İçeriğe geç

P00-D04-M04-03·Alanların kesişimi

Bilim ve metafizik

sıfırdan ileri2.359 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bilim ile metafizik, bir bulgu yerleşik bir resimle çeliştiğinde hangi tarafın geri çekileceği sorusunda kesişir; iki alana ayrı bakan bu karşılıklı direnci görmüyor.

Bilim bir metafizik seçeneği doğrudan çürütmez, onu savunmayı pahalılaştırarak eler; çürütme ile pahalılaştırma arasındaki fark bilimin yetki sınırını gösteriyor.

Üç görüş var. Metafizik soruların zamanla bilime devredileceğini söyleyen doğalcı görüş, bilimin metafiziğe hiç değmediğini söyleyen ayrı işler görüşü ve bilimin seçenekleri eleyip tek birini kuramadığını söyleyen üçüncü görüş, hepsi bu gerilime farklı bir yerden bakıyor.

Bilimselcilik yalnız bilimin cevapladığı soruların gerçek sayılması gerektiğini iddia eder, ama bu ölçüt kendi sınamasından geçmez ve reddedilince metafizik kendiliğinden serbest kalmaz.

Geriye kalan soru, elemenin ne zaman örtük bir kurmaya dönüştüğü ve pahalılık ölçütünü kimin belirlediğidir.

Açılış sahnesi

İki laboratuvar arasında bir zamanlama deneyi yürüten bir fizikçi, iki olaydan hangisinin önce gerçekleştiğini soran basit bir soruyla karşılaşıyor. Saatler senkronize, aletler hatasız çalışıyor, kayıtlar tekrar tekrar aynı sonucu veriyor.

Sorun şu: bir gözlemci için birinci olay ikinciden önce geliyor, başka bir gözlemci için sıra tam tersine dönüyor. İki kayıt da aynı süreci izliyor, ikisi de hatasız, ve verdikleri sıra birbirine ters.

Ekipteki mühendisler bunu bir kalibrasyon hatası sayıp saatleri yeniden ayarlamaya kalkışıyor. Fizikçi araya giriyor: kuram zaten bunu öngörüyordu, düzeltilecek bir hata yok. Mühendisler ikna olmuyor, çünkü her gündelik deneyimleri onlara olayların tek bir gerçek sırayla geçtiğini söylüyor.

Tartışma orada tıkanıyor. Kimse yanlış ölçmedi, kimse yalan söylemiyor, ama iki taraf da karşısındakinin geri çekilmesini bekliyor. Mühendisler sıranın kendisinin göreli olmadığını düşünmeye devam ediyor, fizikçi ise göreliliğin tam olarak ölçülen şey olduğunu savunuyor.

Proje yöneticisi iki tarafı da dinliyor ve bir karar vermek zorunda kalıyor: rapor hangi tarafın diliyle yazılacak? Bu seçim yalnız bir yazım tercihi değil, kimin haklı sayıldığına dair örtük bir hüküm taşıyor.

Bu ders, böyle bir tıkanmada hangi tarafın geri çekilmesi gerektiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bilim ile metafiziğin nerede çarpıştığını göreceğiz. Bir bilimsel sonuç, kimsenin sorgulamadığı bir arka plan resmiyle çeliştiğinde, iki taraf da kendi konumunu korumaya çalışıyor. Bilim tarafı sonucu ham veri sayıp tartışmayı kapatıyor, metafizik tarafı sonucu yorumlanmış bir kayıt sayıp resmini olduğu gibi bırakıyor. İki alana ayrı ayrı bakan, bu karşılıklı direnci hiç görmüyor. Kesişimi görmek için ikisine birden, aynı anda bakmak gerekiyor.

Sonra bilimin bu çatışmada gerçekte ne yapabildiğini soracağız. Bir deney bir metafizik iddiayı doğrudan çürütür mü, yoksa yalnız onu savunmayı mı pahalılaştırır? Bu ikisi aynı şey değil ve aradaki fark, bilimin yetkisinin nerede bittiğini gösteriyor. Bu sınırı somut örneklerle çizeceğiz.

Ardından üç görüşü sıralayacağız. Birincisi metafizik soruların zamanla bilime devredileceğini söylüyor. İkincisi bilimin metafiziğe hiç değmediğini, iki alanın ayrı işler gördüğünü savunuyor, üçüncüsü ise bilimin seçenekleri eleyebildiğini ama tek birini kuramadığını iddia ediyor. Üç görüşün her biri kendi bedelini taşıyor ve üçünü de en güçlü hâliyle kuracağız.

