İçeriğe geç

P00-D07-M04-02·Afrika ve Amerika kıtaları

Africana

sıfırdan ileri2.042 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Africana, Afrika kökenli halkların kıtada ve kıta dışında, kölelik, sömürgecilik ve ayrımcılık deneyiminden doğan felsefi düşüncesini kapsayan bir çalışma alanıdır. Du Bois, bir kişinin kendine başkalarının gözünden bakmasını çifte bilinç olarak adlandırdı.

Fanon, bu bakışın bir kişinin bedeninde ve ruhunda yarattığı çatışmayı çözümledi. Cooper, siyah kadınların konumundan hem ırkın hem cinsiyetin sınırlarını birlikte düşündü ve kesişim düşüncesinin köklerini attı.

Bu gelenekte özgürlük, yalnızca yasal bir statü değil, dayatılmış bir imgeden kurtulup kendi kimliğini kurma süreciydi. Bu süreç, ortak bir tarih bilincini ve örgütlü bir mücadeleyi de gerektirdi.

Africana'ya üç itiraz yöneltildi. Ortak bir deneyimi mi bir kurguyu mu adlandırdığı, ırk kavramının sorunlu olduğu ve büyük düşünürlerinin bazı görüşlerinin eleştirildiği söylendi.

Bu yüzden Africana, kimlik, yabancılaşma ve özgürlük üzerine güçlü bir felsefi katkı olarak, ama ırk kategorisi ve ortak deneyim iddiası konusunda tartışmalı bir çalışma alanı olarak yaşıyor.

Açılış sahnesi

Yirminci yüzyılın başında bir Amerikan kentinde bir üniversite öğrencisi, yeni bir dersin ilk gününde sınıfa giriyor. Odada onlarca öğrenci var ve herkes birbirini tanıyor gibi. Öğrenci kapıdan içeri girdiği anda, odadaki birkaç kişinin dönüp ona baktığını ve sonra gözlerini çevirdiğini fark ediyor.

Öğrenci, bir sıraya oturuyor ve ders başlıyor. Hoca bir soru soruyor. Öğrenci elini kaldırıyor ve cevabı biliyor. Ama cevabını vermeden önce, kendini başkalarının gözünden dinlediğini hissediyor: acaba bunu nasıl algılayacaklar?

Bu ikili his, yalnızca bir kişinin tesadüfen yaşadığı bir duygu değil. Bu ders, dünya felsefelerine yaptığımız kuşbakışının Afrika ve Amerika kıtaları bölümünün ikinci durağında, bu duygunun felsefi bir sorunun merkezine yerleştiği düşünce geleneğini, Africana'yı anlatıyor. Afrika kökenli halkların kıtada ve kıta dışında ürettiği düşünceyi, kimlik, özgürlük ve tarih üzerine sorularıyla birlikte inceleyeceğiz.

Bu derste ne olacak

Önce Africana adının ne anlama geldiğini ve neden Afrika felsefelerinden ayrı bir başlık olarak anıldığını ayıracağız. Sonra üç kaynağı izleyeceğiz. Du Bois, bir kişinin kendine başkalarının gözünden bakmasını çifte bilinç olarak adlandırdı. Fanon, bu bakışın bir insanın bedeninde ve ruhunda ne yaptığını çözümledi. Cooper ise siyah kadınların konumundan özgürlüğün ne olması gerektiğini sordu.

Ardından üç itirazı tartacağız. Biri Africana adının ortak bir deneyimi mi yoksa bir kurguyu mu adlandırdığını, biri ırk kavramının kendisinin sorunlu olup olmadığını, üçüncüsü de bu geleneğin bazı düşünürlerinin görüşlerine yöneltilen eleştirileri sorguluyor.

Sonda bu düşüncenin genel felsefeye ne katabileceğini soracağız.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir insan, kendine başkalarının kendisine bakış biçimiyle baktığında, özgür bir kişi olarak nasıl var olabilir?

Ölçülü iddiam şu: Africana, kölelik, sömürgecilik ve ayrımcılık deneyiminden doğan çifte bilinç, yabancılaşma ve özgürlük gibi kavramlarla genel felsefeye güçlü katkılar yaptı, ama ırk kategorisinin statüsü ve geleneğin iç çeşitliliği konusunda hâlâ tartışılan sorular var.

