İçeriğe geç

P00-D07-M05-03·Karşılaştırma sorunu

Kanon

sıfırdan ileri2.027 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Kanon, bir felsefe geleneğinin temel metinlerinin oluşturduğu ortak zemindir ve her gelenekte bir seçim ürünüdür. Bu seçim, eğitim düzenleri, devlet sınavları ve tarih yazımı aracılığıyla yerleşir ve zamanla doğal görünür.

Park, Avrupa'da felsefe tarihi yazımının Afrika ve Asya düşüncesini dışarıda bırakacak biçimde kurulduğunu gösterdi. O'Neill, erken modern kadın filozofların tarih anlatılarından silinmesini inceledi. Van Norden, kanonun genişletilmesi için bir gerekçe sundu.

Kanon üç görüşle ele alındı: kalite ürünü, iktidar ve tarih yazımı ürünü ve değişken bir ortak zemin. Silme, çoğu zaman kasıtlı bir dışlamadan çok alışkanlıkların sonucudur.

Kanon eleştirisine üç itiraz yöneltildi. Kanonun kaliteyi temsil ettiği, eklemenin yetersiz kalabileceği ve zamanın sınırlı olduğu söylendi.

Bu yüzden kanon, bir geleneğin sürekliliği için gerekli bir seçim olarak, ama sınırları görünmez kaldığında dışarıda bıraktıklarını felsefenin dışına atan bir seçim olarak yaşıyor.

Açılış sahnesi

Bir üniversitede bir felsefe bölümünün toplantı odasında, öğretim üyeleri ilk yıl dersinin okuma listesini hazırlıyor. Masada bir liste var ve herkes ona bakıyor. Listede Platon, Aristoteles, Descartes, Hume ve Kant yer alıyor. Bir öğretim üyesi, bir metin daha eklenebilir mi diye soruyor.

Bir başkası, ders süresinin dolu olduğunu, listeye bir ad eklemenin, bir başka adı çıkarmayı gerektireceğini söylüyor. Herkes bir an susuyor. Kimin çıkacağı sorusu, hiçbirinin doğrudan cevaplamak istemediği bir soruyu açıyor: bu listeye bu adlar hangi ölçütle girmiş?

Bu sahne, dünya felsefelerine yaptığımız kuşbakışının Karşılaştırma sorunu bölümünün üçüncü durağında, her felsefe geleneğinin kendi kanonuna sahip olduğunu ve bu kanonun kendiliğinden oluşmadığını hatırlatıyor. Bu derste, bir kanonun nasıl oluştuğunu, kimlerin ve nelerin dışarıda kaldığını ve bunun karşılaştırmalı felsefe için ne anlama geldiğini inceleyeceğiz.

Bu derste ne olacak

Önce kanonun ne olduğunu değil, nasıl kurulduğunu ele alacağız. Kanon tanımı daha önce yapıldığı için yinelenmeyecek. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Park, Avrupa'da felsefe tarihi yazımının, Afrika ve Asya düşüncesini dışarıda bırakacak biçimde kurulduğunu gösterdi. O'Neill, erken modern dönemin kadın filozoflarının felsefe tarihlerinden nasıl kaybolduğunu inceledi. Van Norden ise kanonun açılması için bir gerekçe sundu.

Ardından üç itirazı tartacağız. Biri kanonun kaliteyi temsil ettiğini, biri yeni adlar eklemenin yetersiz kalabileceğini, üçüncüsü de zamanın ve dikkatin sınırlı olmasının bir seçimi zorunlu kıldığını söylüyor.

Sonda bir kanonun kendi sınırını nasıl görebileceğini soracağız.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir felsefe geleneğinin temel metinleri nasıl belirlenir ve bu belirleme, hangi soruların felsefi sayılacağını ne ölçüde önceden belirler?

Ölçülü iddiam şu: kanon, bir geleneğin sürekliliği için gerekli bir seçim işlemi, ama bu seçimin tarihsel ve toplumsal koşulları gözden kaçırıldığında, seçim doğal bir hüküm gibi görünür ve dışarıda kalanlar, felsefenin dışında sayılır.

