İçeriğe geç

P01-D01-M03-06·Bilişsel yanlılıklar

Aşırı güven

temel2.238 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Aşırı güven, kendi bilgimize, becerimize ve tahminlerimize kanıtın taşıdığından fazla güvenmektir ve tek bir şey değildir. Moore ve Healy, aşırı güvenin aşırı tahmin, aşırı konumlama ve aşırı kesinlik olmak üzere üç türünü ayırdı ve bunların işin zorluğuna göre farklı yönlerde işlediğini gösterdi.

Kruger ve Dunning, becerisi düşük olanların kendi becerilerini değerlendirmekte de zorlandığını, yani çifte yük taşıdığını savundu ve bu açıklamanın tartışmalı olduğu bilinir. Buehler, Griffin ve Ross, insanların bir işin süresini, kendi planına odaklandıkları için, sistemli olarak düşük tahmin ettiğini ve buna planlama yanılgısı dendiğini gösterdi.

Aşırı güveni dengelemek için dört adım atılabilir: güveni sayıya dökmek, geçmiş kaydı bulmak, dışarıdan bakış almak ve aralık vermek. Ona üç itiraz yöneltildi. Yararlı olduğu, bulguların başka açıklamaları olduğu ve sürekli sorgulamanın kararsızlık yarattığı söylendi.

Bu yüzden aşırı güven, yok edilecek bir şey olarak değil, güvenin kanıtın taşıdığı ölçüye getirildiği, iyimserlikle gerçekçiliğin birlikte yürütüldüğü bir denge olarak yaşıyor.

Açılış sahnesi

Bir öğrenci, bir bitirme raporunu teslim etmek için kendine üç hafta veriyor. Planı dikkatle yapıyor: ilk hafta okuma, ikinci hafta yazma, üçüncü hafta düzeltme. Arkadaşları ona, benzer raporların çoğunun beklenenden uzun sürdüğünü hatırlatıyor. Öğrenci gülümsüyor: "Ben onlar gibi değilim. Ben planlıyım."

Üçüncü haftanın sonunda rapor yarım. Öğrenci iki hafta ek süre istiyor ve bir sonraki raporunun süresini tahmin ederken, kendine aynı üç haftayı veriyor. Bu sefer, geçen seferin bir istisna olduğunu düşünüyor.

Öğrenci tembel değildi. Çalışıyordu ve her seferinde planının gerçekçi olduğuna içtenlikle inanıyordu. Sorun, bu inancın, geçmiş deneyimin söylediğinden çok daha kesin olmasıydı. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının üçüncü modülünün son durağında, kendi bilgimize, becerimize ve tahminlerimize gerçekte olduğundan daha çok güvenme eğilimini ve bunu nasıl fark edebileceğimizi soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce aşırı güvenin tek bir şey olmadığını göstereceğiz. Bir kişi kendi becerisini olduğundan yüksek görebilir, kendini başkalarından üstün sanabilir ya da tahminlerine gereğinden dar bir kesinlik verebilir. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Don Moore ile Paul Healy, aşırı güvenin bu üç türünü ayırdı. Justin Kruger ile David Dunning, becerisi düşük olanların kendi becerisini değerlendirmekte de zorlandığını gösterdi. Roger Buehler, Dale Griffin ile Michael Ross ise insanların bir işin ne kadar süreceğini sistemli olarak düşük tahmin ettiğini gösterdi.

Ardından üç itirazı tartacağız. Biri aşırı güvenin çoğu zaman yararlı olduğunu, biri Kruger ve Dunning'in bulgularının başka açıklamaları da olabileceğini, üçüncüsü de kendi güvenimizi sürekli sorgulamanın kararsızlık yaratacağını söylüyor.

Sonda kendi tahminlerimizde aşırı güveni nasıl fark edip dengeleyebileceğimize bakacağız. Bu bakış, güveni yok etmeyi değil, güveni kanıtın taşıdığı ölçüye getirmeyi hedefleyecek.

Merkez soru

Sorumuz şu: kendi bilgimize, becerimize ve tahminlerimize ne zaman gereğinden çok güveniriz ve bu güveni kanıtın taşıdığı ölçüye nasıl getirebiliriz?

