İçeriğe geç

P00-D08-M01-02·Karar ve değer

Nedenleri tartmak

sıfırdan ileri2.072 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Nedenleri tartmak, bir karar verirken elimizdeki dayanakların ağırlığını değerlendirmektir. Franklin, nedenleri iki sütuna yazıp denk olanları birbirine karşı silmeyi önerdi ve ağırlıkların kesin ölçülemeyeceğini kabul etti.

Ross, yükümlülüklerin ilk bakışta bağlayıcı olduğunu ama çatışma durumunda durumun ayrıntılarına bakarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Raz ise bazı nedenlerin, başka nedenlere göre eylemeyi dışarıda bıraktığını gösterdi.

Nedenlerin ağırlığı sayıyla ölçülmez ve bağlama göre değişir. Bu yüzden nedenleri tartmak, mekanik bir toplama değil, dikkatli bir yargı işidir.

Nedenleri tartmaya üç itiraz yöneltildi. Tartma benzetmesinin yanıltıcı olduğu, bazı seçeneklerin kıyaslanamadığı ve fazla düşünmenin kararı bozabileceği söylendi.

Bu yüzden nedenleri tartmak, kararı görünür kılan yararlı bir alışkanlık olarak, ama her karar için aynı ölçüde uygun olmayan ve bir yargı gerektiren bir çalışma olarak yaşıyor.

Açılış sahnesi

Bir kişi, yeni bir işe geçmek isteyip istemediğine karar vermeye çalışıyor. Bir kâğıt alıyor ve ortasından bir çizgi çekiyor. Sol tarafa gitmek için nedenleri yazıyor: daha yüksek maaş, yeni bir alan, daha kısa yol. Sağ tarafa kalmak için nedenleri yazıyor: sevdiği ekip, tanıdık bir düzen, yarım kalmış bir proje.

Kâğıda bakıyor. Sol tarafta üç madde, sağ tarafta dört madde var. Ama sayılar onu ikna etmiyor. Sol taraftaki maaş nedeni çok ağır geliyor, sağ taraftaki üç nedenin ikisi ise küçük görünüyor. Kâğıdı bir kenara koyuyor ve düşünmeye devam ediyor.

Bu sahne, karar vermenin en tanıdık yöntemini ve bu yöntemin ilk güçlüğünü gösteriyor: nedenleri sıralamak kolay, tartmak zor. Bu ders, Günlük Yaşamda Felsefe kursunun ikinci durağında, bir karar verirken elimizdeki nedenleri nasıl tartabileceğimizi, bu tartmanın nerede zorlaştığını ve bazı nedenlerin neden tartıya hiç girmemesi gerektiğini inceleyecek.

Bu derste ne olacak

Önce bir neden ile bir isteğin farkını ayıracağız. Ne istediğimizi bilmek bir önceki dersin konusuydu, burada isteğin elimizdeki tek malzeme olmadığını göreceğiz. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Franklin, nedenleri iki sütuna yazıp birbirine karşı silmeyi önerdi. Ross, bazı yükümlülüklerin ilk bakışta bağlayıcı olduğunu ama tek başına kesin olmadığını söyledi. Raz ise bazı nedenlerin, başka nedenlere göre eylemeyi dışarıda bıraktığını gösterdi.

Ardından üç itirazı tartacağız. Biri tartma benzetmesinin yanıltıcı olduğunu, biri bazı seçeneklerin kıyaslanamayacağını, üçüncüsü de fazla düşünmenin kararı kötüleştirebileceğini söylüyor.

Sonda nedenleri tartarken kullanılabilecek birkaç pratik ölçüte bakacağız. Bu ölçütler bir hesap makinesi değil, dikkati doğru yere yönelten sorular olacak.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir karar verirken elimizdeki nedenleri nasıl tartabiliriz ve tartma dediğimiz şey gerçekten bir hesap mıdır?

Ölçülü iddiam şu: nedenleri yazıp karşılaştırmak, kararı görünür kılan yararlı bir alışkanlık, ama nedenlerin ağırlığı sayıyla ölçülmez, bağlama göre değişir ve bazı nedenler, hiç tartıya girmeden, başka nedenlerin ne kadar dikkate alınacağını belirler.

