Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir değer çatışması, iki gerçek değerin aynı durumda yerine getirilemediği ve bilgi ile isteğin belli olmasına rağmen zorluğun sürdüğü durumdur. Sophokles'in Antigone'si, iki tarafın da ciddi bir haklılık taşıdığı bir çatışmayı sahneledi.
Williams, çatışmadan sonra seçilmeyen değerin ortadan kalkmadığını ve ahlâkî kalıntı olarak sürdüğünü savundu. Gilligan, bir çatışmanın haklar sıralaması ya da ilişkilerin korunması olarak farklı görülebileceğini gösterdi.
Değer çatışmasına yaklaşımlar üç görüşe ayrıldı: çatışmayı gerçek saymayan, gerçek ama çözülemeyebilir sayan ve çatışmanın görülme biçimine önem veren.
Değer çatışması üzerine düşünceye üç itiraz yöneltildi. Gerçek bir çatışmanın olmadığı, pişmanlığın gereksiz olduğu ve özen ile adalet ayrımının cinsiyete bağlandığı söylendi.
Bu yüzden değer çatışması, hayatın gerçek bir yönü olarak, tek bir ilkeyle çözülemeyen ve seçimden sonra bile bir kayıp bırakan bir durum olarak yaşıyor.
Açılış sahnesi
Bir kadın, yaşlı annesinin bakımı için evinde kalıp kalmamak arasında sıkışmış durumda. Uzak bir şehirde, yıllardır beklediği bir iş teklifi var. Kabul ederse annesinin bakımını bir başkasına devretmek zorunda kalacak. Reddederse, hayalini bir kenara bırakacak.
Bir arkadaşı ona şöyle diyor: "Ne yaparsan yap, doğru olanı yapmış olacaksın." Kadın başını sallıyor ama ikna olmuyor. Çünkü ikisi de doğru. Annesine bakmak doğru, kendi yaşamını kurmak da doğru. Hangisini seçerse seçsin, öbürüne karşı bir şey kaybedecek.
Bu sahne, bazı kararların neden bu kadar zor olduğunu gösteriyor. Zorluk, bilgi eksikliğinden ya da isteğin belirsizliğinden gelmiyor. İki gerçek değer, aynı anda yerine getirilemiyor. Bu ders, Günlük Yaşamda Felsefe kursunun üçüncü durağında, değer çatışmasının ne olduğunu, ona nasıl yaklaşılabileceğini ve çatışmanın ardında ne kaldığını inceleyecek.
Bu derste ne olacak
Önce bir değer çatışmasının, bir nedenler tartması sorunundan neyle ayrıldığını göstereceğiz. Nedenleri tartmanın nasıl yapılabileceğini önceki derste görmüştük, burada tartmanın kendisinin yetmediği durumlara bakacağız. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Sophokles'in Antigone'si, iki tarafın da haklı olduğu bir çatışmayı sahneledi. Williams, çatışmadan sonra geride bir şeyin kaldığını savundu. Gilligan ise bir çatışmanın hangi gözle görüldüğünün, çözümü de belirlediğini gösterdi.
Ardından üç itirazı tartacağız. Biri gerçek bir değer çatışmasının bulunmadığını, biri çatışmadan sonra geride kalan pişmanlığın gereksiz olduğunu, üçüncüsü de değerlere bakış farklarını cinsiyetle ilişkilendirmenin sorunlu olduğunu söylüyor.
Sonda bir çatışmayla karşılaştığımızda ne yapabileceğimize bakacağız. Bu bakış, çatışmayı ortadan kaldırmaya değil, onunla dürüst ve sorumlu biçimde yaşamaya odaklanacak.
Merkez soru
Sorumuz şu: iki gerçek değer bir kararda birbirine ters düştüğünde, hangi seçeneği seçersek seçelim bir şey kaybettiğimiz durumlarda nasıl karar verebiliriz?
