İçeriğe geç

P00-D04-M03-05·Özel alanlar

Teknoloji felsefesi

sıfırdan ileri2.533 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Teknoloji felsefesi teknolojinin iyi mi kötü mü olduğunu sormuyor; bir aletin yalnız bir araç mı, yoksa kullanıldığı hayatı biçimlendiren bir ortam mı olduğunu soruyor.

Tarafsızlık tezi bir aletin kendi başına değer taşımadığını söylüyor, ama üç yerden sınandığında eksik kalıyor: seçenekleri eşit bırakmıyor, kullanmama bedelini değiştiriyor ve etrafındaki düzeni yeniden kuruyor.

Çerçeveleme bir aracın dünyayı belirli bir biçimde görünür kıldığını, ölçülebileni öne çıkarıp ölçülemeyeni arka plana ittiğini gösterdi.

Sorumluluk boşluğu bir kararın birçok elden geçtiğinde kimsenin tek başına sahiplenemediği bir sonuç doğurabildiğini, ama bunun sorumluluğu yok etmediğini, yalnız dağıttığını gösterdi.

Ders üçüncü bir görüşle kapandı: alet ne tarafsız ne belirleyici, bir eğilim taşıyor ve o eğilimin yönü, aleti çevreleyen kararlarla birlikte okunmak zorunda.

Açılış sahnesi

Bir marangoz yıllarca elindeki rendeyi kullanarak tahtayı düzleştirdi. Rendeyi iterken avuç içi ahşabın direncini hissediyor, direncin ani biçimde değiştiği yerde bir budak ya da bir lif kırılması olduğunu anlıyordu. Elektrikli bir planya aldığında aynı işi çok daha kısa sürede bitirmeye başladı.

Yeni alet hızlıydı ve yorucu değildi. Marangoz bir süre sonra bir şeyin eksildiğini fark etti: elinin altındaki direnci artık duymuyordu, çünkü motor onu duyulmaz kılacak kadar güçlüydü. Budaklı bir tahtayı artık gözle ayırt etmeye başladı, çünkü eli ona haber vermiyordu. Aynı işi yapıyordu, ama işi yaparken bildiği şey değişmişti.

Kimse ona planyayı kullanmasını emretmedi. Kendi seçti, kendi aldı, kendi elini alıştırdı. Yine de elinin bir yeteneği geri dönülmez biçimde sessizleşti ve bu sessizleşme, planyayı almaya karar verdiği günün hiçbir yerinde yazmıyordu.

Bu derste ne olacak

Bu ders teknoloji felsefesini tanıtıyor ve dalın sorusunu doğru yerden kurmaya çalışıyor. Sık sorulan soru şu biçimde geliyor: teknoloji iyi mi kötü mü? Bu ders bu soruyu açıkça reddediyor, çünkü soru bir aleti tek bir hükümle etiketlemeyi istiyor ve o hüküm hangi yöne çıkarsa çıksın hiçbir şey açıklamıyor. Yerine konan soru şu: bir alet yalnızca bir araç mı, yoksa kullanıldığı hayatı da biçimlendiren bir ortam mı?

Dersin omurgası tarafsızlık tezi olacak. Bu, gündelik dilde en sık duyulan görüş: bir alet kendi başına ne iyidir ne kötü, onu kullanan kişi belirler. Ders bu tezi önce en güçlü hâliyle kuracak, sonra üç ayrı yerden sınayacak. Sınama bir aletin seçenekleri eşit bırakıp bırakmadığına, kullanmama bedelini değiştirip değiştirmediğine ve etrafındaki düzeni yeniden kurup kurmadığına bakacak.

Üç sınamadan sonra iki başka mekanizma devreye girecek. Birincisi çerçeveleme: bir alet yalnız iş görmüyor, dünyayı belirli bir biçimde görünür kılıyor. İkincisi sorumluluk boşluğu: bir karar birçok elden ve bir düzenekten geçtiğinde, o kararın sahibini göstermek zorlaşıyor. İkisi de tarafsızlık tezine karşı aynı yönde kanıt taşıyor.