Sıfır noktası

Africana adı, yüzyıllar süren bir tarihten doğdu. On altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar, milyonlarca Afrikalı zorla Amerika kıtalarına götürüldü ve köle olarak çalıştırıldı. Bu tarih, yalnızca bir acı tarihi değil, aynı zamanda bir düşünce tarihidir. Köleleştirilmiş ve özgürleşmiş insanlar, kendi durumlarını anlamak ve değiştirmek için yazdı, konuştu ve örgütlendi.

Bu düşünürlerin önemli bir özelliği, felsefeyi bir kitap uğraşı olarak değil, yaşanan bir durumun çözümlenmesi olarak yapmalarıydı. Bir düşünce, ne kadar soyut olursa olsun, bir insanın günlük deneyimine dokunuyordu.

Du Bois aynı kitapta, yirminci yüzyılın temel sorununun renk çizgisi sorunu olduğunu söyler. Bu cümle, ırk ayrımının yalnızca bir ülkenin değil, dünyanın büyük bir sorunu olduğunu belirtir.

Argümanın yapısı

Africana düşüncesinin çalışma biçimi, dört adımlık bir yapıyla özetlenebilir.

Birinci adım: bir grup insan, tarihsel olarak insanlıklarından yoksun bırakılmıştır. Bu yoksunluk, köleliğin ve sömürgeciliğin hem kurumlarında hem düşüncelerinde yer alır.

İkinci adım: bu yoksunluk, yalnızca dışsal bir baskı olarak kalmaz, kişinin kendini algılama biçimine de sızar. Kişi, kendisi hakkındaki olumsuz bir imgeyi, farkında olmadan taşıyabilir.

Üçüncü adım: bu yüzden özgürlük, yalnızca yasal bir statü değil, bir kendini yeniden tanımlama süreci de demektir. Kişi, dayatılmış imgeyi bırakıp kendi kimliğini kurmalıdır.

Dördüncü adım: bu süreç, bireysel bir çabadan öte, ortak bir tarih bilinci ve örgütlü bir mücadele gerektirir.

Bu yapı, Africana düşüncesinin merkezindeki ilişkiyi gösterir: dışsal baskı ile içsel algı arasındaki bağ.

Görüşler ve pozisyonlar

Africana düşüncesinin niteliği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, Africana'yı bir kimlik felsefesi olarak okur. Buna göre bu düşüncenin merkezinde, ırksal ayrımın kişinin kendini algılamasına etkisi ve bu etkiye karşı yeni bir öz-tanım kurma çabası vardır. Du Bois ve Fanon bu okumanın merkezindedir.

İkinci görüş, Africana'yı bir özgürlük felsefesi olarak okur. Buna karşılık ilk okuma kimliğe bakıyor. Bu okuma, köleliğin ve sömürgeciliğin kurumlarının nasıl yıkılacağı sorusunu öne çıkarır ve düşüncenin siyasi eylemle nasıl birleştiğini vurgular.

Üçüncü görüş, Africana'yı bir kesişim düşüncesi olarak okur. Oysa ilk iki okuma tek bir ekseni öne çıkarıyor. Bu okuma, ırk, cinsiyet ve sınıfın, bir kişinin deneyiminde birbirinden ayrılamayacak biçimde iç içe geçtiğini söyler. Bu görüş, Cooper'dan Kimberlé Crenshaw'a uzanan bir çizgiyle temsil edilir.

En güçlü itiraz

Africana düşüncesine üç yönden ciddi itiraz yapıldı.

Africana düşüncesinin savunucusu şu cevabı verebilir. Ortak deneyim, aynı deneyim anlamına gelmez ve farklılıkların ortak bir çerçevede incelenmesi, hem benzerlikleri hem ayrılıkları görmeye yardım eder. Irkın toplumsal gerçekliği, biyolojik gerçeklikten ayrı bir gerçekliktir. Düşünürlere yönelik eleştiriler ise, geleneğin canlılığının bir kanıtıdır.

Açık kalan sorular

Ayrımcılığa uğramış bir kişi, kendi kimliğini başkalarının imgesinden ne kadar bağımsız kurabilir? Du Bois'nın çifte bilinç kavramı, bu bağımsızlığın zorluğunu gösterdi ama bir çıkış yolunu tam olarak çizmedi.

