Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Özgürlük, engelin yokluğundan daha fazlasıdır. Pettit, özgür olmanın, başkasının keyfî müdahale edebilme gücünün altında olmamak olduğunu, iyi niyetli bir efendisi olan kölenin de özgür olmadığını savundu.
Fromm, modern insanın özgürlüğün yükünden otoriteye teslim olarak ya da herkes gibi olarak kaçabildiğini anlattı. Arendt, özgürlüğü, başkalarıyla birlikte yeni bir şey başlatabilmek, yani başlama yeteneği olarak düşündü.
Bir kişinin özgürlüğüne dört soru sorulabilir: fiilî engel, keyfî güç, içsel korku ve başlatabilme. Özgürlüğe üç itiraz yöneltildi. İyi niyetli gücün zarar vermediği, özgürlüklerin çatıştığı ve kaçanı ayıplamanın kibirli olduğu söylendi.
Bu yüzden özgürlük, dışarıdan engelin yokluğu, keyfî gücün yokluğu, içeriden bir korkunun yokluğu ve bir başlangıç yapabilmenin birleşimi olarak, sürekli bakım isteyen bir durum olarak yaşıyor.
Açılış sahnesi
Bir kadın, on yıldır çalıştığı şirkette müdürüyle bir sorun yaşıyor. Müdürü ona hiç kötü davranmadı. Hatta doğum günlerinde çiçek gönderiyor, çocuğunun hastalandığı günlerde izin veriyor. Kadın, istediği zaman istediği yere gidebilir, istediği saatte çıkabilir. Kimse ona yasak koymuyor.
Bir gün, başka bir şirketten bir iş teklifi alıyor. Ertesi sabah müdürüne söylemekten çekiniyor. Neden çekindiğini kendine soruyor. Müdürü kızmayacak, ceza vermeyecek. Ama bir şeyi biliyor: bir kararı, ruh hâline göre istediği gibi değiştirebilir. İzni bir gün geri alabilir, terfi listesini bir gün başka türlü yazabilir. Hiçbirini yapmamış olması, yapamayacağı anlamına gelmiyor.
Kadın, kimse ona engel olmadığı hâlde, tam özgür olmadığını hissediyor. Bu ders, Günlük Yaşamda Felsefe kursunun benlik ve anlam bölümünün beşinci durağında, özgür olmanın ne demek olduğunu ve engelin yokluğunun bunun için yetip yetmediğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce özgürlüğün hangi anlamlarda kullanıldığını ayıracağız. Bir kişiye kimsenin engel olmaması, kimsenin onun üzerinde bir söz hakkına sahip olmaması ve kişinin kendi başına bir şey başlatabilmesi ayrı şeyler olabilir. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Philip Pettit, özgürlüğü, başkasının keyfî bir müdahale gücünün altında bulunmamak olarak tanımladı. Erich Fromm, insanların özgürlükten neden kaçabildiğini anlattı. Hannah Arendt ise özgürlüğü, yeni bir şey başlatabilmek ve bunu başkalarıyla birlikte yapabilmek olarak düşündü.
Ardından üç itirazı tartacağız. Biri iyi niyetli bir güç karşısında özgürlüğün zarar görmediğini, biri bir kişinin özgürlüğünün başkasının özgürlüğüyle çatıştığını, üçüncüsü de insanların özgürlükten kaçmasını ayıplamanın kibirli olduğunu söylüyor.
Sonda özgürlüğün günlük yaşamda hangi küçük alışkanlıklarla korunabildiğine bakacağız. Bu bakış, özgürlüğün bir kez kazanılıp bitmeyen, sürekli bakım isteyen bir şey olduğunu gösterecek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir kişinin özgür olması için ona kimsenin engel olmaması yeterli midir, yoksa başka koşullar da gerekir mi?
