Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Erişilebilirlik sezgisi, bir olayın sıklığını ya da olasılığını, örneklerinin ne kadar kolay hatırlandığına göre yargılamaktır ve çoğu zaman işe yarar ama canlılık, yenilik ve haber ilgisi gibi etkenlerle yanıltır. Tversky ve Kahneman, insanların sıklığı hatırlama kolaylığına göre yargıladığını ve bunun sistemli hatalar doğurduğunu gösterdi.
Lichtenstein ve arkadaşları, insanların nadir ama çarpıcı ölüm nedenlerini abarttığını, yaygın ve sessizlerini hafife aldığını ve bunun haberlerdeki görünürlükle ilişkili olduğunu gösterdi. Schwarz ve arkadaşları, hatırlamanın ne kadar kolay geldiğinin, hatırlanan örneklerin içeriğinden bağımsız olarak yargıyı etkileyebildiğini gösterdi.
Erişilebilirliğin etkisini dengelemek için dört adım atılabilir: tahminin neye dayandığını sormak, örneklerin neden kolay geldiğini sormak, bir dış sayıya bakmak ve tahmini düzeltmek. Ona üç itiraz yöneltildi. Çoğu zaman doğru olduğu, nadir ama yıkıcı riskleri abartmanın makul olduğu ve bilmenin yetmediği söylendi.
Bu yüzden erişilebilirlik, yok edilecek bir şey olarak değil, hatırlama kolaylığını bir işaret olarak alıp bir sayıyla sınayarak dengelenen bir eğilim olarak yaşıyor.
Açılış sahnesi
Bir adam, iş için bir uçak yolculuğu planlıyor ve gece yarısı bir haber sitesinde bir uçak kazası haberi okuyor. Haberde kırık bir kanat fotoğrafı, ağlayan yakınlar ve bir kurtulanla röportaj var. Adam ertesi sabah, bileti iptal edip otobüsle gitmeye karar veriyor.
Otobüs yolculuğu on iki saat sürüyor. Adam yol boyunca, otobüsün bir kazaya karışma ihtimalini hiç düşünmüyor. Oysa yolculuk, uçak yolculuğundan hem daha uzun hem, aynı mesafe için, istatistiksel olarak daha riskli. Ama gece okuduğu haberin görüntüsü, gözünün önünden gitmiyor.
Adamın kararı, bir riski hesaplamaktan değil, bir görüntüyü hatırlamaktan çıkmıştı. Yakın zamanda gördüğü canlı ve çarpıcı bir olay, o olayın sıklığı hakkındaki tahminini değiştirmişti. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının üçüncü modülünün üçüncü durağında, akla kolay gelen şeylerin bize neden daha sık ve daha önemli göründüğünü ve bunun yargılarımızı nasıl çarpıttığını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce erişilebilirliğin ne olduğunu ve neden çoğu zaman işe yaradığını göstereceğiz. Bir olayın ne kadar sık olduğunu tahmin ederken, örneklerini ne kadar kolay hatırladığımıza bakarız. Bu çoğu zaman doğru bir kestirmedir ama bazı durumlarda yanıltır. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Amos Tversky ile Daniel Kahneman, sıklığı ve olasılığı hatırlama kolaylığına göre yargıladığımızı ve bunun sistemli hatalar doğurduğunu gösterdi. Sarah Lichtenstein ile arkadaşları, insanların ölüm nedenlerinin sıklığını nasıl çarpık tahmin ettiğini gösterdi. Norbert Schwarz ile arkadaşları ise hatırlama kolaylığının, hatırladığımız şeyin içeriğinden bile daha etkili olabileceğini gösterdi.
Ardından üç itirazı tartacağız. Biri bu kestirmenin çoğu zaman doğru sonuç verdiğini, biri nadir ama yıkıcı riskleri abartmanın makul olduğunu, üçüncüsü de bunu bilmenin yargıyı düzeltmeye yetmediğini söylüyor.
Sonda bir riski ya da bir sıklığı tahmin ederken erişilebilirliğin etkisini nasıl dengeleyebileceğimize bakacağız. Bu bakış, hatırlama kolaylığını yok saymayı değil, onu bir işaret olarak görüp sayılarla karşılaştırmayı hedefleyecek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir şeyin ne kadar sık ya da ne kadar olası olduğunu tahmin ederken, örneklerini kolay hatırlamak bize ne söyler ve ne zaman yanıltır?
