Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Öncelik, sınırlı zaman ve enerji içinde, hangi değerin ve hangi şeyin ötekilerden önce geleceğine dair bir yerleştirmedir ve bir şeyin önemli olmasıyla aynı şey değildir. Frankfurt, önceliklerin, kişinin önemsediklerinden biçimlendiğini savundu.
Taylor, bazı değerlendirmelerin yalnızca ağırlık bakımından değil, nitelik bakımından da farklı olduğunu ve kişinin kim olduğuyla ilgili olduğunu gösterdi. Bratman, niyetlerin ve planların, sonraki seçimleri sınırlayan bir çerçeve olarak çalıştığını söyledi.
Öncelikler, söylenenlerle değil, tekrarlanan seçimlerle ve zamanın nasıl harcandığıyla ortaya çıkar. Bu yüzden öncelikleri kurmak, değerleri ilan etmekten çok, onları planlara ve alışkanlıklara bağlamaktır.
Önceliğe üç itiraz yöneltildi. Söylenen ile yapılanın farklı olduğu, katı sıralamanın yanıltıcı olduğu ve herkesin öncelik seçme özgürlüğünün bulunmadığı söylendi.
Bu yüzden öncelik, değerlerimizi yaşama çeviren bir düzen olarak, ama ilan ile uygulama arasındaki farkı ve koşulların sınırlarını bilmeyi gerektiren bir çalışma olarak yaşıyor.
Açılış sahnesi
Bir kişi, yıl sonunda bir takvim defterinin sayfalarını çeviriyor. Her haftaya bakıyor: toplantılar, teslim tarihleri, yolculuklar. Bir noktada duruyor ve bir soru soruyor: "Bu defterde, hayatta en çok önemsediğim şeylere ne kadar yer ayırmışım?"
Sayfaları tekrar tarıyor. Arkadaşlarıyla buluşmalar iki üç satırda kalmış. Yıllardır yapmak istediği bir uğraş için tek bir kayıt yok. Buna karşılık, önemli saymadığı bazı toplantılar, defterin büyük bir bölümünü kaplıyor.
Kişi, bir şey fark ediyor: söylediği öncelikleri ile defterin gösterdiği öncelikler aynı değil. Bu ders, Günlük Yaşamda Felsefe kursunun dördüncü durağında, öncelik denen şeyin ne olduğunu, değerlerimizi bir sıraya koymanın ne anlama geldiğini ve sıranın neden sanıldığından daha zor kurulduğunu inceleyecek.
Bu derste ne olacak
Önce önceliğin, bir değerin önemli olmasından nasıl ayrıldığını ayıracağız. Bir kararda değerlerin çatışması bir önceki dersin konusuydu, burada çatışmadan bağımsız olarak, yaşamı sürekli biçimlendiren sıralamaya bakacağız. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Frankfurt, önemsemenin bir şeyi kişi için önemli kıldığını anlattı. Taylor, bazı değerlerin diğerlerine göre nitelik bakımından üstün sayıldığını gösterdi. Bratman ise niyetlerin ve planların, gelecekteki seçimlerimizi nasıl sınırladığını çözümledi.
Ardından üç itirazı tartacağız. Biri ilan edilen öncelik ile gerçek öncelik arasındaki farkı, biri katı bir sıralamanın yanıltıcı olabileceğini, üçüncüsü de herkesin öncelik seçme özgürlüğüne sahip olmadığını söylüyor.
Sonda bir kişinin kendi önceliklerini nasıl açığa çıkarabileceğine bakacağız. Bu açığa çıkarma, bir mahkûmiyet değil, kendine dürüst bir bakış olarak ele alınacak.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir kişinin öncelikleri, söylediği şeylerden mi yoksa yaptığı şeylerden mi anlaşılır ve bu öncelikler nasıl bilinçli olarak kurulabilir?
