İçeriğe geç

P00-D07-M05-04·Karşılaştırma sorunu

Evrensellik

sıfırdan ileri2.060 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Evrensellik, bir şeyin bütün insanlar için kültürden bağımsız geçerli olduğu iddiasıdır ve bilgi, ahlâk ve insan doğası düzeylerinde farklı biçimlerde ortaya çıkar. Wiredu, insanların ortak yeteneklerinin, kültürler arası anlaşmanın zemini olduğunu savundu.

Nussbaum, bütün insanlar için geçerli bir temel yetenekler listesi önerdi ve bu listeyi, farklı toplumlar kendi koşullarına göre somutlaştırabilsin diye yeterince belirsiz tuttu. Williams, uzaklık göreceliğiyle, ahlâkî yargının, gerçek seçeneklerimiz olmayan uzak yaşam biçimleri için anlamını yitirdiğini gösterdi.

Evrensellik üç görüşle ele alındı: güçlü evrenselcilik, çoğulcu evrenselcilik ve görecilik. Ortak çekirdek ve çeşitlenen çevre fikri, en çok savunulan orta yol oldu.

Evrenselliğe üç itiraz yöneltildi. Belirli bir kültürün değerlerini evrensel saydığı, göreciliğin ahlâkî eleştiriyi imkânsız kıldığı ve evrensel listelerin ya çok soyut ya çok belirli kaldığı söylendi.

Bu yüzden evrensellik, farklı kültürler arasında ortak bir zemin arayan güçlü bir düşünce olarak, ama zemin ile çeşitlilik arasında sürekli yeniden ayarlanması gereken bir düşünce olarak yaşıyor.

Açılış sahnesi

Uluslararası bir toplantıda, farklı ülkelerden gelmiş temsilciler bir belge üzerinde çalışıyor. Belgenin ilk cümlesi şöyle: bütün insanlar, onurları ve hakları bakımından eşit doğar. Bir temsilci itiraz ediyor: "Bu cümle bizim toplumumuzun değerlerini yansıtmıyor. Bizde kişi, önce ailesi ve topluluğuyla birlikte anlam kazanır."

Bir başka temsilci cevap veriyor: "Ama sizin toplumunuzda da bir insanın haksız yere öldürülmesi kabul edilmiyor. Bu, evrensel değil mi?" İlk temsilci düşünüyor. "Kabul edilmiyor, doğru. Ama bunu farklı bir gerekçeyle ve farklı bir biçimde söylüyoruz."

Bu sahne, felsefenin en eski ve en tartışmalı sorularından birini gündeme getiriyor: bazı doğrular, kavramlar ve değerler bütün insanlar için geçerli mi, yoksa her biri belirli bir kültürün içinde mi anlam kazanıyor? Bu ders, dünya felsefelerine yaptığımız kuşbakışının Karşılaştırma sorunu bölümünün dördüncü durağında, bu soruyu üç farklı bakışla ele alacak.

Bu derste ne olacak

Önce evrensellik iddiasının ne anlama geldiğini ve hangi türlerinin bulunduğunu ayıracağız. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Wiredu, insan düşüncesinde kültürler üstü ortaklıklar bulunduğunu ama bunların ayrıntıda çeşitlendiğini savundu. Nussbaum, bütün insanlar için geçerli bir temel yetenekler listesi önerdi. Williams ise görecelik iddiasının, sanıldığından daha ılımlı bir doğruluk payı taşıdığını gösterdi.

Ardından üç itirazı tartacağız. Biri evrenselliğin çoğu kez belirli bir kültürün değerlerini evrensel diye sunduğunu, biri göreceliğin ahlâkî eleştiriyi imkânsız kıldığını, üçüncüsü de evrensel bir listenin ya çok soyut ya da çok belirli kalabildiğini söylüyor.

Sonda evrensellik ile çeşitliliğin birbirini dışlamak zorunda olup olmadığını soracağız.

Merkez soru

Sorumuz şu: felsefenin sorularından, kavramlarından ve değerlerinden hangileri bütün insanlar için geçerli sayılabilir ve bunu hangi ölçütle söyleyebiliriz?

Ölçülü iddiam şu: evrensellik iddiaları, çoğu durumda tam bir aynılık değil, ortak bir insan durumuna dayanan ve ayrıntıda çeşitlenen çekirdekler olarak anlaşıldığında savunulabilir, ama bu çekirdeklerin hangisinin gerçekten ortak, hangisinin belirli bir kültürün yansıması olduğu, her seferinde ayrı ayrı sınanmalıdır.

