İçeriğe geç

P01-D01-M03-02·Bilişsel yanlılıklar

Çapa

temel2.230 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Çapa, bir tahmin verirken zihinde tuttuğumuz ilk değerdir ve sonraki yargılar, ilgisiz olsa bile, ondan yeterince uzaklaşmadan onun çevresinde kalır. Tversky ve Kahneman, insanların bir başlangıç değerinden yola çıkıp yeterince ayarlamadığını ve buna çapalama ve ayarlama dediğini gösterdi.

Englich, Mussweiler ve Strack, rastgele olduğu bilinen bir zarın bile deneyimli hukuk görevlilerinin ceza önerilerini çektiğini gösterdi. Northcraft ve Neale, uzmanların da bir evin değerini tahmin ederken ilan fiyatından etkilendiğini ve bunu inkâr ettiğini gösterdi.

Çapayı dengelemek için dört adım atılabilir: ilk değeri adlandırmak, bilgilendirici olup olmadığını sormak, bağımsız bir başlangıç denemek ve ilk değere karşı düşünmek. Çapaya üç itiraz yöneltildi. İlk bilginin çoğu zaman bilgilendirici olduğu, etkinin laboratuvar dışında zayıf kaldığı ve çapayı kullanmanın bir hile olmadığı söylendi.

Bu yüzden çapa, yok edilecek bir şey olarak değil, ilk değerin bilgilendirici olup olmadığını sorarak ve bağımsız bir başlangıç noktası kurarak dengelenen bir eğilim olarak yaşıyor.

Açılış sahnesi

Bir kadın, ikinci el bir araba almak için iki satıcıyla görüşüyor. İlk satıcı, arabasının fiyatını üç yüz elli bin lira olarak söylüyor. Kadın, fiyatı yüksek buluyor ve pazarlık ediyor. Satıcı, iki yüz seksen bine iniyor. Kadın iyi bir indirim aldığını düşünüyor.

İkinci satıcıya gittiğinde, benzer bir araba için iki yüz elli bin lira isteniyor. Bu fiyat ona pahalı geliyor. Oysa birkaç saat önce, aynı türden bir araba için iki yüz seksen bin lirayı iyi bir indirim saymıştı. Eve dönerken kendine bir soru soruyor: arabanın gerçek değeri nedir?

Bu soruya bir cevabı yok. Elindeki tek sabit nokta, ilk duyduğu fiyattı ve bütün sonraki fiyatları ona göre tartmıştı. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının üçüncü modülünün ikinci durağında, ilk aldığımız bilginin sonraki yargılarımızı nasıl çektiğini ve buna karşı ne yapılabileceğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce çapanın ne olduğunu ve neden yalnız pazarlıkla sınırlı olmadığını göstereceğiz. Bir çapa, bir sayıyı ya da değeri tahmin ederken elimizde tuttuğumuz başlangıç noktasıdır ve sonraki yargılar, ondan yeterince uzaklaşmadan onun çevresinde kalır. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Amos Tversky ile Daniel Kahneman, insanların belirsiz durumlarda bir başlangıç noktasından yola çıkıp yeterince ayarlamadığını gösterdi. Birgit Englich ile arkadaşları, alakasız bir sayının, deneyimli hukukçuların bile ceza kararlarını etkilediğini gösterdi. Gregory Northcraft ile Margaret Neale ise uzmanların da çapadan kurtulamadığını ve bunu inkâr ettiğini gösterdi.

Ardından üç itirazı tartacağız. Biri ilk bilginin çoğu zaman gerçekten bilgilendirici olduğunu, biri çapa etkisinin laboratuvar dışında zayıf kaldığını, üçüncüsü de çapayı bilinçli kullanmanın bir hile olmadığını söylüyor.

Sonda kendi yargılarımızda çapayı nasıl fark edip dengeleyebileceğimize bakacağız. Bu bakış, çapayı yok etmeyi değil, onun etkisini görünür kılmayı hedefleyecek.

Merkez soru

Sorumuz şu: ilk aldığımız bilgi, sonraki yargılarımızı neden ve ne kadar çeker ve bu etkiyi nasıl dengeleyebiliriz?

