Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Pragmatizm, bir fikrin anlamını ve değerini, onu kabul etmenin yaşamda ve deneyimde yarattığı farka bakarak ölçmeyi savunur. Peirce bunu pragmatik ilkeyle, bir kavramın anlamının pratik sonuçlarının bütünü olduğunu söyleyerek kurdu.
James ilkeyi hakikat konusuna uzattı: doğru fikir, doğrulanabilen ve deneyimde geçerli kılınabilen fikirdir. Dewey ise bilgiyi seyirci konumundan çıkarıp, sorunlu durumları eylemle çözen bir süreç olarak tarif etti.
Pragmatizme üç güçlü itiraz yöneltildi. Hakikatin yararlılıkla karıştırıldığı, ölçütün kime göre işlediğinin belirsiz kaldığı ve gerçekliğin insan pratiğinden bağımsız olduğu söylendi.
Savunucular, doğrulanabilirliğin deneyimin direncine bağlı olduğunu ve keyfî bir tercihten ayrıldığını belirtti. Bu cevaplar tartışmayı kapatmıyor.
Bu yüzden pragmatizm, sahte tartışmaları ayıklayan güçlü bir yöntem olarak, ama hakikat kuramı olarak tartışmalı bir öğreti olarak yaşıyor.
Açılış sahnesi
İki arkadaş bir kamp ateşinin başında tartışıyor. Biri, bir ağacın etrafında dönen bir sincabı gösteriyor. Sincap ağacın bir yüzünde, bir insan ise sincabı görmek için ağacın çevresinde dönüyor. Ama insan ne zaman ağacın bir yanına gelse, sincap da ters yana kayıyor ve insan sincabın hep arkasında kalıyor.
Soru şu: bu insan sincabın etrafında dönüyor mu, dönmüyor mu? Bir arkadaş "dönüyor, çünkü sincabın kuzeyinden, doğusundan, güneyinden ve batısından geçiyor" diyor. Öteki "dönmüyor, çünkü sincabın sırtına hiçbir zaman bakmıyor" diyor. Tartışma saatlerce sürebilir.
Üçüncü bir arkadaş araya giriyor ve şunu soruyor: sincabın etrafında dönmek ile dönmemek arasında, pratikte, hangi fark var? Eğer cevap "hiçbir fark yok" ise, bu tartışma bir sözcük kavgasından başka bir şey değil. Bu derste, bu tür sorularla felsefeyi nasıl yeniden kurduğunu gösteren geleneği, pragmatizmi, kurucularıyla ve itirazlarıyla inceleyeceğiz.
Bu derste ne olacak
Önce pragmatizmin ne dediğini sade bir cümleyle kuracağız. Sonra üç düşünürün üç ayrı katkısını göreceğiz. Peirce bir fikrin anlamını ölçmenin yolunu verdi. James hakikati, işe yarayan inançla ilişkilendirdi. Dewey ise bilgiyi bir seyir değil, bir eylem olarak düşündü.
Ardından üç itirazı tartacağız. Biri hakikati yararlılıkla karıştırdığını, biri ölçütün kime göre işlediğini bulanık bıraktığını, biri de gerçekliğin insan pratiğinden bağımsız olduğunu söylüyor.
Sonda pragmatizmin bir kuram mı yoksa bir yöntem mi olduğunu soracağız. Bu ayrım, itirazların hangisinin pragmatizmin çekirdeğine, hangisinin yalnızca bir yorumuna yöneldiğini anlamamıza yardım edecek.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir fikrin anlamını ve doğruluğunu, o fikri kabul ettiğimizde deneyimde ve eylemde ortaya çıkan farklara bakarak ölçebilir miyiz?
Ölçülü iddiam şu: pragmatizm, fikirlerin anlamını pratik sonuçlarına bağlayarak sahte tartışmaları ayıklayan güçlü bir yöntem sundu, ama hakikati yararlılıkla özdeşleştirdiği yerlerde ciddi itirazlarla karşılaştı.
Sıfır noktası
Pragmatizm, on dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde Amerika Birleşik Devletleri'nde, Cambridge'de bir araya gelen bir grup düşünürün tartışmalarından doğdu. Bu grup, kendisine kısaca Metafizik Kulübü diyordu ve üyeleri arasında Peirce ile James de vardı. Tartışmalar, Darwin'in evrim kuramının yarattığı yeni düşünce ortamında, bilginin insan yaşamındaki yerini yeniden sorguluyordu. Bu düşünürler, Avrupa felsefesinin büyük sistemlerinden hoşnut değildi. Sistemlerin çoğu, deneyimde hiçbir farka yol açmayan ince ayrımlara takılıyor gibi görünüyordu.
