İçeriğe geç

P00-D05-M04-03·Zihin ve bilgi

Felsefi zombi

sıfırdan ileri2.227 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Zombi çıkarımı, tutarlı biçimde tasarlanabilen bir şeyin metafizik olarak da olanaklı olduğunu varsayıyor ve asal sayı örneği bu varsayımın bazen yanıltıcı olduğunu gösteriyor.

Su örneği, Kripke'nin gösterdiği gibi, tasarlanabilirliğin özellikle gizli bir yapıya sahip kavramlarda yanıltabileceğini ve görünüşte tutarlı bir senaryonun başka bir maddeyi tarif edebileceğini ortaya koyuyor.

Chalmers'ın cevabı, deneyim kavramının su gibi gizli bir yapı taşımadığını, dolaysız ve şeffaf olduğunu savunarak çıkarımı bu güvenilmezlikten korumaya çalışıyor.

Isı örneği bu şeffaflık iddiasını sorguluyor ve iddia kanıtlanmamış bir varsayım olarak kalıyor, yani tasarlanabilirlik tek başına yeterli bir kanıt olmaktan çıkıyor.

Tasarlanabilirlik testinin kişiden kişiye ayrışması en kökten itirazı oluşturuyor, ama testin ne zaman güvenilir ne zaman yanıltıcı olduğunu ayıracak bağımsız bir ölçüt de elimizde yok.

Açılış sahnesi

Eğitmen tahtaya kısa bir tanım yazıyor ve sınıftan bir kişiyi düşünmesini istiyor. Bu kişinin bir ikizi var ve ikiz, onunla atomuna kadar aynı. Sinir hücreleri aynı, beyindeki bütün fiziksel süreçler aynı, her hareketi aynı.

İkize iğne batırdığınızda çığlık atıyor, bir fıkra anlattığınızda gülüyor. Kahvenin tadını sorarsanız, acılığını ve kokusunu ayrıntılarıyla anlatabiliyor. Ama tanıma göre bu ikizin içinde hiçbir şey yaşanmıyor. İçeride hiçbir ışık yanmıyor, yalnızca fiziksel süreçler işliyor.

Bir öğrenci hemen soruyor: böyle bir varlığı hiçbir çelişkiye düşmeden, tutarlı biçimde zihninizde kurabiliyor musunuz? Eğitmen soruyu geri çeviriyor. Siz kurabildiğinizi düşünüyorsunuz, diyor, peki bunu kurabiliyor olmanız, böyle bir varlığın gerçekten var olabileceğini mi gösterir?

Öğrenci bir süre duraksıyor ve itiraz ediyor: hayal edebilmek ile gerçekten mümkün olmak aynı şey değil ki. Bu ikisi kolayca birbirine karışıyor gibi görünüyor. Eğitmen gülümsüyor ve bu dersin bütün konusunun tam olarak bu aradaki fark olduğunu söylüyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste felsefi zombi denen düşünce deneyini ele alacağız. Zombi, bir insanla fiziksel ve davranışsal olarak birebir aynı, ama hiçbir şey yaşamayan bir varlık. Geçen derste Çin odasıyla anlamayı sınamıştık, burada ise soru deneyimin kendisiyle ilgili.

Asıl ilgilendiğimiz şey zombinin kendisi değil, zombiden çıkarılan bir sonuç. Zombi tutarlı biçimde düşünülebiliyorsa, deneyimin fiziksel olgulara indirgenemeyeceği sonucuna atlanıyor. Bu atlama, düşünülebilir olandan mümkün olana geçiş, dersin asıl konusu. Aynı atlamayı gündelik hayatta da sık yapıyoruz, çünkü bir şeyi hayal edebildiğimiz an onun mümkün olduğuna da inanmaya eğilimliyiz.

Yöntemimiz bu kez tek bir sahneye bakmak olmayacak. Zombi çıkarımının dayandığı genel ilkeyi alıp başka alanlarda nasıl çalıştığına bakacağız. Önce matematikte, sonra kimyada, sonra deneyimin kendisinde sınayacağız. İlkeyi tek bir örnekte sınarsak, o örneğe özgü bir ayrıntı sonucu gizlice belirleyebilir, ama birkaç bağımsız alanda sınarsak ortaya çıkan örüntü rastlantı olmaktan çıkar.

