İçeriğe geç

P00-D08-M04-04·Kamusal yaşam

Tüketim

sıfırdan ileri2.176 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Tüketimin bir bölümü ihtiyaca, bir bölümü zevke, bir bölümü de başkalarının gözündeki konuma hizmet eder. Veblen, insanların bazı şeyleri kullanmak için değil, servetlerini ve konumlarını göstermek için satın aldığını ve buna gösterişçi tüketim dediğini anlattı.

Hirsch, değeri başkalarının neye sahip olduğuna bağlı konumsal malların, tüketim yarışını herkes için kendi kendini yenen bir yarışa dönüştürdüğünü savundu. Sandel, bazı şeylere fiyat koymanın onların anlamını değiştirebildiğini ve buna dışlama etkisi dendiğini gösterdi.

Bir satın almayı dört soruyla sınayabiliriz: satın almasam ne olur, kimse görmese de ister miydim, istemeye nasıl başladım ve edindikten sonra ne hissediyorum. Tüketime üç itiraz yöneltildi. Herkesin neyi isteyeceğine kendisinin karar verdiği, statü rekabetinin doğal olduğu ve gösterişi eleştirmenin yoksulu küçümsemek olabileceği söylendi.

Bu yüzden tüketim, ne yasaklanacak ne de sorgulanmadan sürdürülecek bir şey olarak, satın almadan önce sorulan bir soruyla, kişinin kendi kararına dönüşen bir alışkanlık olarak yaşıyor.

Açılış sahnesi

Bir kadın, dolabında giymediği on dört kazak olduğunu sayıyor. Hepsi bir indirim döneminde, "bunu bir daha bu fiyata bulamam" diyerek alınmış. Bazılarının etiketi hâlâ üstünde. Kadın dolabın önünde duruyor ve bir soru soruyor kendine: bunları neden aldım?

İlk cevabı, "ihtiyacım vardı" oluyor. Ama kazakların bir bölümünü, ilk kez ellerine alınca sevdiklerini hatırlıyor. Bir bölümünü, arkadaşının benzerini giydiğini gördüğü için almış. Bir bölümünü de sırf indirimde olduğu için. Hiçbirini kimse zorlamamıştı ve hiçbiri ona büyük bir mutluluk vermemişti.

Kadın kazakları yeniden saymıyor ama bir şeyi düşünüyor: alırken ne hissetmişti? Bir ferahlık, bir kazanmış olma duygusu. Ama o duygu, kazağı giymekle ilgili değildi. Bu ders, Günlük Yaşamda Felsefe kursunun kamusal yaşam bölümünün dördüncü durağında, neden satın aldığımızı ve satın almanın bizim için ne anlama geldiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce tüketimin farklı anlamlarını ayıracağız. Bir şeyi gerçekten ihtiyaç duyduğumuz için kullanmak, bir istek için satın almak ve bir başkasına bir şey göstermek için sahip olmak, ayrı şeylerdir. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Thorstein Veblen, insanların bazı şeyleri kullanmak için değil, göstermek için satın aldığını anlattı. Fred Hirsch, değeri başkalarının neye sahip olduğuna bağlı olan malların, tüketim yarışını nasıl kendi kendine yenilgiye götürdüğünü savundu. Michael Sandel ise, bazı şeylerin satın alınabilir olmasının onların anlamını değiştirdiğini gösterdi.

Ardından üç itirazı tartacağız. Biri her kişinin neyi isteyeceğine kendisinin karar verdiğini ve bunu sorgulamanın bir kayırma olduğunu, biri statü rekabetinin insan doğasının bir parçası olduğunu, üçüncüsü de gösterişi eleştirmenin yoksulu küçümsemeye dönebildiğini söylüyor.

Sonda tüketimle günlük yaşamda nasıl bir ilişki kurulabileceğine bakacağız. Bu bakış, satın almayı yasaklamayı değil, satın almadan önce bir soru sormayı hedefleyecek.

Merkez soru

Sorumuz şu: neden satın alıyoruz ve bir şeyi satın almak, onu edinmenin ötesinde bizim için ve başkalarıyla ilişkimiz için ne anlama geliyor?

