Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Doğrulama yanlılığı, önceden benimsenen bir kanıyı destekleyen kanıtı arama, yorumlama ve hatırlama eğilimidir ve çoğu zaman farkında olmadan, dürüst niyetle işler. Wason, insanların bir hipotezi sınarken ona uyan örnekleri aradığını ve yalanlayabilecek örnekleri aramadığını gösterdi.
Lord, Ross ve Lepper, karşıt görüşlerin aynı karışık kanıtı okuyunca kendi görüşlerini destekleyeni daha ikna edici bulduğunu ve ayrılıklarını büyüttüğünü gösterdi. Nickerson, bu eğilimin birçok alanda ve birçok aşamada görüldüğünü derledi.
Bu yanlılığı dengelemek için dört adım atılabilir: kanıyı adlandırmak, yalanlayacak kanıtı önceden yazmak, bilerek aramak ve aynı ölçütle tartmak. Ona üç itiraz yöneltildi. Çoğu zaman akla uygun olduğu, bilmenin onu ortadan kaldırmadığı ve görüş değiştirmenin kararlılığı yok ettiği söylendi.
Bu yüzden doğrulama yanlılığı, bir ahlaki kusur olarak değil, kanıt arama ve tartma alışkanlıklarıyla dengelenen bir eğilim olarak yaşıyor.
Açılış sahnesi
Bir kadın, komşusunun kendisine soğuk davrandığına karar veriyor. Bir sabah asansörde selam vermeyen komşusunu görüyor ve bunun bir işaret olduğunu düşünüyor. Ertesi gün, komşusunun kapıyı hızlıca kapadığını fark ediyor. Üçüncü gün, komşusunun onunla göz göze gelmekten kaçındığını.
Bir hafta boyunca, kadın komşusunun soğukluğunu gösteren bir dizi olay topluyor. Aynı hafta komşusunun bir gün ona gülümsediğini ve bir gün paketini taşımaya yardım ettiğini hatırlamıyor bile. Bir akşam bir arkadaşına anlatırken, listesi öyle uzun ki, arkadaşı ona hak veriyor.
Kadın, elindeki kanıtın çok olduğunu düşünüyor. Ama kanıtın bir kısmı, aramaya başlamadan önce vardı, bir kısmı da aradığı için bulundu. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının üçüncü modülünün ilk durağında, zihnin kendi kanısını destekleyen kanıta neden daha kolay yöneldiğini ve bunu nasıl fark edebileceğimizi soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce doğrulama yanlılığının ne olduğunu ve neden yalnız hatalı düşünenlere özgü olmadığını göstereceğiz. Bu yanlılık, bir kişinin önceden inandığı şeyi destekleyen kanıtı aramasına, hatırlamasına ve daha inandırıcı bulmasına verilen addır. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Peter Wason, insanların bir kuralı sınarken kendi tahminlerini yalanlayacak örnekleri neden aramadığını gösterdi. Charles Lord, Lee Ross ile Mark Lepper, aynı karışık kanıtı okuyan iki karşıt grubun, ayrılıklarını nasıl büyüttüğünü anlattı. Raymond Nickerson ise bu eğilimin farklı biçimlerini ve alanlarını derledi.
Ardından üç itirazı tartacağız. Biri bu eğilimin çoğu zaman akla uygun bir strateji olduğunu, biri yanlılığı bilmenin onu ortadan kaldırmadığını, üçüncüsü de her karşıt kanıt karşısında görüşü değiştirmenin kararlılığı yok ettiğini söylüyor.
Sonda kendi görüşümüzü sınarken yanlılığı nasıl dengeleyebileceğimize bakacağız. Bu bakış, yanlılığı bir kusur olarak değil, bilinmesi ve dengelenmesi gereken bir eğilim olarak gösterecek.
Merkez soru
Sorumuz şu: insanlar kendi kanılarını sınarken neden çoğu zaman onları destekleyen kanıta yönelir ve bu eğilimi nasıl dengeleyebiliriz?
Ölçülü iddiam şu: doğrulama yanlılığı, kanıtı arama, yorumlama ve hatırlama aşamalarında kendi kanımızı kayıran, çoğu zaman farkında olmadan işleyen ve güçlü inançlarda daha belirgin olan bir eğilimdir, ama bu eğilimi tümden ortadan kaldırmak mümkün değildir, bu yüzden amaç, kanıt aramayı ve yorumlamayı, yanlılığın işleyeceği yerlerde bilerek dengeleyecek alışkanlıklar kurmaktır.
