İçeriğe geç

P00-D05-M02-05·Kimlik ve gerçeklik

Görünmezlik yüzüğü

sıfırdan ileri2.062 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümle bu sahnenin verdiğini ve vermediğini taşıyor.

Yüzük sahnesi adil davranmak ile görülmeyi gerçekten ayırıyor ve ayırdığı kollardan birini kimsenin bakamayacağı hâle getiriyor.

Modülün ilk dersinde kurulan ayıran vaka bir seçimi zorunlu kılabiliyordu, çünkü iki kola da başkaları bakabiliyordu; bu şart kalkınca alet ayırmayı yapıyor ve kapatmayı yapamıyor.

Sahnenin ürettiği şey ortak bir sonuç değil, cevabı verenden başka kaynağı olmayan bir bildirim; bu bir kusur değil, sahnenin kapasitesi.

Tıkanmayı yaratan şey konunun ahlaki olması değil, izsizliğin sahnenin kurucu şartı olması; izler bırakan bir sürümde aynı soru yeniden kapanabiliyor.

Bir dalı sınanamaz ilan etmek için bakılamazlığın sahnenin kuruluşundan geldiğini göstermek gerekir, yoksa ölçüt zor konuların hepsini dışarıda bırakır.

Açılış sahnesi

Küçük bir dükkânın sahibi kasaya bakacak kimse bulamıyor ve tezgâhın üstüne bir kutu koyuyor. Fiyatlar duvarda yazılı, müşteri parayı kutuya bırakıp çıkıyor.

Kutu yıllarca çalışıyor. Ay sonlarında rakamlar aşağı yukarı tutuyor ve dükkân sahibi bundan sessiz bir memnuniyet duyuyor; müşterilerinin çoğunun dürüst olduğunu düşünüyor.

Bir hırsızlıktan sonra dükkâna kamera takılıyor. Kamera kutuyu da görüyor ve sonraki ay kutudaki para belirgin biçimde artıyor.

Dükkân sahibi bu artışa sevinemiyor. Elinde şimdi bir sayı var ve o sayı, ölçmek istemediği bir şeyi ölçüyor: müşterilerin ödemesinin ne kadarı görülmeye bağlıymış.

Eski rakamlar da yeni gözle okunuyor. Kutu yıllarca çalışmıştı, ama kimse o yılların hangi kısmının dürüstlükten, hangi kısmının komşu bakıyor olabilir korkusundan geldiğini söyleyemez.

Bu derste ne olacak

Bu modülün sahnesi şu: bulan kişiyi görünmez kılan bir yüzük. Takan kişi istediğini yapabiliyor, kimse göremiyor ve yakalanma ihtimali sıfıra iniyor. Soru, yüzüğü takan kişinin adil davranmayı sürdürüp sürdürmeyeceği.

Bu ders etik kuramlarını tanıtmıyor. Hangi ahlak öğretisinin doğru olduğu D05'in işi değil; buradaki iş, bir düşünce deneyinin ne yapabildiğini ölçmek ve bu sahne tam da bir ölçüm fırsatı veriyor.

Modülün ilk dersinde bir alet kurulmuştu: ayıran vaka. İşi, sıradan durumlarda birbirinden hiç kopmayan bir çifti kopartmak ve okuyucuyu hangi tarafta durduğunu söylemek zorunda bırakmaktı. Gemi sahnesinde alet temiz çalışmıştı.

Yüzük de ayırıyor ve ayırdığı çift açılış sahnesinde görünüyor: adil davranmak ile görülmek. Ayırma gerçekleşiyor, oysa seçim gelmiyor. Dersin omurgası bu tıkanmanın nereden geldiği, çünkü tıkanma yüzüğün konusundan değil kuruluşundan doğuyor.

Merkez soru

Bir ayıran vaka, ayırdığı dallardan birini kimse göremiyorsa ne yapar?

Cevabım şöyle: ayırmayı yapar ve kapatmayı yapamaz. Ayıran vakanın bir seçimi zorunlu kılabilmesi, iki dalın da bakılabilir olmasına dayanıyordu; yüzük bir dalı bakılamaz kılmak üzere kuruluyor ve bu, aletin kendi şartını ortadan kaldırıyor.