Ölçülü iddiam şu: örneklerini kolay hatırladığımız şeyleri daha sık ve daha olası sanmak çoğu zaman doğru bir kestirmedir, ama hatırlama kolaylığı, olayın gerçek sıklığından başka şeylerden de etkilenir: canlılık, yenilik, duygusal ağırlık ve haber ilgisi, bu yüzden önemli bir yargıda, hatırlama kolaylığını bir işaret olarak alıp, gerçek sıklığa dair sayılarla sınamak gerekir.
Sıfır noktası
Bir şeyin ne kadar sık olduğunu bilmek için, onu sayamayız. Çoğu zaman elimizde, o şeyin örneklerini hatırlamak vardır. Kaç kere bir arkadaşımız bize yalan söyledi? Kaç kere trafikte kaza gördük? Kaç kere bu işi yaptığımızda iyi gitti? Bunları tahmin ederken, aklımıza kaç örnek geldiğine ve ne kadar kolay geldiğine bakarız.
Bu yol, çoğu zaman işe yarar. Sık olan olaylar, gerçekten daha çok hatırlanır. Bir mahallede sık görülen bir olay, o mahalledeki insanlar için daha kolay akla gelir ve bu, o olayın sık olduğunu gösteren bir işarettir.
Sorun, hatırlama kolaylığının yalnız sıklığa bağlı olmamasıdır. Çarpıcı bir olay, sıradan bir olaydan daha kolay hatırlanır. Yakın zamanda olan bir şey, uzak zamanda olandan daha kolay hatırlanır. Haberlere çıkan bir olay, çıkmayandan daha kolay hatırlanır. Bu durumlarda, hatırlama kolaylığı, sıklığın bir işareti olmaktan çıkar ve haber değerinin, canlılığın ya da tazeliğin bir işareti olur.
Argümanın yapısı
Erişilebilirlik sezgisinin bir tahminimizi çarpıtıp çarpıtmadığını anlamak için, dört adımlı bir sıra izlenebilir.
Birinci adım: tahminin neye dayandığını sormak. Bu olayın sık olduğunu düşünüyorum çünkü örnekleri aklıma kolay geliyor, yoksa gerçek bir sayıya baktığım için mi?
İkinci adım: örneklerin neden kolay geldiğini sormak. Bu olay yakın zamanda mı oldu, haberlere mi çıktı, duygusal olarak mı çarpıcıydı, yoksa gerçekten sık mı? Kolaylığın kaynağı, sıklık dışında bir şeyse, işaret güvenilir değildir.
Üçüncü adım: bir dış sayıya bakmak. Bu olayın gerçek sıklığı hakkında bir kayıt, bir istatistik ya da bir temel oran var mı? Varsa, tahmini onunla karşılaştırmak.
Dördüncü adım: tahmini düzeltmek ve kararı buna göre gözden geçirmek. Hatırlama kolaylığına dayanan tahmin, sayıyla ayrılıyorsa, sayıya yaklaşmak. Karar sayıya göre değişiyorsa, değiştirmek.
Bu yapı, erişilebilirliği yenmenin, hatırlamayı bastırmak değil, hatırlamayı bir sayıyla karşılaştırmak olduğunu gösterir.
Görüşler ve pozisyonlar
Erişilebilirliğin nasıl işlediği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, sezgi görüşüdür. Buna göre insanlar sıklığı ve olasılığı, örneklerin ne kadar kolay hatırlandığına göre yargılar ve bu çoğu zaman işe yarar ama sistemli hatalar da doğurur. Tversky ve Kahneman bu çizgidedir.
İkinci görüş, haber görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş hatırlama süreci üzerinde duruyor. Bu görüş, hatırlama kolaylığının önemli bir kaynağının, haberlerde ve gündemde ne kadar yer aldığı olduğunu ve bunun sıklık algısını haber ilgisine göre biçimlendirdiğini söyler. Lichtenstein ve arkadaşları bu çizgiye yakındır.
Üçüncü görüş, işaret görüşüdür. Oysa ilk iki görüş hatırlanan örneklere bakıyor. Bu görüş, hatırlama kolaylığının kendisinin bir işaret olarak okunduğunu ve zorluğun, yargıyı örneklerin içeriğinden bağımsız olarak değiştirebildiğini söyler. Schwarz ve arkadaşları bu çizgiyi taşır.
En güçlü itiraz
Erişilebilirlik üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Erişilebilirliği ele alan düşünce şu cevabı verebilir. Hatırlama kolaylığı, sıklığın çoğu zaman iyi bir işaretidir ama tek işaret değildir. Canlılık, yenilik ve haber ilgisi de onu kolaylaştırır. Önemli bir yargıda, hatırlama kolaylığını bir işaret olarak alıp bir sayıyla karşılaştırmak, hem sezgiyi hem sayıyı kullanır ve ikisinin ayrıldığı yerleri görünür kılar.
