İçeriğe geç

P01-D01-M03-05·Bilişsel yanlılıklar

Geriye bakış

temel2.062 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Geriye bakış yanlılığı, bir sonucu öğrendikten sonra, o sonucu daha önce daha olası ve öngörülebilir sanma ve karar anındaki bilgiye dönememe eğilimidir. Fischhoff, sonucu öğrenenlerin, o sonucu öğrenmeyenlerden çok daha olası bulduğunu ve bunu fark etmediğini gösterdi.

Roese ve Vohs, bu eğilimin bellek çarpıtması, kaçınılmazlık duygusu ve öngörülebilirlik duygusu olmak üzere üç düzeyde işlediğini anlattı. Taleb, geçmişi sonradan pürüzsüz bir hikâyeye dönüştürmenin, rastlantıyı gizlediğini ve geleceği öngörülebilir sandırdığını savundu.

Geriye bakışı dengelemek için dört adım atılabilir: karar anındaki bilgiyi yazmak, sonucu kenara koymak, alternatif sonuçları düşünmek ve kararı sonuçtan ayırmak. Ona üç itiraz yöneltildi. Geçmişten öğrenmenin sonuca bakmayı gerektirdiği, bazı sonuçların gerçekten öngörülebilir olduğu ve anlatının vazgeçilmez olduğu söylendi.

Bu yüzden geriye bakış, geçmişten öğrenmenin yolu olarak, ama karar anındaki bilgiyi sonuçtan ayırarak ve alternatifleri hatırlayarak yapılması gereken bir bakış olarak yaşıyor.

Açılış sahnesi

Bir şirkette, bir proje üç ay gecikip bütçeyi aşıyor. Proje bittikten sonra bir değerlendirme toplantısı yapılıyor. Bir yönetici, toplantıda şunu söylüyor: "Bu proje daha başından belliydi. Tedarikçi seçimi yanlıştı, ekip fazla küçüktü, takvim gerçekçi değildi." Salondakiler başlarını sallıyor.

Ekipten bir kişi, proje başlarken tutulan toplantı notlarını açıyor. Notlarda, yönetici dahil herkesin projeyi "riskli ama yapılabilir" gördüğü yazıyor. Tedarikçi, iki alternatiften daha güvenilir bulunarak seçilmiş. Takvim, benzer projelerin ortalama süresine göre kurulmuş. Yöneticinin kendi imzası, bütçe onayının altında duruyor.

Yönetici yalan söylemiyordu. Projenin nasıl bittiğini bildiği için, başlangıçta neyi bildiğini yanlış hatırlıyordu. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının üçüncü modülünün beşinci durağında, bir sonucu öğrendikten sonra geçmişe bakışımızın nasıl değiştiğini ve bunun bizden neyi sakladığını soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce geriye bakış yanlılığının ne olduğunu ve üç ayrı düzeyde nasıl işlediğini göstereceğiz. Bir sonucu bildikten sonra, o sonucun daha önce bilinebilir, kaçınılmaz ya da beklenen olduğunu düşünmeye yönelik eğilimin adıdır. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Baruch Fischhoff, sonucu öğrenen kişilerin, öğrenmeden önceki bilgilerini geri getiremediğini gösterdi. Neal Roese ile Kathleen Vohs, bu eğilimin bellek, kaçınılmazlık ve öngörülebilirlik olmak üzere üç düzeyde işlediğini anlattı. Nassim Taleb ise geçmişi sonradan bir hikâye olarak kurmanın, belirsizliği nasıl gizlediğini savundu.

Ardından üç itirazı tartacağız. Biri geçmişten öğrenmek için sonuca bakmanın gerekli olduğunu, biri bazı sonuçların gerçekten öngörülebilir olduğunu, üçüncüsü de anlatının insan için vazgeçilmez olduğunu söylüyor.

Sonda kendi geriye bakışımızı nasıl dengeleyebileceğimize bakacağız. Bu bakış, geçmişi yeniden değerlendirmeyi yasaklamayı değil, karar anındaki bilgiyi sonuçtan ayırarak yeniden kurmayı hedefleyecek.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir sonucu öğrendikten sonra, geçmişteki kararları ve belirsizliği neden farklı görüyoruz ve karar anında gerçekten ne bildiğimizi nasıl yeniden kurabiliriz?

