İçeriğe geç

P00-D08-M04-03·Kamusal yaşam

Teknoloji kullanımı

sıfırdan ileri2.064 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Teknolojiler yalnız amaçlara hizmet eden nötr araçlar değildir: kullanıldıkça alışkanlıklarımızı, dikkatimizi ve ilişkilerimizi de biçimlendirirler. Borgmann, çağdaş teknolojinin bir şeyi kolaylaştırırken onu sağlayan işleyişi görünmez kıldığını ve buna aygıt paradigması dediğini anlattı.

Illich, araçları kullanıcıyı özerk kılan ve ona bağımlı kılan olarak ayırdı. Clark ve Chalmers, bazı araçların, düşünmenin dışarıya taşan bir parçası sayılabileceğini savundu.

Bir teknolojiyle ilişkimizi dört soruyla sınayabiliriz: neyi kolaylaştırıyor, neyi görünmez kılıyor, hangi alışkanlıklarımızı değiştirdi ve bırakırsak ne olur. Teknolojiye üç itiraz yöneltildi. Tarafsız olduğu, kolaylığı eleştirmenin özlem olduğu ve araca dayanmanın zihni zayıflattığı söylendi.

Bu yüzden teknoloji kullanımı, ne reddedilecek ne de körü körüne benimsenecek bir şey olarak, hangi aracın hangi bedelle geldiğini bilerek seçilen bir yaşam biçimi olarak yaşıyor.

Açılış sahnesi

Bir adam, telefonunu evde unuttuğunu işe yarı yolda giderken fark ediyor. Geri dönmek için vakti yok. Gün boyunca telefonsuz kalıyor. İlk saat, elini cebine götürüp boş bulmak, bir refleks gibi yineleniyor. Öğle arasında yolu tarif etmesi gerekiyor ve bir haritaya bakamıyor. Bir arkadaşının telefon numarasını hatırlamaya çalışıyor ve hatırlayamıyor.

Akşam eve döndüğünde, telefonun ekranında kırk yedi bildirim var. Adam onlara bakmadan önce kendine bir soru soruyor: bu gün nasıl geçti? Beklediğinden daha sakin geçtiğini fark ediyor. Ama aynı zamanda, telefon yokken kendisinden bir parçanın eksik olduğunu da hissetmişti.

Adam telefonun bir alet mi, yoksa kendisinin bir uzantısı mı olduğunu bilemiyor. Bu ders, Günlük Yaşamda Felsefe kursunun kamusal yaşam bölümünün üçüncü durağında, gündelik teknolojileri nasıl kullandığımızı ve onların bizi nasıl biçimlendirdiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce teknolojinin bir araç olmasıyla bir ortam olması arasındaki ayrımı göstereceğiz. Bir çekiç, elimizde bir amaç için durur. Bir telefon ise gününüzün düzenini, dikkatinizi ve ilişkilerinizi de biçimlendirir. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Albert Borgmann, çağdaş teknolojinin kolaylığın ardında neyi gizlediğini ve hangi uygulamaların bunu dengeleyebileceğini anlattı. Ivan Illich, araçların insanı güçlendirmesi ile ona bağımlı kılması arasındaki farkı ayırdı. Andy Clark ile David Chalmers ise bazı araçların, düşünmenin dışarıya taşan bir parçası sayılabileceğini savundu.

Ardından üç itirazı tartacağız. Biri teknolojinin tarafsız olduğunu ve her şeyin kullanıcıya bağlı olduğunu, biri kolaylığı eleştirmenin geçmişe özlemden ibaret olduğunu, üçüncüsü de araçlara yaslanmanın zihni zayıflattığını söylüyor.

Sonda teknolojiyle günlük yaşamda nasıl bilinçli bir ilişki kurulabileceğine bakacağız. Bu bakış, teknolojiyi reddetmeyi ya da körü körüne benimsemeyi değil, onu bir soruyla kullanmayı hedefleyecek.

Merkez soru

Sorumuz şu: gündelik teknolojileri kullanırken, onları kullandığımızı mı sanıyoruz, yoksa onlar da bizi mi biçimlendiriyor ve bu biçimlenmeye karşı ne yapabiliriz?