Sıfır noktası

Kanon sözcüğü, Yunanca bir ölçü çubuğundan gelir. Bir ölçüt, bir kural anlamına da gelir. Bir kanona girmek, bir ölçüye uygun bulunmak demektir.

Her felsefe geleneğinin bir kanonu vardır. Çin'de Konfüçyüsçü klasikler, Hint'te Vedalar ve okulların temel metinleri, İslam düşüncesinde ders kitabı sayılan yapıtlar, Avrupa'da Platon'dan Kant'a uzanan bir çizgi bu geleneklerin kanonlarıdır. Kanonların varlığı kendi başına bir sorun değildir, çünkü bir gelenek, hangi metinleri ortak zemin sayacağını belirlemek zorundadır ve ortak zemin olmadan tartışma bile başlayamaz. Sorun, kanonun nasıl kurulduğunun ve kimlerin dışarıda kaldığının görünmez olduğu durumlarda ortaya çıkar.

Bu tür derlemelerin ilk örneklerinden biri, Diogenes Laertios'un filozof yaşamlarını sıraladığı yapıtıydı. Bu yapıt, hangi kişilerin filozof sayılacağını, hangi okulların hangi okuldan çıktığını belirledi ve sonraki felsefe tarihi anlatılarının şablonu oldu.

Argümanın yapısı

Kanonun kurulması, dört adımlık bir yapıyla özetlenebilir.

Birinci adım: bir topluluk, ortak bir eğitim ve tartışma zemini için belirli metinleri seçer. Bu seçim, ilk başta pratik bir gerekliliktir.

İkinci adım: bu metinler, okullarda, kitapevlerinde ve kütüphanelerde tekrar tekrar kullanılır. Bir metin ne kadar sık okunursa, o kadar merkezî sayılır.

Üçüncü adım: merkezî sayılan metinler, felsefe tarihini yazanların anlatısının çekirdeğini oluşturur. Bir tarih anlatısı, bu çekirdeğin çevresinde kurulur ve kanonun dışındakileri ya hiç anmaz ya da ayrıntı olarak anar.

Dördüncü adım: anlatı yerleştikten sonra, kanon doğal ve kaçınılmaz bir seçim gibi görünür. Kanona girmeyenler, girmeyi hak etmemiş kişiler olarak algılanır.

Bu yapı, kanonun bir kez verilmiş bir hüküm değil, sürekli yeniden üretilen bir uygulama olduğunu gösterir.

Görüşler ve pozisyonlar

Kanonun niteliği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, kanonu kalite ölçütünün bir ürünü olarak okur. Buna göre bir kanona, zamanın sınavından geçmiş, en derin ve en etkili metinler girer. Kanon, uzun bir eleme işleminin sonucu olarak, felsefenin en iyi yapıtlarını toplar.

İkinci görüş, kanonu bir iktidar ve tarih yazımı ürünü olarak okur. Buna karşılık ilk görüş ölçütün tarafsız olduğunu varsayıyor. Bu görüş, kimlerin okul kurabildiği, kimlerin yayımlanabildiği, hangi dillerin egemen olduğu ve hangi tarih anlatısının yerleştiği gibi koşulların, kanonun içeriğini belirlediğini söyler.

Üçüncü görüş, kanonu değişken ve tartışmalı bir ortak zemin olarak okur. Oysa ilk iki görüş kanonu ya kaliteye ya da iktidara bağlıyor. Bu görüş, kanonun hem gerekli hem eleştirilebilir olduğunu, her kuşağın onu yeniden tartıştığını ve genişletebileceğini vurgular.

En güçlü itiraz

Kanon üzerine bu eleştirel düşünceye üç yönden ciddi itiraz yapıldı.

Kanon üzerine eleştirel düşüncenin savunucusu şu cevabı verebilir. Kalite ölçütü, dışarıda bırakılanları da adil biçimde değerlendirdikten sonra uygulanabilir. Ekleme tek başına yetmez ama bir başlangıçtır ve zamanla ders yapısını da değiştirebilir. Zaman sorunu, ders programlarının her kuşakta yeniden düşünülmesini gerektirir ve bu, felsefenin kendi geleneğinin bir parçasıdır.