Son olarak en sert itiraza geleceğiz: yalnız bilimin cevapladığı soruların gerçek soru olduğu iddiasına. Bu iddiayı önce en güçlü hâliyle kuracak, sonra kendi ölçütünü kendine uygulayacağız. Sonuç rahatlatıcı olmayacak; bilimselcilik reddedilince metafizik kendiliğinden serbest kalmıyor, yalnız ölçütün nereden geleceği sorusu açık kalıyor.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir bilimsel sonuç yerleşik bir metafizik resimle çeliştiğinde hangi taraf geri çekilmeli, ve bilim hangi metafizik soruyu karara bağlayabilir?

Ölçülü iddiam şu: bilim bir metafizik seçeneği doğrudan çürütmez, onu savunmayı pahalılaştırarak eler. Bu eleme gücünün sınırı, hangi sorunun deneyle temas ettiğine değil, hangi sorunun deneyle temas etmesinin bile ne anlama geldiğine bağlıdır.

Ders bu iddiayı baştan ispatlamıyor. Önce çatışmayı kuracak, sonra üç görüşü sıralayacak ve oradan bu sonuca varacak.

Sıfır noktası

Önce çatışmanın kendisini somutlaştıralım. İki taraf da haklı görünüyor, çünkü ikisi de kendi alanının kuralına sadık kalıyor.

Argümanın yapısı

Şimdi bilimin bu çatışmada ne yapabildiğini bir argümana dökelim.

Birinci öncül: bir metafizik seçenek, bilinen bütün gözlemlerle tutarlı kaldığı sürece deneyle doğrudan çürütülemez.

İkinci öncül: seçenek yerleşik düzenliliklerle açıkça çelişen bir sonuç öngörüyorsa, onu savunmak gittikçe pahalılaşır. Savunan kişi her yeni bulguyu karşılamak için ek varsayım eklemek zorunda kalır.

Üçüncü öncül: bu pahalılaşma bir noktada seçeneği fiilen terk ettirir, ama terk ettiren şey deneyin seçeneği yalanlaması değil, taşınan yükün makul bir sınırı aşmasıdır.

Sonuç: bilim metafizik seçenekleri çürütmez, onları eler; çürütme ile pahalılaştırma arasındaki fark, bilimin yetkisinin tam olarak nerede bittiğini gösteriyor.

Görüşler ve pozisyonlar

Bilimin metafizikle ilişkisi üzerine üç görüş var.

Birinci görüş, doğalcı görüş, metafizik soruların zamanla bilime devredileceğini savunuyor. Bir soru bugün deneyle temas etmiyor diye sonsuza kadar öyle kalmayacak, yöntemler geliştikçe sınır kayıyor.

İkinci görüş bunun karşısında duruyor: bilim metafizik soruya hiç değmiyor, iki alan ayrı işler görüyor. Bir deney bir olayı ne kadar hassas ölçerse ölçsün, o olayın gerçekten ne olduğu sorusu ayrı bir kayıtta kalıyor. İkisi rakip değil, birbirine yabancı.

Bir laboratuvar raporu, bir tepkimenin hangi sırayla ilerlediğini adım adım kaydeder ve bu kayıt kimseyi yanıltmaz. Aynı tepkime hakkında bir metafizikçi başka bir soru sorar: bu sıra gerçekten nesnelerin kendisine mi ait, yoksa yalnız kayıt biçimine mi ait? İkinci görüşe göre rapor birinci soruyu kapatır, ikinci soruya hiç dokunmaz; iki soru aynı olaya bakar ve birbirinin yerine geçmez.

Üçüncü görüş ikisinin ortasında duruyor: bilim metafizik seçenekleri eleyebiliyor, ama tek birini kuramıyor. Az önce görülen ayıklama kavramı burada bir görüşe dönüşüyor; bilim seçenekleri tek tek tüketir, geriye kalanı doğrulamaz.

En güçlü itiraz

Şimdi bütün derse birden yönelen en sert itiraza gelelim.

Açık kalan sorular

Üç soru açık kalıyor.

Birincisi: eleme yeterince ileri gidip tek seçenek bıraktığında, bu hâlâ eleme mi sayılır, yoksa örtük bir kurma mı? Üçüncü görüş bu sınırı çizmedi. Bu boşluk yalnız bir teknik ayrıntı değil, hangi görüşün doğru sayılacağını doğrudan etkiliyor.

İkincisi: bir seçeneğin ne zaman fazla pahalı sayılacağını kim belirliyor, hangi düzenliliğin yerleşik kabul edileceğine kim karar veriyor? Bu ders eleme sürecinin nötr olmadığını gösterdi, ölçütü kimin koyduğu sorusunu açık bıraktı. Ölçütü koyan taraf, tartışmanın sonucunu baştan yönlendirmiş oluyor.

