Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kaynak güvenilirliği, bir kaynağın bize nasıl göründüğüyle değil, gerçekte nasıl çalıştığıyla ilgilidir ve bir konuya ve bir dereceye göre verilir. Merton, bilimsel bilgiye duyulan güvenin, bilimin ortaklık, evrensellik, çıkarsızlık ve örgütlü kuşkuculuk normlarına dayandığını anlattı.
O'Neill, güvenin sorununun ne kadar güvendiğimiz değil, güvene değer olanlara güvenip olmayanlara güvenmemek olduğunu ve güvene değerliğin yetkinlik, dürüstlük ve güvenilirlikten oluştuğunu savundu. Wineburg ve McGrew, profesyonel doğrulayıcıların kaynağın sayfasından çıkıp başka kaynaklara baktığını ve buna yanal okuma dendiğini gösterdi.
Bir kaynağa dört soru sorulabilir: bilebilecek durumda mı, doğruyu söylemeye eğilimli mi, tutarlı mı ve başkaları hakkında ne diyor. Kaynak değerlendirmeye üç itiraz yöneltildi. Kaynak yerine iddiaya bakmak gerektiği, güvenilir görünen kaynakların da çıkar gözettiği ve bunun fazla zaman aldığı söylendi.
Bu yüzden kaynak güvenilirliği, bir evet ya da hayır değil, konuya ve dereceye göre verilen ve kaynağın dışından bakılarak ayarlanan bir güven olarak yaşıyor.
Açılış sahnesi
Bir öğrenci, bir ödev için "sabah kahvaltısı zihinsel performansı artırır mı" sorusunu araştırıyor. İlk sonuç, düzenli tasarlanmış bir sağlık sitesine ait. Yazıda bilimsel görünümlü bir grafik, "uzman görüşü" başlıklı bir kutu ve altta bir dizi kaynak var. Sonuç kesin: kahvaltı zihni güçlendirir.
Öğrenci yazıyı ödevine ekleyecekken bir arkadaşı ona sayfanın altındaki küçük yazıyı gösteriyor: site, bir tahıl gevreği üreticisinin bir kuruluşu tarafından işletiliyor. Öğrenci sayfaya geri dönüp bakıyor. Bunu daha önce hiç okumamıştı.
Yazı yalan söylemiyor olabilir. Ama öğrenci, aynı yazıyı bağımsız bir kaynaktan okusaydı vereceği güveni, bu yazıya veremeyeceğini fark ediyor. Bir bilginin doğru olması ile bir kaynağa o bilgi için güvenmemiz aynı şey değil. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının ikinci modülünün ilk durağında, bir kaynağa ne zaman ve neye dayanarak güvenebileceğimizi soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce kaynak güvenilirliğinin, bir kaynağı sevmek ya da beğenmekten farklı olduğunu göstereceğiz. Bir kaynak, iyi görünüp güvenilmez, sade görünüp güvenilir olabilir. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Robert Merton, bilimin bir kaynak olarak güvenilir sayılmasını sağlayan kurumsal normları anlattı. Onora O'Neill, güvenin sorununun ne kadar güvendiğimiz değil, güveni kime verdiğimiz olduğunu savundu. Sam Wineburg ile Sarah McGrew ise dijital ortamda kaynak değerlendirmenin, kaynağın kendi sayfasında kalarak değil, ondan çıkarak yapıldığını gösterdi.
Ardından üç itirazı tartacağız. Biri kaynağa bakmanın iddiaya bakmanın yerini alamayacağını, biri güvenilir görünen kaynakların da çıkar gözetebildiğini, üçüncüsü de bu değerlendirmenin sıradan bir okur için fazla zaman aldığını söylüyor.
Sonda bir kaynağı kısa sürede nasıl değerlendirebileceğimize bakacağız. Bu bakış, kaynak güvenilirliğini bir evet ya da hayır değil, bir derece ve bir konu meselesi olarak gösterecek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir kaynağın güvenilir olup olmadığını neye bakarak söyleyebiliriz ve bu güven, hangi konu ve hangi ölçüde geçerlidir?
Ölçülü iddiam şu: bir kaynağın güvenilirliği, o kaynağın konuyu bilme yeteneğine, doğruyu söyleme eğilimine ve sözlerinin tutarlılığına bağlıdır ve bu üçünü değerlendirmek için kaynağın kendi sunumundan çıkıp başka kaynaklara bakmak gerekir, ama güven, bir kaynağa her konuda verilen bir unvan değil, belirli bir konu için verilen bir derecedir.
