İçeriğe geç

P00-D05-M01-05·Düşünce deneyi nedir?

Sınama

sıfırdan ileri2.222 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Dersin özü beş cümlede duruyor.

Bir sınama adımların toplamı değildir; dört iş de tek tek doğru yapılıp ortaya bir sınama çıkmayabilir.

Aksaklığın yeri adımların içi değil eklemler, yani bir adımın çıktısının ötekinin girdisi olduğu ve iki adımın da işi bitmiş saydığı noktalar.

Üç eklemin üçünde de bir pay yarım kalıyor: senaryoyu onaylayan karşılık henüz çevrilmemiştir, ikinci sürümün cümlesi ilkiyle aynı genişlikte yazılmayabilir, ve tanımın karşısına konan sürümün hangisi olduğu yazılmaz.

Belirsizliğin birikip birikmediği yürüyüşün uzunluğuna değil eklemin yönüne bağlı; yalnız ileri bakan eklemde borç birikir, geriye gönderen eklemde düzeltme olur.

Geriye gönderen eklemin nerede duracağı bu derste yazılmadı ve bu, birikmeyi önleyen düzeneğin kendi bedeli.

Açılış sahnesi

Bir işyerinde sendika ile işveren, fazla mesainin gönüllü sayılması için hangi şartın gerektiğini tartışıyor. İşveren bir tanım öneriyor: çalışan hayır deme imkânına sahipse mesai gönüllüdür.

Sendika temsilcisi bir durum kuruyor. Bir çalışan hayır diyebiliyor, kimse onu engellemiyor, ama hayır diyen kişilerin vardiya çizelgesi sessizce kötüleşiyor. Temsilci soruyor: bu gönüllü mü?

Masadaki herkesin içinde aynı karşılık beliriyor ve hayır yönünde. Temsilci bunu bir cümleye çeviriyor: bedeli olan bir hayır, hayır deme imkânı sayılmaz. İşveren itiraz ediyor, çünkü bu cümle her türlü dolaylı sonucu kapsıyor.

Temsilci senaryoyu düzeltiyor ve çizelge cümlesini çıkarıp yerine doğrudan bir ücret kesintisi koyuyor. Yeni sürümde karşılık daha da nettir. İşveren yine itiraz ediyor ve bu kez haklı bir noktaya basıyor: kendisi ilk sürümü cevaplamıştı, ikincisini değil.

Toplantı bir sonuca varmadan bitiyor. Oysa dört iş de yapılmıştı; bir senaryo kuruldu, bir karşılık alındı, bir cümleye çevrildi ve bir tanımın karşısına konuldu. Dördü de tek tek doğru yapıldı ve ortaya bir sınama çıkmadı.

Bu derste ne olacak

Bu modül dört iş kurdu. Seksen dördüncü ders senaryoyu, seksen beşinci ders senaryodan çıkan karşılığın bir cümleye çevrilmesini, seksen altıncı ders bir ayrıntının oynatılmasını, seksen yedinci ders kurulmuş bir durumun bir tanımı bağlayıp bağlamadığını çalıştı.

Bu ders dördünü tekrar anlatmıyor. Dördü de kuruldu, adları kondu ve burada kullanılacak. Yeni olan şey aralarında duran yerler.

Bir işlemin adımları tek tek doğru yapılabilir ve işlem yine de yürümeyebilir. Bunun olduğu yer adımların içi değil, birinin çıktısının ötekinin girdisi olduğu nokta. Açılış sahnesinde dört iş de yapıldı ve toplantı sonuçsuz kaldı; aksaklık hiçbir işin içinde değildi.

Dersin omurgası bu noktaları tek tek açmak. Üç tanesi var ve üçünde de bir şey yarım kalıp bir sonrakine geçiyor. Sonda bu yarım kalmaların birikip birikmediğini soracağız; yöntemin bir bütün olarak neyi yapamadığı ise bu modülün son dersinin konusu ve burada karara bağlanmıyor.

Merkez soru

Dört iş arka arkaya yapıldığında ortaya tek bir sınama çıkıyor mu?

Savunduğum cevap şu: kendiliğinden çıkmıyor. Her iş kendi payından bir parçayı bitiremeden bir sonrakine devrediyor ve devredilen parça, onu alan işin varsaydığı şeyin ta kendisi oluyor.

Sıfır noktası

Argümanın yapısı

Üç eklem var ve üçünü sırayla açalım.