Ölçülü iddiam şu: bazı değer çatışmaları, tek bir üst ilkeye başvurarak çözülemez ve seçim yapıldıktan sonra da geride bir yükümlülük ve bir kayıp kalır, ama bu, seçimin yanlış olduğu anlamına gelmez ve çatışmayı dikkatle ele alan bir karar, kaybı görünür kılarak da doğru olabilir.
Sıfır noktası
Bir değer, bir şeyi korumaya ya da izlemeye değer kılan özelliktir. Aile, özgürlük, dürüstlük, adalet, başarı, merhamet birer değerdir. Çoğu zaman bu değerler birbirini destekler. Ama bazen aynı durumda ikisi farklı yönlere çeker.
Bir değer çatışması ile bir zorluk arasında fark var. Zor bir karar, bilgi eksikliğinden ya da isteğin belirsizliğinden zor olabilir. Bir değer çatışması ise, bilgi tamam, istek belli olduğunda bile süren zorluktur. Bu durumda mesele, neyin doğru olduğunu bulmak değil, iki doğru arasında seçim yapmaktır.
Filozof Hegel, bu oyunu, iki haklının çatışması olarak okudu. Ona göre Kreon'un savunduğu devlet düzeni ile Antigone'nin savunduğu aile bağı, ikisi de gerçek bir değeri temsil ediyordu ve trajedi, iki tarafın da kendi değerinde mutlak davranmasından doğuyordu.
Argümanın yapısı
Değer çatışmasının yapısı, dört adımlık bir çerçeveyle özetlenebilir.
Birinci adım: bir kişi, birden fazla gerçek değere bağlıdır. Bu değerler, farklı yaşam alanlarından, farklı ilişkilerden ve farklı yükümlülüklerden gelir.
İkinci adım: belirli bir durumda, bu değerlerin ikisi de aynı anda yerine getirilemez. Birini seçmek, öbüründen vazgeçmek demektir.
Üçüncü adım: hiçbir üst ilke, bu iki değer arasında kesin bir sıralama sağlamaz. Bir değeri her zaman öbürüne tercih eden bir kural, ya çok kaba kalır ya da gerçek bir değeri değersiz sayar.
Dördüncü adım: bu yüzden çatışmayı çözmek, bir kural uygulamak değil, o durumda hangi değerin daha ağır bastığına dikkatle karar vermek ve bu kararın bedelini kabul etmektir.
Bu yapı, bir değer çatışmasının bir bilgi sorunundan farklı olduğunu ve her çözümün bir kayıp bırakabileceğini gösterir.
Görüşler ve pozisyonlar
Değer çatışması konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, çatışmanın gerçek olmadığı görüşüdür. Buna göre iki değerin çatışması gibi görünen şey, aslında bir bilgi eksikliğidir ve doğru bir üst ilke, çatışmayı çözebilir. Kant ve faydacılık gibi kuramlar, tek bir ilkeden her durumu çözmeyi umar.
İkinci görüş, çatışmanın gerçek olduğu ve çözülemeyebileceği görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş bir üst ilke arıyor. Bu görüş, bazı değerlerin gerçekten birbirine indirgenemez olduğunu ve bazı durumlarda seçimin bir kayıp taşıdığını söyler. Williams ve Berlin bu çizgidedir.
Üçüncü görüş, çatışmanın nasıl görüldüğünün önemli olduğu görüşüdür. Oysa ilk iki görüş çatışmayı tek bir yapı olarak ele alıyor. Bu görüş, bir çatışmanın hangi değerlerin merkeze konulduğuna bağlı olarak farklı görülebileceğini söyler.
En güçlü itiraz
Değer çatışması üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapıldı.
Değer çatışması üzerine düşüncenin savunucusu şu cevabı verebilir. Tek bir üst ilke, birçok gerçek durumda değerleri bir tek yöne indirgeyerek yanıltıcı olur. Ahlâkî kalıntı, seçimin doğruluğuna itiraz etmez, seçilmeyen değerin gerçekliğini kabul eder. Özen ve adalet ayrımı, cinsiyete bağlanmadan, iki farklı ahlâkî dikkat biçimi olarak kullanılabilir.