Ders üç görüşle kapanacak: aleti tarafsız sayan görüş, aleti kendi başına belirleyici sayan görüş ve aleti ne tarafsız ne belirleyici, bir eğilim taşıyan bir şey sayan üçüncü görüş. Üçüncü görüş bu dersin vardığı yer olacak, ama kesin bir zafer olarak sunulmayacak.

Merkez soru

Teknoloji iyi mi kötü mü sorusu bu derste sorulmuyor, çünkü soru bir aletin ne yaptığını değil, ona nasıl bir etiket yapıştırılacağını soruyor.

Sorulan soru şu: bir alet, önceden belirlenmiş amaçlarımız için seçtiğimiz yansız bir araç mı, yoksa girildikten sonra amaçların kendisini yeniden biçimlendiren bir ortam mı?

Ölçülü iddiam şu: bir alet hiçbir zaman tam tarafsız kalmaz, ama bu onu tek başına belirleyici saymayı gerektirmez; alet bir eğilim taşır ve o eğilimin nereye çektiği, aleti çevreleyen başka seçimlerle birlikte okunmak zorundadır.

Ders bu iddiayı bir sonuç olarak baştan sunmuyor. Önce tarafsızlık tezini kuracak, sonra onu sınayacak ve sınamanın sonunda bu iddiaya varacak.

Sıfır noktası

Argümanın yapısı

Tarafsızlık tezini önce öncüllere ayıralım.

Birinci öncül: bir alet, kendi başına bir amaç taşımaz; amaç kullanıcının zihninde bulunur.

İkinci öncül: bir aletin sonucu, kullanıcının onu hangi amaçla ve nasıl kullandığına bağlıdır.

Sonuç: aletin kendisi ne iyi ne kötüdür; iyilik ya da kötülük yalnız kullanımda ortaya çıkar.

Bu argüman ilk bakışta sağlam duruyor ve üç yerden sınanabiliyor.

Birinci sınama şu: bir alet bazı kullanımları kolaylaştırırken bazılarını zorlaştırıyor, yani seçenekleri eşit bırakmıyor.

İkinci sınama şu: bir aletin varlığı, onu kullanmama seçeneğinin bedelini değiştiriyor.

Üçüncü sınama şu: bir alet yayıldıkça etrafındaki düzen ona göre yeniden kuruluyor ve geri dönmek giderek zorlaşıyor.

Bu karşılık bir payı haklı çıkarıyor. Oysa üç sınama da aletin doğasından tümüyle bağımsız değil; bir bıçağı yavaş yaygınlaştırmak onun seçenekleri eşit bırakmasını sağlamıyor, yalnız eşitsizliğin hızını değiştiriyor. Sınamalar aletin tek başına belirleyici olduğunu göstermiyor, ama tarafsız olmadığını gösteriyor.

Görüşler ve pozisyonlar

Üç sınamadan üç görüş çıkıyor.

Birinci görüş tarafsızlık tezinin kendisi. Bu görüşe göre yukarıdaki üç sınama aletin doğasına değil, aletin çevresindeki kararlara işaret ediyor; sorumluluk hep kullanıcıda ve kullanıcıyı çevreleyen topluluktadır. Görüşün gücü şurada: hiçbir alet insan eli değmeden bir sonuç üretmiyor, öyleyse son sözü hep insan söylüyor.

İkinci görüş bunun tam tersini söylüyor. Bu görüşe göre bir teknoloji, yeterince yaygınlaştığında kendi mantığını dayatan, insan iradesinden bağımsızlaşan bir sistem hâline geliyor.

Üçüncü görüş bu iki uçtan da kaçıyor. Bu görüşe göre bir alet ne tarafsızdır ne belirleyicidir; belirli bir yöne eğilim taşır ve o eğilim, çevresindeki kararlarla güçlenebilir ya da zayıflatılabilir. Bu görüş, çerçeveleme ve sorumluluk boşluğu mekanizmalarına bakarak kendi payını gösteriyor.

