İçeriğe geç

P01-D01-M01-03·Açık düşünme

Varsayım bulma

temel2.100 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Varsayım, bir iddianın ayakta durması için doğru olması gereken ama dile getirilmeyen kabuldür ve bulunması zordur çünkü söylenmemiştir. Argyris, gözlemden eyleme giden yolda seçme, anlam verme ve varsayma basamakları olduğunu ve yalnız gözlemin dışarıdan görülebildiğini gösterdi.

Fleck, bir topluluğun ortak düşünce tarzının neyin görüneceğini belirlediğini ve üyeleri için görünmez kaldığını savundu. Lakoff ve Johnson, günlük dildeki metaforların kabuller taşıdığını ve bazı yanları gizlediğini anlattı.

Varsayım bulma dört adımda yapılabilir: gözlemi yorumdan ayırmak, basamakları sıralamak, taşıyıcı olanı seçmek ve sınamak. Ona üç itiraz yöneltildi. Aramanın bitmediği, karşıdakini kötü niyetle okumak olduğu ve kendi varsayımımızı göremeyeceğimiz söylendi.

Bu yüzden varsayım bulma, bütün varsayımları ortaya çıkarmak değil, iddiayı taşıyan ve yanlış çıkabilecek olanları soruyla sınamak olarak yaşıyor.

Açılış sahnesi

Bir mimarlık ofisinde, bir ekip lideri toplantıda şunu söylüyor: "Müşteri son taslağı beğenmedi, demek ki renk seçimini yanlış yaptık." Ekip başını sallıyor ve renk paletini yeniden çizmeye başlıyor. Bir hafta sonra yeni taslak da beğenilmiyor.

Bir genç mimar, geriye dönüp toplantı notlarına bakıyor. Müşterinin "beğenmedim" dediği yerde, hangi konuda beğenmediğini söylediği bir satır yok. Renk hakkında hiçbir şey yazılmamış. Cümle şöyleydi: "Bu taslakta bir şey eksik." Ekip liderinin cümlesi, müşterinin cümlesinden bir şey daha söylemişti: eksik olanın renk olduğunu.

Bu bir yalan değildi, bir hata bile değildi. Bir çıkarımdı ve çıkarımın kendisi görünmüyordu. Renk seçimi yanlıştı sonucuna, görünmeyen bir basamaktan geçilmişti. Bu ders, Düşünme, Okuma ve Felsefi Yöntemler programının üçüncü durağında, bir sözün ya da bir kararın altındaki söylenmemiş kabulleri nasıl bulabileceğimizi soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce varsayımın ne olduğunu ve bulunmasının neden zor olduğunu hatırlayacağız. Bir varsayım, bir iddianın ayakta durması için doğru olması gereken ama dile getirilmeyen kabuldür ve tam da dile getirilmediği için görünmez. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Chris Argyris, gözlemden eyleme giden yolun birkaç basamaktan oluştuğunu ve çoğunun görünmez olduğunu anlattı. Ludwik Fleck, bir topluluğun ortak düşünme tarzının, neyin görünüp neyin görünmeyeceğini belirlediğini gösterdi. George Lakoff ile Mark Johnson ise günlük dildeki metaforların, farkına varmadığımız kabuller taşıdığını savundu.

Ardından üç itirazı tartacağız. Biri her varsayımın arkasında bir başkasının bulunduğunu ve aramanın sonu gelmeyeceğini, biri varsayım aramanın karşıdakini kötü niyetle okumaya dönebileceğini, üçüncüsü de kendi varsayımlarımızı içerideyken göremeyeceğimizi söylüyor.

Sonda bir sözün altındaki varsayımı nasıl arayabileceğimize bakacağız. Bu bakış, varsayım bulmanın bir suçlama değil, bir sorgulama olduğunu gösterecek.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir iddianın ya da kararın altında yatan söylenmemiş kabulleri nasıl bulabiliriz ve hangilerini sınamaya değer buluruz?