Sıfır noktası
Bir kaynak, günlük dilde çoğu zaman bir bilginin geldiği yer demektir: bir kişi, bir kurum, bir yazı, bir site. Kaynağın güvenilir olması ise, bu yerden gelen bilginin doğru çıkma ihtimalinin yüksek olması demektir.
Bu, iki ayrı şeyi karıştırmamayı gerektirir. Birincisi, kaynağın bize nasıl göründüğüdür: düzenli bir sayfa, akıcı bir dil, kalabalık bir alıntı listesi. İkincisi, kaynağın gerçekte nasıl çalıştığıdır: bilgiyi nereden aldığı, nasıl kontrol ettiği, kimin için ve ne amaçla yazdığı. Birincisi kolayca taklit edilir. İkincisi taklit edilemez ama görmek zordur.
Bir de şu ayrım var: güvenilirlik, bir kaynağın her konuda taşıdığı bir özellik değildir. Bir kimya profesörü, kimya konusunda güvenilir bir kaynak olabilir ve bir ekonomi meselesinde sıradan bir görüş sahibidir. Bir gazete, spor haberinde güvenilir ve bir siyasi yorumda yanlı olabilir. Güven, konuya ve dereceye göre verilir.
Argümanın yapısı
Bir kaynağın güvenilirliğini değerlendirirken, dört soruyu sırayla sormak yardımcı olur.
Birinci soru: bu kaynak, bu konuyu bilebilecek durumda mı? Kişi ya da kurum, konuyla ilgili doğrudan bir gözleme, eğitime ya da deneyime sahip mi? Bir konuda bilebilecek durumda olmak, o konuda konuşmak için ilk koşuldur.
İkinci soru: bu kaynak, doğruyu söylemeye eğilimli mi? Çıkarı ile söylediği şey örtüşüyor mu? Kaynak, hata yaptığında düzeltiyor mu? Bir kaynağın, yanıldığını kabul etmiş olması, güvenilirlik lehine bir işarettir.
Üçüncü soru: bu kaynak, tutarlı mı? Zaman içinde, benzer konularda benzer şeyler söylüyor mu? Başka bağımsız kaynaklarla çelişmiyor mu?
Dördüncü soru: bu kaynağın hakkında başkaları ne diyor? Kaynağın kendi sunumu yerine, o alanda çalışan diğer kişi ve kurumların onu nasıl değerlendirdiğine bakmak, en güvenilir işaretlerden biridir.
Bu yapı, kaynak değerlendirmenin, kaynağın kendisini değil, kaynağı çevreleyen ilişkileri gördüğünü gösterir.
Görüşler ve pozisyonlar
Kaynak güvenilirliğinin nereden geldiği konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, kurum görüşüdür. Buna göre bir kaynağın güvenilirliği, onu çevreleyen denetim sistemine bağlıdır: inceleme, düzeltme ve karşılıklı sınama. Merton bu çizgidedir.
İkinci görüş, özellik görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş sisteme bakıyor. Bu görüş, bir kaynağın güvenilirliğinin, yetkinlik, dürüstlük ve tutarlılık gibi özelliklerine bağlı olduğunu ve bu özelliklerin tek tek yoklanabileceğini söyler. O'Neill bu çizgiye yakındır.
Üçüncü görüş, yöntem görüşüdür. Oysa ilk iki görüş kaynağın niteliğine bakıyor. Bu görüş, güvenilirliği değerlendirmenin kendisinin bir beceri olduğunu ve doğru yapıldığında, yani kaynaktan çıkılıp başka kaynaklara bakıldığında, en iyi sonucu verdiğini söyler. Wineburg ve McGrew bu çizgiyi taşır.
En güçlü itiraz
Kaynak güvenilirliği üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Kaynak güvenilirliğini savunan düşünce şu cevabı verebilir. Bir kaynağa güvenmek kaçınılmazdır ve asıl mesele, güveni nasıl dağıttığımızdır. Kurumsal denetimi, kaynağın yetkinliğini, dürüstlüğünü ve tutarlılığını yoklamak ve bunu kaynağın kendi sayfasından çıkarak yapmak, güvenin gerekçeli olmasını sağlar. Bu, kusursuz bir ölçüt değildir ama körü körüne güvenin ve körü körüne kuşkunun ortasında bir yol sunar.