Ölçülü iddiam şu: teknolojiler yalnız amaçlara hizmet eden nötr araçlar değildir, kullanıldıkça alışkanlıklarımızı, dikkatimizi ve ilişkilerimizi de biçimlendirirler, ama bu biçimlenme kaçınılmaz bir mahkûmiyet değildir, çünkü hangi aracı, hangi ölçüde ve hangi uygulamalarla birlikte kullanacağımıza karar vermek büyük ölçüde bizim elimizdedir.

Sıfır noktası

Teknoloji sözcüğü, günlük dilde çoğu zaman yeni ve karmaşık cihazlar için kullanılır: telefonlar, bilgisayarlar, yapay zekâ. Oysa teknoloji, bir işi yapmak için geliştirilmiş her araç ve yöntemdir: bir kaşık da, bir takvim de, bir yol tarifi de. Bugünün cihazlarının farkı, çok daha fazla işi aynı anda yapabilmeleri ve gündelik yaşamın çok daha geniş bir kısmına girmeleridir.

Bir aracı kullanırken iki ayrı soru sorabiliriz. Birincisi, bu araç bana bir işi yapmakta yardım ediyor mu? İkincisi, bu aracı kullanırken ben nasıl bir insan oluyorum? Birinci soru, aracın işlevine bakar. İkinci soru, aracın bize yaptığına bakar.

Bu ikinci soru, günlük yaşamda çoğu zaman atlanır. Bir aracın işe yaramasını yeterli sayarız. Oysa bir kişi, günde yüzlerce kez bir cihaza baktığında, o cihazın işlevinden bağımsız olarak, dikkatini ve zamanını nasıl kullandığının bir alışkanlığını da kurmuş olur.

Argümanın yapısı

Bir teknolojiyle kurduğumuz ilişkiyi değerlendirirken, dört soruyu sırayla sormak yardımcı olur.

Birinci soru: bu araç bana hangi işi kolaylaştırıyor? İşlevi açıkça adlandırmak, aracın neye yaradığını netleştirir.

İkinci soru: bu araç, hangi şeyi görünmez kılıyor? Kolaylaşan işin arkasındaki emeği, beceriyi ya da ilişkiyi, araç ortadan kaldırıyor mu?

Üçüncü soru: bu araçla birlikte, hangi alışkanlıklarım değişti? Dikkatimin, uykumun, konuşmalarımın ve zamanımın bir kısmı, aracın kendi ritmine göre mi düzenlendi?

Dördüncü soru: bu aracı bırakırsam ne kaybederim ve ne kazanırım? Cevap, aracın gerçekten bir ihtiyaca mı yoksa bir alışkanlığa mı hizmet ettiğini gösterir.

Bu yapı, teknolojinin bir iyi ya da kötü olarak değil, bir takas olarak düşünülmesi gerektiğini gösterir.

Görüşler ve pozisyonlar

Teknolojiyle ilişkimizin doğası konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, biçimlenme görüşüdür. Buna göre teknolojiler kullanıcıları biçimlendirir: kolaylaştırdıkları işlerin arkasındaki uygulamaları ortadan kaldırırlar. Borgmann bu çizgidedir.

İkinci görüş, özerklik görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş aracın etkisine bakıyor. Bu görüş, önemli olanın, aracın kullanıcıya kendi amaçlarını izleme imkânı verip vermediği olduğunu söyler. Illich bu çizgiye yakındır.

Üçüncü görüş, bütünleşme görüşüdür. Oysa ilk iki görüş kişi ile aracı ayrı şeyler olarak görüyor. Bu görüş, bazı araçların düşünme sürecinin bir parçası hâline geldiğini ve kişi ile araç arasındaki sınırın bulanık olduğunu söyler. Clark ve Chalmers bu çizgiyi taşır.

En güçlü itiraz

Teknoloji kullanımı üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Teknoloji üzerine düşünenler şu cevabı verebilir. Bir teknolojiyi kullanmak, onunla birlikte bir yaşam biçimini de seçmektir. Bu seçimi bilinçli yapmak, hiçbir araçtan vazgeçmeyi değil, hangi araç için hangi bedeli ödediğimizi bilmeyi gerektirir. Bazı araçlar özerkliği artırır, bazıları azaltır. Bazı kolaylıklar bir yükten kurtarır, bazıları bir uygulamayı ortadan kaldırır.