Sıfır noktası

Evrensellik, bir şeyin bütün insanlar için, kültürden ve zamandan bağımsız olarak geçerli olduğu iddiasıdır. Bu iddia birkaç ayrı düzeyde ortaya çıkabilir. Bilgi düzeyinde, bir mantık ilkesinin ya da bir matematik gerçeğinin her yerde geçerli olduğu söylenir. Ahlâk düzeyinde, bazı davranışların her yerde yanlış olduğu ileri sürülür. İnsan doğası düzeyinde ise, bütün insanların ortak ihtiyaçlarının ve yeteneklerinin bulunduğu söylenir.

Bu düzeylerin her biri farklı bir kanıt ister. Bir matematik gerçeğinin evrenselliği, bir ahlâk ilkesinin evrenselliğinden farklı bir sınama gerektirir. Bu ayrım yapılmadığında, evrensellik tartışması çoğu kez birbirinin yanından geçen iddialara dönüşür.

Bu bakış, her iki uca da mesafelidir. Kültürlerin birbirine tamamen benzediğini söylemez, tamamen farklı olduklarını da söylemez. Ortak bir çekirdek ve çeşitlenen bir çevre kurar.

Argümanın yapısı

Evrensellik savunusu, dört adımlık bir yapıyla özetlenebilir.

Birinci adım: bütün insanlar ortak bir biyolojik ve toplumsal durumu paylaşır. Hepsi doğar, yaşlanır, hastalanır ve ölür. Hepsi başkalarına muhtaçtır ve hepsi bir dil kullanır.

İkinci adım: bu ortak durum, ortak ihtiyaçlar ve ortak sorunlar doğurur. Beslenme, güvenlik, sevgi ve tanınma, bütün toplumlarda bir biçimde ele alınır.

Üçüncü adım: bu ortak ihtiyaçlara verilen cevapların bir kısmı, farklı kültürlerde benzer biçimlerde ortaya çıkar. Bu, ortak bir çekirdeğin bulunduğunu düşündürür.

Dördüncü adım: bu çekirdek, kültürel çeşitliliğin bir inkârı değil, çeşitliliğin üzerine kurulduğu bir zemindir. Ayrıntılar farklı olabilir ama bazı temel ihtiyaçların karşılanması her yerde bir iyi yaşam koşuludur.

Bu yapı, evrenselliği, mutlak bir aynılık değil, ortak bir insan durumuna dayanan bir çekirdek olarak ele alır.

Görüşler ve pozisyonlar

Evrensellik konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, güçlü evrenselciliktir. Buna göre bazı doğrular ve değerler, bütün toplumlar için aynı biçimde geçerlidir ve bunlar, akıl yoluyla bulunabilir. Bir toplumun bu doğrulara uymaması, o toplumun bir hatasıdır.

İkinci görüş, çoğulcu evrenselciliktir. Buna karşılık ilk görüş ayrıntıya kadar bir ortaklık istiyor. Bu görüş, ortak bir çekirdek olduğunu ama bu çekirdeğin farklı toplumlarda farklı biçimlerde somutlaştığını söyler. Wiredu ve Nussbaum bu çizgidedir.

Üçüncü görüş, görecilik, yani değerlerin ve kavramların ancak belli bir kültürün içinde anlam taşıdığını savunan görüştür. Oysa ilk iki görüş ortak bir zemin arıyor. Bu görüş, farklı kültürlerin değerlerini yargılamak için tarafsız bir ölçütün bulunmadığını söyler.

En güçlü itiraz

Evrensellik üzerine düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapıldı.

Evrensellik üzerine düşüncenin savunucusu şu cevabı verebilir. Evrensel iddiaların kültürel kökeni, onların geçerliliğini belirlemez. Bir kavramın ya da değerin nereden geldiği, onun gerekçesinden ayrı bir sorudur. Ilımlı görecilik, ahlâkî eleştiriyi tümden dışlamaz. Liste sorunu ise, listenin sürekli tartışılan ve yerel koşullara göre somutlaştırılan bir çerçeve olarak ele alınmasıyla hafifletilebilir.