Birinci eklem senaryo ile karşılık arasında. Seksen dördüncü dersin oynatma denetimi bir senaryoyu onaylamak için karşılığın oynayıp oynamadığına bakıyordu. Seksen beşinci ders ise karşılığın kendi başına bir cümle taşımadığını gösterdi. Yani senaryoyu onaylayan şey, bir sonraki adımın henüz belirsiz saydığı şeydi.

İkinci eklem karşılık ile oynatma arasında. Bir ayrıntı oynatıldığında ikinci bir senaryo doğar, ikinci bir karşılık gelir ve o karşılık da kendi cümlesine çevrilmek zorunda kalır. İki cümle birbirini tutmuyorsa fark ayrıntıdan mı yoksa iki ayrı çeviriden mi geliyor, bu soru hiçbir adımın işi değil.

Üçüncü eklem oynatma ile tanım arasında. Seksen altıncı ders bir ayrıntıyı değiştirmenin başka ayrıntıları da sürüklediğini gösterdi; birkaç oynatmadan sonra elde birden çok sürüm bulunuyor. Bir tanımın karşısına konan sürümün hangisi olduğu yazılmadığında, tanım sahibi başka bir sahneyi cevaplamış olabiliyor.

Sonuç: üç eklemde de bir iş yarım kalıyor ve yarım kalan şey, bir sonraki adımın sorgusuz kabul ettiği şey oluyor.

İtirazın gördüğü şey gerçek ve dersin savını bozmuyor. Adımlar gerçekten iç içe yürüyor; eklem bir zaman aralığı değil, bir hesap yeri. Açılış sahnesindeki iki taraf da akışı kesintisiz yaşadı ve hangi sürümün cevaplandığı sorusu yine de cevapsız kaldı. Soru sorulduğunda ortaya çıkan şey bir boşluk değil, kimsenin üstlenmediği bir iş.

Görüşler ve pozisyonlar

Çok adımlı bir işlemin güvenilirliği üzerine eski bir anlaşmazlık var ve bu modülün yürüyüşü onun tam ortasına düşüyor.

Bir yanda, güvenilirliğin bütüne ait olduğunu söyleyen görüş duruyor. Bu görüşe göre hiçbir adım tek başına kesin değildir ve olması da gerekmez; sonraki adımlar öncekilerin bıraktığını toparlar, çünkü her adım bir öncekinin çıktısını iş üstünde yeniden sınar. Bir tanımın karşısına konan sürüm işe yaramıyorsa bu, senaryoya geri dönmeyi zorunlu kılar ve düzeltme kendiliğinden olur.

Öte yanda, belirsizliğin biriktiğini söyleyen görüş var. Bu görüşe göre sonraki adımlar öncekileri denetleyemez, çünkü onların çıktısını girdi olarak alırlar; denetlemek için geri dönmek gerekir ve geri dönmek işlemin bir parçası değildir.

Bu iki görüşü bu seride bir kez daha karşılaştırdık. Kırk beşinci derste halat ile zincir ayrımını kurmuştuk: zincirde bir gerekçe düşerse hepsi düşer, halatta kalanlar taşımayı sürdürür.

Üçüncü bir okuma, yürüyüşün ne halat ne zincir olduğunu söylüyor. Bu okumaya göre belirleyici olan eklemin yönü. Bir eklem soruyu yalnız ileri taşıyorsa borç birikir. Aynı eklem soruyu geriye gönderebiliyorsa, yani bir adımın çıktısı bir öncekini yeniden açabiliyorsa düzeltme olur. Yön bir tercih değil, eklemin kurulma biçimiyle belirlenir ve bu modülde kurulan üç eklemin üçü de yalnız ileri bakıyor.

En güçlü itiraz

En ağır itiraz dersin kendi iddiasını hedef alıyor.

Bu itirazın bir yarısı yerinde duruyor: eklem sayısı gerçekten bölmeye bağlı. Yine de borcun içeriği bölmeye bağlı değil. Hangi bölme yapılırsa yapılsın, bir senaryoyu onaylayan karşılığın kendisinin de çevrilmeyi beklediği gerçeği yerinde duruyor; iki sürümün cümlelerinin farklı genişlikte yazılabildiği gerçeği de. Bunlar iki adım arasında değil, iki iş arasında duruyor ve işler sayılmadan da çakışıyor.

Açılış sahnesindeki tıkanma bu tek eksikten geldi. İşveren birinci sürümü cevaplamıştı, sendika ikinci sürümün karşılığını taşıyordu ve ikisi de kendi sahnesinde tutarlıydı. Sınanan sürüm yazılmış olsaydı anlaşmazlık kaybolmazdı, ama nerede durduğu görünür olurdu.

