İçeriğe geç

P00-D05-M01-03·Düşünce deneyi nedir?

Değişken

sıfırdan ileri2.347 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümle bu dersin taşıdığı şeyi tutuyor.

Değişken, iki sürüm arasında bilerek farklı kılınan ayrıntıdır ve onu seçen yazardır; seçim senaryonun yüzünde görünmez.

Tek fark şartı yazarın tek başına sağlayabileceği bir şart değildir, çünkü bir ayrıntıyı değiştirmek okuyucunun doldurduğu varsayımları da değiştirir.

İki sürüm tek farkla sunulup iki fark taşıyabilir ve bu bir yanıltma değildir; ikinci fark yazının değil okumanın içinde doğar.

Bir bağ üç ayrı yerden gelebilir ve nereden geldiği ne yapılacağını belirler: okuma alışkanlığından gelen bağ bir cümleyle kalkar, dünyanın işleyişinden gelen bağ bir varsayımla askıya alınır, kavramın kendisinden gelen bağ kalkmaz.

Bir bağın kavramsal olduğunu söylemek bir iddiadır ve gerekçe ister; gerekçesiz söylendiğinde, ortada bir bağ değil bir alışkanlık vardır.

Açılış sahnesi

Bir belediye, park alanlarına izinsiz yapılan kulübeler konusunda ne yapılması gerektiğini tartışıyor ve tartışmayı düzene sokmak için iki kısa durum hazırlıyor.

Birinci durum şöyle: bir kişi park alanının kenarına bir kulübe kurmuş ve orada on yıldır oturuyor. İkinci durum tek bir noktada ayrılıyor: aynı kişi aynı kulübeyi dün kurmuş.

Hazırlayanlar iki durumu meclise sunarken şunu söylüyor: aradaki tek fark süre. Böylece sürenin bir hak doğurup doğurmadığı temiz biçimde sorulmuş olacak.

Oylama öncesi bir üye itiraz ediyor. On yıldır orada oturan biri hakkında okuyan herkes, o kişinin gidecek başka bir yeri olmadığını da varsayıyor; kimse on yıl boyunca isteyerek bir kulübede oturmaz. Dün kurmuş olan kişi hakkında böyle bir varsayım doğmuyor.

Yani ikinci durumda süre değişti ve süreyle birlikte ikinci bir şey daha değişti. Hazırlayanlar bunu istemedi ve engelleyemezlerdi de; süreyi değiştirmek, okuyucunun kafasındaki çaresizlik varsayımını da yanında sürükledi.

Meclis şimdi hangi farkın cevabı belirlediğini bilmiyor. İki durum arasında tek fark yoktu, iki fark vardı ve ikisi birbirine bağlıydı.

Bu derste ne olacak

Bu modülde şimdiye kadar iki şey kuruldu. Seksen dördüncü derste senaryonun hangi ayrıntıyı belirtip hangisini serbest bırakacağını ayırdık. Seksen beşinci derste, senaryodan çıkan tepkinin bir cümleye çevrildiğini ve o çevirinin denetlenebileceğini gördük.

İkisinde de arka planda bir hamle vardı: bir şeyi değiştirip cevabın oynayıp oynamadığına bakmak. Bu ders o hamlenin kendisini konu alıyor ve şunu soruyor: değiştirilen şey gerçekten tek bir şey mi?

Sebep arayan yöntemlerde aynı şart çok daha önce kurulmuştu. Otuz sekizinci ve elli yedinci derslerde iki durumun incelenen etken dışında benzer olması gerektiğini çalışmıştık; o derslerde konu gerçek olayların sebebiydi ve benzerliğin hiçbir zaman tam sağlanamaması bir güçlük olarak açık bırakılmıştı. Düşünce deneyinde güçlük aynı değil. Burada iki durumu sen yazıyorsun, yani istediğin kadar benzetebilirsin; buna rağmen bazı ayrıntılar birlikte oynamakta ısrar ediyor.

Dersin işi bu ısrarın nereden geldiğini ayırmak. Bir ayrıntının ötekini sürüklemesinin birden çok kaynağı var ve kaynak, bağın çözülüp çözülemeyeceğini belirliyor. Sonda iki köklü konum karşılaşacak: her ayrıntının ilkece ayrı oynatılabileceğini savunan konum ile bazı bağların kaldırılamaz olduğunu savunan konum.

Merkez soru

Bir düşünce deneyinin iki sürümü, gerçekten yalnız bir noktada ayrılabilir mi?

Cevabım olumsuz ve olumsuzluğun türü önemli. Engel, yeterince dikkatli yazmamaktan doğan bir aksaklık değil; ayrıntılar birbirinden bağımsız durmadığı için, bazı çiftler ilkece ayrı oynatılamaz. Yapılabilecek şey bağı yok etmek değil, bağı görünür kılmak.

