İçeriğe geç

P00-D05-M01-01·Düşünce deneyi nedir?

Senaryo

sıfırdan ileri2.602 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Dersin iskeleti beş cümleye sığıyor.

Senaryo bir düşünce deneyinin anlatılan durumudur ve bir örnek değildir; örnek dünyada bulunduğu için, senaryo bulunmadığı hâlde iş görür.

Bir senaryoyu iyi kılan şey gerçekçilik değil, sınanan ayrım bakımından belirli olması; ayrımın üstünde duran ayrıntılar belirtilir, durmayanlar serbest bırakılır.

Fazla ayrıntı deneyi bozar, çünkü okuyucunun sezgisi belirtilen ayrıntıya kayar; eksik ayrıntı da bozar, çünkü okuyucu boşluğu kendi alışkanlığıyla doldurur ve cevabı o doldurmadan gelir.

Bir senaryoyu denetlemenin yolu ayrıntıları tek tek oynatmak: cevabın değişmesi gerekiyorsa ayrıntı yük taşıyor, gerekmiyor ve değişmiyorsa serbest, gerekmiyor ama değişiyorsa senaryoda kaçak bir ayrıntı var.

Bu denetim cevabın neden oynadığını ölçmez ve bir betimleme değişikliğini durum değişikliği sanabilir; bu yüzden tek başına değil, yeniden betimleme sınamasıyla birlikte yürür.

Açılış sahnesi

İki öğretmen aynı soruyu iki ayrı sınıfa soruyor: verilen bir söz, sözü alan kişinin ondan artık fayda görmeyeceği anlaşıldığında da tutulmalı mı?

Birinci öğretmen soruyu kısa bir sahneyle somutlaştırıyor. Bir kişi arkadaşına taşınma günü yardım edeceğine söz veriyor, o gün geldiğinde arkadaşının işi çoktan bitmiş oluyor ve yardıma gerek kalmıyor. Sınıf ikiye bölünüyor ve tartışma sözün neye dayandığı üzerinde yürüyor.

İkinci öğretmen aynı soruyu daha zengin bir sahneyle soruyor. Söz veren kişi o gün çok yorgun, başka bir işi de var, üstelik arkadaşı geçen yıl ona benzer bir sözü tutmamış. Bu sınıfta tartışma tek yöne akıyor ve çoğunluk sözün artık bağlamadığını söylüyor.

İki sınıf aynı soruyu cevaplamış görünüyor. Cevaplamadılar. İkinci sahneye eklenen üç ayrıntının hiçbiri, sorulan ayrımın, yani faydanın ortadan kalkmasının sözü çözüp çözmediğinin üstünde durmuyor. Yorgunluk ve eski bir kırgınlık sezgiyi kendi taraflarına çekti; soru masada durmaya devam etti ve kimse ona bakmadı.

İkinci öğretmenin yaptığı şey sahneyi zenginleştirmekti ve bu iyi niyetli bir hamleydi. Sonucu, cevabı alınamayan bir sorudur.

Bu derste ne olacak

Bu ders modülün ilk dersi ve düşünce deneyinin yalnız bir parçasını kuruyor: senaryonun kendisini. Anlatılan durumdan çıkan tepki, yani sezgi, sıradaki dersin konusu. Bir senaryoda neyin bilinçli olarak oynatıldığı bu modülün üçüncü dersine, senaryonun bir tanımı düşürmek için kullanılması dördüncü dersine, bütün düzeneğin işletilmesi beşinci dersine ait. Buradaki iş dar ve baştadır: elinde bir soru varken anlatacağın durumu nasıl kurarsın?

Cevabın en yaygın hâli yanlış yerden başlıyor. Bir senaryonun iyi olması onun gerçekçi olmasıyla ölçülüyor sanılıyor, oysa felsefede iş gören senaryolar arasında hiç gerçekleşmemiş, hatta gerçekleşemez durumlar var. Ölçü başka bir yerde duruyor ve bu dersin omurgası o ölçüyü kurmak.