Ölçülü iddiam şu: öncelikler, bir kişinin neye zaman, dikkat ve enerji ayırdığında ortaya çıkar ve bu yüzden söylenen ile yapılan arasında sık sık bir fark bulunur, ama öncelikleri bilinçli olarak kurmak, değerlerimizi, niyetlerimizi ve planlarımızı birbirine bağlayan bir çalışmayla mümkündür.
Sıfır noktası
Bir şeyin önemli olması ile öncelikli olması aynı şey değildir. Birçok şeye değer verebiliriz: sağlığa, ailemize, işimize, arkadaşlarımıza, öğrenmeye. Hepsi önemlidir. Ama zaman ve enerji sınırlıdır ve hepsine aynı anda, aynı ölçüde yer veremeyiz.
Öncelik, bu sınırlılığın ürünüdür ve sınırsız zamanı olan bir varlık için, öncelik diye bir soru bile doğmazdı. Bir şeyi öncelikli saymak, başka bir şeye daha az yer ayırmayı kabul etmektir. Bu, bir değeri reddetmek anlamına gelmez, ama onu belirli bir zamanda geri plana almak anlamına gelir.
Bu bakış, önceliklerin yalnızca bir liste olmadığını, bir yaşam biçimi olduğunu gösterir. Bir kişinin öncelikleri, onun neye gerçekten yatırım yaptığını yansıtır.
Argümanın yapısı
Önceliğin yapısı, dört adımlık bir çerçeveyle özetlenebilir.
Birinci adım: zaman, dikkat ve enerji sınırlı kaynaklardır. Her seçim, bir başka seçeneğe ayrılamayacak kaynağı harcar.
İkinci adım: bu sınırlılık, bir şeye evet demenin başka bir şeye hayır demek anlamına geldiği bir düzen yaratır. Öncelik, bu evet ve hayırların birikimidir.
Üçüncü adım: öncelikler, söylenenlerle değil, tekrarlanan seçimlerle belirlenir. Bir kişinin takvimi, harcamaları ve dikkati, önceliklerinin en doğrudan kaydıdır.
Dördüncü adım: bu yüzden öncelikleri bilinçli olarak kurmak, değerleri ilan etmek değil, onları zamanın ve dikkatin nasıl harcanacağıyla ilişkilendirmektir.
Bu yapı, önceliğin bir düşünce ile bir uygulama arasında bir köprü olduğunu gösterir.
Görüşler ve pozisyonlar
Önceliklerin nasıl oluştuğu konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, ilan edilen öncelik görüşüdür. Buna göre bir kişinin öncelikleri, onun bilinçli olarak belirttiği ve savunduğu değerlerdir. Kişi, önceliklerini bir liste hâlinde ifade edebilir.
İkinci görüş, açığa çıkan öncelik görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş bir kişinin anlatımına güveniyor. Bu görüş, önceliklerin, kişinin gerçekte ne yaptığından, zamanı ve parayı nereye harcadığından anlaşıldığını söyler.
Üçüncü görüş, plan ve niyet görüşüdür. Oysa ilk iki görüş öncelikleri ya söze ya davranışa bağlıyor. Bu görüş, önceliklerin, kişinin gelecekle ilgili planlarında ve niyetlerinde biçimlendiğini, bu planların da bugünkü seçimleri sınırladığını söyler.
En güçlü itiraz
Öncelik üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapıldı.
Öncelik üzerine düşüncenin savunucusu şu cevabı verebilir. Söylenen ile yapılan arasındaki fark, yalnızca bir eksiklik değil, önceliklerimizi yeniden düşünmek için bir fırsattır. Öncelikler bir kural olarak değil, esnek bir çerçeve olarak kullanılabilir. Seçme özgürlüğünün eşitsiz dağıldığı doğrudur ve bu, önceliklerin sınırlarını bilmeyi ve koşulları değiştirme çabalarını da gerektirir.
Açık kalan sorular
Bir kişinin önceliklerini, gerçekte yaptığı şeylerden mi, yoksa yapmak istediği şeylerden mi tanımlamalıyız? Bir kişi, yapamadığı bir şeyi hâlâ öncelik olarak sayabilir mi?
