İçeriğe geç

P00-D05-M03-05·Etik ve siyaset

Kurtarma ikilemleri

sıfırdan ileri2.234 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Gölet ile bağış çağrısı aynı maliyeti ve aynı bahsi, yani bir hayatı taşıyor, ama yine de farklı bir ahlaki ağırlık hissettiriyor.

Uzaktan düğme sahnesi, kesinlik ve kimlik sabitken mesafenin tek başına cevabı kıpırdatmadığını gösteriyor.

Kesinlik ve kimliklendirme ayrı ayrı oynatıldığında ise cevap ikisinde de dönüyor.

Bu iki ayrıntı gündelik hayatta yakınlıkla hep birlikte geldiği için, taşıdıkları yük yakınlığa yükleniyor.

Mesafenin kaçak olması, mesafenin taşıdığı ilişkisel bağların da kaçak olduğu anlamına gelmiyor ve bu ikisi ayrı kaldı.

Açılış sahnesi

Bir kişi her sabah olduğu gibi işe giderken sığ bir göletin kenarından geçiyor ve birden suda çırpınan küçük bir çocuk görüyor. Suya girip çocuğu çıkarmak birkaç dakika sürecek ve pahalı takım elbisesini mahvedecek, ama onun hayatı için hiçbir gerçek risk taşımıyor.

Bu sahneyi duyan hemen herkes aynı cevabı veriyor: suya girer. Girmemek neredeyse düşünülemez bile, elbise bahanesiyle kıyıda duran birini kimse mazur görmez.

Aynı hafta bu kişiye bir bağış çağrısı ulaşıyor ve zarfı dikkatle açıyor. Çalışmaları yıllardır belgelenen bir yardım kuruluşu, takım elbisenin fiyatına eşit bir bağışın uzak bir bölgedeki bir çocuğu kurtarabileceğini yazıyor. Çocuğun hastalığı tedavi edilebilir, yalnızca ilaca ulaşamıyor. Maliyet aynı, bahis de aynı, çünkü iki sahnede de ortada bir hayat var.

Kişi bu sefer duraksıyor, düşünüyor, zarfı bir kenara koyup sonra bakmaya karar veriyor. Çoğu insan da tam bu noktada aynı biçimde duraksar.

İki sahne yan yana konunca soru kendiliğinden ortaya çıkıyor. Maliyet ve bahis sabitken, birini zorunlu, ötekini isteğe bağlı hissettiren şey ne? İlk akla gelen cevap mesafe: gölet yakında, kriz uzakta. Ama bu cevabın kendisi de sınanmadan kabul edilmiş bir varsayım.

Bu derste ne olacak

Bu ders gölet ile bağış çağrısı arasındaki farkı parça parça sökecek. Amaç, iki sahne arasındaki hissedilen farkın gerçekte hangi ayrıntıdan geldiğini bulmak.

Bu soru, ilk bakışta benzediği tramvay problemiyle karıştırılmamalı. Tramvayda asıl mesele eylem ile eylemsizlik arasındaki sınırdı: bir ölüm planın parçası mı, yoksa yalnızca yan ürünü mü? Burada iki sahnede de istenen aynı şey, yani bir hayatı kurtarmak, ve araç da aynı, kişinin kendi eylemi. Sınanacak ayrım başka: yakınlık, kesinlik ve kurtarılanın kim olduğu.

Bu ders bir bağış tavsiyesi de değil, kimseye bir miktar önermiyor. Bu dersten sonra hiç bağış yapmamayı seçen biri de ders boyunca söylenen hiçbir şeye aykırı düşmez. Ders yalnızca o seçimin gerekçesinin nereden geldiğini görünür kılıyor.

Yöntemimiz basit ve başka sahnelerde de işe yaradı: aday ayrıntıları birer birer değiştirip geri kalanına dokunmayacağız, sonra cevabın hangisinde döndüğüne bakacağız. Sonunda aynı sınamayı kendi hayatındaki iki yardım durumu üzerinde deneyeceksin.

Merkez soru

Maliyet ve bahis sabit kalırken, bir kurtarmayı zorunlu, bir başkasını isteğe bağlı hissettiren ayrıntı hangisi?

Ölçülü iddiam şu: farkı yakınlığın kendisi değil, kurtarmanın sonucu ne kadar kesin ürettiği ve kurtarılanın tanınan biri mi yoksa bir sayı mı olduğu taşıyor.

Bu iddia ilk bakışta tuhaf görünebilir, çünkü gündelik hayatta bu üç ayrıntı neredeyse hep birlikte gelir. Yakınımızdaki biri genellikle tanıdığımız biridir ve ona yaptığımız yardımın sonucunu da gözümüzle görürüz. Üçü bu kadar iç içe olunca, yükü hangisinin taşıdığını ayırt etmek zorlaşır. Ders boyunca yapacağımız şey, onları yapay olarak birbirinden koparmak.

Sıfır noktası

Gölet sahnesini ilk kuran ve tartışmayı başlatan filozofla işe başlayalım.

