Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Presokratikleri bir arada tutan şey ortak bir cevap değil, her şeyin altındaki ilkeyi gözlemlenebilir bir nedenle arama yöntemiydi.
Thales suyu önerdi, Anaksimandros suyun karşıtları açıklayamadığını gösterip sınırsız olanı önerdi.
Anaksimenes sınırsız olanın mekanizmasız kaldığını gösterip havayı, sıkışma ve seyrelme mekanizmasıyla birlikte önerdi.
Herakleitos maddeden çok değişimi yöneten düzeni, yani logosu arkhe saydı.
Parmenides saf mantıkla değişimin gerçek varlık sayılamayacağını savundu, çoğulcular ise sabit ögelerin yeniden düzenlenmesi fikriyle değişimi onun mantığıyla uzlaştırmaya çalıştı.
Açılış sahnesi
Antik bir kıyı kasabasında gökyüzü aniden kararıyor, gök gürlüyor ve bir yıldırım bir çatıyı tutuşturuyor. Halk hemen bir açıklama buluyor: bir tanrı öfkelenmiş ve birini cezalandırıyor. Rahip bir kurban töreni öneriyor ve herkes tanrının gazabını yatıştırmaya çalışıyor.
Aynı çağda, Ege kıyısındaki Miletos kentinde bazı insanlar aynı soruyu başka bir yoldan soruyor. Yıldırımın neden düştüğünü sorduklarında hiçbir tanrının adını anmıyorlar. Onun yerine bulutların içinde olup biten bir süreçten, sıkışan ve dışarı taşan bir şeyden söz ediyorlar.
Kimse bu açıklamaya inanmak zorunda değil. Ama önerilen açıklama gizli bir isteğe değil, ilkece herkesin gözlemleyebileceği bir sürece dayanıyor. Rahibin cevabını sorgulamak için tanrıyla konuşmanız gerekir, Miletosluların cevabını sorgulamak içinse gökyüzüne bakmanız yeterli.
Bu küçük fark, felsefe tarihinin başlangıç noktası sayılıyor. Miletosluların açıklaması doğru çıkmadı, çünkü yıldırımın gerçek nedeni bulutlardaki elektrik yüküdür. Ama sorunun sorulma biçimi, yani bir gözlem üzerinden ilerlemesi, kalıcı oldu.
Bu derste ne olacak
Bu ders yeni bir yol açıyor. Kurgulanmış sahneler yerine gerçek düşünürleri, gerçek sırayla ve birbirine verdikleri gerçek cevaplarla izleyeceğiz. Burada isimler dersin konusunun kendisi.
Önce bu düşünürlerin ortak sorusunu kuracağız: her şeyin altında tek bir ilke var mı? Sonra bu soruya art arda verilen cevapları sırayla izleyeceğiz: Thales, Anaksimandros, Anaksimenes ve Herakleitos. Her biri bir öncekinin cevabında bir eksik buluyor ve kendi cevabını o eksiğin üstüne kuruyor.
Ardından bütün bu zincire kökten itiraz eden düşünürle, Parmenides ile karşılaşacağız. Onun saf mantıkla vardığı sonuç, değişimin kendisini sorgulatıyor. Ondan sonra gelen düşünürler bu itirazı nasıl karşıladı, onu da göreceğiz.
En sonda dersin asıl sorusuna döneceğiz: bu düşünürleri tek bir hareket yapan şey neydi? Göreceğimiz gibi cevap, paylaştıkları bir sonuçta değil, paylaştıkları bir soru biçiminde yatıyor.
Merkez soru
Presokratik düşünürleri gerçekten tek bir hareket yapan şey, üzerinde anlaştıkları bir cevap mı, yoksa paylaştıkları bir soru ve bir yöntem mi?
Soru ilk bakışta tarihçilere ait bir soru gibi duruyor. Oysa bir düşünce geleneğini neyin bir arada tuttuğunu anlamak, o geleneği okumanın da anahtarı. Cevap ortaksa bir okul görürüz, soru ortaksa bir arayış.
Ölçülü iddiam şu: bu düşünürlerin paylaştığı şey bir cevap değil, bir soru biçimi ve bir yöntemdi; cevaplar birbirini sürekli çürüttü, ama yöntem kaldı.
Her biri gerçekliğin altında tek bir ilke arıyor ve bu ilkeyi tanrısal bir istekle değil, gözlemlenebilir bir nedenle açıklamaya çalışıyor. Aşağıda göreceğimiz zincir bu iddiayı adım adım sınayacak.
Sıfır noktası
Dersin iki temel kavramı var ve ikisi de açılış sahnesinden doğuyor.
İki kavram birbirine bağlı, ama aynı şey değil. Arkhe bir arayışın hedefi, doğalcı açıklama ise o arayışın kuralı. Bir düşünür her şeyin altında tek bir tanrı arayabilir ve bu da bir tür arkhe arayışı olur. Presokratikleri farklı kılan şey, arkheyi gözlemlenebilir bir süreçle bulmaya çalışmaları. Hedefi değiştirmeden kuralı değiştirmek, bu dersin anlattığı dönüşümün özü.
