Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Cehalet perdesi kişisel konum bilgisini gerçekten siliyor ve bu, doğa durumu tariflerinde olmayan gerçek bir kazanç.
Perde bununla birlikte iki ayrı seçim daha taşıyor: olasılık bilgisinin verilip verilmeyeceği ve belirsizlik karşısında hangi kuralın uygulanacağı.
Rawls olasılığı silip maximin'e varıyor, Harsanyi ise eş olasılık verip beklenen faydaya varıyor.
Sayı denemesi, karar kuralının cazibesinin ortak sayısıyla kaydığını ve bu kaymanın sonucu değiştirebildiğini gösteriyor.
Perde tarafsızlığı tam olarak kurmuyor, yalnızca varsayımın gerektiği yeri insanın huyundan belirsizlik karşısındaki yönteme daraltıyor.
Açılış sahnesi
Yeni kurulan bir şirketin ortakları bir masanın etrafında oturmuş, boş bir iç yönetmeliğe bakıyor. Kuralları birlikte yazacaklar ve önceden garip bir şartta anlaşmışlar.
Yönetmelik imzalandıktan sonra bir kura çekilecek ve kura her ortağın hangi göreve düşeceğini belirleyecek. Biri şirketin başına geçecek, biri depoda çalışacak, bir başkası belki bir yıl sonra iş kazası geçirip uzun süre çalışamayacak. Yönetmeliği yazarken hiçbiri kendi payına neyin düşeceğini bilmiyor.
Toplantıda biri ilk maddeyi öneriyor: en düşük maaş, asgari ücretin iki katından az olmasın. Bir başkası itiraz ediyor, çünkü bu madde yöneticinin payını küçültecek. İlk kişi sakin bir cevap veriyor: kura seni yönetici de yapabilir, depo işçisi de. Hangi payı savunacağını bilmediğine göre en kötü ihtimali güvenceye almak akıllıca.
Toplantı bu mantıkla ilerliyor ve yönetmelik, en kötü durumdakini koruyan maddelerle doluyor. Sonunda bir ortak başka bir şey soruyor. Hangi göreve düşeceğimizi bilmiyoruz, ama kaç kişi olduğumuzu biliyoruz. İki kişilik bir şirkette bu kadar temkinli olmak mantıklı olabilir. Peki yüz kişilik bir şirkette en kötü ihtimal göze alınamayacak kadar sık mı?
Soru havada kalıyor ve toplantı yönetmeliği o hâliyle imzalıyor.
Bu derste ne olacak
Geçen derste doğa durumu tariflerini yan yana koyduk ve bir şey fark ettik. Hepsinde otorite yoktu, ama insan doğası varsayımı tariften tarife değişiyordu ve sonucu asıl o varsayım taşıyordu. Bu ders, o soruna önerilmiş en ünlü çareyi sınıyor: cehalet perdesi.
Perde bir düşünce deneyidir ve fikri oldukça basittir. Adalet ilkelerini seçen kişiden kendi konumuna dair bilgi geri alınır, yani zengin mi yoksul mu, yetenekli mi sıradan mı olduğunu bilmez. Açılış sahnesindeki kura tam olarak bu işi görüyor. Kendi payını bilmeyen biri, kendi payını kayıran bir kural yazamaz.
Bu derste perdenin bu sözü tutup tutmadığına bakacağız. Perde bir bilgiyi siliyor, peki silinen bilginin yerine ne geçiyor? Seçici boş bir akıl olarak mı kalıyor, yoksa oraya belirli bir düşünme biçimi mi yerleşiyor? Perdenin içinde üç ayrı katman bulacağız ve onları tek tek birbirinden ayıracağız.
Ders hangi dağıtım ilkesinin doğru olduğunu savunmayacak, yüksek ya da düşük bir maaş da önermeyecek. Yalnızca bir mekanizmayı açacak ve perdenin neyi gerçekten sildiğini, neyi ise sessizce seçtiğini gösterecek. Sonunda aynı ayrımı kendi hayatındaki bir grup kararında deneyeceksin.
Merkez soru
Perdenin arkasında kalan seçici, hiçbir varsayım taşımayan boş bir akıl mı, yoksa kendine özgü bir profil mi?
Ölçülü iddiam şu: perde kişisel konum bilgisini gerçekten siliyor, ama boşalan yere bir akıl yürütme kuralı koyuyor ve bu kural sonucu silinen bilgi kadar taşıyor.
Bu iddianın iki yarısı var ve ikisi de önemli. İlk yarısı perdenin hakkını veriyor, çünkü kendi payını bilmemek gerçek bir tarafsızlık üretir. İkinci yarısı ise bir uyarı: bilgisizlik tek başına karar vermeye yetmez. Belirsizlik karşısında nasıl davranacağını da seçmen gerekir ve o seçim perdenin içinden kendiliğinden çıkmıyor.
Sıfır noktası
Önce perdeyi kuran filozofun kendi gerekçesine bakalım, çünkü dersin geri kalanı bu gerekçenin üzerine kuruluyor.
Bu gerekçeden üç kavram çıkıyor ve üçünü de ders boyunca kullanacağız.