Ölçülü iddiam şu: insanlar kendi becerilerini, sıralamadaki yerlerini ve tahminlerinin kesinliğini çoğu zaman olduğundan yüksek görür ve bu eğilim, iş zorlaştıkça, becerisi düşük olanlarda ve öngörülerde daha belirgindir, ama aşırı güven her durumda ve herkes için aynı değildir, bu yüzden güveni tek bir sayıyla değil, geçmiş sonuçlara, dışarıdan bir bakışa ve tahminin kesinliğine dair somut ölçülere göre ayarlamak gerekir.

Sıfır noktası

Güven, bir kişinin kendi bilgisinden, becerisinden ya da tahmininden ne kadar emin olduğudur. Bu, kendi içinde bir kusur değildir. Bir işe başlamak, bir karar vermek, bir fikri savunmak için bir miktar güven gerekir.

Aşırı güven, güvenin kanıtın taşıdığından fazla olmasıdır. Bir kişi, bir işi zamanında bitireceğinden hiç kuşku duymaz ama geçmişte aynı türden işlerin yarısını geciktirmiştir. Bir kişi, bir sorunun cevabından çok emindir ve çoğu kez yanılmıştır. Fark, ne kadar emin olduğumuzla ne kadar haklı çıktığımız arasındadır.

Bu fark, çoğu zaman görünmez, çünkü güven bir his olarak gelir. Emin olmak, haklı olmak gibi hissedilir. Ama his, bir ölçü değildir. Bir kişi, emin olduğu şeylerin ne kadarında haklı çıktığını ancak kayda bakarak öğrenebilir.

Argümanın yapısı

Aşırı güveni fark edip dengelemek için, dört adımlı bir sıra izlenebilir.

Birinci adım: güveni bir sayıya dökmek. Bu tahmine ne kadar eminim? Yarı yarıya mı, dokuz kere ondan dokuzu mu? Sayıya dökülmeyen güven, sınanamaz.

İkinci adım: geçmiş kaydı bulmak. Benzer tahminlerde kaç kere haklı çıktım? Benzer işleri ne kadar sürede bitirdim? Kayıt, güvenin gerçek karşılığını gösterir.

Üçüncü adım: dışarıdan bir bakış almak. Başkaları benzer işleri ne kadar sürede bitiriyor? Bu tür tahminlerde başkaları ne kadar haklı çıkıyor? Kendi durumumuzu, benzer durumların ortalamasıyla karşılaştırmak, kendi özel planımızın cazibesini dengeler.

Dördüncü adım: aralığı genişletmek ve kararı buna göre gözden geçirmek. Tahmine tek bir sayı vermek yerine, alt ve üst sınır vermek. Kesinliğin gerçekte ne olduğu, aralığın ne kadar geniş olması gerektiğini gösterir.

Bu yapı, aşırı güveni yenmenin, kendine güvenmemek değil, güveni kayıtla ve dışarıdan bir bakışla ayarlamak olduğunu gösterir.

Görüşler ve pozisyonlar

Aşırı güvenin nasıl işlediği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, çok türlü görüştür. Buna göre aşırı güven tek bir şey değil, birbirinden ayrı üç eğilimdir ve işin zorluğuna göre farklı yönlerde işler. Moore ve Healy bu çizgidedir.

İkinci görüş, beceri görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş güvenin türüne bakıyor. Bu görüş, becerisi düşük olanların, kendi becerilerini değerlendirecek araçlardan da yoksun olduğunu ve bu yüzden en çok abarttıklarını söyler. Kruger ve Dunning bu çizgiye yakındır.

Üçüncü görüş, plan görüşüdür. Oysa ilk iki görüş kişinin becerisine bakıyor. Bu görüş, aşırı güvenin özellikle kendi planımıza odaklandığımızda ve geçmiş deneyimi hesaba katmadığımızda ortaya çıktığını söyler. Buehler, Griffin ve Ross bu çizgiyi taşır.

En güçlü itiraz

Aşırı güven üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Aşırı güveni ele alan düşünce şu cevabı verebilir. Güven gereklidir ama kanıtın taşıdığı kadar olmalıdır. Güveni sayıya dökmek, geçmiş kayda bakmak, dışarıdan bir bakış almak ve aralık vermek, iyimserliği yok etmeden onu tahmine sızmaktan alıkoyar. Başlamak için iyimser olmak ve planlamak için gerçekçi olmak birbirinin karşıtı değildir.