Dersin sonunda şunu görmüş olacağız: düşünülebilirlik bazen yanıltıyor ve zombi çıkarımı bu yüzden ek bir gerekçeye muhtaç. O ek gerekçe var, ama o da tartışmalı. Bir de testin kendisinin ne kadar güvenilir olduğuna dair açık bir soru kalacak.

Merkez soru

Bir şeyin çelişkisiz biçimde tasarlanabilir olması, o şeyin metafizik olarak olanaklı olduğunu güvenilir biçimde gösteriyor mu?

Ölçülü iddiam şu: genel bir kural olarak hayır, çünkü ilk bakışta tutarlı görünen bir senaryo daha derin incelemede çelişkili çıkabiliyor.

Bu, zombi çıkarımını kendiliğinden geçersiz kılmıyor. Yalnızca çıkarımın ek bir gerekçeye muhtaç olduğunu gösteriyor. Ek gerekçenin kendisi ise tartışmalı kalıyor ve dersin büyük kısmı bu gerekçenin ne kadar sağlam olduğunu sınamaya ayrılıyor.

Sıfır noktası

Önce iki temel kavramı netleştirelim. Biri düşünce deneyinin kahramanı, öteki çıkarımın dayandığı ölçüt.

İki kavramı yan yana koyunca soru netleşiyor. Zombi tasarlanabilir mi, ve tasarlanabilirse bu bize ne kazandırır?

Bu düşünce deneyini en ayrıntılı biçimde kuran filozof Chalmers.

Çıkarımın iskeleti böylece ortaya çıkıyor. Zombi tasarlanabilir, tasarlanabilir olan olanaklıdır, öyleyse zombi olanaklıdır. Zombi olanaklıysa, deneyim fiziksel olgulara ek bir şeydir. Bu derste ikinci adımı, yani tasarlanabilir olanın olanaklı olduğu ilkesini sınayacağız.

Argümanın yapısı

Çıkarımı parça parça ve farklı alanlarda sınayalım. Her sınamada aynı soruyu soracağız: tutarlı göründüğünü sandığımız bir senaryo gerçekten tutarlı mı?

Birinci sınama saf mantık alanından geliyor. Bir zamanlar tutarlı görünen bir senaryonun, daha derin incelemede çelişkili çıkıp çıkmadığına bakalım.

Bu örnek şunu gösteriyor: bir şeyin ilk bakışta tasarlanabilir görünmesi, onu tam ayrıntısıyla ve tutarlı biçimde kurduğumuz anlamına gelmeyebilir. Hayal ettiğimizi sandığımız şey bazen yalnızca bir etiket olabiliyor. Etiketi taşırken bir sahne kurduğumuzu sanıyoruz, oysa sahnenin ayrıntılarına indiğimizde elimizde tutunacak bir şey kalmıyor. Tasarlanabilirlik testinin ilk zaafı burada: testi geçtiğimizi sanmamız, onu gerçekten geçtiğimiz anlamına gelmiyor.

İtiraz haklı bir sınır çiziyor, çünkü zombi senaryosunda saf mantıksal bir çelişki gösterilmiş değil. Ama tasarlanabilirliğin yanıltabildiği tek alan mantık değil. Mantıksal olmayan başka bir imkânsızlık türü de var ve ikinci sınama ona bakıyor.

Bu sahnenin neden yanıltıcı olduğunu Kripke gösteriyor.

Bu noktada üçüncü bir kavrama ihtiyacımız var, çünkü tasarlanabilir olan ile gerçekten olabilecek olan artık ayrışıyor.

Su örneği tasarlanabilirlik ile olanaklılık arasındaki boşluğu açıkça gösteriyor. Üçüncü sınama, aynı boşluğun zombi durumunda da bulunup bulunmadığını soruyor.

Bu cevap zombi çıkarımını kurtarmanın en güçlü yolu. Bir sahneyle sınayalım.