Ölçülü iddiam şu: özgürlük, engelin yokluğundan daha fazlasıdır ve kişinin, başkalarının keyfî güçlerinin altında bulunmamasını, kendi kararlarını kendi verebilmesini ve yeni bir şey başlatabilmesini de içerir, ama bunların hiçbiri yalnız başına yeterli değildir ve her birinin ayrı bir bedeli vardır.
Sıfır noktası
Özgürlük sözcüğü, günlük dilde çoğu zaman bir şeyi yapabilme imkânı anlamında kullanılır: istediğim yere gidebilirim, istediğimi söyleyebilirim. Bu anlam önemlidir ve ilk bakışta yeterli görünür. Bir kişiye engel olunmuyorsa, özgürdür.
Ama açılış sahnesindeki kadın, bu tanımın bir şeyi atladığını gösteriyor. Kimse ona engel olmuyordu, yine de kararlarını bir başkasının ruh hâline göre gözden geçirmesi gerektiğini hissediyordu. Özgürlüğün yalnız engelin yokluğu olup olmadığı, bu yüzden bir soru.
Bir de şu ayrım var: özgürlük, kişinin dışındaki engellerle ilgili olabildiği gibi, kişinin içindeki engellerle de ilgili olabilir. Bir kişi, hiç yasak olmadığı hâlde, korktuğu için ya da alıştığı için bir şeyi yapmıyor olabilir. O zaman engel dışarıda değil, içeridedir.
Argümanın yapısı
Bir kişinin özgür olup olmadığını anlamak için, dört soruyu sırayla sormak yardımcı olur.
Birinci soru: bu kişiye şu an engel olan biri var mı? Fiilî bir müdahale, açık bir yasak ya da bir zorlama olup olmadığına bakarız.
İkinci soru: bu kişiye, keyfî biçimde engel olabilecek biri var mı? Şu an olmuyor olabilir ama isterse yapabilir mi? Bu güce sahip biri varsa, kişinin özgürlüğü, o kişinin iyi niyetine bağlıdır.
Üçüncü soru: bu kişi, kendi kararının kendi kararı olduğunu söyleyebilir mi? Yani karar, kişinin kendi değerlerinden ve düşüncesinden mi geliyor, yoksa bir korkudan, bir alışkanlıktan ya da bir baskıdan mı?
Dördüncü soru: bu kişi, yeni bir şey başlatabilecek durumda mı? Yani hayatının belirli bir yerinde bir şeyi değiştirebilir mi, yoksa yolu çizili mi?
Bu yapı, özgürlüğün tek bir ölçüde değil, birkaç ayrı yerde sınanabildiğini gösterir.
Görüşler ve pozisyonlar
Özgürlüğün özü konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, bağımsızlık görüşüdür. Buna göre özgürlük, başkasının keyfî gücünün altında olmamaktır. Pettit bu çizgidedir.
İkinci görüş, içsel görüştür. Buna karşılık ilk görüş kişinin dışındaki güçlere bakıyor. Bu görüş, özgürlüğün, kişinin kendi kararlarını, korkulara ve alışkanlıklara kapılmadan verebilmesine bağlı olduğunu söyler. Fromm bu çizgiye yakındır.
Üçüncü görüş, eylem görüşüdür. Oysa ilk iki görüş özgürlüğü bir durum olarak ele alıyor. Bu görüş, özgürlüğün, başkalarıyla birlikte yeni bir şey başlatabilmek olduğunu ve yalnızca eylemde bulunduğunu söyler. Arendt bu çizgiyi taşır.
En güçlü itiraz
Özgürlük üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.
Özgürlük üzerine düşüncenin savunucusu şu cevabı verebilir. Özgürlük tek bir şey değildir ve birkaç ayrı yerden bozulabilir: dışarıdan bir engel, keyfî bir güç, içsel bir korku ya da başlatamama. Her birine ayrı bir bakış gerekir ve hiçbiri, diğerinin yerine geçmez. Bir kişinin özgür olup olmadığı, bu dört yerde de bakıldığında anlaşılır.
