Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Dersin tuttuğu yerler şunlar.
«Aynı kişi mi» sorusu tek bir soru değil; içinde yükleme ve beklenti diye iki ayrı soru bulunuyor ve türleri farklı.
Yükleme sorusu bir kararla kapanıyor; kural yazılır, uygulanır ve geriye cevaplanmamış bir şey kalmaz.
Beklenti sorusu aynı kararı kabul ediyor ve altında kapanmayan bir pay bırakıyor; kişi kuralı uygular ve soru yerinde durur.
İki soru gündelik hayatta hep aynı kişiye cevap verdiği için ayrı oldukları görünmüyor; ışınlanma onları ayırıyor ve ağır bellek kaybı gibi sıradan durumlar da ayırabiliyor.
Aynı olayların iki tarifinde ters cevap çıkması ayrımı çürütmüyor, ama tek parçalı bir okuma da aynı veriden çıkarılabiliyor ve ders ikisi arasında karar vermiyor.
Açılış sahnesi
Bir kişi otuz yaşında, elli yaşındaki kendisine bir mektup yazıyor. Mektubun sonunda şu cümle var: bunu senin için yapıyorum.
Aynı gün bir sözleşme imzalıyor; yirmi yıl sonra ödenecek bir borcun altına giriyor. İmzayı atarken hiç duraksamıyor.
Akşam bir arkadaşı mektubu görüyor ve tuhaf bir soru soruyor: mektuptaki «sen» kim? Kişi gülüp geçiyor ve arkadaşı ısrar ediyor.
Israrın altında iki ayrı soru olduğu ortaya çıkıyor. Birincisi şu: yirmi yıl sonra o kişinin başına gelecekleri bugün dört gözle beklemeli mi, yoksa bunlar başka birinin başına mı gelecek? İkincisi şu: yirmi yıl sonra o kişi bu imzanın altındaki borcu ödemek zorunda mı?
Kişi ikinci soruyu hiç düşünmeden cevaplamıştı; imzayı atarken zaten cevaplamıştı. Birinci soruyu ise cevaplayamıyor ve cevaplayamamak onu ilk sorudan daha çok rahatsız ediyor.
Bu derste ne olacak
Bir önceki derste bir kişi bir durumdan çıkıp hüküm veriyordu ve çıkanla girenin aynı kişi olduğu hiç sorulmadı. Bu ders o varsayımı kaldırıyor.
Sahnesi şöyle: bir kişi bir odada baştan sona taranıyor, tarama verisi başka bir şehre gönderiliyor ve orada aynı malzemeden birebir yeniden kuruluyor; kaynaktaki beden tarama sırasında dağılıyor. Öteki uçta gözlerini açan kişi, hiçbir kesinti hissetmeden yola devam ediyor.
Bu sahneyi bir bilmece olarak kurmayacağım ve çeşitlerini sıralamayacağım. Otuz yıl önce şu denmişti, sonra şu varyant çıkmıştı diye giden bir liste ders değil, envanterdir.
Buradaki iş açılış sahnesinin gösterdiği ayrımı sonuna kadar götürmek. Gündelik hayatta o iki soru hep birlikte cevaplanıyor ve ayrı oldukları hiç görünmüyor. Işınlanma sahnesi onları ayırıyor ve ayırdığında bir şey ortaya çıkıyor: iki sorudan biri bir kararla kapatılabiliyor, öteki kapatılamıyor.
Merkez soru
Öteki uçta uyanan kişi hakkındaki soru ne türden bir sorudur?
Cevabım tek parça değil ve dersin bütün ağırlığı buna biniyor. Soru tek değil; içinde birbirinden bağımsız iki soru var ve türleri farklı. Biri bir uzlaşmayla kapanıyor ve kapandığında geriye bir şey kalmıyor. Öteki uzlaşmayı kabul ediyor ve altında kapanmamış bir pay bırakıyor.
Sıfır noktası
Argümanın yapısı
Bu ayrımı öncüllere ayıralım.
