren bir görev yoktu. Onu yönlendiren şey, bilmediği bir şeyi bilmek istemesiydi. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının dördüncü modülünün ilk durağında, merakın ne olduğunu, neden yalnız bir duygu değil bir düşünme erdemi sayılabileceğini ve nasıl beslenebileceğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce merakın türlerini ayıracağız. Bir kişi, sıkıldığı için yeni bir şeye yönelebilir ya da belirli bir soruya cevap bulmak için ısrar edebilir. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Daniel Berlyne, merakın çeşitlendirici ve özgül olmak üzere iki ayrı biçimde işlediğini gösterdi. Linda Zagzebski, bir huyun düşünme erdemi sayılabilmesi için hangi koşulları taşıması gerektiğini sordu. Alison Gopnik ise çocukların, yetişkinlerden farklı bir dikkat ve keşif biçimiyle dünyayı öğrendiğini savundu.
Ardından üç itirazı tartacağız. Biri merakın her zaman iyi olmadığını, biri merakın bir erdem değil bir mizaç olduğunu, üçüncüsü de merakın iş hayatında verimsizliğe yol açtığını söylüyor.
Sonda merakı günlük yaşamda nasıl besleyebileceğimize ve yönlendirebileceğimize bakacağız. Bu bakış, merakı bir yetenek olarak değil, bir alışkanlık ve bir tutum olarak gösterecek.
Merkez soru
Sorumuz şu: merak nedir, ne zaman bir düşünme erdemidir ve nasıl beslenebilir?
Ölçülü iddiam şu: merak, bilinmeyene yönelen ve bir bilgi boşluğunu kapatmaya ya da bir konuyu daha derin anlamaya çalışan bir ilgidir, ve bu ilgi, doğruya ulaşmayı iyi bir biçimde amaçlayıp sürekli araştırmaya götürdüğünde bir düşünme erdemi sayılabilir, ama her merak erdem değildir, bu yüzden merakı beslemek, onu yönlendirecek sorular, dikkat ve sabırla birlikte gelişmesini sağlamayı gerektirir.
Sıfır noktası
Merak, günlük dilde çoğu zaman bir çocuğa özgü bir özellik gibi görülür: sürekli soru soran, her şeye dokunan çocuk. Oysa merak, yaşla bitmez. Bir yetişkin de bir haber, bir makine sesi ya da bir kelimenin kökeni karşısında merak edebilir.
Merak, ilk bakışta bir duygu gibi görünür: bir şey hakkında bir şey bilmek isteme hissi. Ama bu his, bir dizi davranışa dönüşebilir: soru sormak, araştırmak, denemek, beklemek. Teknisyenin merakı, bir haftalık bir gözlem çalışmasına dönüştü.
Bir de şu ayrım var: merak, bilgiye sahip olmakla aynı şey değildir. Çok bilen biri meraksız, az bilen biri çok meraklı olabilir. Merak, bilgi miktarını değil, bilgiye yönelme tutumunu anlatır. Bu yüzden merakı beslemek, bilgi vermekten çok farklı bir iştir.
Argümanın yapısı
Merakın bir düşünme erdemi olup olmadığını değerlendirirken, dört soruyu sırayla sormak yardımcı olur.
Birinci soru: bu merak, gerçeğe yönelik mi? Kişi, bir şeyin gerçekte nasıl olduğunu öğrenmek mi istiyor, yoksa yalnız dikkat çekmek, eğlenmek ya da başkasını gözetlemek mi? Doğruya yönelmeyen ilgi, merak gibi görünse de erdem sayılmaz.
İkinci soru: bu merak, sürekli mi? Bir anlık ilgi ile sürekli bir tutum ayrıdır. Bir kişi, ilgisini bir şeyle karşılaştığında değil, çoğu zaman ve çeşitli konularda sürdürüyorsa, merak bir huy hâline gelmiştir.
Üçüncü soru: bu merak, güvenilir biçimde bilgiye götürüyor mu? Kişi, meraklandığı şeyi gerçekten araştırıyor mu, doğru kaynaklara başvuruyor mu, öğrendiğini sınıyor mu? Merakın araştırmaya dönüşmediği yerde, yalnızca bir his kalır.
Dördüncü soru: bu merak, başka değerlerle çatışıyor mu? Bir başkasının mahremiyetini, güvenliğini ya da kaynağını ihlal ediyor mu? Merakın sınırı, başkalarının haklarının başladığı yerde çizilir.
Bu yapı, merakın bir duygu olmaktan çıkıp bir tutum olduğunda erdeme yaklaştığını gösterir.
Görüşler ve pozisyonlar
Merakın ne olduğu konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, güdü görüşüdür. Buna göre merak, farklı ihtiyaçlardan doğan bir eğilimdir: belirsizliği gidermek ya da yenilik aramak. Berlyne bu çizgidedir.
İkinci görüş, erdem görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş merakı bir güdü olarak görüyor. Bu görüş, merakın, doğruya yönelip güvenilir biçimde bilgiye götürdüğünde bir düşünme erdemi olduğunu söyler. Zagzebski bu çizgiye yakındır.