Bir kategori toplumsal olarak kurulmuşsa, onu kaldırmak mı yoksa onu kullanarak ayrımcılıkla mücadele etmek mi gerekir? Bu soru, hem felsefe hem siyaset için açık bir sorun.

Deneyimden doğan bir düşünce, genel felsefe için ne kadar bağlayıcıdır? Bir grubun deneyimi, herkes için geçerli bir felsefi sonuca yol açabilir mi?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışAfricana'yı yalnızca Amerika'daki siyah düşünceyle sınırlamak.
Doğrusu

Africana, Afrika'yı, Karayipler'i, Güney Amerika'yı ve Avrupa'daki Afrika kökenli toplulukları da kapsar. Alan, tek bir ülkenin sınırlarına sığmaz.

Yaygın yanlışAfricana'yı yalnızca bir mağduriyet düşüncesi saymak.
Doğrusu

Bu geleneğin düşünürleri, yalnızca acıyı değil, özgürlüğü, yaratıcılığı, tarih bilincini ve yeni bir kimlik kurma çabasını da işledi. Bu, ağırlıklı olarak bir özgürleşme felsefesidir.

Yaygın yanlışÇifte bilinci, bir kişilik bozukluğu olarak okumak.
Doğrusu

Du Bois'nın kavramı, psikolojik bir hastalığı değil, toplumsal bir baskının bir kişinin algısında yarattığı ikiliği anlatır. Sorun kişide değil, toplumsal düzendedir.

Yaygın yanlışKesişimselliği, bir kişinin kendini yalnızca mağdur olarak tanımlaması sanmak.
Doğrusu

Kesişimsellik, ayrımcılığın birden fazla eksende nasıl işlediğini göstermek için bir çözümleme aracıdır. Kimlik siyasetinin bir savunusu değil, bir çözümleme yöntemidir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Africana, Afrika kökenli halkların kıtada ve kıta dışında, kölelik, sömürgecilik ve ayrımcılık deneyiminden doğan felsefi düşüncesini kapsayan bir çalışma alanıdır. Du Bois, bir kişinin kendine başkalarının gözünden bakmasını çifte bilinç olarak adlandırdı.

Fanon, bu bakışın bir kişinin bedeninde ve ruhunda yarattığı çatışmayı çözümledi. Cooper, siyah kadınların konumundan hem ırkın hem cinsiyetin sınırlarını birlikte düşündü ve kesişim düşüncesinin köklerini attı.

Bu gelenekte özgürlük, yalnızca yasal bir statü değil, dayatılmış bir imgeden kurtulup kendi kimliğini kurma süreciydi. Bu süreç, ortak bir tarih bilincini ve örgütlü bir mücadeleyi de gerektirdi.

Africana'ya üç itiraz yöneltildi. Ortak bir deneyimi mi bir kurguyu mu adlandırdığı, ırk kavramının sorunlu olduğu ve büyük düşünürlerinin bazı görüşlerinin eleştirildiği söylendi.

Bu yüzden Africana, kimlik, yabancılaşma ve özgürlük üzerine güçlü bir felsefi katkı olarak, ama ırk kategorisi ve ortak deneyim iddiası konusunda tartışmalı bir çalışma alanı olarak yaşıyor.

Sonraki derse köprü

Atlantik'in bir yakasında Afrika'dan götürülenler yeni bir yaşam kurarken, öbür yakasında başka bir karşılaşma yaşanıyordu. On beşinci yüzyılın sonunda Avrupalıların Amerika'ya ulaşmasıyla, binlerce yıldır orada yaşayan halklarla yeni gelenler arasında bir çatışma başladı.

Bu çatışmanın içinde bir felsefi soru doğdu. Bu halklar tam anlamıyla insan mıydı ve fethedenlerin onlara ne hakla hükmettiği sorulabilir miydi? Bu soru, on altıncı yüzyılın ortasında, İspanya'da yapılan ünlü bir tartışmaya da konu oldu.

Bir sonraki ders bu düşünceyi ele alıyor. Latin Amerika, fetihle başlayan ve bağımsızlıkla süren bir tarihin içinde, bu kıtanın düşünürlerinin kimlik, adalet ve özgürlük üzerine kurduğu felsefi çalışmayı anlatıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.