Açık kalan sorular
Bir kaynağın güvenilirliği, konusuna bağlı olarak nasıl bir derecelenmeye girer? Bir kişi bir konuda çok, bir konuda az güvenilir olabilirse, bunu nereden bileceğiz?
Denetim sistemleri, kendileri güven kaybettiğinde nasıl onarılır? Bir dergi, bir kurum ya da bir bilim topluluğu, güvenini yitirdikten sonra yeniden nasıl kazanır?
Bir kaynağın hakkında başkalarının söylediklerine güvenmek, ikinci bir kaynak sorusu doğurmaz mı? Yanal okuma, kaynak zincirini sonsuza kadar uzatmaz mı?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışGörünüşü, güvenilirlik saymak.
Düzenli bir sayfa, akıcı bir dil ve uzun bir alıntı listesi taklit edilebilir. Güvenilirlik, kaynağın gerçekte nasıl çalıştığıyla ilgilidir.
Yaygın yanlışBir konuda güvenilir olanı, her konuda güvenilir saymak.
O'Neill'in ayrımı, güvenin konuya bağlı olduğunu gösterir. Bir alanda yetkin biri, başka bir alanda sıradan bir görüş sahibi olabilir.
Yaygın yanlışKaynağın kendi tanıtımına dayanmak.
Bir sitenin ya da bir kuruluşun kendini nasıl tanıttığı, kendi hakkında en güvenilmez bilgidir. Wineburg ve McGrew, başkalarının ne dediğine bakmayı önerir.
Yaygın yanlışÇıkar taşıyan kaynağın söylediklerinin hepsini yanlış saymak.
Bir kaynağın çıkarı olması, söylediklerinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Çıkar, ek bir doğrulama gerektiren bir işarettir, yanlışlığın kanıtı değil.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Kaynak güvenilirliği, bir kaynağın bize nasıl göründüğüyle değil, gerçekte nasıl çalıştığıyla ilgilidir ve bir konuya ve bir dereceye göre verilir. Merton, bilimsel bilgiye duyulan güvenin, bilimin ortaklık, evrensellik, çıkarsızlık ve örgütlü kuşkuculuk normlarına dayandığını anlattı.
O'Neill, güvenin sorununun ne kadar güvendiğimiz değil, güvene değer olanlara güvenip olmayanlara güvenmemek olduğunu ve güvene değerliğin yetkinlik, dürüstlük ve güvenilirlikten oluştuğunu savundu. Wineburg ve McGrew, profesyonel doğrulayıcıların kaynağın sayfasından çıkıp başka kaynaklara baktığını ve buna yanal okuma dendiğini gösterdi.
Bir kaynağa dört soru sorulabilir: bilebilecek durumda mı, doğruyu söylemeye eğilimli mi, tutarlı mı ve başkaları hakkında ne diyor. Kaynak değerlendirmeye üç itiraz yöneltildi. Kaynak yerine iddiaya bakmak gerektiği, güvenilir görünen kaynakların da çıkar gözettiği ve bunun fazla zaman aldığı söylendi.
Bu yüzden kaynak güvenilirliği, bir evet ya da hayır değil, konuya ve dereceye göre verilen ve kaynağın dışından bakılarak ayarlanan bir güven olarak yaşıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir kaynağın güvenilirliğinin, yetkinlik, dürüstlük ve tutarlılıktan oluştuğunu gördük. Bunların ilki, yani bilebilecek durumda olmak, diğerlerinden ayrı bir soruyu taşıyordu: bir kişi bir konuyu ne zaman gerçekten biliyor? O'Neill'in eski komşusu, anahtar için yeterliydi ama tesisat için değildi. Bir kişinin bir konuda konuşma hakkının nereden geldiği, ayrı bir inceleme ister.
Bir kişiye "uzman" dediğimizde neyi kastediyoruz? Bir unvan, bir deneyim, bir yayın listesi ya da başkalarının onu tanıması yeterli mi? Uzmanın sözüne ne zaman güvenmek yerinde, ne zaman ona da soru sormak gerekir?
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Uzmanlık dersi, bir konuda uzman olmanın ne demek olduğunu ve uzmanın sözüne nasıl bir güven vermemiz gerektiğini soruyor.