Ölçüyü kurduktan sonra onu bir denetime çevireceğiz: elindeki senaryonun iyi kurulup kurulmadığını, hangi ayrıntısının cevabı taşıdığına bakarak anlarsın. Denetimin neyi elediğini somut bir durumda göstereceğim ve denetimin kendi yanlış pozitifini de yazacağım, çünkü bu denetim bir yerde sessizce yanılıyor.

Dersin son bölümü senaryonun neye göre tartılacağı konusundaki rakip konumlara ve ölçütün en zorlu itirazına ayrıldı. İtiraz şu: hangi ayrıntının ilgili olduğunu bilmek, sınanacak şeyi baştan bilmeyi gerektirmiyor mu?

Merkez soru

Sorumuz şu: anlatılmış bir durumu düşünce deneyi yapan nedir?

Savunacağım cevap şu: bir senaryonun ölçüsü gerçeğe benzemesi değil, sınanan ayrım bakımından belirli olması. Geri kalanını belirsiz bırakması ise bir eksiklik değil, ölçütün ikinci yarısı.

Sıfır noktası

Bu seride örneğin hangi durumda ağırlık taşıdığını elli birinci derste çalıştık ve orada bir örneğin ağırlığının, o örneğin gerçekten bulunmuş olmasından geldiğini gördük. Senaryo tam ters yönden çalışıyor ve bu ters yön onu ayrı bir birim yapıyor.

Argümanın yapısı

İki durum yan yana konduğunda ortaya çıkan şey bir argümana dökülebilir.

Birinci öncül: her senaryo sonlu sayıda ayrıntı belirtir ve belirtmediği sonsuz sayıda ayrıntıyı okuyucunun doldurmasına bırakır. Eksiksiz bir durum anlatmak mümkün değil.

İkinci öncül: bir senaryodan alınan cevap, yalnız belirtilen ayrıntılara değil, okuyucunun doldurduklarına da dayanır. Okuyucu bir boşluğu doldururken kendi alışkanlığına başvurur.

Üçüncü öncül: sorulan ayrım belirli sayıda ayrıntının üstünde durur; o ayrıntılar belirtilmezse cevap okuyucunun doldurmasından gelir, ayrımdan değil.

Dördüncü öncül: ayrımın üstünde durmadığı bir ayrıntı belirtildiğinde, okuyucunun dikkati o ayrıntıya kayabilir ve verdiği cevap artık soruya değil, eklenen ayrıntıya tepki olur.

Sonuç: bir senaryo, sınanan ayrımın üstünde durduğu ayrıntıları belirttiği ve durmadıklarını serbest bıraktığı ölçüde iş görür. Gerçekçilik bu hesaba hiç girmiyor.

Bu itirazın gösterdiği şey ölçütün iki yönlü olduğu. Ölçüt sadelik istemiyor, ilgililik istiyor. Yük taşıyan bir ayrıntının eksik bırakılması ile serbest bir ayrıntının eklenmesi aynı kusurun iki yüzü; ikisinde de senaryo, sorulan ayrımla hizasını kaybediyor.

Görüşler ve pozisyonlar

Bir senaryonun neye göre değerlendirileceği konusunda üç görüş var ve üçü de aynı olguya başka bir yerden bakıyor.

Birinci görüş gerçekçilik şartını savunuyor. Bu görüşe göre sezgilerimiz gerçek durumlar üzerinde işlemeye alışmış bir yeti ve onları gerçekten uzak durumlara taşıdığımızda, aldığımız cevap o durum hakkında değil, o durumu hayal etme çabamız hakkında olur. Savunucuları şunu ekliyor: imkânsız bir sahneyi anladığımızı sandığımız anlarda çoğu zaman onun yerine benzer ve mümkün bir sahneyi düşünüyoruz.

Buna karşılık ikinci görüş gerçekçiliği ölçü saymayı baştan reddediyor. Bu görüşe göre senaryonun işi bir durumu tarif etmek değil, bir etkeni yalıtmak; yalıtmanın en temiz yolu da gerçekte hiç bulunmayan bir sahne kurmak.