Sıfır noktası

Seksen dördüncü dersin ayrımı burada doğrudan çalışıyor. Değişken, yük taşıyan ayrıntılar arasından seçilir; serbest bir ayrıntıyı oynatmak cevabı oynatmamalıdır ve oynatıyorsa elimizde bir kaçak ayrıntı vardır, yeni bir değişken değil.

Argümanın yapısı

Bu ayrımı adım adım kuralım.

Birinci öncül: bir senaryonun ayrıntıları okuyucunun zihninde yalıtılmış durmaz; bir ayrıntı okunduğunda okuyucu, onunla birlikte gelmesi beklenen başka şeyleri de varsayar.

İkinci öncül: bu varsayımlar senaryoda yazılı değildir ve seksen dördüncü derste gördüğümüz gibi, okuyucunun doldurduğu boşluklardır.

Üçüncü öncül: bir ayrıntı değiştirildiğinde, onunla birlikte gelen varsayımlar da değişir. Yazar bu ikinci değişikliği yapmamıştır ve engelleyemez; değişiklik yazının değil okumanın içinde olur.

Dördüncü öncül: öyleyse iki sürüm arasındaki fark, yazarın yazdığı farkla sınırlı değildir.

Sonuç: tek fark şartı, senaryo yazarının kendi kararıyla sağlayabileceği bir şart değildir. Sağlanıp sağlanmadığı ancak ayrıntılar arasındaki bağlara bakılarak anlaşılır.

İtiraz bir sınıf bağ için doğru ve bu ders o sınıfı inkâr etmiyor. Yazılmamış bir varsayımdan doğan bağ, varsayım yazıya geçirilince gerçekten çözülür. Söz örneğindeki bağ ise aynı hamleyle çözülmüyor; oraya «karşı tarafın beklentisi sürüyor» cümlesini eklersen senaryo anlaşılmaz olur, çünkü beklenti sözden doğuyordu. Aynı görünen iki durum, farklı kaynaklardan besleniyor.

Görüşler ve pozisyonlar

Ayrıntıların ayrı ayrı oynatılıp oynatılamayacağı eski bir tartışma ve iki uçta iki güçlü konum duruyor.

Birinci konum ayrılabilirlikten yana. Bu konuma göre birbirinden ayırt edilebilen her şey ayrı ayrı düşünülebilir; bir ayrıntıyı değiştirip ötekini yerinde bırakmayı düşünmek çelişki doğurmuyorsa, o düşünce meşrudur ve senaryo kurulabilir. Savunucuları bağı bir düşünme alışkanlığı sayar: on yıl ile çaresizliği birlikte düşünüyorsak bu, ikisinin birbirine zincirlendiğini değil, bizim onları hep birlikte görmüş olduğumuzu gösterir.

Buna karşılık ikinci konum bağların kaldırılamaz olduğunu savunuyor. Bu konuma göre hiçbir iki durum yalnız bir noktada ayrılmaz; ayrıldığını sanmak, ayrıntıları yeterince ince görmemekten gelir. Tek farklı çift bir bulgu değil, bir idealleştirmedir.

Üçüncü bir konum iki ucun ortasını aramıyor, soruyu bölüyor. Bu konuma göre bağ tek bir şey değildir ve bağın nereden geldiği sorulmadan çözülüp çözülemeyeceği söylenemez. Okuyucunun doldurmasından gelen bağ yazıyla çözülür. Dünyanın işleyişinden gelen bağ yazıyla çözülmez ama varsayımla askıya alınabilir, çünkü senaryo dünyaya uymak zorunda değildir. Kavramın kendisinden gelen bağ ise ne yazıyla ne varsayımla kalkar; kaldırmaya çalışmak kavramı bırakmak demektir.

En güçlü itiraz

En sert itiraz, bağların senaryoda değil okuyucuda olduğunu söylüyor.

İtiraz ciddi ve kısmen haklı. Bir bağın kavramsal olduğunu ilan etmek bir iddiadır ve gerekçe ister; gerekçe verilmediğinde itirazın tarif ettiği şey gerçekten olur.

Yine de itiraz bütün bağları eritemiyor. Bağıntılı çiftlerde bağ, hayal gücüyle ilgili değil; iki katı olan bir şeyin yarısı olan bir şey olmadan bulunması, düşünülemediği için değil, ikisi tek bir ilişkinin iki ucu olduğu için imkânsız. Sözün geri alındığı örnekte de aynı yapı var. Buna karşılık itirazın işaret ettiği kolaycılık gerçek ve bu yüzden bağ iddiasının yazılı bir gerekçesi olmalı.