Üçüncüsü: bilimselcilik reddedildiğinde metafiziği değerlendirecek ölçüt nereden geliyor, bilimden gelmiyorsa neyden geliyor? Bu soru bu derste cevaplanmadı. Altmış üçüncü derste görülen kuramsal erdemler bir aday sunuyor, ama bu erdemlerin bilim-metafizik çatışmasına nasıl uygulanacağı burada gösterilmedi.

Yaygın hatalar

Bu konuda beş yaygın yanlış var.

Yaygın yanlışElemenin bir seçeneği kesin çürüttüğü sanılır.
Doğrusu

Bir seçeneğin pahalılaştığı için terk edilmesi, o seçeneğin yanlış kanıtlandığı anlamına gelmez. Deney seçeneği yalanlamıyor, yalnız savunulmaya değmez hâle getiriyor; ikisi aynı işlem değildir.

Yaygın yanlışİkinci görüşün ayrı demesi, iki alanın hiç ilişkisi olmadığı sanılır.
Doğrusu

Ayrı işler görmek, aynı olayı farklı sorularla ele almak demektir, birbirini görmezden gelmek değil. İki soru aynı olaya yöneliyor, yalnız cevapları birbirinin yerine geçmiyor.

Yaygın yanlışYetki sınırının sabit bir çizgi sanılır.
Doğrusu

Sınır yöntem geliştikçe kayabilir; doğalcı görüşün gösterdiği gibi bugün metafizik sayılan bir soru yarın deneyle temas edebilir. Sınırı bir kez çizip kapatmak, bu hareketi görmezden gelmek olur.

Yaygın yanlışBir seçeneği savunmanın pahalılaşması, savunanın akılsız olduğu sanılır.
Doğrusu

Bedel artması bir hesaplama sonucu, bir kişilik yargısı değil. Aynı kişi başka bir alanda hiç pahalı olmayan bir seçeneği savunabilir; pahalılık seçeneğe aittir, kişiye değil.

Yaygın yanlışDoğalcılık ile bilimselcilik aynı şey sanılır.
Doğrusu

Doğalcılık bir sorunun zamanla bilime geçebileceğini söyler, bu bir gözlem. Bilimselcilik ise bilime hiç geçmeyen bir sorunun baştan geçersiz olduğunu iddia eder, bu normatif bir hüküm; ikisi aynı iddia değildir.

Kendin dene

Alıştırmanın işi resmi terk ettirmek değil. İşi, bir resmi taşımanın bedelini kendi elinle görünür kılmak ve bu bedeli üstlenip üstlenmeyeceğine bilerek karar vermek.

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bilim ile metafizik, bir bulgu yerleşik bir resimle çeliştiğinde hangi tarafın geri çekileceği sorusunda kesişir; iki alana ayrı bakan bu karşılıklı direnci görmüyor.

Bilim bir metafizik seçeneği doğrudan çürütmez, onu savunmayı pahalılaştırarak eler; çürütme ile pahalılaştırma arasındaki fark bilimin yetki sınırını gösteriyor.

Üç görüş var. Metafizik soruların zamanla bilime devredileceğini söyleyen doğalcı görüş, bilimin metafiziğe hiç değmediğini söyleyen ayrı işler görüşü ve bilimin seçenekleri eleyip tek birini kuramadığını söyleyen üçüncü görüş, hepsi bu gerilime farklı bir yerden bakıyor.

Bilimselcilik yalnız bilimin cevapladığı soruların gerçek sayılması gerektiğini iddia eder, ama bu ölçüt kendi sınamasından geçmez ve reddedilince metafizik kendiliğinden serbest kalmaz.

Geriye kalan soru, elemenin ne zaman örtük bir kurmaya dönüştüğü ve pahalılık ölçütünü kimin belirlediğidir.

Sonraki derse köprü

Bu ders, alanların kesişimi modülünün üçüncü dersiydi ve bilim ile metafiziğin, bir bulgu yerleşik bir resimle çeliştiğinde hangi tarafın geri çekileceği sorusunda kesiştiğini gösterdi.

Yetki sınırını çizerken bir şeyi hiç sormadık: bu sınırın kendisi, insanların bir arada yaşama biçimini düzenleyen ortak kurallarla nasıl bir ilişki kuruyor. Bilim ve metafizik burada tek bir araştırmacının kafasında kesişiyordu; sıradaki kesişim bir toplumun ortak kararlarında kuruluyor. Orada da benzer bir soru bekliyor: hangi tarafın geri çekileceğini kim belirliyor?

Sıradaki ders bu alana giriyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.