Çerçeveleme, bir aletin yalnız iş görmediğini, dünyayı belirli bir biçimde görünür kıldığını söylüyor.

Elli üçüncü derste tanıtılan betim seçimi burada yeniden karşımıza çıkıyor, tanımı değişmeden: bir durumu belirli sözcüklerle anlatmak, onu belirli bir yargıya zaten hazırlıyor. Bir ölçüm aracı da aynı işi sayılarla yapıyor. Yetmiş üçüncü derste tanıtılan ölçülemezlik kavramı da burada geçerliliğini koruyor: bir değerin ölçülememesi, onun önemsiz olduğu anlamına gelmiyor, yalnız formun onu göremediği anlamına geliyor.

Sorumluluk boşluğu ise farklı bir mekanizmaya işaret ediyor.

En güçlü itiraz

Şimdiye kadarki her şeyi tek hamlede sarsabilecek bir itiraz var.

İtiraz şu: üçüncü görüş, bir aletin eğilim taşıdığını söylerken bu eğilimi ölçen bir yöntem sunmuyor. Bir aletin ne kadar tarafsız, ne kadar belirleyici olduğunu önceden kestirmenin bir yolu gösterilmedi; ölçüt yalnız sonuçtan geriye bakılarak uygulanabiliyor. Bu ölçütü kullanışsız kılıyor, çünkü bir alet yaygınlaştıktan sonra onun eğiliminden söz etmek kolay, yaygınlaşmadan önce söz etmek neredeyse imkânsız.

Bu itiraz güçlü ve ders bunu tam çürütmüyor.

Bu yanıt itirazı hafifletiyor, ama tam susturmuyor. Tahmin temkinli olsa da bir tahmin ve yanılma payı taşıyor. Buna karşılık hiçbir ölçütün önceden kusursuz çalışmaması, ölçütün terk edilmesini gerektirmiyor; yalnız ölçütün alçakgönüllü kullanılmasını gerektiriyor.

Açık kalan sorular

Üç soru açık kalıyor.

Birincisi: bir aletin eğilimi ile onu çevreleyen toplumsal kararlar arasındaki pay nasıl ayrılır? İkinci görüşün ve birinci görüşün her ikisi de bu payı kendi lehine okuyor ve ders arasında kesin bir sınır çizmedi.

İkincisi: çerçeveleme her araçta aynı güçte mi işliyor, yoksa bazı araçlar ölçülemeyeni daha kolay unutturuyor mu? Bu sorunun cevabı aletten alete değişebilir ve tek bir kuralla verilemez.

Üçüncüsü: sorumluluk boşluğu bir kere açıldığında hangi kurumsal düzenleme onu daraltabilir? Ders boşluğun varlığını gösterdi, onu kapatacak bir yöntem önermedi.

Yaygın hatalar

Bu dalın etrafında beş yanlış özellikle sık dolaşıyor.

Yaygın yanlışTeknoloji felsefesinin işi yeni cihazları değerlendirmek sanılır.
Doğrusu

Bir aletin hızlı mı yavaş mı, güvenli mi güvensiz mi olduğu mühendisliğin ve güvenlik biliminin konusu. Bu dal onun altındaki soruyu soruyor: bir alet kullanıcısını ve etrafındaki düzeni nasıl biçimlendiriyor, sorusunu.

Yaygın yanlışTarafsızlık tezinin çürütülmesi, her aletin kötü olduğu anlamına geldiği sanılır.
Doğrusu

Ders tarafsızlık tezini sınadı ve eksik bulduğu için terk edilmesini önerdi. Bir aletin tarafsız olmaması, onun kötü olduğu anlamına gelmiyor; yalnız sonucun yalnız kullanıcının niyetiyle açıklanamayacağı anlamına geliyor.