Peirce ilkeyi bilimsel araştırmaya uygulamak istedi. Bilim insanlarının kavramlarını açık ve sınanabilir tutma alışkanlığını, felsefeye de taşımak istiyordu. Ona göre fikirleri açıklığa kavuşturmanın yolu, onların deneyimde nasıl sınanacağını göstermekti. Bu, anlamlı bir sorunun sınanabilir sonuçlar doğuran bir soru olması anlamına geliyordu ve bilimsel yöntemi felsefenin de örnek alması gerektiği düşüncesini taşıyordu.
Argümanın yapısı
Pragmatizmin yaklaşımı, dört adımda özetlenebilir.
Birinci adım: fikirler, yaşamda eylemek için kullandığımız araçlar. Bir fikir, dünyada yön bulmamıza yardım ediyorsa değerlidir.
İkinci adım: iki fikir, kabul edildiklerinde deneyimde hiçbir farka yol açmıyorsa, ayrı fikirler değildir. Aralarındaki ayrım yalnızca sözcüklerde kalır ve bu tür ayrımlar, felsefe tarihinde uzun tartışmalara yol açmış olsa bile pratikte hiçbir şeyi değiştirmez.
Üçüncü adım: bu yüzden bir fikri değerlendirmek, onu kabul etmenin sonuçlarına bakmayı gerektirir. Bu sonuçlar, deneyimle sınanabilir olmalıdır, yoksa değerlendirme yine sözcüklerin içinde kalır ve fikre ilişkin gerçek bir bilgi üretmez.
Dördüncü adım: bilgi, dünyayı uzaktan seyreden bir zihnin sonucu değil, sorunlu durumlar karşısında eyleyen bir varlığın çabasıdır.
Bu yapı, pragmatizmin farklı düşünürlerde farklı vurgular aldığı iskeleti oluşturuyor.
Görüşler ve pozisyonlar
Pragmatizmin ne olduğu konusunda üç görüş var.
Birinci görüş, pragmatizmi bir anlam kuramı olarak okur. Buna göre pragmatizm, kavramların ve ifadelerin anlamını açıklığa kavuşturmak için bir yöntem sunar. Peirce'ün okuması böyleydi ve Peirce, James'in hakikat anlayışından uzaklaştığında kendi görüşünü başka bir adla, pragmaticism diye, yeniden adlandırmıştı.
İkinci görüş, pragmatizmi bir hakikat kuramı olarak okur. Buna karşılık ilk okuma anlam soruyor, bu okuma hakikat. James'e göre doğru olan, deneyimle doğrulanan ve yaşamda işe yarayan inançtır.
Üçüncü görüş, pragmatizmi bir araştırma ve demokrasi anlayışı olarak okur. Oysa ilk iki okuma tek tek fikirleri ele alıyor. Bu okuma ise Dewey'nin, bilgiyi topluluk hâlinde yürütülen bir sorun çözme süreci olarak gördüğünü öne çıkarır.
En güçlü itiraz
Pragmatizme üç yönden ciddi itiraz yapıldı.
Pragmatizmin savunucusu bu itirazlara şöyle cevap verebilir. James da Peirce de doğrulanabilirliği, yalnızca kişinin keyfine değil, deneyimin direncine bağlı saydı. Deneyim, bir inancı kolayca onaylamaz: dünya karşımıza engeller çıkarır ve bir varsayımı reddetmeye zorlayan sonuçlar üretir. Yolcu patikanın köye çıktığına ne kadar inanırsa inansın, patika bir uçuruma çıkıyorsa inancı yanlıştır. Gerçekçilik konusunda ise, pragmatik hakikat anlayışının, gelecekteki doğrulanabilirliği de kapsadığı, dolayısıyla henüz görülmemiş gezegeni dışlamadığı söylenir.
Açık kalan sorular
Bir fikrin pratik sonuçları, yalnızca bireysel yaşamda mı yoksa toplumsal düzeyde mi ölçülmeli? Bir inanç bir kişi için yararlıyken toplum için zararlı olabiliyor. Bu iki düzeyin nasıl dengeleneceği belirsiz.
Pragmatik ilke, kendisine uygulandığında ne olur? İlkenin kendisi deneyimle sınanabilir mi, yoksa bir tercih midir? Bu soru, ilkenin statüsünü sorguluyor.