Ölçülü iddiam şu: tüketimin bir bölümü gerçek ihtiyaçlara, bir bölümü zevke, bir bölümü de başkalarının gözündeki konuma hizmet eder ve bu üçünü ayırmak, satın almadan önce sorulacak bir sorudur, ama bu ayrım, her isteği ihtiyaç dışı ve boş saymak anlamına gelmez, çünkü bir şeyin ne kadar önemli olduğuna, en iyi, onu satın alan kişi karar verir.

Sıfır noktası

Tüketim sözcüğü, günlük dilde çoğu zaman bir şeyin satın alınması anlamına gelir. Oysa bir şeyi satın almak, onu kullanmakla aynı şey değildir. Tüketmek, bir şeyi kullanıp tüketmektir: yemek yemek, elektrik kullanmak, giysi eskitmek. Satın almak ise, bir şeye sahip olma sürecidir. İkisi birbirinden ayrılabilir: birçok şey satın alınır ama hiç kullanılmaz.

İki ayrım da işe yarar. Birincisi, ihtiyaç ile istek arasındaki ayrımdır. İhtiyaç, karşılanmadığında bir kişinin iyi olmasını zorlaştıran şeydir: yemek, barınak, sağlık. İstek ise, kişinin sahip olmak istediği ama olmadan da iyi olabileceği şeydir. Bu ayrım kesin değildir. Bir kitap bazıları için bir ihtiyaçtır, bazıları için bir istek.

İkincisi, bir şeyin kendisi için mi yoksa başka bir şey için mi istendiğidir. Bir kişi kazağı ısınmak için alabilir, hoşuna gittiği için alabilir ya da bir başkasına bir şey göstermek için alabilir. Üç neden, aynı satın alma eylemini ayrı yerlere yerleştirir.

Argümanın yapısı

Bir satın almanın neye hizmet ettiğini anlamak için, dört soruyu sırayla sormak yardımcı olur.

Birinci soru: bunu satın almasam ne olur? Cevap, bir ihtiyacın karşılanmaması ise, satın alma bir ihtiyaca hizmet ediyor demektir. Cevap, hiçbir şey ise, bir isteğe hizmet ediyordur.

İkinci soru: bunu tek başıma olsam da satın alır mıydım? Hiçbir kimse görmeyecek ve bilmeyecek olsaydı, aynı şeyi yine de isteyip istemeyeceğimi sormak, gösterişin payını ayırır.

Üçüncü soru: bunu ne zaman ve neden istemeye başladım? Bir reklâmdan, bir arkadaşın örneğinden, bir indirimden ya da gerçekten kendi ihtiyacımdan mı geldi? Bir isteğin kaynağını hatırlamak, onun ne kadar bize ait olduğunu gösterir.

Dördüncü soru: bunu edindikten sonra ne hissedeceğim ve bu his ne kadar sürecek? Bir satın almanın verdiği heyecan ile onunla yaşamanın verdiği memnuniyet ayrı şeylerdir.

Bu yapı, tüketimin bir kusur olarak değil, bir soru olarak ele alınabileceğini gösterir.

Görüşler ve pozisyonlar

Tüketimin nasıl anlaşılacağı konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, statü görüşüdür. Buna göre tüketimin önemli bir bölümü, başkalarının gözünde bir konum kurmak için yapılır. Veblen bu çizgidedir.

İkinci görüş, yarış görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş bir kişinin niyetine bakıyor. Bu görüş, konumsal mallar için yapılan harcamanın, herkesin yaptığında kimseye kazanç sağlamayan bir yarışa dönüştüğünü söyler. Hirsch bu çizgiye yakındır.

Üçüncü görüş, anlam görüşüdür. Oysa ilk iki görüş tüketimin bir yarışı ya da bir göstergeyi içerdiğini söylüyor. Bu görüş, satın almanın, bazı şeylerin anlamını değiştirdiğini ve asıl sorunun, neyin satın alınmaması gerektiği olduğunu söyler. Sandel bu çizgiyi taşır.

En güçlü itiraz

Tüketim üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Tüketim üzerine düşünenler şu cevabı verebilir. Satın alma, bir ihtiyacı, bir zevki, bir konumu ve bir anlamı birlikte taşıyabilir. Bunları ayırmak, satın almayı yasaklamak için değil, ona bilerek karar vermek için yapılır. Bir kişinin kendi tüketimine ilişkin sorusunu soruyor olması, cevabın ne olacağından bağımsız olarak, bir özgürlük biçimidir.