Birinci öncül: yükleme sorusunun cevabı bir kurumun kararıyla belirlenebiliyor. Kimin ödeyeceği yazılır, uygulanır ve tartışma biter.
İkinci öncül: beklenti sorusunun cevabı aynı biçimde belirlenemiyor. Bir kurul, kişinin ileride olacak bir şeyi beklemesi gerektiğine karar verse bile, beklemek o kararla ortaya çıkmıyor.
Üçüncü öncül: gündelik durumlarda iki soruya aynı kişi cevap oluyor, bu yüzden aradaki tür farkı görünmüyor.
Dördüncü öncül: ışınlanma sahnesi ikisini ayırıyor; öteki uçtaki kişi yükleme bakımından rahatça aday gösterilebiliyor ve beklenti bakımından aynı rahatlık doğmuyor.
Sonuç: «öteki uçtaki kişi aynı kişi midir» tek bir soru değil. İki sorunun üst üste binmiş hâli ve ayrıldıklarında farklı türden cevaplar istiyorlar.
Bu itiraz ayrımın yerini doğru soruyor ve ölçümle karşılanabiliyor. Bir kurum beklenti sorusunda karar verdiğinde ortaya çıkan şey, sorunun kapanması değil kişinin kararı uygulaması. Borç kararında uygulama ile kapanma aynı şey; beklenti kararında kişi uygular ve içindeki soru yerinde durur. Açılış sahnesindeki kişi borcu ödedi ve mektubu okurken hâlâ aynı şeyi soruyordu.
Görüşler ve pozisyonlar
Işınlanma sahnesine verilen cevaplar üç yerde toplanıyor ve ayrıldıkları nokta, geriye bir şey kalıp kalmadığı.
İlk cevap bir pratik sonucu kabul ederek başlıyor: öteki uçtaki kişi her bakımdan aynı kişidir ve sorulacak başka bir şey yoktur. Bu cevabı verenler bilinç bağını ölçü alıyor; geçmişi içeriden taşıyan kişi o geçmişin sahibidir.
Buna karşılık ikinci cevap bu çöküşü kabul ediyor ve sorunun boş olduğunu söylüyor. Bu cevaba göre bütün olgular bilindiğinde geriye bir bilinmeyen kalmaz; «aynı kişi mi» sorusu bir olgu sorusu olmaktan çıkar ve nasıl konuşmayı seçeceğimize iner.
Üçüncü cevap soruyu bölüyor ve bu ders o bölmeyi savunuyor. Bölmeye göre ikinci cevap yükleme sorusu için doğru, oysa beklenti sorusu için eksik; olguların tükenmesi adlandırma tercihini serbest bırakıyor, beklentiyi serbest bırakmıyor.
En güçlü itiraz
Ayrımın karşısına konabilecek en ağır itiraz şu.
Bu itiraz araçla sınanabilir ve sınadım. Seksen beşinci dersin geri yerleştirmesi burada işliyor: beklenti ile yüklemenin tek bir olguya dayandığını söyleyen cümleyi al, kural gibi oku ve ışınlanmanın hiç geçmediği sıradan bir duruma uygula. Ağır bir kaza geçirip bütün anılarını kaybeden bir kişide yükleme sürüyor; borçları duruyor, suçları düşmüyor. Beklenti ise kazadan önceki kişi için apayrı bir soru hâline geliyor ve yakınları bunu sorabiliyor. Ayrılma uç sahneye özel değil.
Williams'ın iki anlatımı bu gözle okunduğunda ayrımı çürütmüyor, ona bir yol veriyor. Birinci anlatım yükleme tarafını öne çıkarıyor; kim kimin geçmişini sahipleniyor diye soruyor. İkinci anlatım beklenti tarafını öne çıkarıyor; kim neden korkmalı diye soruyor. İki cevabın ters çıkması, iki ayrı soruya cevap verildiği okumasıyla tutarlı.
Yine de bir şey kapanmıyor ve bunu yazmam gerekiyor. Betime duyarlı bir sorunun iki parçalı olduğunu söylemek bir çıkarım değil, bir okuma; aynı veriden tek parçalı ve ambalajla oynayan bir okuma da çıkarılabiliyor. Ders ikisi arasında karar verecek bir ölçüt kurmuyor.