Bu düşünürleri nereden tanıdığımız da önemli, çünkü elimizdeki resim eksik. Onları büyük ölçüde başkalarının anlatımından biliyoruz.
Bu yüzden aşağıdaki her halkayı biraz ihtiyatla okumak gerekiyor. Zincirin genel biçimi sağlam, ama her ayrıntı aynı güvenle bilinmiyor.
Argümanın yapısı
Zinciri baştan sona sırayla izleyelim. Her adım, kendinden önceki adımın bıraktığı belirli bir sorunu devralıyor ve onu çözmeye çalışıyor.
Birinci adım Thales ve onun cevabı sade: her şeyin kökeninde su var. Gerekçesi gözleme dayanıyor. Nem her canlının yaşamında ve beslenmesinde bulunuyor, tohum bile nemli bir ortamda filizleniyor. Katı toprak bile suyun üzerinde duruyor gibi görünüyor.
İkinci adım Anaksimandros ve o bu itirazı ciddiye alıyor. Ona göre arkhe bilinen maddelerden biri olamaz, çünkü bilinen her maddenin bir karşıtı var. Aranan şey, karşıtları da kendi içine alan başka türden bir şey olmalı.
Üçüncü adım Anaksimenes. O da bir eksik fark ediyor: belirlenmemiş bir şeyin nasıl belirli şeyler ürettiği hiçbir zaman gösterilmemiş.
Anaksimenes bu yüzden havayı önerir ve yanına somut bir mekanizma ekler. Hava sıkıştıkça su, toprak ve taş olur, seyreldikçe ateş olur. Böylece karşıtlar, tek bir maddenin farklı yoğunluk dereceleri olarak açıklanıyor.
Burada küçük ama önemli bir ilerleme var. Anaksimandros'un sınırsız olanı her şeyi kapsıyordu, ama nasıl işlediği belirsizdi. Anaksimenes'in havası ise daha sıradan bir madde, buna karşın elinde bir işleyiş var. Açıklayıcı güç, kapsamdan çok mekanizmadan geliyor.
Dördüncü adım Herakleitos ve o sorunun yönünü değiştiriyor. Önceki üç düşünürün ortak bir varsayımı vardı: altta duran şey sabit bir madde olmalıydı. Herakleitos bu varsayımı bırakıyor ve asıl arananın bir madde değil, her şeyi yöneten bir düzen, yani logos olduğunu savunuyor.
Herakleitos'un hamlesi, soruyu soran herkesin varsaydığı bir şeyi görünür kılıyor. Thales'ten Anaksimenes'e kadar herkes, değişimin altında değişmeyen bir şey arıyordu. Herakleitos ise değişimin kendisini temel sayıyor ve kalıcı olanı maddede değil, değişimin ölçüsünde buluyor. Bir ırmağın suyu sürekli yenilenir, ama ırmak ırmak olarak kalır; kalıcılık, akışın düzeninden gelir.
Beşinci adım Parmenides ve o zincire yeni bir halka eklemiyor. Onun yerine zincirin tamamına, madde ya da süreç arayışının kendisine kökten bir itiraz getiriyor.
Bu, önceki dört cevabın hepsini birden vuruyor. Su, sınırsız olan, hava ve ateş, hepsi değişimi açıklamak için önerilmişti. Parmenides ise açıklanacak bir değişimin gerçekte hiç olmadığını söylüyor.
Görüşler ve pozisyonlar
Parmenides kendisinden sonra gelen bütün düşünürleri etkiledi ve bu mirası nasıl okuyacağımız üzerine iki görüş var.
Birinci görüşe göre Parmenides önceki bütün arayışı geçersiz kıldı. Ondan sonra hiçbir düşünür saf değişimi savunamadı ve herkes onun mantığıyla bir biçimde hesaplaşmak zorunda kaldı.
Buna karşılık ikinci görüş, Parmenides'in sonucunu değil sorusunu kalıcı buluyor. Ondan sonra gelen düşünürler değişimi tamamen reddetmedi. Ama değişimin temelinde neyin değişmeden kaldığını göstermek zorunda kaldılar.
İki görüş arasındaki fark ince ama önemli. Birincisi Parmenides'i bir yıkıcı olarak görüyor, ikincisi ise çıtayı yükselten biri olarak. İkinci görüşe göre Parmenides'ten sonra "değişim var" demek yetmiyordu, değişimin nasıl mümkün olduğunu da açıklamak gerekiyordu.
Çoğulcuların hamlesi ikinci görüşü destekliyor gibi görünüyor. Parmenides'in mantığını görmezden gelmediler, onu kabul edip içinden bir çıkış aradılar.
En güçlü itiraz
Parmenides'in argümanına yöneltilen en güçlü itiraz, tek tek öncüllere değil, doğrudan vardığı sonucun bedeline dönük.