Üçüncü görüş, keşif görüşüdür. Oysa ilk iki görüş merakı bir eğilim ya da erdem olarak ele alıyor. Bu görüş, merakın, geniş ve dağınık bir dikkatle dünyayı keşfetme biçimi olduğunu ve yetişkinlikte bu dikkatin dar odak tarafından bastırıldığını söyler. Gopnik bu çizgiyi taşır.
En güçlü itiraz
Merak üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Merakı savunan düşünce şu cevabı verebilir. Merak, doğruya yönelip güvenilir biçimde bilgiye götürdüğünde ve başkalarının haklarıyla çatışmadığında, bir düşünme erdemidir. Onu beslemek, dikkatin farklı biçimlerini kullanmayı, sorular sormayı ve araştırmayı sürdürmeyi gerektirir. Meraksız bir zihin, kanıtı tartmakta iyi olabilir, ama tartılacak bir şeyi hiç aramaz.
Açık kalan sorular
Bir kişi, merakını hangi konulara yöneltmelidir? Her konuya duyulan merak mı daha değerli, yoksa derinliğine seçilmiş konulara duyulan merak mı?
Merak, bilgi bolluğunun olduğu bir çağda nasıl korunur? Cevabın hemen ulaşılabilir olması, sorunun peşinde ısrar etmeyi zayıflatır mı?
Merakın bir erdem sayılması için başarı koşulu ne kadar katı olmalıdır? Yanılan ama sürekli araştıran bir kişi, merak erdemine sahip sayılabilir mi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışMerakı, yalnız çocuklara özgü saymak.
Merak, yaşla bitmez. Yetişkinlerde dar dikkatin baskın olması, merakın yokluğu değil, bastırılmış olmasıdır.
Yaygın yanlışMerakı, bilgi miktarıyla eşitlemek.
Çok bilen biri meraksız, az bilen biri meraklı olabilir. Merak, bilgiye yönelme tutumudur.
Yaygın yanlışHer merakı, erdem saymak.
Zagzebski'nin ölçütü, güdünün doğruya yönelmesini ve güvenilir başarıyı ister. Başkasını gözetlemek ya da yalnız eğlenmek için duyulan ilgi, erdem sayılmaz.
Yaygın yanlışMeraklı olmayı, kendiliğinden gelen bir yetenek saymak.
Merak, dikkat, sorular ve araştırmayla beslenen bir tutumdur. Yetişkinlerde de yeniden kazanılabilir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Merak, bilinmeyene yönelen ve bir bilgi boşluğunu kapatmaya ya da bir konuyu daha derin anlamaya çalışan bir ilgidir ve bilgi miktarından farklıdır. Berlyne, merakın sıkıntıdan doğan çeşitlendirici ve belirli bir soruyu çözmeye çalışan özgül olmak üzere iki biçimde işlediğini gösterdi.
Zagzebski, bir özelliğin düşünme erdemi sayılması için doğruyu gerçekten istemek ve bu isteğin güvenilir biçimde amacına götürmesi koşullarını ileri sürdü. Gopnik, çocukların dünyayı fener gibi geniş bir dikkatle keşfettiğini ve yetişkinlerin bu dikkati yeniden kazanabileceğini anlattı.
Merakın erdem sayılıp sayılmayacağı dört soruyla sınanabilir: gerçeğe yönelik mi, sürekli mi, güvenilir bilgiye götürüyor mu ve başka değerlerle çatışıyor mu. Merağa üç itiraz yöneltildi. Her zaman iyi olmadığı, bir erdem değil mizaç olduğu ve iş hayatında verimsizlik yarattığı söylendi.
Bu yüzden merak, bir duygu olarak başlayıp, doğruya yönelen, sürekli ve güvenilir biçimde bilgiye götüren bir tutum olarak, alışkanlık ve dikkatle beslenen bir düşünme erdemi olarak yaşıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste merakın, doğruya yönelen bir tutum olduğunu gördük. Ama merakın bir yanı hep başkalarına dönüktü: teknisyen, bir makineyi dinliyordu. Öğrenci, iki üç kaynağa bakıyordu. Doğruyu öğrenmek, çoğu zaman başkasının söylediğine, bilgisine ve görüşüne kulak vermeyi gerektiriyor.
Bir başkasının görüşüne kulak verirken, ona hak ettiği ağırlığı vermek ayrı bir iştir. Bir görüşü, bize uyduğu ya da bize yakın biri söylediği için değil, gücü kadar tartmak, onu doğru anlamak ve en güçlü biçimiyle kurmak gerekir. Başkasının bilgisine hakkını vermek, merakın bir sonraki adımı.
Bir sonraki ders bu adıma dönüyor. Adalet dersi, düşünme erdemi olarak adaletin ne olduğunu, bir görüşe ve o görüşü söyleyene hak ettiği ağırlığı vermenin ne demek olduğunu soruyor.