Açık kalan sorular
Bir değer çatışmasında, seçilmeyen değer için ne kadar telafi yeterli sayılır? Telafi, çatışmanın bir parçası mı yoksa sonrasında ayrı bir yükümlülük mü?
Her çatışma trajik mi? Bazı çatışmalar, iki tarafın da çok ağır bir kayıp taşımadığı hafif durumlardır. Bir çatışmanın ne zaman gerçekten ağır olduğunu nasıl ayırırız?
Bir çatışmadan kaçınmak mümkün mü? Yaşamını, değerlerinin çatışmayacağı biçimde düzenlemek, bazı değerlerden baştan vazgeçmek anlamına gelmez mi?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışHer zor kararı bir değer çatışması saymak.
Bir karar, bilgi eksikliği ya da isteğin belirsizliği nedeniyle zor olabilir. Değer çatışması, bilgi ve istek belli olduğunda bile süren, iki gerçek değer arasındaki gerilimdir.
Yaygın yanlışÇatışmanın çözülmesini, seçilmeyen değerin ortadan kalkması olarak okumak.
Williams'a göre seçilmeyen değer, seçimden sonra da gerçek kalır. Bu, ahlâkî kalıntı fikrinin özüdür.
Yaygın yanlışÖzen etiğini, adaleti reddeden bir görüş olarak okumak.
Gilligan, iki sesi de ahlâkî düşünmenin geçerli boyutları olarak sunar. Amaç, birinin yerine ötekini koymak değil, ikisini de görünür kılmaktır.
Yaygın yanlışAntigone'yi, yalnızca bir kişinin haklı, ötekinin haksız olduğu bir oyun olarak okumak.
Oyunun gücü, iki tarafın da ciddi bir haklılık taşımasından gelir. Hegel'in okuması bu yöndedir.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir değer çatışması, iki gerçek değerin aynı durumda yerine getirilemediği ve bilgi ile isteğin belli olmasına rağmen zorluğun sürdüğü durumdur. Sophokles'in Antigone'si, iki tarafın da ciddi bir haklılık taşıdığı bir çatışmayı sahneledi.
Williams, çatışmadan sonra seçilmeyen değerin ortadan kalkmadığını ve ahlâkî kalıntı olarak sürdüğünü savundu. Gilligan, bir çatışmanın haklar sıralaması ya da ilişkilerin korunması olarak farklı görülebileceğini gösterdi.
Değer çatışmasına yaklaşımlar üç görüşe ayrıldı: çatışmayı gerçek saymayan, gerçek ama çözülemeyebilir sayan ve çatışmanın görülme biçimine önem veren.
Değer çatışması üzerine düşünceye üç itiraz yöneltildi. Gerçek bir çatışmanın olmadığı, pişmanlığın gereksiz olduğu ve özen ile adalet ayrımının cinsiyete bağlandığı söylendi.
Bu yüzden değer çatışması, hayatın gerçek bir yönü olarak, tek bir ilkeyle çözülemeyen ve seçimden sonra bile bir kayıp bırakan bir durum olarak yaşıyor.
Sonraki derse köprü
Bir değer çatışmasında bir seçim yapmak zorunda kalırız. Bu seçimi yaparken, iki değeri yan yana koyup birini öne alırız. Bu öne alma, bir sıralama fikrini beraberinde getirir: hangisi hangisinden önce gelir?
Günlük yaşamda bu sıralama, çoğu zaman ayrıntılı düşünmeden yapılır. Zaman ve enerji sınırlı olduğu için, bazı şeyleri öne, bazılarını arkaya alırız. Ama bu sıralama, yaşamımızın neye benzediğini de belirler. Kimin için zaman ayırdığımız, neyi ertelediğimiz ve neye hiç yer vermediğimiz, değerlerimizi eylemlerimize çevirir.
Bir sonraki ders bu sıralamayı ele alıyor. Öncelik, değerlerimizi bir sıraya koymanın ne anlama geldiğini, bu sıranın nasıl kurulabileceğini ve bazen bir sıralamanın neden yalnızca bir varsayım olduğunu anlatıyor.