Açık kalan sorular
Kapanmayan pay bir soru türünün işareti mi, yoksa yalnız zorluğun işareti mi? Bölümü kapatan itiraz bunu sordu ve ders elinde ikisini ayıracak bir ölçüt olmadan bitiyor.
Beklenti sorusunun bir doğru cevabı var mı, yoksa yalnız yaşanan bir tutum mu? Ders sorunun kararla kapanmadığını gösterdi ve cevabının bulunup bulunamayacağını söylemedi.
Yükleme sorusundaki uzlaşma keyfi olabilir mi? Yasa örneği kapanmayı gösterdi ve hangi kuralın yazılması gerektiğini göstermedi; kapanan bir soru, iyi kapanmış olmak zorunda değil.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışİki soruyu tek soru sayıp tek cevap aramak.
«Aynı kişi mi» sorusuna verilen her cevap, iki sorudan yalnız birini karşılıyor ve ötekini karşılamış gibi görünüyor. Tartışmaların çoğu taraflar farklı soruları cevapladığı için uzuyor.
Yaygın yanlışKurumun kararını sorunun cevabı sanmak.
Bir yasa yükleme sorusunu gerçekten kapatıyor ve beklenti sorusuna dokunmuyor. Kapanan şeyin ne olduğunu görmeden, tartışmanın bittiği düşünülüyor.
Yaygın yanlışDoksanıncı dersin ölçütlerini buraya taşımak.
Orada madde sürekliliği ile düzen sürekliliği tek bir nesne için iki ölçüt olarak ayrılmıştı ve iki aday vardı. Burada aday bir tane ve ayrılan şey ölçüt değil, sorunun kendisi; aynı ayrım değil.
Yaygın yanlışSahneyi varyant listesine çevirmek.
Işınlayıcı, çoğaltma, kademeli değiştirme diye uzayan bir sıralama bir şey kurmuyor. Bu derste sahne bir kere oynatıldı ve oynatma bir sonuç verdiği için yapıldı.
Yaygın yanlışBetime duyarlılığı otomatik kusur saymak.
Bir sorunun cevabı tarife göre oynuyorsa ortada her zaman bir hile yok. Tarif bazen sorunun hangi parçasını sorduğunu belli ediyor ve bu bilgi işe yarıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Dersin tuttuğu yerler şunlar.
«Aynı kişi mi» sorusu tek bir soru değil; içinde yükleme ve beklenti diye iki ayrı soru bulunuyor ve türleri farklı.
Yükleme sorusu bir kararla kapanıyor; kural yazılır, uygulanır ve geriye cevaplanmamış bir şey kalmaz.
Beklenti sorusu aynı kararı kabul ediyor ve altında kapanmayan bir pay bırakıyor; kişi kuralı uygular ve soru yerinde durur.
İki soru gündelik hayatta hep aynı kişiye cevap verdiği için ayrı oldukları görünmüyor; ışınlanma onları ayırıyor ve ağır bellek kaybı gibi sıradan durumlar da ayırabiliyor.
Aynı olayların iki tarifinde ters cevap çıkması ayrımı çürütmüyor, ama tek parçalı bir okuma da aynı veriden çıkarılabiliyor ve ders ikisi arasında karar vermiyor.
Sonraki derse köprü
Bu ders bir kişiye dışarıdan bakan sorularla çalıştı: kim öder, kim beklemeli. Hepsinde başkalarının ya da kurumların gözü vardı.
Sıradaki ders o gözü kapatıyor. Kimsenin görmediği, kimsenin öğrenemeyeceği bir durumda bir kişi ne yapar? Sahne, takanı görünmez kılan bir yüzük veriyor ve yakalanma ihtimalini sıfıra indiriyor. Sıradaki dersin sorusu buradan doğuyor: adil davranmanın gerekçesi yakalanma ihtimaline bağlıysa, o gerekçe kalktığında geriye ne kalıyor?