Singer'in "başka şeyler" dediği yere adlar koymamız gerekiyor, yoksa onları birbirinden ayıramayız. İlk kavram, eylem ile sonuç arasındaki bağın gücüyle ilgili.

İkinci ve üçüncü kavram, kurtarılanın bize nasıl sunulduğuyla ilgili ve birbirinin karşıtı.

Bu üç kavramla gölet ile bağış çağrısını yeniden karşılaştırabiliriz.

Argümanın yapısı

Şimdi üç adayı sırayla ele alıp her birini tek başına değiştirelim. Her adımda bir ayrıntıyı oynatıp öteki ikisini yerinde tutacağız.

Birinci öncül: ilk aday yakınlık ve en çok suçlanan ayrıntı da bu, bu yüzden Singer'in kendi sınaması doğrudan onu hedef alıyor.

İkinci öncül: yakınlık tek başına oynatıldığında cevap yerinden kıpırdamıyor. Demek ki mesafenin kendisi kaçak bir ayrıntı ve Singer'in savı bu noktada doğrulanıyor.

Ama bu sonuca, sahnenin kuruluşunu hedef alan bir itiraz hemen geliyor.

İtiraz doğru bir sınırı gösteriyor ve bir sonraki adım tam bunun için atılıyor: kesinliği ve kimliklendirmeyi de ayrı ayrı oynatmak gerekiyor.

Üçüncü öncül: kesinlik oynatıldığında cevap kıpırdıyor, demek ki kesinlik yük taşıyan bir ayrıntı.

Sıra üçüncü adaya, kimliklendirmeye geldi ve bu ayrıntıyı en iyi anlatan gözlem bir iktisatçıdan geliyor.

Bu sonuca da, farkın başka bir kaynaktan geldiğini söyleyen bir itiraz yöneltilebilir.

Bu itiraz kısmen haklı ve dördüncü öncül onu ayırmak için kuruluyor. Sayı tablosuna tek bir örnek olay ekleyelim: kimliksiz ama somut bir vaka, adı ve fotoğrafı olmadan. Tepki yine de fotoğraflı çağrı kadar güçlenmiyor, demek ki soyutluk tek başına açıklamıyor ve kimliğin kendisi ayrı bir pay taşıyor.

Sonuç: yakınlığı değiştirmek cevabı yerinde bırakıyor, kesinliği ya da kimliklendirmeyi değiştirmek ise cevabı döndürüyor. Gölet ile bağış çağrısı arasındaki fark yakınlıktan değil, bu iki ayrı ayrıntıdan geliyor. Yakınımızdaki şey neredeyse her zaman kesin ve kimliklendirilmiş de olduğu için suç yakınlığa yükleniyor, oysa yükü taşıyan şey başka bir yerde duruyor.

Görüşler ve pozisyonlar

Bulduğumuz ayrımın ahlaki bir ağırlığı olup olmadığı üzerine iki görüş var.

Birinci görüşe göre kesinliğin ve kimliklendirmenin ürettiği fark yalnızca psikolojik, ahlaki değil. Singer'in kendi sonucu da bu yöne yakın duruyor. Bir eylem iki durumda aynı maliyetle aynı bahsi taşıyorsa yükümlülük de eşit olmalı, çünkü tepkimizin farklı olması yükümlülüğün farklı olduğunu göstermez.

Buna karşılık ikinci görüş kesinliğin gerçek bir ahlaki payı olduğunu savunuyor. Bu görüşe göre bir eylemi zorunlu kılmak için sonucunu makul bir güvenle bilmek gerekir. Sonucu büyük ölçüde belirsiz bir eylemi, sonucu kesin bir eylemle aynı kefeye koymak sorumluluğu bilgiden koparır.

İkinci görüşün neye dayandığını somut bir kişinin kararı üzerinden görelim.

Birinci görüşün savunucuları bu bağışçıya bir itirazla karşılık veriyor.

Bu itiraz ikinci görüşün zayıf noktasını açığa çıkarıyor. İkinci görüş kesinlik eşiğini nerede çizdiğini söylemiyor: ne kadar kesinlik, bir yardımı zorunlu kılmaya yeter? Göletteki kesinliği şart koşarsak neredeyse hiçbir uzak yardım zorunlu olmaz. Eşiği çok aşağı çekersek de ikinci görüş birinci görüşe yaklaşır ve kendi ayırt edici iddiasını kaybeder. İki görüş de kendi tarafını güçlü kuruyor ve aralarındaki mesafe bu derste kapanmıyor.

En güçlü itiraz

Bu sonuca karşı durulabilecek en sert itiraz, yakınlığın kaçak ilan edilmesine yöneliyor.

İtiraz gerçek bir alanı işaret ediyor ve dersin bulgusunu daraltıyor. Uzaktan düğme sahnesinde kurtarılan tanınmayan bir yabancıydı, yani bu bağı hiç taşımıyordu. Cevap yine de yumuşamadı, demek ki saf mesafe gerçekten kaçak.