Üçüncü görüş ilk ikisinin ortasını bulmuyor, ölçüyü başka bir yere taşıyor. Bu görüşe göre bir senaryo ne gerçekliğiyle ne soyutluğuyla ölçülür; ölçü, sorulan ayrımla kurduğu hiza. Gerçekçi bir sahne yük taşıyan bir ayrıntıyı atladığı için bozuk olabilir, gerçek dışı bir sahne ise onu tam olarak belirttiği için sağlam olabilir. Bu ders üçüncü görüşü savunuyor ve ilk iki görüşün doğru gördüğü şeyi bu ölçünün altına yerleştiriyor.

En güçlü itiraz

Ölçütün karşısındaki en zorlu soru onun döngüsel olup olmadığı.

İtiraz doğru bir yere basıyor ve tamamı cevaplanmıyor. Cevaplanabilir olan kısmı şu: ilgililik senaryoya tek başına değil, yazılmış bir soruya göre yüklenir. Elli üçüncü derste betim seçiminin tartışmanın konusunu belirlediğini görmüştük; burada aynı iş soruya düşüyor. Soru yazıldığı anda hangi ayrımın sınandığı sabitlenir ve bir ayrıntının o ayrımın üstünde durup durmadığı artık tahmin değil, gösterilebilir bir şey olur.

Yine de itirazın bir kalıntısı kalıyor ve bunu örtmek yanlış olur. Soruyu yazan kişi, hangi ayrıntıların sayılacağına dair bir kararı zaten vermiş oluyor ve bu karar senaryonun içinde görünmüyor.

Elde kalan kısım bir denetime dönüştürülebilir.

Denetim üç sonuç verir. Cevabın değişmesi gerekiyorsa ayrıntı yük taşıyordur ve senaryoda açıkça belirtilmelidir. Değişmesi gerekmiyor ve değişmiyorsa ayrıntı serbesttir; senaryoda kalması da çıkarılması da zarar vermez. Üçüncü sonuç ayrı bir ad istiyor.

Denetimin neyi elediğini açılış sahnesi gösteriyor. İkinci öğretmenin eklediği yorgunluk ayrıntısını değiştir: söz veren kişi o gün dinç olsun. Sorulan ayrım, faydanın kalkmasının sözü çözüp çözmediğiydi ve bu ayrım yorgunluktan geçmiyor, yani cevabın değişmemesi gerekir. Oysa sınıfın cevabı değişiyor. Yorgunluk bir kaçak ayrıntı ve denetim o senaryoyu eliyor.

Bu denetimin bir yerde yanıldığını da yazmak gerekiyor.

İşte denetimin yanlış pozitifi bu. Denetim cevabın oynayıp oynamadığını ölçüyor, oynamanın nedenini ölçmüyor; bir betimleme değişikliği ile bir durum değişikliğini ayırt edemiyor. Kapatmanın yolu denetimi bir adım daha yürütmek: cevap oynadığında, oynayan şeyin durum mu yoksa sözcük seçimi mi olduğu elli üçüncü dersin yeniden betimleme sınamasıyla ayrılır. İki adım birlikte çalışıyor ve tek başına oynatma denetimi bu ayrımı yapamıyor.

Açık kalan sorular

Bu ders üç yeri kapatmadı ve üçü de birbirinden bağımsız.

Bir ayrıntının ilgili sayılıp sayılmaması taraflar arasında anlaşmazlık konusuysa, senaryo kimin ölçüsüne göre değerlendirilecek? Son karşı örnek bu soruyu açtı ve ders ona bir hakem göstermedi.

Bir senaryonun hayal edilebilirliği ile ilgili belirliliği çakıştığında hangisi öne geçer? Gerçekçilik görüşünün itirazı bu noktada duruyor ve üçüncü görüş sorunun kendiliğinden çözüleceğini varsayarak geçti.

Serbest ayrıntıların tamamen çıkarılması bir senaryoyu okunamaz hâle getirebilir. Anlatının akması için gereken en az ayrıntının nerede durduğu ölçülmüş değil ve bu, yazma pratiğine ait ayrı bir soru.

Yaygın hatalar

Senaryo kurarken tekrarlanan beş hata var.