Açık kalan sorular

Bir kişi, kendi becerisini değerlendirecek beceriye sahip değilse, aşırı güvenini kendi başına nasıl fark edebilir? Bunun için dışarıdan bir geri bildirime ihtiyaç var mı?

Aşırı güven ile gerçek yetkinlik arasındaki fark, toplumsal ortamda nasıl görünür? Kendinden emin görünenlere güvenmek, bir toplum için nasıl sonuçlar doğurur?

Aşırı güven, kültürlere ve kişilere göre farklı mı işler? Kendini abartmayı değerli bulan ve bulmayan ortamlar, tahminleri nasıl etkiler?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışAşırı güveni, tek bir şey saymak.
Doğrusu

Moore ve Healy'nin gösterdiği gibi, aşırı tahmin, aşırı konumlama ve aşırı kesinlik ayrı olgulardır ve işin zorluğuna göre farklı yönlerde işler.

Yaygın yanlışGüvenin kendisini, kusur saymak.
Doğrusu

Bir miktar güven, işe başlamak ve karar vermek için gerekir. Sorun, güvenin kanıtın taşıdığından fazla olmasıdır.

Yaygın yanlışKendine güvenmeyi, doğru olmakla eşitlemek.
Doğrusu

Emin olmak, haklı olmak gibi hissedilir ama his bir ölçü değildir. Emin olduğumuz şeylerin ne kadarında haklı çıktığımızı yalnız kayıt gösterir.

Yaygın yanlışKendi işini tahmin ederken, kendine özgü ayrıntılara güvenmek.
Doğrusu

Buehler ve arkadaşlarının gösterdiği gibi, kendi planımızın ayrıntısı bizi ikna eder ama benzer işlerin süresi genellikle daha uzundur. Dışarıdan bakış, ayrıntının cazibesini dengeler.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Aşırı güven, kendi bilgimize, becerimize ve tahminlerimize kanıtın taşıdığından fazla güvenmektir ve tek bir şey değildir. Moore ve Healy, aşırı güvenin aşırı tahmin, aşırı konumlama ve aşırı kesinlik olmak üzere üç türünü ayırdı ve bunların işin zorluğuna göre farklı yönlerde işlediğini gösterdi.

Kruger ve Dunning, becerisi düşük olanların kendi becerilerini değerlendirmekte de zorlandığını, yani çifte yük taşıdığını savundu ve bu açıklamanın tartışmalı olduğu bilinir. Buehler, Griffin ve Ross, insanların bir işin süresini, kendi planına odaklandıkları için, sistemli olarak düşük tahmin ettiğini ve buna planlama yanılgısı dendiğini gösterdi.

Aşırı güveni dengelemek için dört adım atılabilir: güveni sayıya dökmek, geçmiş kaydı bulmak, dışarıdan bakış almak ve aralık vermek. Ona üç itiraz yöneltildi. Yararlı olduğu, bulguların başka açıklamaları olduğu ve sürekli sorgulamanın kararsızlık yarattığı söylendi.

Bu yüzden aşırı güven, yok edilecek bir şey olarak değil, güvenin kanıtın taşıdığı ölçüye getirildiği, iyimserlikle gerçekçiliğin birlikte yürütüldüğü bir denge olarak yaşıyor.

Sonraki derse köprü

Bu modülde doğrulama yanlılığını, çapayı, erişilebilirliği, grup yanlılığını, geriye bakışı ve aşırı güveni gördük. Hepsinde, zihnin kanıtla karşılaşırken izlediği yollar, bizi çoğu zaman farkında olmadan yanıltıyordu. Hepsinin ortak bir yanı vardı: yanıldığımızı görmek için, önce yanılabileceğimizi kabul etmek gerekiyordu.

Yanılabileceğini kabul etmek ve bilmediği şeyin peşine düşmek, bir yöntemden çok bir eğilimdir. Aşırı güvenin karşısında duran şey, yalnız bir teknik değil, bir tutumdur: bilmediğini görmek, bilmediğine ilgi duymak. Bu tutum, kanıtı tartmanın ve yanlılıkları dengelemenin arkasındaki güdüyü sağlar.

Bir sonraki ders yeni bir modülün ilk adımı. Entelektüel erdemler modülü, merakla başlıyor: bilmediğimiz bir şeye ilgi duymanın ne olduğunu, neden bir erdem sayılabileceğini ve nasıl beslenebileceğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.