Sıfır noktası

Bir neden, bir şeyi yapmaya ya da yapmamaya işaret eden bir dayanaktır. İstek ile neden arasında bir fark var. İstek, bir çekimdir. Neden ise, bir çekimi savunmak ya da ona karşı çıkmak için öne sürebileceğimiz bir gerekçedir. Bir şeyi istiyor olmak, onu yapmak için bir nedendir ama tek neden değildir.

Bir kararı zorlaştıran şey, nedenlerin çoğu zaman birbirine ters yönlerde olmasıdır. Bir neden kalmaya, öteki gitmeye işaret eder. Karar vermek, bu nedenlerden hangisinin daha ağır geldiğine karar vermektir.

Bu yöntemin yararı, kararın görünür hâle gelmesidir. Kişi, neden karar verdiğini, kendine ve gerekirse başkalarına gösterebilir. Ama yöntemin bir güçlüğü de var: nedenleri saymak ile tartmak aynı şey değildir.

Argümanın yapısı

Nedenleri tartmanın felsefi yapısı, dört adımlık bir çerçeveyle özetlenebilir.

Birinci adım: bir karar, birden fazla neden içerir. Bu nedenler, kişinin isteklerinden, yükümlülüklerinden, gelecekteki sonuçlardan ve ilişkilerinden gelir.

İkinci adım: bu nedenler, aynı türden değildir. Bir neden bir sonuca, öteki bir yükümlülüğe, üçüncüsü bir ilişkiye işaret eder. Bu yüzden onları, tek bir ölçeğe koyarak toplamak zordur.

Üçüncü adım: nedenlerin ağırlığı, bağlama göre değişir. Aynı neden, bir durumda çok ağır, başka bir durumda önemsiz olabilir.

Dördüncü adım: bu yüzden nedenleri tartmak, mekanik bir toplama değil, bir yargı işidir. Kişi, her nedenin bu bağlamda ne kadar önemli olduğuna, dikkatle ve gerekçesini vererek karar verir.

Bu yapı, nedenleri tartmanın bir hesap gibi görünse de aslında bir yargı çalışması olduğunu gösterir.

Görüşler ve pozisyonlar

Nedenleri tartmanın niteliği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, hesap görüşüdür. Buna göre nedenler, ağırlığı olan şeylerdir ve doğru karar, lehteki nedenlerin toplam ağırlığının aleyhtekinden fazla olduğu karardır. Franklin'in yöntemi bu düşünceye yakın durur.

İkinci görüş, yargı görüşüdür. Buna karşılık ilk görüş bir hesaplama istiyor. Bu görüş, nedenlerin sayıya çevrilemeyeceğini, her durumda ayrıntılara bakarak bir bütün olarak yargıda bulunmak gerektiğini söyler. Ross'un yaklaşımı buna yakındır.

Üçüncü görüş, katmanlı görüştür. Oysa ilk iki görüş nedenleri aynı düzeyde tartıyor. Bu görüş, bazı nedenlerin diğer nedenlere ilişkin bir düzeyde çalıştığını ve onları tartıdan çıkarabildiğini söyler.

En güçlü itiraz

Nedenleri tartmak üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapıldı.

Nedenleri tartmanın savunucusu şu cevabı verebilir. Tartma bir benzetme, ve benzetme sınırlarına rağmen, karar sürecini yönlendiren yararlı bir çerçevedir. Bağlama göre değişme, nedenlerin ağırlığının olmadığını değil, ağırlığın bağlama duyarlı olduğunu gösterir. Kıyaslanamazlık, tartmanın bazı kararlarda başarısız olduğunu gösterir ama çoğu günlük karar için tartma işe yarar. Fazla düşünme uyarısı ise, yöntemin ölçülü kullanılmasını gerektirir.

Açık kalan sorular

Bir nedenin ağırlığı, kişinin kendi değerlerine mi yoksa herkes için geçerli bir ölçüte mi bağlı? İki kişi aynı nedenleri farklı ağırlıkta görürse, biri yanılıyor mu?