Açık kalan sorular

Bir kanonun ne zaman çok dar, ne zaman yeterince geniş olduğu nasıl bilinir? Her kanon bir seçim olduğuna göre, seçimin ölçütünü hangi topluluk belirlemeli?

Kanona girmeyen ama yine de yaşayan düşünceler, örneğin sözlü gelenekler, nasıl bir yere sahip olabilir? Yazıya geçmemiş bir düşünce, bir ders programına nasıl girer?

Her gelenek kendi kanonunu yenilerken, karşılaştırmalı felsefe hangi ortak kanona dayanacak? Belki de ortak bir kanon değil, sürekli tartışılan bir ortak sorular listesi daha uygun.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKanonu, felsefenin en iyi metinlerinin doğal bir listesi olarak okumak.
Doğrusu

Kanon, tarihsel ve toplumsal koşullarda biçimlenmiş bir seçimdir. Kalite bir etkendir ama tek etken değildir.

Yaygın yanlışKanon eleştirisini, mevcut kanonu çöpe atma çağrısı olarak okumak.
Doğrusu

Kanon eleştirisi, çoğunlukla kanonun sınırlarını sorgular ve genişletmeyi önerir. Platon ve Kant'ı okumayı bırakmayı değil, onların yanında başkalarını da ciddiye almayı ister.

Yaygın yanlışKanon açılımını, yalnızca birkaç isim eklemek olarak okumak.
Doğrusu

Van Norden'in önerisi, bu adların kendi soruları ve yapılarıyla ele alınmasını ister. Bir Çin metnini Avrupa'nın sorularına cevap verdiği ölçüde okumak, gerçek bir açılım değildir.

Yaygın yanlışSilmeyi, her zaman kasıtlı bir dışlama sanmak.
Doğrusu

Silme, çoğunlukla alışkanlıkların, tarih yazımı geleneklerinin ve kurumların sonucu olarak, kimse kasıtlı bir karar vermeden de ortaya çıkabilir. Bu, sorunu daha da görünmez kılar.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Kanon, bir felsefe geleneğinin temel metinlerinin oluşturduğu ortak zemindir ve her gelenekte bir seçim ürünüdür. Bu seçim, eğitim düzenleri, devlet sınavları ve tarih yazımı aracılığıyla yerleşir ve zamanla doğal görünür.

Park, Avrupa'da felsefe tarihi yazımının Afrika ve Asya düşüncesini dışarıda bırakacak biçimde kurulduğunu gösterdi. O'Neill, erken modern kadın filozofların tarih anlatılarından silinmesini inceledi. Van Norden, kanonun genişletilmesi için bir gerekçe sundu.

Kanon üç görüşle ele alındı: kalite ürünü, iktidar ve tarih yazımı ürünü ve değişken bir ortak zemin. Silme, çoğu zaman kasıtlı bir dışlamadan çok alışkanlıkların sonucudur.

Kanon eleştirisine üç itiraz yöneltildi. Kanonun kaliteyi temsil ettiği, eklemenin yetersiz kalabileceği ve zamanın sınırlı olduğu söylendi.

Bu yüzden kanon, bir geleneğin sürekliliği için gerekli bir seçim olarak, ama sınırları görünmez kaldığında dışarıda bıraktıklarını felsefenin dışına atan bir seçim olarak yaşıyor.

Sonraki derse köprü

Bir kanon, hangi soruların felsefi sayılacağını da belirler. Bir gelenek, kendi temel metinlerinin sorularını felsefenin soruları olarak sunar ve bu sorular, kendi çevresinin ötesine geçtiğinde, evrensel sorular gibi görünür.

Ama bu evrensellik, gerçekten mi var, yoksa belirli bir kanonun soruları evrensel sanıldığı için mi öyle görünüyor? Bilginin, doğruluğun ve iyinin ne olduğu soruları, bütün toplumlarda aynı biçimde mi sorulur?

Bir sonraki ders bu soruyu ele alıyor. Evrensellik, felsefenin sorularının, kavramlarının ve cevaplarının, farklı geleneklerde ne ölçüde ortak sayılabileceğini ve bu ortaklık iddiasının nasıl sınanabileceğini anlatıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.