Sıfır noktası

Argümanın yapısı

Ayıran vakanın yüzükte neden kapanmadığını adım adım kuralım.

Birinci öncül: bir ayıran vaka iki dal üretir ve okuyucudan hangi dalda durduğunu söylemesini ister. Gemi sahnesinde dallar dere üstündeki yapı ile depodaki yığındı.

İkinci öncül: okuyucunun verdiği cevap, başkaları tarafından yoklanabildiği ölçüde tartışmaya girer. Geminin iki dalına da herkes bakabiliyordu; iki kasabalı aynı sahneyi okuyup birbirinin gerekçesini sınayabiliyordu.

Üçüncü öncül: yüzük sahnesinin iki dalından biri, tanımı gereği kimsenin bakamayacağı bir dal. Görünmezlik sahnenin bir ayrıntısı değil, kurucu şartı.

Dördüncü öncül: öyleyse o daldaki cevabın tek kaynağı cevabı veren kişi ve o cevabı yoklayacak bir dış nokta yok.

Sonuç: yüzük iki şeyi gerçekten ayırıyor ve ayırdığı dallardan birini sınanamaz kılıyor. Sahne bir seçim zorunluluğu değil, bir öz bildirim üretiyor.

Bu itiraz gerçek bir yol gösteriyor ve yolun kendisi aynı yerden sınırlanıyor. Kişinin görülmediği anlara dair kaydı da yalnız kendisinde ve doksan ikinci derste görüldüğü gibi, bir kaydın dışına çıkılmadan o kayıt yoklanamıyor. Buna karşılık itiraz bir şeyi kazandırıyor: yoklama imkânsız değil, yalnız tek kişilik. Tek kişilik bir yoklama işe yarayabilir ve bir tartışmada karşı tarafa sunulamaz.

Görüşler ve pozisyonlar

Yüzük sahnesinin ne gösterdiği üzerine üç ayrı konum var ve ayrıldıkları yer, görünürlük payının büyüklüğü.

İlk konum payın tamamı kapladığını söylüyor: adil davranmanın bütün gerekçesi yakalanma ihtimalinde ve ihtimal sıfırlanınca davranış da değişir. Glaukon'un sınaması bu konumu en keskin hâlinde kurar ve sınamayı kuran kişinin kendisi ona inanmak zorunda değildir.

İkinci konum bunun tersini savunuyor: pay sıfırdır ve adil davranışın görülmekle hiç ilgisi yoktur. Yüzük bu okumada hiçbir şeyi değiştirmez; değiştiriyorsa ortada baştan adalet yoktu.

Üçüncü konum sahnenin sorusunu değiştiriyor. Bu konuma göre yüzük bir ölçüm aleti değil, bir eğitim sorusu; kişiye kendisi hakkında ne düşündüğünü sordurur ve cevabın başkasına ispatlanması zaten beklenmez.

En güçlü itiraz

Dersin ayrımına yöneltilebilecek en ağır itiraz şu.

İtiraz ölçütün fazla geniş kurulduğunu gösteriyor ve daraltması doksan birinci dersin ölçüsünden geliyor. Orada bir rakibi kapalı ilan etmek için yalnız gözlem bulamamak yetmiyordu; kapalılığın nasıl kurulduğunun gösterilmesi isteniyordu. Burada da aynı talep geçerli. Bir dalın bakılamaz olması yetmez, bakılamazlığın sahnenin kuruluşundan gelmesi gerekir.

Ayrım işliyor ve ölçütü gerçekten daraltıyor. Bir kişinin acısı hakkında kurulan bir sahnede gözlenemezlik sahneden değil, konunun kendisinden geliyor ve o sahnelerde dolaylı yoklamalar hâlâ mümkün; davranış, tutarlılık ve zaman içindeki değişim sunulabiliyor. Yüzük sahnesinde dolaylı yoklama da kapalı, çünkü sahne kişinin bütün izlerini siliyor.

Açık kalan sorular

Görünürlük payının büyüklüğü ölçülebilir mi? Dükkân örneği bir toplamda oynama gösterdi ve payın kimde ne kadar olduğunu vermedi; ders bu ikisini ayırdı ve ölçme yolunu göstermedi.