Hangi kararlar için nedenleri yazıp tartmak yararlı, hangileri için zararlı? Bir kararın önemi ve geri döndürülebilirliği, uygun düşünme miktarını belirler mi?

Bir kişi, nedenlerini tarttıktan sonra, sonucu beğenmezse, ne yapmalı? Tartmanın sonucu ile sezgi arasındaki uyumsuzluk, tartmanın bir yanlışını mı yoksa sezginin bir yanılgısını mı gösterir?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışNedenleri saymanın, tartmak olduğunu sanmak.
Doğrusu

Lehte dört, aleyhte üç neden bulmak, birincinin ağır bastığını göstermez. Nedenlerin ağırlığı, sayılarıyla değil, bağlamdaki önemleriyle belirlenir.

Yaygın yanlışBir isteği, bir neden olarak saymamak.
Doğrusu

İstek, karar için bir nedendir. Ama tek neden değildir ve ağırlığı, isteğin ne kadar derin ve sürekli olduğuna bağlıdır.

Yaygın yanlışDışlayıcı nedeni, bir bahane olarak okumak.
Doğrusu

Dışlayıcı neden, bir kişinin kendi sınırlarını bilerek, bazı nedenleri kararın dışında bırakmasıdır. Bir kararı başkasına devretmek ya da yorgunken karar vermemek, geçerli bir gerekçe olabilir.

Yaygın yanlışRoss'un ilk bakışta ödevlerini, her zaman kırılabilen kurallar olarak okumak.
Doğrusu

Bu ödevler, başka bir ödevle çatışmadıkça bağlayıcıdır ve çoğu durumda çatışma yoktur. Çatışma durumunda ise, hangisinin geçeceği ciddi bir değerlendirmeye bağlıdır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Nedenleri tartmak, bir karar verirken elimizdeki dayanakların ağırlığını değerlendirmektir. Franklin, nedenleri iki sütuna yazıp denk olanları birbirine karşı silmeyi önerdi ve ağırlıkların kesin ölçülemeyeceğini kabul etti.

Ross, yükümlülüklerin ilk bakışta bağlayıcı olduğunu ama çatışma durumunda durumun ayrıntılarına bakarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Raz ise bazı nedenlerin, başka nedenlere göre eylemeyi dışarıda bıraktığını gösterdi.

Nedenlerin ağırlığı sayıyla ölçülmez ve bağlama göre değişir. Bu yüzden nedenleri tartmak, mekanik bir toplama değil, dikkatli bir yargı işidir.

Nedenleri tartmaya üç itiraz yöneltildi. Tartma benzetmesinin yanıltıcı olduğu, bazı seçeneklerin kıyaslanamadığı ve fazla düşünmenin kararı bozabileceği söylendi.

Bu yüzden nedenleri tartmak, kararı görünür kılan yararlı bir alışkanlık olarak, ama her karar için aynı ölçüde uygun olmayan ve bir yargı gerektiren bir çalışma olarak yaşıyor.

Sonraki derse köprü

Nedenleri tarttığımızda, bazen ikisinin de ağır olduğunu, hiçbirinin diğerini geçersiz kılmadığını görürüz. Bir yanda kişinin kendi hayatına değer verdiği bir şey, öbür yanda bir yakınına ya da bir topluma karşı taşıdığı bir yükümlülük vardır. İkisi de gerçek bir değeri temsil eder.

Bu durumda mesele, hangi nedenin daha ağır olduğunu bulmaktan öte bir şeye dönüşür. İki değer birbiriyle çatıştığında, birinden vazgeçmek zorunda kalırız ve bu vazgeçiş, bir kayıp olarak kalır.

Bir sonraki ders bu durumu ele alıyor. Değer çatışması, iki değerin bir kararda birbirine ters düştüğü anlarda ne olduğunu, bu çatışmanın bir yanılgı mı yoksa hayatın bir gerçeği mi olduğunu ve böyle anlarda nasıl karar verilebileceğini anlatıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.