Ölçülü iddiam şu: bir sonucu bildiğimizde, o sonucun daha önce bilinebilir ve kaçınılmaz olduğunu düşünme eğilimimiz güçlenir ve bu, hem başkalarının kararlarını haksız yere sertleştirir hem kendi öğrenmemizi zayıflatır, ama sonuç bilgisini bir kenara koymak mümkündür, bu yüzden karar anında elde bulunan bilgiyi sonuçtan bağımsız olarak yazıya dökmek ve alternatif sonuçları düşünmek eğilimi dengeleyen alışkanlıklardır.

Sıfır noktası

Geriye bakış, bir olay olduktan sonra ona bakmak demektir. Bu, kaçınılmaz ve gereklidir: geçmişten öğrenmek, sonuca bakmayı gerektirir. Bir proje neden başarısız oldu, bir yatırım neden kazandırdı, bir ilişki neden bitti, ancak sonuç bilindiğinde sorulabilir.

Sorun, sonucu bilmenin, geçmişi görüşümüzü sessizce değiştirmesidir. Sonucu bildiğimiz anda, geçmişte olan bilgiler, o sonuca doğru dizilmiş gibi görünür. Farklı yöne işaret eden bilgiler, önemsizleşir. Belirsiz olan durum, sonradan, tek bir yöne akan bir yol gibi hatırlanır.

Bu eğilimin ilginç yanı, bize karar anında neyi bildiğimizi yanlış hatırlatmasıdır. Sonucu öğrendikten sonra, o sonucu daha önce tahmin ettiğimize inanırız, ya da tahmin etmemiş olsak bile tahmin edilebilir olduğunu düşünürüz. Bu yüzden başkalarının kararlarını, onların o anda sahip olmadığı bilgiyle yargılarız.

Argümanın yapısı

Geriye bakış yanlılığını fark edip dengelemek için, dört adımlı bir sıra izlenebilir.

Birinci adım: karar anındaki bilgiyi yazmak. Karar verirken elimizde ne vardı: hangi veriler, hangi seçenekler, hangi belirsizlikler? Bu, kararın öncesinde ya da hemen sonrasında yazıldığında en güvenilirdir.

İkinci adım: sonucu bir kenara koymak. Bir kararı değerlendirirken, sonucu bilmeyen biri olarak bakmak. Sonucu bilmeyen biri bu kararı nasıl görürdü?

Üçüncü adım: alternatif sonuçları düşünmek. Farklı sonuçlar da mümkündü. Onlar gerçekleşseydi, aynı karar nasıl görünürdü? Bu, geçmişin tek bir yola akmadığını hatırlatır.

Dördüncü adım: kararı sonuçtan ayrı değerlendirmek. Karar, o anda bilinenlere göre iyi miydi? Sonuç kötü olsa da, karar iyi olabilir. Sonuç iyi olsa da, karar kötü olabilir.

Bu yapı, geriye bakışı yenmenin, sonucu unutmak değil, kararı sonuçtan ayrı değerlendirmek olduğunu gösterir.

Görüşler ve pozisyonlar

Geriye bakışın nasıl işlediği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, bellek görüşüdür. Buna göre sonucu bilmek, karar anındaki yargıya erişimi bozar: insan, sonucu öğrendikten sonra önceki tahminini hatırlayamaz. Fischhoff bu çizgidedir.

İkinci görüş, çok düzeyli görüştür. Buna karşılık ilk görüş belleğe bakıyor. Bu görüş, yanlılığın bellek çarpıtması, kaçınılmazlık ve öngörülebilirlik olmak üzere üç ayrı düzeyde işlediğini ve her düzeyin ayrı sonuçları olduğunu söyler. Roese ve Vohs bu çizgiye yakındır.

Üçüncü görüş, anlatı görüşüdür. Oysa ilk iki görüş bireyin yargısına bakıyor. Bu görüş, geçmişi sonradan tutarlı bir hikâyeye dönüştürmenin, belirsizliği gizlediğini ve geleceği öngörülebilir sandırdığını söyler. Taleb bu çizgiyi taşır.

En güçlü itiraz

Geriye bakış yanlılığı üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Geriye bakışı ele alan düşünce şu cevabı verebilir. Geçmişe bakmak, öğrenmenin yoludur ve sonuç bilgisi, geçmişi çarpıtabilir. Karar anındaki bilgiyi sonuçtan ayırarak yazmak, alternatif sonuçları düşünmek ve kararı sonuçtan bağımsız değerlendirmek, hem başkalarına haksızlık etmeyi hem kendi öğrenmemizi zayıflatmayı önler. Gerçekten önlenebilir hataları görmek de aynı yöntemle mümkündür.