Ölçülü iddiam şu: bir sayıyı ya da değeri tahmin ederken, elimizdeki ilk değer, ilgisiz olsa bile, yargımızı kendi yönüne çeker ve bu etki, uzman ve deneyimli kişilerde de görülür, bu yüzden çapayı tümden kaçınılmaz saymak yerine, onun varlığını bilmek, birden çok bağımsız başlangıç noktası denemek ve etkiyi en çok yaratacak durumları önceden belirlemek daha sağlam bir yoldur.

Sıfır noktası

Çapa, bir yargı verirken zihnimizde tuttuğumuz ilk değerdir. Bir sayıyı bilmediğimizde, bir yerden başlarız ve oradan bir yöne doğru ayarlarız. Sorun, ayarlamanın çoğu zaman yeterli olmamasıdır: sonuç, başlangıç noktasına fazla yakın kalır.

Bunun en kolay görüldüğü yer pazarlıktır: ilk söylenen fiyat, sonraki bütün fiyatların referansı olur. Ama çapa yalnız fiyatlarda görülmez. Bir çocuğun boyunu tahmin ederken duyduğunuz bir sayı, bir maaş görüşmesinde ilk konuşulan rakam, bir sınavda ilk okunan not, çapa olabilir.

Çapayı ilginç kılan şey, çapa olarak işleyen değerin ilgisiz olabilmesidir. Bir kişi, konuyla hiçbir ilgisi olmayan bir sayı görmüş bile olsa, sonraki tahmini o sayının yönüne kayabilir. Bu, çapanın bir bilgi olarak ikna etmesinden farklı olarak, ikna edici olmadığını bildiğimiz halde işleyebildiğini gösterir.

Argümanın yapısı

Çapanın kendi yargılarımızdaki etkisini fark edip dengelemek için, dört adımlı bir sıra izlenebilir.

Birinci adım: elimizdeki ilk değeri adlandırmak. Bu tahmine hangi sayıdan yola çıkarak vardım? Bir fiyat mı, bir öneri mi, bir önceki yılın değeri mi? Çapayı görmek, onun etkisini görmenin ilk koşuludur.

İkinci adım: bu değerin bilgilendirici olup olmadığını sormak. İlk değer, konuyla ilgili gerçek bir bilgi taşıyor mu, yoksa keyfî ya da başkasının çıkarına göre mi seçilmiş? Bilgilendirici olmayan bir çapanın etkisi, yalnızca sıradışı bir yanılgıdır.

Üçüncü adım: birden çok bağımsız başlangıç noktası denemek. Aynı şeyi, ilk değerden bağımsız olarak, farklı bir yoldan tahmin etmek. Örneğin bir arabayı, ilan fiyatlarına ve aynı türden kaç araba satıldığına bakarak, ikinci bir yoldan değerlemek.

Dördüncü adım: yargıyı ilk değere karşı düşünmek. Eğer ilk değer bunun tersi olsaydı, aynı yargıya varır mıydım? Bu soru, çapanın çekimini görünür kılar.

Bu yapı, çapayı yenmenin, ilk değeri unutmak değil, ona bağımlı olmayan başka bir yol kurmak olduğunu gösterir.

Görüşler ve pozisyonlar

Çapanın nasıl işlediği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, yetersiz ayarlama görüşüdür. Buna göre çapa, kişinin başlangıç değerinden yola çıkıp ayarlama yapması ve ayarlamanın yetersiz kalmasıyla işler. Tversky ve Kahneman bu çizgidedir.

İkinci görüş, bilinçdışı etki görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş bilinçli bir ayarlama süreci varsayıyor. Bu görüş, alakasız bir sayının bile, kişinin fark etmediği biçimde, yargıyı çektiğini söyler. Englich, Mussweiler ve Strack bu çizgiye yakındır.

Üçüncü görüş, uzmanlık görüşüdür. Oysa ilk iki görüş genel insan yargısına bakıyor. Bu görüş, uzmanlığın ve deneyimin çapaya karşı koruma sağlamadığını ve uzmanların bunu inkâr etme eğiliminde olduğunu söyler. Northcraft ve Neale bu çizgiyi taşır.

En güçlü itiraz

Çapa üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Çapa üzerine düşünenler şu cevabı verebilir. Çapa, insan yargısının genel ve yaygın bir özelliğidir ve uzmanlarda da görülür. Her ilk değer yanıltıcı değildir, ama ilk değerin bilgilendirici olup olmadığını sormadan ona ağırlık vermek, yargıyı bizim adımıza başkasının seçtiği bir rakama bırakmaktır. Bağımsız başlangıç noktaları denemek ve ilk değere karşı düşünmek, etkiyi hem azaltır hem görünür kılar.