Matematik ve mantık gibi, doğrudan deneyimle sınanmayan alanlarda pragmatizm ne söyleyebilir? Bu alanlarda "pratik sonuç" nasıl anlaşılacak? Bir teoremin doğruluğu, onu kullanan mühendislerin köprülerinin ayakta kalmasıyla mı ölçülür, yoksa ispatın kendi iç tutarlılığıyla mı? İki cevap da makul ve pragmatizmin ikisini nasıl dengeleyeceği açık değil.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışPragmatizmi "işine gelen doğrudur" diye okumak.
James'in ölçütü, kişinin işine gelmesi değil, deneyimle doğrulanabilmesi. Deneyim, keyfî bir seçimi çürütebilir. Pragmatizm, işine gelen bir inancı doğru ilan etme izni vermiyor.
Yaygın yanlışPragmatizmi, teoriyi küçümseyen ve yalnızca sonuçlarla ilgilenen bir tutum saymak.
Peirce ve Dewey kuramı değerli buldu. Onların önerdiği, kuramların deneyimle sınanabilir sonuçlara bağlanmasıydı.
Yaygın yanlışPragmatik ilkeyi, yalnızca bilim için geçerli sanmak.
Pragmatizm gündelik kararlarda, ahlakta, eğitimde ve siyasette de uygulanmaya çalışıldı. Dewey'nin eğitim ve demokrasi üzerine çalışmaları bunun en bilinen örneği.
Yaygın yanlışPeirce, James ve Dewey'yi aynı görüşü savunuyor sanmak.
Üçü ortak bir yönteme yaslanıyor ama vurguları farklı. Peirce anlama, James hakikate, Dewey araştırmaya ağırlık verdi. Peirce, James'in yorumundan uzaklaşmak için kendi görüşüne başka bir ad verdi.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Pragmatizm, bir fikrin anlamını ve değerini, onu kabul etmenin yaşamda ve deneyimde yarattığı farka bakarak ölçmeyi savunur. Peirce bunu pragmatik ilkeyle, bir kavramın anlamının pratik sonuçlarının bütünü olduğunu söyleyerek kurdu.
James ilkeyi hakikat konusuna uzattı: doğru fikir, doğrulanabilen ve deneyimde geçerli kılınabilen fikirdir. Dewey ise bilgiyi seyirci konumundan çıkarıp, sorunlu durumları eylemle çözen bir süreç olarak tarif etti.
Pragmatizme üç güçlü itiraz yöneltildi. Hakikatin yararlılıkla karıştırıldığı, ölçütün kime göre işlediğinin belirsiz kaldığı ve gerçekliğin insan pratiğinden bağımsız olduğu söylendi.
Savunucular, doğrulanabilirliğin deneyimin direncine bağlı olduğunu ve keyfî bir tercihten ayrıldığını belirtti. Bu cevaplar tartışmayı kapatmıyor.
Bu yüzden pragmatizm, sahte tartışmaları ayıklayan güçlü bir yöntem olarak, ama hakikat kuramı olarak tartışmalı bir öğreti olarak yaşıyor.
Sonraki derse köprü
Peirce'ün pragmatik ilkesi, bir kavramı açıklığa kavuşturmanın yolunu gösterdi: kavramın anlamı, onun doğuracağı sınanabilir sonuçlarla ölçülür. Bu, felsefenin işinin bir bölümünün, kavramları ve ifadeleri açık hâle getirmek olduğu düşüncesini güçlendirdi. Peirce'e göre bulanık bir kavramla yapılan araştırma, iyi hazırlanmamış bir aletle yapılan ölçüm gibiydi: sonuç ne kadar özenle hesaplanırsa hesaplansın, güvenilir olmazdı.
Yirminci yüzyılda başka bir gelenek bu düşünceyi çok daha ileri götürdü. Bir ifadenin ne anlama geldiğini, cümlenin mantıksal yapısına ve kullanılış biçimine bakarak çözümlemeyi felsefenin asıl işi saydı. Bir felsefi soru çoğu zaman, yanlış kurulmuş ya da anlamı bulanık bir ifadeden doğmuş olabilirdi.
Bir sonraki ders bu geleneği tanıtıyor. Analitik felsefe, felsefi sorunları dilin ve kavramların dikkatli çözümlemesiyle açıklığa kavuşturmaya çalışan yaklaşımdır.