Açık kalan sorular

Bir kararı, sonucu bilmeden değerlendirmek gerçekten mümkün mü? Sonucu bilen bir kişi, sonucu bilmeyen birinin gözüyle bakabilir mi?

Karar anındaki bilgiyi yazmak, kişilerin karar verme biçimini de değiştirir mi? Kayıt tutma, kararı daha temkinli ya da daha savunmacı yapar mı?

Sorumluluk ile geriye bakış yanlılığı arasında bir denge var mı? Bir kararın hatalı olup olmadığını, sonucundan bağımsız nasıl belirleriz?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSonucu bilenin, karar anındaki bilgisini de bildiğini sanmak.
Doğrusu

Sonucu bildiğimizde, karar anında neyi bildiğimizi yanlış hatırlarız. Geçmiş bilgiyi kayıtla ve sonuçtan ayrı olarak yeniden kurmak gerekir.

Yaygın yanlış"Belliydi" cümlesini, kanıt saymak.
Doğrusu

Sonradan belli görünen şey, önceden belli olmayabilirdi. "Belliydi" demek, kayda dayandırılmadıkça, geriye bakış yanlılığının bir işaretidir.

Yaygın yanlışKötü sonucu, kötü kararla eşitlemek.
Doğrusu

Bir karar, o anda elde olan bilgiyle iyi olabilir ve yine de kötü sonuçlanabilir. Sonuç, kararın kalitesinin tek ölçüsü değildir.

Yaygın yanlışGeriye bakış yanlılığından, geçmişten öğrenilemeyeceği sonucunu çıkarmak.
Doğrusu

Yanlılık, geçmişi değerlendirmeyi engellemez. Karar anındaki bilgiyi sonuçtan ayrı yazmak, öğrenmeyi daha sağlam kılar.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Geriye bakış yanlılığı, bir sonucu öğrendikten sonra, o sonucu daha önce daha olası ve öngörülebilir sanma ve karar anındaki bilgiye dönememe eğilimidir. Fischhoff, sonucu öğrenenlerin, o sonucu öğrenmeyenlerden çok daha olası bulduğunu ve bunu fark etmediğini gösterdi.

Roese ve Vohs, bu eğilimin bellek çarpıtması, kaçınılmazlık duygusu ve öngörülebilirlik duygusu olmak üzere üç düzeyde işlediğini anlattı. Taleb, geçmişi sonradan pürüzsüz bir hikâyeye dönüştürmenin, rastlantıyı gizlediğini ve geleceği öngörülebilir sandırdığını savundu.

Geriye bakışı dengelemek için dört adım atılabilir: karar anındaki bilgiyi yazmak, sonucu kenara koymak, alternatif sonuçları düşünmek ve kararı sonuçtan ayırmak. Ona üç itiraz yöneltildi. Geçmişten öğrenmenin sonuca bakmayı gerektirdiği, bazı sonuçların gerçekten öngörülebilir olduğu ve anlatının vazgeçilmez olduğu söylendi.

Bu yüzden geriye bakış, geçmişten öğrenmenin yolu olarak, ama karar anındaki bilgiyi sonuçtan ayırarak ve alternatifleri hatırlayarak yapılması gereken bir bakış olarak yaşıyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste sonucu bilmenin, geçmişte ne bildiğimizi yanlış hatırlattığını gördük. Yönetici, "belliydi" derken, kendi imzasını unutmuştu. Karar anındaki bilginin sonuçtan ayrı yazılması, bir şeyi daha gösteriyordu: karar verirken, bilgimizin ve tahminimizin sınırları hakkında çoğu zaman gereğinden emindik.

Sonucu bildikten sonra "belliydi" demek, bir aşırı güvenin geriye dönük biçimi. Aynı aşırı güven, karar anında da vardı: proje "yapılabilir" bulunurken, ne kadar yapılabilir olduğu hakkında gerçek bir ölçü yoktu. Emin olduğumuz kadar bildiğimizi sanıyoruz.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Aşırı güven dersi, tahminlerimize ve bilgimize gerçekte olduğundan daha çok güvenme eğilimini ve bunu nasıl ölçüp dengeleyebileceğimizi soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.