Maximin'i küçük bir örnekle somutlaştıralım. Önünde iki kural var ve her birinde en kötü ile en iyi durumdaki kişinin ne alacağı yazıyor. Birinci kuralda en kötü durumdaki kişi beş birim, en iyi durumdaki on birim alıyor. İkinci kuralda en kötü durumdaki kişi iki birim, en iyi durumdaki yirmi birim alıyor. Maximin yalnızca en kötü satırlara bakar ve beş ikiden iyi olduğu için birinci kuralı seçer. İkinci kuralın ortalamasının daha yüksek olması hesaba hiç girmez.
Şimdi açılış sahnesine dönüp kuranın aslında neyi gizlediğine bakalım.
Üçüncü katmanın gerçekten ayrı bir seçim olduğunu görmek için aynı toplantıya bir kez daha bakalım.
Argümanın yapısı
Şimdi bağ listesindeki üç katmanı sırayla ele alalım. Her adımda tek bir şeyi değiştirip geri kalanını sabit tutacağız.
Birinci öncül: perdenin sildiği ilk şey kişisel bilgidir, yani kişinin kendi servetini, yeteneğini ve inancını bilmemesi. Bu katmana kimse itiraz etmiyor ve perdenin her sürümünde aynen duruyor.
İkinci katmanı görmek için sahneyi biraz değiştirmemiz gerekiyor.
İkinci öncül: Rawls'un perdesi kişisel bilgiden fazlasını siliyor ve olasılık bilgisini de kaldırıyor. Bu ikinci silme, birincisiyle aynı zorunlulukta değil. Kişisel bilgiyi silmeden tarafsızlık kurulamaz. Oysa olasılık tablosu masadayken de kimse kendi payını kayıramaz, dolayısıyla ikinci silme ayrı bir tercihtir.
Bu tercihe en açık itirazı iktisatçı Harsanyi yöneltti ve itirazı doğrudan olasılık bilgisini hedef alıyor.
Burada akla ilk gelen itiraz, karar kuralının aslında seçilmediğini söylüyor.
İtirazın bir kısmı yerinde, ama üçüncü öncül tam bu noktayı ayırmak için kuruluyor.
Üçüncü öncül: olasılık verilmiş bir perdede bile maximin savunulabilir. Kişi olasılığı bilse de en kötü ihtimalden çok korkabilir ve tablo önündeyken bile güvenceyi seçebilir. Demek ki iki ayrı seçim var: olasılığın verilip verilmeyeceği ve verildiğinde hangi karar kuralının kullanılacağı. İkisi de perdenin kendisinden çıkmıyor.
Karar kuralının sonucu ne kadar etkilediğini görmek için sayıyla oynayalım.
Bu itiraz gerçek bir sınır çiziyor, çünkü Rawls'un asıl dayanağı tekrarlanmazlık. Aynı kumarı yüz kez oynayan biri için kayıplar zamanla kazançlarla dengelenir. Bir kez oynayan biri için böyle bir dengelenme yoktur, kaybettiyse kaybetmiştir.
Yine de sayı denemesinden geriye bir şey kalıyor. Sezgimiz maximin'i sayı küçükken kolayca kabul ediyor, sayı büyüyünce ise zorlanıyor. Bu kayma, kuralın sandığımız kadar sağlam bir zeminde durmadığına işaret ediyor.
Sonuç: perde tek bir şeyi değil, üç şeyi birlikte taşıyor. Bunlar kişisel bilginin yokluğu, olasılık bilgisinin yokluğu ve bu yokluklar karşısında uygulanacak akıl yürütme kuralı. Birincisine kimse itiraz etmiyor, ama ikincisi ve üçüncüsü ayrı seçimler. Bu iki seçim de sonucu, kişisel bilginin silinmesi kadar belirliyor.
Görüşler ve pozisyonlar
Bu ayrımı gördükten sonra iki görüş farklı yerlere varıyor.
Birinci görüş Rawls'un kendi savunması ve meşruiyetini seçimin niteliğinden alıyor. Seçim tek seferliktir ve geri alınamaz. Bir kişi bütün hayatını belirleyecek bir ilkeyi seçerken, defalarca tekrarlanan bir kumarın mantığını kullanamaz. Kaybettiğinde telafisi olmayan bir bahiste en kötü ihtimali güvenceye almak akla uygundur.
Buna karşılık ikinci görüş, standart karar kuramından sapmanın her zaman ayrı bir gerekçe istediğini söylüyor. Bu görüşe göre beklenen fayda mantığı tek seferlik kararlarda da geçerlidir ve tekrarlanmazlık tek başına maximin'i haklı çıkarmaz. İkinci görüşün en güçlü dayanağı gündelik hayattan tanıdık bir örnek.
Birinci görüşün savunucuları bu örneğe karşı hazırlıklı.
Bu itiraz, tartışmanın karar kuramının içinde kapanmadığını gösteriyor. İki taraf da kendi kuralını savunmak için aynı soruya başvuruyor: orijinal konum kendine has bir durum mu, değil mi? Birinci görüş evet, ikinci görüş hayır diyor ve bu soru bu derste cevaplanmıyor.