Açık kalan sorular

Bir şeyin ihtiyaç mı istek mi olduğunu kim belirler? Aynı şey, farklı toplumlarda ya da farklı çağlarda, ayrı bir yerde durabilir.

Bir kişi, çevresindeki herkes belirli bir şeyi tüketirken, ona katılmamayı nasıl seçebilir ve bunun toplumsal bedeli nedir?

Bir şeyin satın alınabilir olması hangi durumda ahlaki bir sorun doğurur? Bir sıra, bir özür, bir organ ya da bir çocuk bakımı için bir fiyat koymak, aynı şey midir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışTüketimi, her zaman kötü saymak.
Doğrusu

İnsanların yemeye, barınmaya ve bakıma ihtiyacı var ve bunların hepsi tüketimdir. Tüketimi sorgulamak, onun bir bölümünün ihtiyaç, bir bölümünün zevk, bir bölümünün gösteriş olduğunu ayırmaktır.

Yaygın yanlışGösterişi, yalnız zenginlere özgü saymak.
Doğrusu

Veblen, gösterişin toplumun her katmanına yayılan bir yarış olduğunu söyler. Ama aynı satın almanın kimin için ne anlama geldiğini, o kişinin koşulları belirler.

Yaygın yanlışHerkesin daha çok harcamasını, herkesin daha iyi olması olarak okumak.
Doğrusu

Hirsch'in çözümlemesi, konumsal mallarda herkesin daha çok harcamasının kimseye bir üstünlük sağlamadığını gösterir. Harcama arttıkça durum aynı kalabilir.

Yaygın yanlışHer şeyin satın alınabilir olmasını, yalnız bir kolaylık olarak okumak.
Doğrusu

Sandel'in örneği, bir şeye fiyat koymanın, onun anlamını da değiştirebildiğini gösterir. Bir şeyi satın almak mümkün olsa da, satın alınmasıyla bir şey kaybedilebilir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Tüketimin bir bölümü ihtiyaca, bir bölümü zevke, bir bölümü de başkalarının gözündeki konuma hizmet eder. Veblen, insanların bazı şeyleri kullanmak için değil, servetlerini ve konumlarını göstermek için satın aldığını ve buna gösterişçi tüketim dediğini anlattı.

Hirsch, değeri başkalarının neye sahip olduğuna bağlı konumsal malların, tüketim yarışını herkes için kendi kendini yenen bir yarışa dönüştürdüğünü savundu. Sandel, bazı şeylere fiyat koymanın onların anlamını değiştirebildiğini ve buna dışlama etkisi dendiğini gösterdi.

Bir satın almayı dört soruyla sınayabiliriz: satın almasam ne olur, kimse görmese de ister miydim, istemeye nasıl başladım ve edindikten sonra ne hissediyorum. Tüketime üç itiraz yöneltildi. Herkesin neyi isteyeceğine kendisinin karar verdiği, statü rekabetinin doğal olduğu ve gösterişi eleştirmenin yoksulu küçümsemek olabileceği söylendi.

Bu yüzden tüketim, ne yasaklanacak ne de sorgulanmadan sürdürülecek bir şey olarak, satın almadan önce sorulan bir soruyla, kişinin kendi kararına dönüşen bir alışkanlık olarak yaşıyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste tüketimin, ihtiyaç, zevk ve konum arasında durduğunu gördük. Hirsch'in konumsal yarışı, bir şeyi daha da gösteriyordu: herkesin daha çok harcadığı bir yerde, maliyet yalnız cüzdanda kalmıyordu. Her satın alınan şey bir yerde üretilmiş, bir yerden taşınmış ve bir gün bir yere atılacaktı.

Bir kazağın, bir saatin ya da bir cihazın arkasında, gözümüzün önünde olmayan bir yolculuk var. Bu yolculuğun bedelini kim ödüyor ve bir satın almanın, gelecekte yaşayacak insanlara ve yaşadığımız yere ne ilişkisi var?

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Çevre dersi, doğayla ilişkimizin ne olduğunu, tüketimimizin doğaya ne yaptığını ve doğanın kendi başına bir değeri olup olmadığını soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.