Yaygın yanlışSahneyi canlandırmak için ayrıntı eklemek.
Doğrusu

Bir durumu somutlaştırmak anlatımı iyileştiriyor gibi görünüyor, oysa eklenen her serbest ayrıntı okuyucunun dikkatinden bir pay alıyor. Açılış sahnesindeki ikinci öğretmenin yaptığı tam olarak buydu ve sonucu, cevabı alınamayan bir soru oldu.

Yaygın yanlışGerçekçiliği senaryonun ölçüsü saymak.
Doğrusu

Bir sahnenin gerçekte olabilirliği tek başına ne lehte ne aleyhte bir şey söylüyor. Galilei'nin bağlı cisimleri hiç kurulmadı ve iş gördü; gerçekten yaşanmış bir olay ise yük taşıyan bir ayrıntıyı atladığında hiçbir şey sınamıyor.

Yaygın yanlışSenaryoyu örnekle aynı şey saymak.
Doğrusu

Elli birinci derste bir örneğin ağırlığının onun gerçekten bulunmasından geldiğini görmüştük. Senaryo bulunmadığı hâlde iş görüyor, çünkü sınadığı şey dünyada neyin olduğu değil, bir kavramın neyi dışarıda bırakıp bırakmadığı.

Yaygın yanlışCevabın oynamasını sahnenin sağlamlığına yormak.
Doğrusu

Bir ayrıntıyı değiştirince cevaplar değişiyorsa, o ayrıntının önemli olduğu sonucuna atlanıyor. Vergi örneğinde görüldüğü gibi, oynayan şey durum değil tarif olabilir ve bu iki durum aynı denetimden aynı sonuçla geçiyor.

Yaygın yanlışBelirtilmemiş olanı okuyucuya bırakılmış sanmak.
Doğrusu

Yük taşıyan bir ayrıntı söylenmediğinde okuyucu onu serbestçe doldurmuyor; kendi alışkanlığıyla dolduruyor ve verdiği cevap o doldurmanın cevabı oluyor. Emanet edilen silah örneğinde sınıfın cevapsız kalması, aslında iyi bir işaretti.

Kendin dene

Aklında kalsın

Dersin iskeleti beş cümleye sığıyor.

Senaryo bir düşünce deneyinin anlatılan durumudur ve bir örnek değildir; örnek dünyada bulunduğu için, senaryo bulunmadığı hâlde iş görür.

Bir senaryoyu iyi kılan şey gerçekçilik değil, sınanan ayrım bakımından belirli olması; ayrımın üstünde duran ayrıntılar belirtilir, durmayanlar serbest bırakılır.

Fazla ayrıntı deneyi bozar, çünkü okuyucunun sezgisi belirtilen ayrıntıya kayar; eksik ayrıntı da bozar, çünkü okuyucu boşluğu kendi alışkanlığıyla doldurur ve cevabı o doldurmadan gelir.

Bir senaryoyu denetlemenin yolu ayrıntıları tek tek oynatmak: cevabın değişmesi gerekiyorsa ayrıntı yük taşıyor, gerekmiyor ve değişmiyorsa serbest, gerekmiyor ama değişiyorsa senaryoda kaçak bir ayrıntı var.

Bu denetim cevabın neden oynadığını ölçmez ve bir betimleme değişikliğini durum değişikliği sanabilir; bu yüzden tek başına değil, yeniden betimleme sınamasıyla birlikte yürür.

Sonraki derse köprü

Bu ders senaryonun nasıl kurulduğunu, yani hangi ayrıntının belirtilip hangisinin serbest bırakıldığını çalıştı. Denetimi kurarken bir şeyi sürekli ölçü olarak kullandık ve hiç sorgulamadık: senaryoyu okuduğunda içinde beliren cevabı.

O cevabın adı sezgi ve sıradaki ders onu konu alıyor. Buradaki bütün akıl yürütme sezginin bir şeye tanıklık ettiğini varsaydı; oysa aynı tepki bir alışkanlığın tekrarı da olabilir ve ikisi dışarıdan aynı görünür. Sıradaki dersin sorusu bu ayrımı kurmak: bir sezgi ne zaman delil sayılır, ne zaman yalnız bir refleks?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.