Tek kişilik bir yoklama nerede biter? Kişi kendi kaydına bakabiliyor ve o kaydın dışına çıkamıyor; doksan ikinci derste aynı döngü başka bir konuda karşımıza çıkmıştı ve orada da kapanmamıştı.

Ortak sonuç vermeyen bir sahne yöntem içinde nereye konur? Dersin buna verecek cevabı yok; kişisel kayıt üreten sahnelerin bir sınıf olarak nasıl değerlendirileceği yazılmadı.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSahneyi bir insan doğası sınavı sanmak.
Doğrusu

Yüzük sorusuna verilen cevap, insanların çoğunun ne yapacağı hakkında bir bulgu değil. Sahne kimseyi gözlemiyor; kendi cevabını yazan kişiden başka verisi yok ve o veri karşılaştırılamıyor.

Yaygın yanlışGörünürlük payını bulmayı ikiyüzlülük ilan etmek.
Doğrusu

Bir davranışın bir kısmının görülmeye bağlı olması onu sahte yapmıyor. Dükkândaki artış, ödeyen kimsenin dürüst olmadığını göstermedi; yalnız toplamın tek parça olmadığını gösterdi.

Yaygın yanlışTıkanmayı konudan bilmek.
Doğrusu

Sahne ahlakla ilgili olduğu için kapanmadığı düşünülüyor. İzsiz dal örneği tersini gösteriyor: aynı ahlaki konu, izler bırakacak biçimde kurulduğunda ayıran vaka yeniden çalışıyor.

Yaygın yanlışDoksanıncı dersin sonucunu buraya taşımak.
Doğrusu

Gemi sahnesinde iki ölçüt ayrılıyordu ve ikisi de bakılabilir kollardı; orada varılan sonuç, ayrımın anlaşmazlığın yerini belirlemesiydi. Burada kollardan biri bakılamaz ve aynı sonuç çıkmıyor.

Yaygın yanlışCevabı vermeyen sahneyi kusurlu saymak.
Doğrusu

Ortak bir sonuç üretmemek bir sahneyi değersiz kılmıyor. Ölçülebilir olan şey ne ürettiği; bu sahne kişisel bir kayıt üretiyor ve bunun bilinmesi, ondan beklenmeyecek şeyi beklememeyi sağlıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümle bu sahnenin verdiğini ve vermediğini taşıyor.

Yüzük sahnesi adil davranmak ile görülmeyi gerçekten ayırıyor ve ayırdığı kollardan birini kimsenin bakamayacağı hâle getiriyor.

Modülün ilk dersinde kurulan ayıran vaka bir seçimi zorunlu kılabiliyordu, çünkü iki kola da başkaları bakabiliyordu; bu şart kalkınca alet ayırmayı yapıyor ve kapatmayı yapamıyor.

Sahnenin ürettiği şey ortak bir sonuç değil, cevabı verenden başka kaynağı olmayan bir bildirim; bu bir kusur değil, sahnenin kapasitesi.

Tıkanmayı yaratan şey konunun ahlaki olması değil, izsizliğin sahnenin kurucu şartı olması; izler bırakan bir sürümde aynı soru yeniden kapanabiliyor.

Bir dalı sınanamaz ilan etmek için bakılamazlığın sahnenin kuruluşundan geldiğini göstermek gerekir, yoksa ölçüt zor konuların hepsini dışarıda bırakır.

Sonraki derse köprü

Kimlik ve gerçeklik modülü burada bitiyor. Sahneler boyunca hep bir şeyin sürüp sürmediği soruldu; son sahnede soru cevaplayanın içine kapandı ve kimse ötekinin cevabını yoklayamadı.

Sıradaki modül bunun tam tersinden başlıyor. Açılış sahnesinde bir raylı araç kontrolden çıkmış ilerliyor ve bir kolu çevirerek onu başka bir hatta yönlendirmek mümkün; her iki hatta da insanlar var ve sayıları farklı. Burada gizli hiçbir şey yok — herkes aynı sahneyi görüyor, herkes cevabını söyleyebiliyor ve cevaplar yine bölünüyor. Sıradaki dersin sorusu bu bölünmeden doğuyor: yapıca çok benzeyen iki durumda insanlar neden farklı cevap veriyor, ve fark hangi ayrıntıdan geliyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.