Üç sınamanın sonucunu birlikte okuyalım. Su örneği, tasarlanabilirlikten olanaklılığa geçişin genel olarak güvenilmez olduğunu gösteriyor. Chalmers'ın cevabı, yani deneyimin şeffaflığı, bu güvenilmezliği zombi durumunda aşmaya çalışıyor. Ama şeffaflık kanıtlanmamış bir varsayım. Çıkarımın geçerliliği böylece kullanılan kavramın niteliğine bağlı hâle geliyor ve bu bağımlılık, çıkarımı tek başına yeterli bir kanıt olmaktan çıkarıyor.

Görüşler ve pozisyonlar

Su örneğinin zombiye uygulanıp uygulanmadığı konusunda iki görüş ayrılıyor. İkisi de aynı olgulara bakıyor, ama farklı sonuçlara varıyor.

Birinci görüşe göre deneyim kavramının şeffaflığı yeterince güçlü bir zemin sağlıyor. Su ile deneyim arasındaki fark gerçek bir fark: biri doğal tür terimi, öteki dolaysız bir kavram. Zombi çıkarımı bu farkın gücüyle ayakta kalıyor.

Buna karşılık ikinci görüş şeffaflık iddiasının kendisini sorguluyor. Ona göre dolaysız görünmek ile gerçekten dolaysız olmak aynı şey değil. Bu görüş iddiasını bir tarih örneğiyle destekliyor.

İkinci görüş bu örneği tam burada kullanıyor. Dolaysız sanılan başka kavramlar da sonradan gizli bir yapıya sahip çıkmıştı. Deneyim kavramı da aynı yolun başında olabilir, yalnızca o yapı henüz keşfedilmemiş olabilir. Isıyı hissederken de altında bir yapı olduğunu fark etmiyorduk, ama bu fark etmeyiş yapının yokluğunu göstermiyordu. Acı için de aynı şey geçerli olabilir: acının altında bir yapı sezmememiz, orada bir yapı bulunmadığını kanıtlamaz.

İki görüş arasındaki fark bir kanıt farkı değil, bir ispat yükü farkı. Birinci görüş şeffaflığı varsayılan kabul ediyor ve ispat yükünü kuşkucuya bırakıyor. Oysa ikinci görüş tarihsel emsalleri gösterip yükü şeffaflığı iddia edene geri veriyor. Hangi tarafın yükü taşıması gerektiği de ayrı bir tartışma konusu.

En güçlü itiraz

Şimdi tartışmanın en temel noktasına bakalım. En güçlü itiraz, tasarlanabilirlik testinin kendisine yöneliyor.

Bu itirazın sınıfta nasıl göründüğüne bakalım.

İtiraz ciddi bir zayıflığı buluyor. İki kişinin raporu ayrıştığında, hangisinin gerçek tasarlanabilirliği yansıttığı belirsiz kalıyor. Yine de itiraz tek başına çürütücü değil. Asal sayı örneğinde de ilk rapor yanlıştı ve kanıtla düzeltildi. Raporların ayrışması, birinin doğru ötekinin yanlış olduğu anlamına gelebilir, testin bütünüyle anlamsız olduğu anlamına gelmez.

Geriye kalan sorun şu: zombi durumunda hangi raporun düzeltilebileceği belirsiz. Asal sayı örneğinde yanlış raporu düzelten bir ispat vardı. Zombi durumunda böyle bir hakem şimdilik yok ve iki öğrenci de kendi raporunda haklı olduğunu düşünmeye devam edebilir.

Açık kalan sorular

İlk açık soru deneyim kavramının niteliğiyle ilgili. Deneyim gerçekten şeffaf mı, yoksa su ve ısı örneklerindeki gibi gizli bir yapı mı taşıyor? İki taraf da kendi iddiasını kanıtlamadan öne sürdü.

İkinci açık soru testin güvenilirliğiyle ilgili. Raporların kişiden kişiye ayrışması testi geçersiz mi kılıyor, yoksa yalnızca bazı raporların hatalı olduğunu mu gösteriyor? Bunu ayıracak bir ölçüt elimizde yok.

Üçüncü açık soru, asal sayı örneğinin zombi durumuna ne kadar yakın olduğu. Biri saf mantık alanında duruyor, öteki deneyim gibi daha yumuşak bir kavram alanında. İki alanın aynı ölçütle değerlendirilip değerlendirilemeyeceği belirsiz kalıyor.