Açık kalan sorular

Bir değerin evrensel olduğunu göstermek için kaç kültürde bulunması gerekir? Kanıtın türü, bir mantık ilkesi için de bir ahlâk ilkesi için de aynı mı olmalı?

Evrensellik iddiası ile çeşitliliğe saygı nasıl bağdaştırılır? Bir değeri evrensel saymak, onu uygulamayan toplumlara baskı yapmayı da meşrulaştırır mı?

Bir düşünce geleneğinin kavramları, başka bir gelenekte hiçbir karşılık bulmuyorsa, bu kavramlar evrensel bir insan yeteneğine mi işaret eder, yoksa belirli bir yaşam biçimine mi?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışEvrenselliği, bütün kültürlerin aynı olduğu anlamında okumak.
Doğrusu

Evrensellik, ortak bir çekirdeğin bulunduğunu söyler. Bu çekirdeğin ayrıntıları ve uygulamaları farklı olabilir.

Yaygın yanlışGöreciliği, her şeyin eşit derecede doğru olduğu görüşü olarak okumak.
Doğrusu

Ilımlı görecilik, yargının koşullarını sorgular. Her kültürün her uygulamasının onaylanması gerektiğini söylemez.

Yaygın yanlışEvrenselliği yalnızca Batı'ya özgü bir iddia saymak.
Doğrusu

Evrensel iddialar farklı geleneklerde, farklı biçimlerde ileri sürüldü. Konfüçyüsçü, Budist, İslam ve Afrika düşüncelerinde insanlığın ortak yönlerine dair güçlü savlar var.

Yaygın yanlışEvrensel listeleri, tartışma kapatan kesin hükümler olarak okumak.
Doğrusu

Nussbaum'un listesi, sürekli tartışmaya açık bir öneri olarak sunuldu. Listenin kendisi, farklı kültürlerden gelen eleştirilerle geliştirilmek üzere kurulmuştur.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Evrensellik, bir şeyin bütün insanlar için kültürden bağımsız geçerli olduğu iddiasıdır ve bilgi, ahlâk ve insan doğası düzeylerinde farklı biçimlerde ortaya çıkar. Wiredu, insanların ortak yeteneklerinin, kültürler arası anlaşmanın zemini olduğunu savundu.

Nussbaum, bütün insanlar için geçerli bir temel yetenekler listesi önerdi ve bu listeyi, farklı toplumlar kendi koşullarına göre somutlaştırabilsin diye yeterince belirsiz tuttu. Williams, uzaklık göreceliğiyle, ahlâkî yargının, gerçek seçeneklerimiz olmayan uzak yaşam biçimleri için anlamını yitirdiğini gösterdi.

Evrensellik üç görüşle ele alındı: güçlü evrenselcilik, çoğulcu evrenselcilik ve görecilik. Ortak çekirdek ve çeşitlenen çevre fikri, en çok savunulan orta yol oldu.

Evrenselliğe üç itiraz yöneltildi. Belirli bir kültürün değerlerini evrensel saydığı, göreciliğin ahlâkî eleştiriyi imkânsız kıldığı ve evrensel listelerin ya çok soyut ya çok belirli kaldığı söylendi.

Bu yüzden evrensellik, farklı kültürler arasında ortak bir zemin arayan güçlü bir düşünce olarak, ama zemin ile çeşitlilik arasında sürekli yeniden ayarlanması gereken bir düşünce olarak yaşıyor.

Sonraki derse köprü

Evrensellik iddiaları, bir metnin ya da bir kavramın bağlamdan bağımsız olarak okunabileceğini varsayar. Platon'un bir cümlesi ya da Konfüçyüs'ün bir öğüdü, yazıldığı çağın ve toplumun dışında, herkes için bir anlam taşıyabilir mi?

Öte yandan, her metni yalnızca kendi bağlamına bağlamak da, o metnin bugün bize bir şey söyleyebilmesini zorlaştırır. Bir metnin kendi çağının ve toplumunun bir ürünü olması ile bugünkü bir okur için bir anlam taşıması arasındaki ilişki nasıl kurulmalı?

Bir sonraki ders bu soruyu ele alıyor. Kültürel bağlam, felsefi metinlerin ve kavramların, yazıldıkları toplumsal, tarihsel ve dilsel koşullarla birlikte nasıl okunması gerektiğini ve bu koşulların okuru nasıl etkilediğini anlatıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.