Açık kalan sorular

Üç yer kapanmadan kaldı.

Geriye gönderen bir eklem nerede durur? Bu sorunun bir kısmı seksen beşinci derste de açık kalmıştı; komşu durumları denemek her denemede yeni bir karşılık doğuruyordu ve dizinin sonu yazılmamıştı. Burada aynı dizi bütün yürüyüş ölçeğinde karşımıza çıktı.

Hangi sürümün sınanmaya değer olduğuna ne karar verir? Son karşı örnek bunu sordu ve bu ders bir ölçüt vermedi.

Eklem borcunun ödenip ödenmediği nasıl anlaşılır? Borcun varlığı tıkanmadan geriye doğru okunuyor; tıkanma olmadan borcun kapandığını gösterecek bir işaret bulunmuş değil.

Yaygın hatalar

Bir sınamayı yürütürken beş hata tekrarlanıyor.

Yaygın yanlışAdımların doğruluğunu yürüyüşün doğruluğu saymak.
Doğrusu

Dört iş de kusursuz yapılabiliyor ve sınama yine çıkmayabiliyor. Açılış sahnesindeki tutanakta dört satır da doğruydu; eksik olan şey satırların arasındaydı.

Yaygın yanlışİki sürümün cümlelerini farklı genişlikte yazmak.
Doğrusu

Bir ayrıntı oynatıldığında ikinci karşılığın cümlesi ilkinden dar ya da geniş yazılabiliyor. O zaman ölçülen şey ayrıntının etkisi değil, iki çevirinin farkı oluyor.

Yaygın yanlışSınanan sürümü yazmadan sonuca geçmek.
Doğrusu

Senaryo birkaç kez düzeltildiğinde hangi sürümün masada olduğu kayboluyor. Taraflar farklı sahneleri cevaplıyor ve anlaşmazlık konudan geliyormuş gibi görünüyor.

Yaygın yanlışGeri dönüşü bir kusur saymak.
Doğrusu

Bir adımın bir öncekini yeniden açması düzensizlik gibi görünüyor ve düzeltmenin gerçekleştiği tek yer orası. Dewey'in uyardığı şey tam olarak buydu; sıra bir kural değil, bir çözümleme aracı.

Yaygın yanlışEklem borcunu kapanmış saymak.
Doğrusu

Yürüyüş tıkanmadığında borcun ödendiği düşünülüyor. Tıkanmama yalnız borcun henüz görünmediğini gösteriyor ve bu ders ikisini ayıracak bir işaret bulamadı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Dersin özü beş cümlede duruyor.

Bir sınama adımların toplamı değildir; dört iş de tek tek doğru yapılıp ortaya bir sınama çıkmayabilir.

Aksaklığın yeri adımların içi değil eklemler, yani bir adımın çıktısının ötekinin girdisi olduğu ve iki adımın da işi bitmiş saydığı noktalar.

Üç eklemin üçünde de bir pay yarım kalıyor: senaryoyu onaylayan karşılık henüz çevrilmemiştir, ikinci sürümün cümlesi ilkiyle aynı genişlikte yazılmayabilir, ve tanımın karşısına konan sürümün hangisi olduğu yazılmaz.

Belirsizliğin birikip birikmediği yürüyüşün uzunluğuna değil eklemin yönüne bağlı; yalnız ileri bakan eklemde borç birikir, geriye gönderen eklemde düzeltme olur.

Geriye gönderen eklemin nerede duracağı bu derste yazılmadı ve bu, birikmeyi önleyen düzeneğin kendi bedeli.

Sonraki derse köprü

Bu ders yürüyüşün içinde kaldı ve hep tek bir soruyu sordu: adımlar bir arada çalışıyor mu. Cevap üç eklemde de aynı yöne çıktı ve yürüyüş yürüdü.

Sıradaki ders yürüyüşün dışına çıkıyor ve bambaşka bir şey soruyor: bu yöntem neyi hiç yapamaz? Bu modülde dört ayrı araç kuruldu ve her birinin kendi yanlış pozitifi yazıldı; hiçbir yerde bu dördünün tek bir yöntem olup olmadığı sorulmadı. Sıradaki dersin işi o soruyu sormak ve yöntemin sınırını çizmek; yani bu araçların birlikte bile ulaşamadığı soruların nerede başladığını söylemek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.