Açık kalan sorular

Bir teknolojinin bizi biçimlendirdiğini fark ettiğimizde, bu biçimlenmeye karşı çıkmak için yeterince özgür müyüz? Bir aracı bırakmak, kimi zaman toplumsal bir bedel de taşır.

Bir aracı ne zaman bırakmalıyız? Bir eşik var mı, yoksa her kişi için ayrı mı?

Teknolojiyi tasarlayanların sorumluluğu nedir? Bir cihazı kullanıcının dikkatini tutmak için tasarlayan kişi, onun sonuçlarından sorumlu tutulabilir mi?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışTeknolojiyi, yalnız yeni cihazlarla eşitlemek.
Doğrusu

Yazı, takvim ve harita da birer teknolojidir. Yeni cihazların farkı, gündelik yaşamın çok daha geniş bir kısmına girmeleridir.

Yaygın yanlışAracın tarafsız olduğunu, kullanıcıya sorumluluk yükleyerek kapatmak.
Doğrusu

Kullanıcının sorumluluğu gerçektir ama araçlar, hangi eylemleri kolaylaştıracağını ya da zorlaştıracağını da belirler.

Yaygın yanlışKolaylığı, her zaman bir kayıp olarak okumak.
Doğrusu

Borgmann kolaylığı reddetmez. Bazı kolaylıklar gerçek bir yükü kaldırır. Sorun, bir kolaylığın hangi uygulamanın yerini aldığını sormadan benimsenmesidir.

Yaygın yanlışAraca dayanmayı, zayıflık saymak.
Doğrusu

Clark ve Chalmers'ın çözümlemesi, bazı araçların zihnin bir parçası olarak çalıştığını gösterir. Mesele, dayanmak değil, neye dayandığımızı bilerek seçmek.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Teknolojiler yalnız amaçlara hizmet eden nötr araçlar değildir: kullanıldıkça alışkanlıklarımızı, dikkatimizi ve ilişkilerimizi de biçimlendirirler. Borgmann, çağdaş teknolojinin bir şeyi kolaylaştırırken onu sağlayan işleyişi görünmez kıldığını ve buna aygıt paradigması dediğini anlattı.

Illich, araçları kullanıcıyı özerk kılan ve ona bağımlı kılan olarak ayırdı. Clark ve Chalmers, bazı araçların, düşünmenin dışarıya taşan bir parçası sayılabileceğini savundu.

Bir teknolojiyle ilişkimizi dört soruyla sınayabiliriz: neyi kolaylaştırıyor, neyi görünmez kılıyor, hangi alışkanlıklarımızı değiştirdi ve bırakırsak ne olur. Teknolojiye üç itiraz yöneltildi. Tarafsız olduğu, kolaylığı eleştirmenin özlem olduğu ve araca dayanmanın zihni zayıflattığı söylendi.

Bu yüzden teknoloji kullanımı, ne reddedilecek ne de körü körüne benimsenecek bir şey olarak, hangi aracın hangi bedelle geldiğini bilerek seçilen bir yaşam biçimi olarak yaşıyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste teknolojilerin, kolaylık sunarken bir bedel de taşıdığını gördük. Borgmann'ın aygıtları, hazır ve kolay sunulan şeylerdi: bir düğmeyle gelen ısı, bir paketle gelen yemek. Aygıt paradigmasının özü, şeyleri bir emek vermeden edinilebilir hâle getirmekti.

Bu edinme kolaylığı, teknolojiden bağımsız olarak da bir soru doğuruyor: bir şeyi satın almak, kullanmak ve tüketmek, bizim için ne anlama geliyor? Neye sahip olduğumuz, kim olduğumuzu ne kadar belirler ve daha fazlasını istemek nereden geliyor?

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Tüketim dersi, günlük yaşamda neyi neden satın aldığımızı ve bunun, ihtiyaç ile istek arasındaki çizgiyi nasıl etkilediğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.