Yaygın yanlışBelirleyicilik görüşünün insan iradesini tümüyle ortadan kaldırdığı sanılır.
Doğrusu

Ellul'un anlattığı bağımsızlaşma bile insan kararlarıyla başlıyor ve insan kararlarıyla sürüyor. Belirleyicilik, iradenin yokluğunu değil, iradenin giderek daralan bir alanda çalıştığını söylüyor.

Yaygın yanlışÇerçevelemenin yalnız dijital araçlara özgü olduğu sanılır.
Doğrusu

Heidegger'in verdiği örnek bir nehir ve bir enerji santrali; dijital hiçbir şey içermiyor. Çerçeveleme her ölçüm aracında, her formda ve her eski aletin kullanım biçiminde işleyen genel bir mekanizma.

Yaygın yanlışSorumluluk boşluğunun kimsenin suçlanamayacağı anlamına geldiği sanılır.
Doğrusu

Boşluk, sorumluluğun bir kişide toplanmasının zorlaştığını gösteriyor, sorumluluğun yok olduğunu göstermiyor. Bir süreçteki herkes kendi payından hâlâ sorumlu tutulabilir; zorlaşan şey, tek bir ismi işaret etmek.

Kendin dene

Alıştırma seni bu aracı bırakmaya çağırmıyor. Aracın üzerindeki eğilimi görünür kılıyor.

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Teknoloji felsefesi teknolojinin iyi mi kötü mü olduğunu sormuyor; bir aletin yalnız bir araç mı, yoksa kullanıldığı hayatı biçimlendiren bir ortam mı olduğunu soruyor.

Tarafsızlık tezi bir aletin kendi başına değer taşımadığını söylüyor, ama üç yerden sınandığında eksik kalıyor: seçenekleri eşit bırakmıyor, kullanmama bedelini değiştiriyor ve etrafındaki düzeni yeniden kuruyor.

Çerçeveleme bir aracın dünyayı belirli bir biçimde görünür kıldığını, ölçülebileni öne çıkarıp ölçülemeyeni arka plana ittiğini gösterdi.

Sorumluluk boşluğu bir kararın birçok elden geçtiğinde kimsenin tek başına sahiplenemediği bir sonuç doğurabildiğini, ama bunun sorumluluğu yok etmediğini, yalnız dağıttığını gösterdi.

Ders üçüncü bir görüşle kapandı: alet ne tarafsız ne belirleyici, bir eğilim taşıyor ve o eğilimin yönü, aleti çevreleyen kararlarla birlikte okunmak zorunda.

Sonraki derse köprü

Bu ders, özel alanlar modülünün beşinci ve son dersiydi. Bilim felsefesi, din felsefesi, tarih felsefesi, eğitim felsefesi ve teknoloji felsefesi ayrı malzemelere baktı, ama hepsi aynı hamleyi yaptı: yerleşik bir insan etkinliğini alıp ona felsefi bir soru sordu. Bilim ölçülebilirliğiyle, din inancın gerekçesiyle, tarih anlatının biçimiyle, eğitim rızanın imkânsızlığıyla, teknoloji ise aracın eğilimiyle sorgulandı. Beşinde de tanıdık bir uygulama, altında hiç sorulmamış bir varsayım taşıdığı için yeniden açıldı.

Buraya kadar her dal tek başına sorgulandı. Alanların kesişimi modülü iki dalı aynı odaya koyuyor ve ilk çift bilgi ile etik. Orada açılacak olan, bu dersin sorumluluk boşluğuna ikinci bir yüz eklemek: sorumluluğu eylemde aradık, peki bilmede de aranabilir mi? Bir şeyi bilmemek başlı başına bir kusur sayılabilir mi, yoksa kusur ancak yapılan bir şeyde mi olur? Soru iki dalın da tek başına kapatamayacağı bir yerde duruyor, çünkü etik neyin yapılması gerektiğini söylüyor, bilgi kuramı neyin bilindiğini; ikisi karşılaştığında inanmanın kendisinin bir yükümlülük taşıyıp taşımadığı sorulabilir hâle geliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.