Ölçülü iddiam şu: varsayımlar üç yerde saklanır: gözlemden sonuca giden çıkarım basamaklarında, bir topluluğun ortak düşünme tarzında ve günlük dilin kendisinde, ve her birini bulmanın ayrı bir yolu vardır, ama her varsayımı bulmak mümkün değildir, bu yüzden iş, iddiayı taşıyan ve yanlış çıkma ihtimali yüksek olan varsayımları bulmaktır.

Sıfır noktası

Bir varsayım, bir iddianın ardında duran ve doğru olduğu kabul edilen bir şeydir. Doğru olmasa iddia çökecektir ama iddia sahibi bunu söylememiş, çoğu zaman düşünmemiştir bile. Bu yüzden varsayım, bir yalan ya da bir gizleme değildir. Düşünmenin, her adımı yazmadan ilerlemesinden doğan bir boşluktur.

İnsanlar bu boşluk olmadan düşünemez. Her cümlede her kabulü açıklamaya kalksak, hiçbir cümle bitmezdi. Varsayımlar, düşünmeyi hızlandıran bir kolaylıktır. Sorun, kolaylığın yanlış çıktığı yerde başlar: sandalyenin yerinde olduğunu varsaymak işe yarar, ama müşterinin neyi beğenmediğini varsaymak yanlış bir haftaya mal olur.

Bu yüzden varsayım bulmanın amacı, bütün varsayımları ortaya çıkarmak değildir. Amaç, iddiayı taşıyan varsayımları bulmak ve onları sınayıp sınamamaya karar vermektir. Bunun için varsayımların nerede saklandığını bilmek gerekir.

Argümanın yapısı

Bir sözün ya da kararın altındaki varsayımları ararken, dört adımlı bir sıra izlenebilir.

Birinci adım: söylenenin ne olduğunu gözlemden ayırmak. Bir sözün, birinin gerçekten söylediği ve yaptığı kısmı ile bizim ona eklediğimiz kısmı ayrı ayrı yazılır. Genellikle gözlem kısadır, yorum uzun.

İkinci adım: gözlemden sonuca giden basamakları sıralamak. Hangi anlam verildi, hangi kabul eklendi, hangi sonuç çıktı? Sıralamak, atlanan basamakları görünür kılar.

Üçüncü adım: taşıyıcı olanları seçmek. Bir basamağın yanlış çıkması, sonucu düşürüyorsa taşıyıcıdır. Yanlış çıkması bir şeyi değiştirmiyorsa, ona ayrı bir emek harcamak gerekmez.

Dördüncü adım: seçilen varsayımı sınamak. Ya karşıdakine sorarak ya bir kanıt arayarak ya da varsayımı tersinden düşünerek: yanlış olsaydı ne olurdu?

Bu yapı, varsayım bulmanın bir akıl yürütme işi olduğu kadar bir soru sorma alışkanlığı olduğunu gösterir.

Görüşler ve pozisyonlar

Varsayımların nerede saklandığı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, çıkarım görüşüdür. Buna göre varsayımlar, gözlemden sonuca giden kişisel akıl yürütmenin basamaklarında saklanır ve her kişi bunları geriye doğru inerek bulabilir. Argyris bu çizgidedir.

İkinci görüş, topluluk görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş kişinin kendi düşünmesine bakıyor. Bu görüş, en derin varsayımların bir topluluğun ortak düşünme tarzında bulunduğunu ve kişinin tek başına bunlara erişemeyeceğini söyler. Fleck bu çizgiye yakındır.

Üçüncü görüş, dil görüşüdür. Oysa ilk iki görüş varsayımı düşünmenin içinde arıyor. Bu görüş, varsayımların günlük dilin kendisinde, sözcüklerin ve metaforların içinde saklandığını söyler. Lakoff ve Johnson bu çizgiyi taşır.

En güçlü itiraz

Varsayım bulma üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Varsayım bulmayı savunan düşünce şu cevabı verebilir. Bütün varsayımları bulmak mümkün değildir ve gerekli de değildir. Görünmez olan şey, taşıyıcı olan ve yanlış çıkabilecek olanlardır. Bunları bulmanın yolları vardır: basamakları sıralamak, dışarıdan bir soru almak ve dilin kendisine bakmak. Bu yollar birbirini tamamlar.