Sıfır noktası
Doğrulama yanlılığı, günlük dilde "kendi haklı olduğumuzu kanıtlamak istemek" gibi anlaşılır. Bu, yanlılığın bir yanını yakalar ama tam değildir. Yanlılık, çoğu zaman isteyerek yapılan bir şey değildir. Kişi, dürüst biçimde kanıt aradığını düşünürken bile, aradığı yerde ve okuduğu biçimde, kanısının lehine çalışır.
Bu eğilim üç aşamada işler. Birincisi, aramadır: kişi, kanısını destekleyen bilgiyi arar ve aksini aramaz. İkincisi, yorumlamadır: aynı kanıt, kanıyı destekliyorsa daha kolay kabul edilir, aksini söylüyorsa daha sert sorgulanır. Üçüncüsü, hatırlamadır: kanıyı destekleyen olaylar daha iyi hatırlanır, aksini gösterenler unutulur.
Açılıştaki kadın üç aşamayı da yaşıyor. Soğukluk arıyor, belirsiz olayları soğukluk olarak yorumluyor ve gülümseyen komşuyu hatırlamıyor. Kadın yalan söylemiyor. Her bir gözlem doğru. Ama seçilmiş ve yorumlanmış bir gözlem kümesi, tarafsız bir örnek değil.
Argümanın yapısı
Doğrulama yanlılığını fark edip dengelemek için, dört adımlı bir sıra izlenebilir.
Birinci adım: kanını adlandırmak. Hangi görüşü sınıyorsun? Görüşün kendisi açıkça yazılmazsa, hangi kanıtın ona uyup uymadığı da net olmaz.
İkinci adım: yalanlayacak bir kanıtın nasıl görüneceğini önceden yazmak. Bu görüş yanlış olsaydı ne görürdüm? Cevap yazıldıktan sonra, o türden örnekleri aramak mümkün olur.
Üçüncü adım: yalanlayabilecek kanıtı bilerek aramak. Kanını destekleyen kanıtı aradığın kadar, aksini gösterebilecek kanıtı da aramak gerekir. Bu, ilk başta yapay hissedilir çünkü zihin kendiliğinden bunu yapmaz.
Dördüncü adım: gelen kanıtı aynı ölçütlerle tartmak. Kanını destekleyen kanıtı da, aksini gösteren kanıtı da aynı sertlikte sorgulamak. Birine bakarken kullandığın ölçütü, ötekine de uygulamak.
Bu yapı, doğrulama yanlılığını yenmenin, iyi niyet göstermek değil, arama ve tartma sürecini yeniden düzenlemek olduğunu gösterir.
Görüşler ve pozisyonlar
Doğrulama yanlılığının nereden geldiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, arama görüşüdür. Buna göre yanlılık, kanıtı aramaktaki bir eğilimden gelir: insanlar, hipotezlerine uyan örnekleri sorar ve uymayanları sormaz. Wason bu çizgidedir.
İkinci görüş, yorum görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş kanıtın nerede arandığına bakıyor. Bu görüş, aynı kanıtın bile, kanıyla uyuşuyorsa daha ikna edici, uyuşmuyorsa daha kusurlu göründüğünü ve asıl yanlılığın yorumda işlediğini söyler. Lord, Ross ve Lepper bu çizgiye yakındır.
Üçüncü görüş, yaygınlık görüşüdür. Oysa ilk iki görüş belirli bir aşamaya bakıyor. Bu görüş, yanlılığın arama, yorumlama ve hatırlama dahil birçok aşamada ve birçok alanda işlediğini ve çoğu zaman bilinçsiz olduğunu söyler. Nickerson bu çizgiyi taşır.
En güçlü itiraz
Doğrulama yanlılığı üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Doğrulama yanlılığını ele alan düşünce şu cevabı verebilir. Bu eğilim, insan zihninin genel bir özelliğidir ve çoğu zaman bilinçsiz işler. Onu yenmek, iyi niyetle değil, arama, yorumlama ve tartma alışkanlıklarını yeniden düzenlemekle mümkün olur. Kanıya sadakat değerli olabilir, ama kanıyı yalnız destekleyen bir kanıt dünyasında yaşamak, kanıyı sınanmamış bırakır.