Bu üç soru birbirinden bağımsız değil. Birinin cevabı değiştiğinde, geri kalan ikisinin ağırlığı da değişiyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışFelsefi zombiyi zombilerin gerçekten var olup olmadığı ya da güncel yapay zekânın bilinçli olup olmadığı tartışmasına indirgemek.
Doğrusu

Felsefi zombi bir düşünce deneyi, gerçek bir varlık iddiası değil. Ders bir çıkarımın mantığını sınıyor, herhangi bir teknolojiyi değerlendirmiyor ve kimsenin etrafında zombi dolaştığını iddia etmiyor.

Yaygın yanlışDersin zihnin bütünüyle fiziksel olup olmadığı tartışmasında taraf tuttuğunu sanmak.
Doğrusu

Ders hiçbir tarafı savunmuyor. Tasarlanabilirlikten olanaklılığa geçen çıkarımın kendisini, bu geçişin başka alanlarda nasıl çalıştığına bakarak sınıyor. Çıkarımın zayıf olması, sonucunun yanlış olduğunu da göstermez.

Yaygın yanlışTasarlamayı zihinde bir etiket taşımakla aynı şey sanmak.
Doğrusu

Bir şeyi tasarlamak, onun adını koyup kabul etmek değil. Asal sayı örneğindeki öğrenci, bir yerde durur diyen bir etiket taşıyordu, tutarlı bir sahne kurmuyordu. Zombi için de aynı soru sorulmalı: somut bir sahne mi kuruyoruz, yoksa yalnızca bir etiket mi taşıyoruz?

Yaygın yanlışTasarlanabilirliğin ya hiçbir zaman olanaklılığa işaret etmediğini ya da her zaman kesin bir kanıt olduğunu düşünmek.
Doğrusu

Ders iki uçtan birinde durmadı. Asal sayı örneği tasarlanabilirliğin bazen yanıltıcı olduğunu gösterdi, su örneği de hangi durumlarda yanıltabileceğini. Sonuç bu iki uç arasında bir yerde kaldı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Zombi çıkarımı, tutarlı biçimde tasarlanabilen bir şeyin metafizik olarak da olanaklı olduğunu varsayıyor ve asal sayı örneği bu varsayımın bazen yanıltıcı olduğunu gösteriyor.

Su örneği, Kripke'nin gösterdiği gibi, tasarlanabilirliğin özellikle gizli bir yapıya sahip kavramlarda yanıltabileceğini ve görünüşte tutarlı bir senaryonun başka bir maddeyi tarif edebileceğini ortaya koyuyor.

Chalmers'ın cevabı, deneyim kavramının su gibi gizli bir yapı taşımadığını, dolaysız ve şeffaf olduğunu savunarak çıkarımı bu güvenilmezlikten korumaya çalışıyor.

Isı örneği bu şeffaflık iddiasını sorguluyor ve iddia kanıtlanmamış bir varsayım olarak kalıyor, yani tasarlanabilirlik tek başına yeterli bir kanıt olmaktan çıkıyor.

Tasarlanabilirlik testinin kişiden kişiye ayrışması en kökten itirazı oluşturuyor, ama testin ne zaman güvenilir ne zaman yanıltıcı olduğunu ayıracak bağımsız bir ölçüt de elimizde yok.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir şeyin tasarlanabilir olmasının onu gerçekten olanaklı kılıp kılmadığını sınadık.

Sıradaki ders başka bir ikiz sahnesi kuruyor, ama bu kez öne çıkan şey ikizin nasıl ortaya çıktığı. Bir yıldırım bir bataklıkta, rastlantı sonucu, birine atomuna kadar özdeş bir beden oluşturuyor. Bu bedenin hiçbir geçmiş yaşamı, hiçbir öğrenme süreci yok. Sorulacak soru şu: bu beden dışarıdan ayırt edilemez biçimde davransa bile, taşıdığı anılar ve inançlar gerçek mi? Yoksa gerçek bir zihinsel durum için bir geçmişin, bir nedensel tarihin de bulunması mı gerekiyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.