Açık kalan sorular

Bir çapanın bilgilendirici olup olmadığını, onu duyduktan sonra nasıl güvenilir biçimde ayırabiliriz? Duyulan rakam, zaten yargımızı çekmiş olmaz mı?

Uzmanlar, kendi çapa etkilerini fark etmek için ne yapabilir? Bir uzmanın kendi yargısını, dışarıdan bir bakışla sınaması yeterli mi?

Çapa etkisinin bir kısmı, kişinin bilgi eksikliğinden mi geliyor? Bilgi arttıkça çapa etkisi gerçekten azalıyor mu?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışÇapayı, yalnız pazarlık numarası saymak.
Doğrusu

Çapa, bir sayıyı tahmin ettiğimiz her durumda işleyebilir: fiyat, süre, nüfus, maaş, ceza. Pazarlık, bunun en görünür örneğidir.

Yaygın yanlışAlakasız bir sayının etkisiz kalacağını sanmak.
Doğrusu

Englich ve arkadaşlarının deneyinde, zarın rastgele olduğunu bilen kişiler bile, zarın yönünde yargı verdi. Bilmek, etkiyi ortadan kaldırmaz.

Yaygın yanlışUzmanların çapadan bağışık olduğunu sanmak.
Doğrusu

Northcraft ve Neale'in gösterdiği gibi, deneyimli uzmanlar da çapadan etkilenir ve etkilenmediklerini düşünür.

Yaygın yanlışHer ilk değeri, yanıltıcı saymak.
Doğrusu

Bir ilk değer bazen gerçek bir bilgi taşır. Asıl soru, onun bilgilendirici olup olmadığıdır ve buna göre ağırlık vermektir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Çapa, bir tahmin verirken zihinde tuttuğumuz ilk değerdir ve sonraki yargılar, ilgisiz olsa bile, ondan yeterince uzaklaşmadan onun çevresinde kalır. Tversky ve Kahneman, insanların bir başlangıç değerinden yola çıkıp yeterince ayarlamadığını ve buna çapalama ve ayarlama dediğini gösterdi.

Englich, Mussweiler ve Strack, rastgele olduğu bilinen bir zarın bile deneyimli hukuk görevlilerinin ceza önerilerini çektiğini gösterdi. Northcraft ve Neale, uzmanların da bir evin değerini tahmin ederken ilan fiyatından etkilendiğini ve bunu inkâr ettiğini gösterdi.

Çapayı dengelemek için dört adım atılabilir: ilk değeri adlandırmak, bilgilendirici olup olmadığını sormak, bağımsız bir başlangıç denemek ve ilk değere karşı düşünmek. Çapaya üç itiraz yöneltildi. İlk bilginin çoğu zaman bilgilendirici olduğu, etkinin laboratuvar dışında zayıf kaldığı ve çapayı kullanmanın bir hile olmadığı söylendi.

Bu yüzden çapa, yok edilecek bir şey olarak değil, ilk değerin bilgilendirici olup olmadığını sorarak ve bağımsız bir başlangıç noktası kurarak dengelenen bir eğilim olarak yaşıyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste ilk aldığımız değerin, sonraki yargılarımızı çektiğini gördük. Çapanın en güçlü olduğu yer, tutunacak başka bir şey olmadığı yerdi. Bilgi az olduğunda, zihin ilk aklına gelen şeyle çalışıyor.

Ama zihnin ilk aklına gelen şey, yalnız duyduğumuz bir sayı değil. Bir olayın ne kadar sık ya da ne kadar tehlikeli olduğunu tahmin ederken, o olayın örneklerini ne kadar kolay hatırladığımıza bakıyoruz. Bir uçak kazası haberini yeni izlemişsek, uçmanın tehlikesini daha yüksek tahmin ediyoruz. Aklımıza kolay gelen, sık olan gibi görünüyor.

Bir sonraki ders bu eğilime dönüyor. Erişilebilirlik dersi, kolay hatırladığımız şeylerin bize neden olduğundan daha sık ve daha önemli göründüğünü ve bunun yargılarımızı nasıl çarpıttığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.