En güçlü itiraz
Bu bulguya yöneltilebilecek en sert itiraz, geçen dersin sorununu olduğu gibi geri getiriyor.
İtiraz doğru ve dersin iddiasını keskinleştiriyor. Perde gerçekten bir şey başardı ve kişisel konum bilgisini sildi. Geçen dersteki doğa durumu tariflerinin hiçbirinde bu kadar temiz bir silme yoktu, bu kazanç gerçek.
Ama perde vaat ettiği tam tarafsızlığı kuramadı. Silinen bilginin yerine hangi akıl yürütmenin geleceği açık kaldı ve bu soru, insan doğası tartışmasının siyasete başka bir kapıdan dönüşü.
Geriye yine de önemli bir fark kalıyor. Geçen derste varsayım insanın huyuna dokunuyordu: insan bencil mi, iş birlikçi mi? Burada varsayım yalnızca bir yönteme dokunuyor, yani belirsizlik karşısında hangi kurala uyulacağına. Yöntem üzerine tartışmak, huy üzerine tartışmaktan daha dar bir alanda yürür. Sorun küçüldü, ama kapanmadı.
Açık kalan sorular
İlk açık soru orijinal konumun niteliğiyle ilgili. Bu seçim gerçekten tek seferlik ve geri dönüşsüz bir kategoriye mi giriyor, yoksa bu kategori maximin'i savunmak için mi kuruluyor? İki taraf da birbirinin varsaydığını kanıt olarak sunuyor ve bu döngü bu derste kırılmadı.
Tek seferlik olma fikrinin kendisi de sorgulanabilir, çünkü toplumlar kendilerini bir kez değil defalarca kurar.
İkinci açık soru sayı denemesiyle ilgili: sayı büyüdükçe sezgimizin kayması neyi gösteriyor? Bir okumaya göre sezgimiz sayı büyüdükçe daha isabetli hâle geliyor. Başka bir okumaya göre tersi oluyor ve sayı büyüdükçe en kötü durumdaki kişiyi unutmaya daha yatkın hâle geliyoruz. Bu okumada maximin tam da bu unutmaya karşı bir denge kuruyor. İki okuma da mümkün ve bu derste aralarında bir seçim yapılmadı.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışCehalet perdesinin hiçbir varsayım taşımadığını, yalnızca bilgiyi sildiğini sanmak.
Perde kişisel bilgiyi siliyor, bu doğru. Ama olasılık bilgisinin verilip verilmeyeceğini de seçiyor ve hangi akıl yürütme kuralının kullanılacağını örtük biçimde belirliyor.
Yaygın yanlışBu dersi bir vergi ya da refah devleti tartışmasına indirgemek.
Ders hangi dağıtım ilkesinin doğru olduğunu savunmuyor, belirli bir asgari ücret de önermiyor. Perdenin hangi ayrıntıları sildiğini ve hangilerini sessizce seçtiğini gösteriyor.
Yaygın yanlışMaximin'i aklın tek olası kuralı sanmak.
Harsanyi'nin eş olasılık modeli, aynı belirsizlik altında bambaşka bir ilkeye varıyor. İki kural da rasyonel sayılabilir, ama ikisi de bir seçim taşıyor ve ikisi de gerekçe istiyor.
Yaygın yanlışSayı denemesini maximin'in kesin biçimde yanlış olduğunun kanıtı saymak.
Deneme yalnızca sezgisel çekiciliğin değiştiğini gösteriyor. Rawls'un gerekçesi sayıdan değil tekrarlanmazlıktan geliyordu ve o gerekçe ayrı bir tartışma gerektiriyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Cehalet perdesi kişisel konum bilgisini gerçekten siliyor ve bu, doğa durumu tariflerinde olmayan gerçek bir kazanç.
Perde bununla birlikte iki ayrı seçim daha taşıyor: olasılık bilgisinin verilip verilmeyeceği ve belirsizlik karşısında hangi kuralın uygulanacağı.
Rawls olasılığı silip maximin'e varıyor, Harsanyi ise eş olasılık verip beklenen faydaya varıyor.
Sayı denemesi, karar kuralının cazibesinin ortak sayısıyla kaydığını ve bu kaymanın sonucu değiştirebildiğini gösteriyor.
Perde tarafsızlığı tam olarak kurmuyor, yalnızca varsayımın gerektiği yeri insanın huyundan belirsizlik karşısındaki yönteme daraltıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste tek bir ayrıntının, kaç kişi olduğumuzun, bir kararın cazibesini değiştirebildiğini gördük; geri kalan her şey sabitken o ayrıntı sonucu çeviriyordu.
Sıradaki derste perdeyi bırakıp doğrudan bir kurtarma sahnesine geçiyoruz. Bir yanda gözümüzün önünde boğulmakta olan bir çocuk var, öte yanda aynı bedelle uzakta kurtarılabilecek başka bir çocuk. Maliyet de bahis de aynı, yine de biri zorunlu, öteki isteğe bağlı hissettiriyor. Sorulacak soru şu: bu farkı yakınlık mı taşıyor, sonucun kesinliği mi, yoksa kurtarılanın bir yüzü olması mı?