Açık kalan sorular

Bir varsayımın taşıyıcı olup olmadığını, sınamadan önce nasıl anlayabiliriz? Bunu bilmek için, yanlış çıkması hâlinde ne olacağını zaten tahmin etmemiz gerekmez mi?

Bir topluluğun düşünce tarzı, ne zaman bir verimlilik ve ne zaman bir körlük kaynağıdır? Aynı ortak eğilim, hem hızlı çalışmayı hem yanlışı görmemeyi mümkün kılabilir.

Bir metaforu değiştirmek, düşünmeyi değiştirir mi? Tartışmayı savaş yerine iş birliği olarak konuşmak, gerçekten farklı bir tartışma doğurur mu?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışYorumu, gözlem saymak.
Doğrusu

"Müşteri renkten memnun değil" bir yorumdur. "Müşteri, taslakta bir şey eksik dedi" bir gözlemdir. Varsayımı bulmanın ilk adımı, ikisini ayırmaktır.

Yaygın yanlışVarsayım aramayı, bir hata avı olarak yapmak.
Doğrusu

Varsayımların çoğu doğrudur ve işe yarar. Amaç bütün varsayımları çürütmek değil, taşıyıcı ve kırılgan olanları sınamaktır.

Yaygın yanlışKendi varsayımlarımızı, başkalarınınkinden daha görünür sanmak.
Doğrusu

Fleck'in çözümlemesi, kişinin kendi topluluğunun varsayımlarını görmesinin en zor olduğunu gösterir. Başkasının varsayımını bulmak kolay, kendininkini bulmak zordur.

Yaygın yanlışMetaforu, yalnız süs saymak.
Doğrusu

Lakoff ve Johnson'un gösterdiği gibi, "savunmak", "saldırmak" ve "harcamak" gibi sıradan ifadeler bir düşünme biçimini ve bir kabul takımını taşır. Dile bakmak, varsayım bulmanın ayrı bir yoludur.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Varsayım, bir iddianın ayakta durması için doğru olması gereken ama dile getirilmeyen kabuldür ve bulunması zordur çünkü söylenmemiştir. Argyris, gözlemden eyleme giden yolda seçme, anlam verme ve varsayma basamakları olduğunu ve yalnız gözlemin dışarıdan görülebildiğini gösterdi.

Fleck, bir topluluğun ortak düşünce tarzının neyin görüneceğini belirlediğini ve üyeleri için görünmez kaldığını savundu. Lakoff ve Johnson, günlük dildeki metaforların kabuller taşıdığını ve bazı yanları gizlediğini anlattı.

Varsayım bulma dört adımda yapılabilir: gözlemi yorumdan ayırmak, basamakları sıralamak, taşıyıcı olanı seçmek ve sınamak. Ona üç itiraz yöneltildi. Aramanın bitmediği, karşıdakini kötü niyetle okumak olduğu ve kendi varsayımımızı göremeyeceğimiz söylendi.

Bu yüzden varsayım bulma, bütün varsayımları ortaya çıkarmak değil, iddiayı taşıyan ve yanlış çıkabilecek olanları soruyla sınamak olarak yaşıyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste varsayımın, çoğu zaman bir soruyla sınandığını gördük. Genç mimarın iki dakikalık telefonu, bir haftalık varsayımı çözmüştü. Yeni gelen üyenin "toplantı saatini değiştirsek?" sorusu, bir derneğin yıllık kabulünü görünür kılmıştı. Her iki durumda da işi yapan, doğru bir cevap değil, doğru bir soruydu.

Ama her soru varsayım açığa çıkarmaz. Bazı sorular, cevabı zaten varsayan ya da karşıdakini savunmaya iten biçimde sorulur. Bir sorunun hangi varsayımı taşıdığı ve hangi cevabı mümkün kıldığı, ayrı bir inceleme ister.

Bir sonraki ders bu incelemeye dönüyor. Soru sorma dersi, iyi bir sorunun nasıl kurulduğunu ve bir sorunun kendi içinde taşıdığı kabulleri nasıl fark edebileceğimizi soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.