Açık kalan sorular
Bir kişi, hangi durumlarda erişilebilirliğe güvenmeli ve hangilerinde bir sayıya başvurmalıdır? Bu ayrımı yapmak için, durumun önemi mi belirleyici?
Haber kuruluşları, sıklığı çarpıtmadan çarpıcı olayları nasıl aktarabilir? Sorumluluk, haberi verenin mi, izleyenin mi?
Bir topluluğun kolektif hafızası, bir olayın ne kadar sık ve önemli olduğuna dair ortak yargıyı nasıl etkiler? Bu, bireysel erişilebilirlikten farklı mı işler?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKolay hatırladığımız şeyi, sık olan şey saymak.
Hatırlama kolaylığı, yalnız sıklığa değil, canlılığa, yeniliğe ve haber ilgisine de bağlıdır. Bunlar sıklıktan bağımsız olarak hatırlamayı kolaylaştırır.
Yaygın yanlışHaberlerde çok yer alan olayı, çok yaşanan olay saymak.
Lichtenstein ve arkadaşlarının gösterdiği gibi, haberlerde çok yer alan olay, çoğu zaman nadir ve çarpıcı olandır. Haberlerdeki görünürlük, sıklığın bir ölçüsü değildir.
Yaygın yanlışDaha çok örnek hatırlamayı, daha güçlü kanıt saymak.
Schwarz ve arkadaşlarının bulgusu, hatırlamanın zor gelmesinin, örnekleri hafife almaya yol açabildiğini gösterir. Örneklerin sayısı ve içeriği ile onları hatırlamanın kolaylığı ayrı şeylerdir.
Yaygın yanlışNadir ama yıkıcı riskin ciddiye alınmasını, yanlış saymak.
Riski değerlendirirken sonucun ağırlığı da hesaba katılır. Yanlış olan, olasılığı yanlış tahmin etmektir. İhtiyat, doğru olasılığa dayandığında daha isabetlidir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Erişilebilirlik sezgisi, bir olayın sıklığını ya da olasılığını, örneklerinin ne kadar kolay hatırlandığına göre yargılamaktır ve çoğu zaman işe yarar ama canlılık, yenilik ve haber ilgisi gibi etkenlerle yanıltır. Tversky ve Kahneman, insanların sıklığı hatırlama kolaylığına göre yargıladığını ve bunun sistemli hatalar doğurduğunu gösterdi.
Lichtenstein ve arkadaşları, insanların nadir ama çarpıcı ölüm nedenlerini abarttığını, yaygın ve sessizlerini hafife aldığını ve bunun haberlerdeki görünürlükle ilişkili olduğunu gösterdi. Schwarz ve arkadaşları, hatırlamanın ne kadar kolay geldiğinin, hatırlanan örneklerin içeriğinden bağımsız olarak yargıyı etkileyebildiğini gösterdi.
Erişilebilirliğin etkisini dengelemek için dört adım atılabilir: tahminin neye dayandığını sormak, örneklerin neden kolay geldiğini sormak, bir dış sayıya bakmak ve tahmini düzeltmek. Ona üç itiraz yöneltildi. Çoğu zaman doğru olduğu, nadir ama yıkıcı riskleri abartmanın makul olduğu ve bilmenin yetmediği söylendi.
Bu yüzden erişilebilirlik, yok edilecek bir şey olarak değil, hatırlama kolaylığını bir işaret olarak alıp bir sayıyla sınayarak dengelenen bir eğilim olarak yaşıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste akla kolay gelen örneklerin, bir olayın sıklığı hakkındaki yargımızı çektiğini gördük. Haberlerde çarpıcı olarak yer alan olaylar, kolay hatırlanıyordu ve bu yüzden sık sanılıyordu. Mahalledeki iki hırsızlık haberi, bütün mahallenin güvensiz olduğu izlenimini doğurmuştu.
Bu, yalnız olaylar için değil, insan grupları için de işliyor. Bir topluluğun üyeleri hakkında akla gelen örnekler, çoğu zaman haberlerde yer alan ve çarpıcı olan örneklerdir. Kendi grubumuz hakkındaki örnekler ise, daha çok ve daha çeşitli olarak bildiğimiz örneklerdir. Kimin hakkında hangi örneklerin akla geldiği, kimi nasıl gördüğümüzü belirliyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Grup yanlılığı dersi, kendi grubumuza karşı ve başka gruplara karşı yargılarımızın neden farklı işlediğini ve bunun kanıtı nasıl çarpıttığını soruyor.