Yine de ilişkisel bağın kendisi ayrı bir aday ve bu ders onu sınamadı. Kimliklendirilmiş kurtarılan ile ilişkili kurtarılan aynı şey değil: biri tanınmayı, öteki bir bağı gerektiriyor. Hiç tanımadığımız birinin fotoğrafına bakıp güçlü bir tepki verebiliyoruz. Demek ki tanınma tek başına bağ anlamına gelmiyor ve ikisi ayrı ayrıntılar olarak kalıyor.

Bağın ayrı bir ağırlık taşıyıp taşımadığını görmek için düğme sahnesine bir ayrıntı daha ekleyelim.

Geriye kalan pay şu: mesafe kaçak, ama mesafenin taşıdığı ilişkiler kaçak olmayabilir ve bu ders ikisini tam olarak ayıramadı.

Açık kalan sorular

İlk açık soru, kesinlik ile kimliklendirmenin birbirinden tam olarak ayrılıp ayrılamayacağı. Yoksa bir vakada somutluk arttıkça ikisi hep birlikte mi güçleniyor? Fotoğraflı çocuk örneğinde kimlik de kesinlik de aynı anda artıyordu. İkisini birbirinden tamamen koparan bir sahne bu derste kurulmadı.

İkinci açık soru ilişkisel bağla ilgili: bağ, kimliklendirmeden bağımsız ayrı bir ayrıntı mı? En güçlü itiraz bu ihtimali gösterdi, ama onu kontrollü biçimde sınamadı. Komşu ile yabancı durumu bir işaret verdi, fakat bağı kimlikten tamamen ayırmadı.

Bunun için daha keskin bir karşılaştırma kurmak gerekirdi. Bir yanda tanınan ama hiçbir bağı olmayan biri, öte yanda bağı olan ama tanınmayan biri dururdu. Hangisi cevabı daha çok kıpırdatıyor, bu soru açık kalıyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBu dersi ne kadar bağış yapılması gerektiğine dair bir tavsiye sanmak.
Doğrusu

Ders hiçbir miktar önermiyor. Yalnızca iki sahne arasındaki hissedilen farkı hangi ayrıntının taşıdığını gösteriyor.

Yaygın yanlışBu dersi tramvay problemiyle aynı ayrımı işliyor sanmak.
Doğrusu

Tramvay problemi eylem ile eylemsizlik arasındaki sınırı sınar: bir ölüm planın parçası mı, yoksa yalnızca yanında mı çıkıyor? Burada eylem iki sahnede de aynı, yani kurtarma, sınanan ayrım ise yakınlık, kesinlik ve kimliklendirme.

Yaygın yanlışYakınlığın hiçbir zaman hiçbir şey taşımadığını sanmak.
Doğrusu

Ders, yakınlığın saf hâliyle kaçak olduğunu gösterdi, ama yakınlığın taşıdığı ilişkisel bağların da kaçak olduğunu göstermedi. Komşu ile yabancı durumu, bağın kendi başına bir şey taşıyabileceğine işaret ediyor.

Yaygın yanlışKimliklendirme etkisini bir zihin hatası sayıp yok saymak.
Doğrusu

Schelling bu etkiyi bir hata olarak değil, bir gözlem olarak sunuyor. Etkinin var olması, ondan ne sonuç çıkarılacağına dair ayrı bir tartışma gerektirir ve bu ders o tartışmayı kapatmıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Gölet ile bağış çağrısı aynı maliyeti ve aynı bahsi, yani bir hayatı taşıyor, ama yine de farklı bir ahlaki ağırlık hissettiriyor.

Uzaktan düğme sahnesi, kesinlik ve kimlik sabitken mesafenin tek başına cevabı kıpırdatmadığını gösteriyor.

Kesinlik ve kimliklendirme ayrı ayrı oynatıldığında ise cevap ikisinde de dönüyor.

Bu iki ayrıntı gündelik hayatta yakınlıkla hep birlikte geldiği için, taşıdıkları yük yakınlığa yükleniyor.

Mesafenin kaçak olması, mesafenin taşıdığı ilişkisel bağların da kaçak olduğu anlamına gelmiyor ve bu ikisi ayrı kaldı.

Sonraki derse köprü

Bu dersin yaptığı iş, görünüşte tek bir ayrıntının taşıdığı bir sahnede aslında birkaç ayrıntının birlikte hareket ettiğini bulmaktı. Onları tek tek oynatarak birbirinden ayırdık ve yükü hangisinin taşıdığını gördük.

Sıradaki derste aynı sökme işlemini bambaşka bir malzemeye uyguluyoruz. Sahne bu kez dışarıda değil, bir kişinin zihninde kuruluyor. Siyah beyaz bir odada büyüyen bir bilim insanı, renkli görme hakkında bilinebilecek her fiziksel gerçeği öğreniyor, ama kırmızıyı hiç görmüyor. Sorulacak soru şu: eksiksiz bilgi ile gerçek deneyim arasında hâlâ bir fark kalıyor mu, kalıyorsa o fark bir yetenekten mi, başka bir şeyden mi geliyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.