Öncelikler ne kadar sık değişebilir? Bir kişi, bir yıl içinde önceliklerini değiştirirse, bu bir olgunlaşma mı, yoksa bir tutarsızlık mı?
Bir toplumun önceliklerini kim belirler? Bireylerin önceliklerinin toplam sonucu mu, yoksa kurumların ve kültürün baskısı mı?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışÖncelik ile önemi aynı şey saymak.
Bir şey önemli olabilir ve öncelikli olmayabilir. Öncelik, sınırlı zaman ve enerji içinde, hangi şeyin ötekilerden önce geleceğine dair bir yerleştirmedir.
Yaygın yanlışÖncelikleri yalnızca bir liste olarak okumak.
Öncelik, bir liste olmaktan çok, zamanın ve dikkatin nasıl harcandığında görünen bir düzendir. Liste, bir niyetin ifadesidir ama düzenin kendisi değildir.
Yaygın yanlışÖnemsemeyi, güçlü bir isteğe indirgemek.
Frankfurt'a göre önemsemek, istek zayıfladığında da sürebilen bir bağdır. Güçlü bir istek, geçici olabilir. Önemsemek ise bir istikrarı ve bir yatırımı gerektirir.
Yaygın yanlışNiyeti, değiştirilemez bir bağ saymak.
Bratman'a göre plan, yeniden gözden geçirilebilir ama her seçimde yeniden ele alınmaz. Bir plan, yeniden düşünmeye bir eşik koyar, düşünmeyi yasaklamaz.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Öncelik, sınırlı zaman ve enerji içinde, hangi değerin ve hangi şeyin ötekilerden önce geleceğine dair bir yerleştirmedir ve bir şeyin önemli olmasıyla aynı şey değildir. Frankfurt, önceliklerin, kişinin önemsediklerinden biçimlendiğini savundu.
Taylor, bazı değerlendirmelerin yalnızca ağırlık bakımından değil, nitelik bakımından da farklı olduğunu ve kişinin kim olduğuyla ilgili olduğunu gösterdi. Bratman, niyetlerin ve planların, sonraki seçimleri sınırlayan bir çerçeve olarak çalıştığını söyledi.
Öncelikler, söylenenlerle değil, tekrarlanan seçimlerle ve zamanın nasıl harcandığıyla ortaya çıkar. Bu yüzden öncelikleri kurmak, değerleri ilan etmekten çok, onları planlara ve alışkanlıklara bağlamaktır.
Önceliğe üç itiraz yöneltildi. Söylenen ile yapılanın farklı olduğu, katı sıralamanın yanıltıcı olduğu ve herkesin öncelik seçme özgürlüğünün bulunmadığı söylendi.
Bu yüzden öncelik, değerlerimizi yaşama çeviren bir düzen olarak, ama ilan ile uygulama arasındaki farkı ve koşulların sınırlarını bilmeyi gerektiren bir çalışma olarak yaşıyor.
Sonraki derse köprü
Önceliklerimiz, neye zaman ayıracağımızı belirlerken, aynı zamanda neyi kaçırabileceğimizi de belirler. Bir şeye öncelik vermek, başka bir şeyi ihmal etmek anlamına gelebilir. Bu ihmalin bedelini, bazen kendimiz, bazen bir başkası öder.
Bu durum, bir başka soruyu gündeme getirir. Seçimlerimizin sonuçlarından ne ölçüde biz sorumluyuz? Bir öncelik seçtiğimizde, bunun başkaları üzerindeki etkilerine de cevap vermek zorunda mıyız?
Bir sonraki ders bu soruyu ele alıyor. Sorumluluk, bir kişinin seçimlerinin ve bu seçimlerin sonuçlarının hesabını vermenin ne anlama geldiğini, sorumluluğun nerede başlayıp nerede bittiğini ve niyetle sonuç arasındaki farkın bunu nasıl etkilediğini anlatıyor.