Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Geriye şunlar kalıyor.
Uyku kimsenin kurmadığı bir durum ve argümanın gücü inşasından değil, gerçekten olmuş olmasından gelir.
Kayıtta duran şey rüyanın içeriği değil, o gece çalıştırılan yoklamanın yanlış cevap vermiş olması.
Böyle bir kayıt bir inancı düşürmez, bir ölçütü düşürür ve hüküm bundan bir adım ileri gitmez.
Kavanozdan farkı uyanmak: kişi her sabah, içerideyken ulaşamadığı bir konuma geçiyor ve hükmü oradan veriyor.
Çıkışın kendisi tartışmalı kalıyor, çünkü uyandığını görmek de görülebilen bir şey; ders bu soruyu kapatmadan bırakıyor ve kapatmamayı bir eksiklik saymıyor.
Açılış sahnesi
Bir kişi yıllardır uyanır uyanmaz gördüğü rüyayı deftere yazıyor. Kayıtların çoğu sıradan; bir sabahki kayıt değil.
O gece kişi rüyasında bir an duraksamış ve rüyada olup olmadığını sormuş. Sonra kendi kendine bir yoklama yapmış: elini kaldırıp parmaklarını saymış, beş çıkmış. Duvardaki yazıya bakmış, yazı okunuyormuş. Masanın kenarına vurmuş, eli acımış.
Üç yoklama da geçmiş. Kişi rüyada olmadığına karar vermiş ve rüyaya devam etmiş.
Uyandığında defterine bunu yazıyor ve yazarken bir şey fark ediyor. Elindeki asıl kayıt rüyanın içeriği değil; o gece çalıştırdığı yoklamaların yanlış cevap verdiği.
Bu kayıt sıradan bir hatadan farklı. Kişi bir şeyi bilmiyor değildi; bir sınama yapmıştı, sınama sonuç vermişti ve sonuç yanlıştı. Üstelik o anda bunu görmesinin bir yolu yoktu.
Bu derste ne olacak
Bir önceki ders kapalı bir rakiple çalıştı: kavanoz sahnesi birileri tarafından, hiçbir gözlemin ayıramayacağı biçimde kuruluyordu. Uyku öyle bir şey değil. Kimse onu kurmuyor, kimse girdileri yönetmiyor ve herkes her gece oraya giriyor.
Fark yalnız hikâyede değil, argümanın taşıdığı güçte. Kavanoz sahnesinin gücü kurulmuş olmasından geliyordu; rüyanın gücü olmuş olmasından geliyor. Bu ikisi aynı biçimde iş görmez ve bu ders farkın nereye oturduğunu çalışıyor.
Aradaki en görünür yapı farkı uyanmak. Kavanozdan çıkış yok; uykudan çıkış var ve çıkıştan sonra kişi, içerideyken veremediği bir hükmü verebiliyor. Bu tek fark argümanın menzilini baştan sona değiştiriyor.
Dersin vardığı yer şu: rüya kaydı bir inancı düşürmüyor, bir ölçütü düşürüyor. Neyin düştüğünü ve neyin ayakta kaldığını tek tek ayıracağız, sonda da bu ayrımın kendi zayıf noktasını yazacağım.
Merkez soru
Bir kere fark edilmeden yanılmış olmak, şimdi neyi gösterir?
Cevabım dar ve bu darlık kasıtlı. Kayıt, o gece çalıştırılan yoklamanın yetersiz olduğunu gösterir; şu an uyanık olmadığını göstermez ve uyanık olduğunu da göstermez. Argümanın bütün gücü ilk yarıda, bütün sınırı ikinci yarıda.
Sıfır noktası
Argümanın yapısı
Bu iki kaydın farkını öncüllere ayıralım.
Birinci öncül: bir yoklamanın işe yaraması, yanlış durumda yanlış cevabı vermemesine bağlı. Her durumda aynı cevabı veren yoklama bir şey ayırmıyor.
İkinci öncül: açılış sahnesindeki üç yoklama, rüya durumunda da uyanıklık cevabı verdi. Demek ki bu yoklamalar uyku ile uyanıklığı ayırmıyor.
Üçüncü öncül: bir yoklamanın ayırmadığını göstermek, o yoklamayı eler. Yoklamayı kullanan kişinin o anki inancının yanlış olduğunu göstermez; yalnız inancın o yoklamadan destek almadığını gösterir.
Sonuç: rüya kaydı, belirli bir ölçütü kesin biçimde eler ve şu anki durum hakkında tek başına bir şey söylemez.
Bu itiraz elemeyi genişletiyor ve sınırını kaldırmıyor. Genişleyen şey ölçütlerin kümesi; hükmün türü aynı kalıyor. Deneyime dayanan bütün işaretler elense bile elde kalan sonuç hâlâ bir yetersizlik hükmü; hiçbiri şu an uyanık olmadığını söylemiyor ve dersin ayrımı tam burada duruyor.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir rüya kaydının neyi hak ettiği üzerine üç ayrı okuma var ve ayrıldıkları yer hükmün kapsamı.
Birinci okumayı savunanlar kaydın bütün duyu temelli güveni sarstığını söylüyor. Onlara göre bir kere fark edilmeden yanılmış olmak, aynı türden her anın şüpheye açık olduğunu gösterir; uyanık olduğuna dair şu anki kanaat de aynı türden bir kanaat.