Açık kalan sorular
Bir kişi, kendi doğrulama yanlılığını içeriden görebilir mi? Yanlılığı görmek için, kendi bakışımızın dışından bir bakışa mı ihtiyaç var?
Bir kanının ne kadar güçlü olması, yalanlayıcı kanıt aramayı ne kadar zorlaştırır? Duygusal olarak önemli inançlarda, bu eğilimin daha güçlü olduğu doğru mu?
Bir topluluk, üyelerinin yanlılığını nasıl dengeleyebilir? Farklı görüşlerin karşılaşması, yanlılığı azaltır mı, yoksa her tarafı kendi görüşünde mi sertleştirir?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışDoğrulama yanlılığını, yalnız karşı görüşteki insanların hatası saymak.
Yanlılık, insan zihninin genel bir eğilimidir. En çok kendi görüşümüzü sınarken, fark etmeden işler.
Yaygın yanlışYanlılığı, kötü niyetle eşitlemek.
Yanlılık, çoğu zaman dürüst niyetle çalışan kişilerde ortaya çıkar. Lord, Ross ve Lepper'ın öğrencileri, kanıtı adil değerlendirdiklerini düşünüyordu.
Yaygın yanlışÇok kanıt toplamayı, sağlam kanıt saymak.
Açılıştaki kadının listesi uzundu ama yalnız bir yöne bakılarak toplanmıştı. Kanıtın çokluğu, nasıl toplandığından bağımsız bir güven vermez.
Yaygın yanlışYanlılığı bilmenin, ondan kurtulmak olduğunu sanmak.
Yanlılığı adlandırmak, onu ortadan kaldırmaz. Yalanlayıcı kanıtı önceden yazmak ve bilerek aramak gibi alışkanlıklar gerekir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Doğrulama yanlılığı, önceden benimsenen bir kanıyı destekleyen kanıtı arama, yorumlama ve hatırlama eğilimidir ve çoğu zaman farkında olmadan, dürüst niyetle işler. Wason, insanların bir hipotezi sınarken ona uyan örnekleri aradığını ve yalanlayabilecek örnekleri aramadığını gösterdi.
Lord, Ross ve Lepper, karşıt görüşlerin aynı karışık kanıtı okuyunca kendi görüşlerini destekleyeni daha ikna edici bulduğunu ve ayrılıklarını büyüttüğünü gösterdi. Nickerson, bu eğilimin birçok alanda ve birçok aşamada görüldüğünü derledi.
Bu yanlılığı dengelemek için dört adım atılabilir: kanıyı adlandırmak, yalanlayacak kanıtı önceden yazmak, bilerek aramak ve aynı ölçütle tartmak. Ona üç itiraz yöneltildi. Çoğu zaman akla uygun olduğu, bilmenin onu ortadan kaldırmadığı ve görüş değiştirmenin kararlılığı yok ettiği söylendi.
Bu yüzden doğrulama yanlılığı, bir ahlaki kusur olarak değil, kanıt arama ve tartma alışkanlıklarıyla dengelenen bir eğilim olarak yaşıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste zihnin, kanısını destekleyen kanıta yöneldiğini gördük. Wason'un katılımcıları, ilk tahminlerinden çıkmakta zorlanıyordu: ilk tahmin, sonraki bütün sınamaları biçimlendirmişti. Açılıştaki kadın, ilk kanısı olan soğukluğu, sonraki bütün olayların anahtarı yapmıştı.
Bu, bir başka soruyu doğuruyor: ilk aldığımız bilgi, sonraki düşüncemizi neden bu kadar çok belirliyor? Bir fiyatı ilk duyduğumuzda, sonraki bütün fiyatları ona göre değerlendiriyoruz. Bir kişiyi ilk gördüğümüz biçimde, sonraki davranışlarını ona göre yorumluyoruz. İlk bilgi, kendini bir referans noktasına dönüştürüyor.
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Çapa dersi, ilk aldığımız bilginin sonraki yargılarımızı nasıl çektiğini ve buna karşı ne yapılabileceğini soruyor.