Açılış sahnesinde liste kısa olurdu. Süre değişkenken yanına iki aday yazılır: kişinin başka bir yeri olup olmadığı ve çevrenin duruma alışıp alışmadığı. İkisi de yazıya geçirildiğinde meclis, cevabın hangi farktan geldiğini sorabilir hâle gelir.

Açık kalan sorular

Üç yer kapanmadan kaldı.

Bir bağın hangi kaynaktan geldiğine ne karar verir? Ayrım kuruldu ve uygulanması için gereken ölçüt kurulmadı; ikinci karşı örnek bunu açıkça sordu.

Kavramsal bir bağ iddiasının gerekçesi nasıl verilir? Bağıntılı çiftlerde gerekçe eserin kendisinden geliyor, oysa tartışmalı durumlarda taraflardan biri bağı kavramsal, öteki alışkanlıktan sayabilir.

Bağ listesinin uzaması ne anlama gelir? Son karşı örnek bunu bir senaryo kusuru saydı ve bu cevap denenmedi; listenin uzunluğunu bir ölçü olarak kullanmak ayrı bir gerekçe gerektiriyor.

Yaygın hatalar

Değişken seçerken beş yerde yanılıyoruz.

Yaygın yanlışYazılan farkı okunan fark sanmak.
Doğrusu

Yazar tek bir cümleyi değiştirdiğinde tek bir farkın oluştuğunu düşünüyor. Okuyucunun doldurduğu varsayımlar da değişiyor ve bu ikinci değişiklik yazının hiçbir yerinde görünmüyor.

Yaygın yanlışBağı fark edince senaryoyu savunmak.
Doğrusu

İkinci bir farkın sızdığı gösterildiğinde, yazar çoğu kez farkın önemsiz olduğunu söyleyerek devam ediyor. Önemli olup olmadığı tam da sınanacak şeydi; önemsiz ilan etmek deneyi yapmadan sonucunu yazmak oluyor.

Yaygın yanlışHer bağı yazıyla çözülebilir saymak.
Doğrusu

Bir cümle eklemek okuma alışkanlığından gelen bağı gerçekten kaldırıyor ve bu başarı yanıltıyor. Sözden doğan beklenti aynı hamleyle kalkmıyor; o cümle eklendiğinde senaryo anlaşılmaz oluyor.

Yaygın yanlışGerçekleşmezliği bir kusur saymak.
Doğrusu

Yerçekiminin değiştiği bir ortam kurmak senaryoyu zayıflatmıyor; dünyanın işleyişinden gelen bir bağı askıya almanın yolu tam olarak bu. Seksen dördüncü derste görüldüğü gibi ölçü gerçekçilik değil.

Yaygın yanlışBağı kavramsal ilan edip gerekçe vermemek.
Doğrusu

İki ayrıntının ayrılamayacağını söylemek bir iddiadır. Gerekçesi yazılmadığında, karşı tarafın itirazı haklı çıkıyor ve ortada bir bağ değil, bir alışkanlık kalıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümle bu dersin taşıdığı şeyi tutuyor.

Değişken, iki sürüm arasında bilerek farklı kılınan ayrıntıdır ve onu seçen yazardır; seçim senaryonun yüzünde görünmez.

Tek fark şartı yazarın tek başına sağlayabileceği bir şart değildir, çünkü bir ayrıntıyı değiştirmek okuyucunun doldurduğu varsayımları da değiştirir.

İki sürüm tek farkla sunulup iki fark taşıyabilir ve bu bir yanıltma değildir; ikinci fark yazının değil okumanın içinde doğar.

Bir bağ üç ayrı yerden gelebilir ve nereden geldiği ne yapılacağını belirler: okuma alışkanlığından gelen bağ bir cümleyle kalkar, dünyanın işleyişinden gelen bağ bir varsayımla askıya alınır, kavramın kendisinden gelen bağ kalkmaz.

Bir bağın kavramsal olduğunu söylemek bir iddiadır ve gerekçe ister; gerekçesiz söylendiğinde, ortada bir bağ değil bir alışkanlık vardır.

Sonraki derse köprü

Bu derste iki sürüm kurup aralarındaki farkı denetledik ve senaryoyu hep kendi içinde çalıştırdık; dışarıda kimse yoktu.

Sıradaki ders senaryoyu dışarıya çeviriyor. Bir düşünce deneyi çoğu zaman tek başına durmaz; birinin ortaya koyduğu bir tanımın ya da genel bir iddianın karşısına dikilir ve onu düşürmeye çalışır. Bu seride başkasının tanımını gerçek örneklerle sınamayı daha önce çalıştık; sıradaki dersin sorusu, kurmaca bir durumun bunu yapmaya yetip yetmediği. Yani şu: uydurulmuş bir senaryo, hangi koşullarda bir tanımın kapsamına gerçekten girer ve onu bağlar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.