İkinci okuma soruyu tersten alıyor. Bu okumaya göre asıl kayda değer olan, kişinin uyanmış ve hükmü vermiş olması; rüyanın kendisi değil, ondan çıkış. Uyku ile uyanıklık arasında gerçek ve gözlenebilir bir fark yoksa çıkış da olmazdı.
Üçüncü okuma anlaşmazlığın yerini değiştiriyor. Bu okumaya göre ilk iki taraf aynı hatayı yapıyor ve kaydı bir inanç hakkında konuşturuyor. Kayıt bir inanç hakkında değil, bir yoklama hakkında; elediği şey belli, elemediği şey de belli.
En güçlü itiraz
En sert soru dersin kendi ölçüsüne yöneliyor.
Bu itiraz ölçünün yanlış pozitifini gösteriyor ve karşılanması ölçüyü daraltmakla oluyor. Eleme, hatırlanan yoklamaya değil, yoklamanın türüne bağlanmalı. Parmak saymanın uykuda beklenen sonucu verip vermediği tek bir gecenin hatırasına bırakılamaz; aynı yoklama uyanıkken de kurulabilir ve uykudaki davranışı birden çok kayıtla yoklanabilir. Tek kayıt bir işaret, tekrarlanan kayıt bir eleme.
Daraltma itirazı tümüyle karşılamıyor. Kalan kısım şu: bir yoklamanın uykudaki davranışı hakkında toplanan her kayıt, yine uyanıkken yazılmış bir kayıt.
Açık kalan sorular
Tekrarlanan kayıt kaç kere tekrarlanmalı? Ders tek kaydın bir işaret, çok kaydın bir eleme olduğunu söyledi ve aradaki eşiği koymadı.
Bir yoklamanın güvenilmez çıkması, onu kullanmaya devam etmek için yeter mi? Son itiraz bunu sordu ve derecelenen güvenilirliğin nasıl kaydedileceği burada yazılmadı.
Uyanıkken yazılan kayıtların kendisi nasıl yoklanır? Bu, itirazın ayakta kalan kısmı ve dersin ona verecek bir cevabı yok; kaydın dışına çıkacak bir yer gösterilmedi.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKaydı bir inanç hakkında konuşturmak.
Rüya kaydı «şu an uyanık değilsin» demiyor ve «uyanıksın» da demiyor. Söylediği tek şey, o gece çalıştırılan yoklamanın yanlış cevap verdiği; buradan şimdiki duruma geçmek ayrı bir adım ve ayrı bir gerekçe ister.
Yaygın yanlışRüyayı kavanozla aynı sınıfa koymak.
Kavanoz sahnesi kurulmuş bir rakipti ve hiçbir gözlem onu ayırmıyordu. Uykudan çıkış var, gözlem var ve tartışma çıkışın taraf olup olmadığı üzerinde yürüyor; iki argüman aynı yerde durmuyor.
Yaygın yanlışRüyanın tuhaflığını dayanak yapmak.
Rüyaların tutarsız olduğu ve bu yüzden ayırt edilebileceği söyleniyor. Açılış sahnesindeki gece tutarsız değildi; yazı okunuyordu, acı gerçekti ve parmaklar beşti. Tutarsızlık bazen bulunuyor ve bir ölçüt olamayacak kadar düzensiz.
Yaygın yanlışElemeyi bütün duyulara yaymak.
Bir yoklamanın düşmesi, deneyime dayanan her şeyin düştüğü anlamına gelmiyor. Terazi örneğindeki gibi eleme önce dar tutulur ve genişletilecekse gerekçesi ayrıca yazılır.
Yaygın yanlışUyanmayı kanıt saymak.
Uyanmak bir konum değişikliği sağlıyor ve o değişikliğin gerçekliğini kendisi garanti etmiyor. Zhuangzi'nin sorusu tam buraya basıyor ve bu ders onu kapatmıyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Geriye şunlar kalıyor.
Uyku kimsenin kurmadığı bir durum ve argümanın gücü inşasından değil, gerçekten olmuş olmasından gelir.
Kayıtta duran şey rüyanın içeriği değil, o gece çalıştırılan yoklamanın yanlış cevap vermiş olması.
Böyle bir kayıt bir inancı düşürmez, bir ölçütü düşürür ve hüküm bundan bir adım ileri gitmez.
Kavanozdan farkı uyanmak: kişi her sabah, içerideyken ulaşamadığı bir konuma geçiyor ve hükmü oradan veriyor.
Çıkışın kendisi tartışmalı kalıyor, çünkü uyandığını görmek de görülebilen bir şey; ders bu soruyu kapatmadan bırakıyor ve kapatmamayı bir eksiklik saymıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste kişi bir durumdan çıktı ve çıktıktan sonra hüküm verdi; çıkan ile giren aynı kişiydi ve kimse bunu sorgulamadı.
Sıradaki ders o varsayımı kaldırıyor. Bir kişi bir yerde taranıp başka bir yerde birebir yeniden kuruluyor ve aradaki geçişte bedeni ortadan kalkıyor. Öteki uçta uyanan, giden kişi mi yoksa onun tam bir eşi mi? Sıradaki dersin işi, bu sorunun bir olgu sorusu mu yoksa bir karar sorusu mu olduğunu ayırmak.