İtiraz ciddi bir bedeli haklı olarak gösteriyor, ama Parmenides'in argümanını tek başına çürütmüyor. Mantığın adımlarında bir hata gösterilmedikçe, sonucun rahatsız edici olması onu yanlışlamaz.
Burada önemli bir ders var. Bir sonucu sevmemek, o sonuca götüren akıl yürütmeyi reddetmek için yeterli bir gerekçe değil. Bir matematik kanıtı bizi şaşırtan bir sonuca vardığında, kanıtı bu yüzden atmayız; adımlarını tek tek denetleriz. İtirazı güçlü kılmak için, Parmenides'in hangi öncülünün sorunlu olduğunu göstermek gerekiyor.
Asıl karşılık bu yüzden çoğulculardan geldi. Onlar Parmenides'in mantığını çöpe atmadılar, onu ciddiye alıp içinden bir çıkış aradılar. Oysa çıkış da kendi bedelini getirdi ve tartışma bir sonraki kuşağa açık bir soru olarak devredildi.
Açık kalan sorular
Parmenides'in mantığındaki hangi adımın tartışılabilir olduğu bu derste kapanmadı. "Olmayan hakkında düşünülemez" öncülü kabul edilirse, sonuçtan kaçmak zor görünüyor.
Çoğulcuların ögeleri bir araya getiren güç de açık bir soru. Bazı düşünürlerde bu güç sevgi ve nefret, bazılarında akıl olarak adlandırıldı. Bu gücün kendisi doğalcı biçimde açıklanabilir mi, yoksa yeni bir tür ilke mi, bu soru cevapsız kalıyor.
Doğalcı açıklama tutumunun nereden geldiği de sorulmadı. Neden bu yüzyılda ve bu kıyı kentlerinde ortaya çıktı? Biz yalnızca ortaya çıktıktan sonraki zinciri izledik.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışPresokratikleri, aralarında hiçbir bağ olmayan ayrı görüşlerin listesi sanmak.
Her düşünür bir öncekinin bıraktığı belirli bir sorunu devralıyor. Sıralama rastgele değil ve her adım bir öncekine verilmiş bir yanıt.
Yaygın yanlışThales'in "her şey sudur" demesini bilim öncesi bir batıl inanç sanmak.
Önerinin kendisi yanlış çıktı, ama yöntemi kalıcı oldu. Gözlemlenebilir bir nedene dayanmak ve tanrısal bir isteğe başvurmamak, sonraki doğa açıklamalarının temelini attı.
Yaygın yanlışParmenides'in "değişim yoktur" sözünü, gündelik hayatta hiçbir şey bilmediğimiz anlamında okumak.
Parmenides algılanan değişimin varlığını inkâr etmiyor. Sorguladığı şey, bu değişimin gerçek ve temel anlamda varlık sayılıp sayılamayacağı.
Yaygın yanlışHerakleitos ile Parmenides'i aynı tarafta sanmak.
İkisi de değişimin gündelik, düşünülmemiş tasvirini yetersiz buluyor. Ama Herakleitos değişimi yöneten düzeni arkhe ilan ederken, Parmenides değişimin gerçekliğini tümüyle reddediyor ve iki cevap birbirine taban tabana zıt.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Presokratikleri bir arada tutan şey ortak bir cevap değil, her şeyin altındaki ilkeyi gözlemlenebilir bir nedenle arama yöntemiydi.
Thales suyu önerdi, Anaksimandros suyun karşıtları açıklayamadığını gösterip sınırsız olanı önerdi.
Anaksimenes sınırsız olanın mekanizmasız kaldığını gösterip havayı, sıkışma ve seyrelme mekanizmasıyla birlikte önerdi.
Herakleitos maddeden çok değişimi yöneten düzeni, yani logosu arkhe saydı.
Parmenides saf mantıkla değişimin gerçek varlık sayılamayacağını savundu, çoğulcular ise sabit ögelerin yeniden düzenlenmesi fikriyle değişimi onun mantığıyla uzlaştırmaya çalıştı.
Sonraki derse köprü
Bu derste doğa üzerine sorulan ilk büyük soruyu, arkhe arayışını ve ona verilen art arda cevapları izledik.
Presokratikler sorularını doğaya, gökyüzüne ve maddeye yöneltti. İnsan davranışı, iyi yaşam ve adalet gibi sorular bu düşünürlerde merkezde durmuyordu. Antik bir tanıklığa göre sonraki büyük dönüşümü başlatan düşünür, felsefeyi gökyüzünden indirip insanların arasına, evlere ve pazar yerine getirdi.
Sıradaki ders bu dönüşümü, Klasik Yunan dönemini izliyor. Orada soru artık "her şey neden yapılmış" değil, "cesaret nedir" ya da "adalet nedir" gibi insana dönük sorular oluyor. Presokratiklerin doğaya sorduğu sorunun disiplini korunuyor, ama bu kez aynı titizlik insana ve topluma çevriliyor.