Açık kalan sorular
Bir kişinin özgürlüğü, ona sunulan seçeneklerin sayısıyla mı artar? Çok fazla seçenek, kişiyi bunaltıp özgürlüğünü azaltabilir mi?
Tahakküm ile iyi bir bağımlılık nasıl ayrılır? Bir çocuğun ebeveynine ya da bir hastanın doktoruna bağımlılığı, tahakküm sayılır mı?
Özgürlük hangi noktada bir sorumluluk yüküne dönüşür? Fromm'un anlattığı yalnızlık, özgürlüğün kaçınılmaz bir bedeli mi, yoksa toplumsal koşullara mı bağlı?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışÖzgürlüğü, engelin yokluğuyla eşitlemek.
Kimse bir kişiye engel olmadığı hâlde, o kişi bir başkasının keyfî gücüne bağımlı olabilir ya da kendi içindeki bir korkuya yenik düşebilir. Engelin yokluğu, özgürlüğün yalnız bir koşuludur.
Yaygın yanlışİyi niyetli gücü, tahakküm saymamak.
Pettit'in sorusu, gücü elinde tutanın iyi olup olmadığı değil, bunun kişinin denetiminde olup olmadığıdır. İyi niyet, güvence yerine geçmez.
Yaygın yanlışHer uyumu, özgürlükten kaçış olarak okumak.
Fromm, bilerek seçilmiş bir uyumla, yalnızlıktan korkarak yapılan uyumu ayırır. Bir gelenek içinde yaşamayı seçmek, kaçış olmak zorunda değildir.
Yaygın yanlışÖzgürlüğü, yalnız kişinin iç durumu olarak düşünmek.
Arendt'in çözümlemesi, özgürlüğün başkalarıyla birlikte eylemde görünür olduğunu söyler. Bir insan tek başına içinden özgür hissedebilir ama eyleme geçecek bir ortak dünyası yoksa, bu özgürlük hiçbir şeye dokunmaz.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Özgürlük, engelin yokluğundan daha fazlasıdır. Pettit, özgür olmanın, başkasının keyfî müdahale edebilme gücünün altında olmamak olduğunu, iyi niyetli bir efendisi olan kölenin de özgür olmadığını savundu.
Fromm, modern insanın özgürlüğün yükünden otoriteye teslim olarak ya da herkes gibi olarak kaçabildiğini anlattı. Arendt, özgürlüğü, başkalarıyla birlikte yeni bir şey başlatabilmek, yani başlama yeteneği olarak düşündü.
Bir kişinin özgürlüğüne dört soru sorulabilir: fiilî engel, keyfî güç, içsel korku ve başlatabilme. Özgürlüğe üç itiraz yöneltildi. İyi niyetli gücün zarar vermediği, özgürlüklerin çatıştığı ve kaçanı ayıplamanın kibirli olduğu söylendi.
Bu yüzden özgürlük, dışarıdan engelin yokluğu, keyfî gücün yokluğu, içeriden bir korkunun yokluğu ve bir başlangıç yapabilmenin birleşimi olarak, sürekli bakım isteyen bir durum olarak yaşıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste özgürlüğün, dışarıdan engelin yokluğunun ötesine geçtiğini gördük. Fromm'un otomat uyumu ile Pettit'in tahakkümü, farklı yerlerden aynı şeye işaret ediyordu: bir kişinin kararları, kendi kararları gibi görünür ama başka bir yerden gelebilir. Herkes gibi olan genç, hiçbir yasak görmemişti, yine de hangi kararı kendisinin verdiğini sayamıyordu.
Bir kişi özgür olsa bile, kararlarını başkalarının beklentilerine göre veriyorsa, onlar gerçekten kendisinin mi? Kendisi gibi yaşamak, ne kadar bir cesaret ister ve kendisi olmanın ölçütü ne olabilir?
Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Sahicilik dersi, bir insanın kendisine ait bir yaşam sürmesinin ne demek olduğunu ve bunun, başkalarının gözünde nasıl göründüğünden bağımsız olarak ne anlama geldiğini soruyor.