İçeriğe geç

P00-D04-M02-01·Değer alanları

Etik

sıfırdan ileri2.517 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Etik üç katmana ayrılır: üst-etik ahlaki cümlelerin türünü, normatif etik hangi eylemin doğru olduğunu, uygulamalı etik bu somut durumda ne yapılacağını sorar; katmanlar karıştığında tartışma birbirine değmez.

Ahlak bir topluluğun fiilen izlediği kurallar bütünüdür, etik bu kuralların gerekçesini soran çalışmadır; ayrım altmış beşinci dersteki ruhbilim ile epistemoloji ayrımının kardeşidir.

Normatif katmanda üç kuram ailesi var: sonuççuluk eylemi sonucuna göre, görev etiği bir kurala uygunluğuna göre, erdem etiği kişinin karakterine göre değerlendirir; üçü de en güçlü hâlinde bir bedel öder.

Kitap iadesi gibi sıradan durumlarda üç aile aynı öneriye varır ve ayrıldıkları yer eylem değil gerekçedir; masum birini koruma gibi uçtaki durumlarda öneri de ayrılır.

Bir kuram seçmek bu yüzden her zaman bir eylem seçmek değildir; çoğu zaman yalnızca bir gerekçe seçmektir.

Açılış sahnesi

Bir kasiyer parayı yanlış sayıyor ve müşteriye gerekenden fazla para veriyor. Müşteri parayı cebine atmadan önce iki arkadaşına soruyor: iade etsem mi?

Birinci arkadaş hemen cevap veriyor: iade et, çünkü fark akşam kasa kapanırken ortaya çıkar ve zararı kasiyer öder. İkinci arkadaş aynı öneriyi başka bir yoldan yapıyor: iade et, çünkü bu para sana ait değil, ait olmayanı almak yanlıştır ve sonuç bunu değiştirmez. Üçüncü arkadaş da katılıyor, gerekçesi ikisinden de farklı: iade et, çünkü kendine ait olmayan parayı cebine atan biri olmak istemiyorsun.

Üç arkadaş aynı şeyi öneriyor ve üçü de kendi gerekçesine güveniyor. Tartışma orada bitmiyor, çünkü dördüncü biri araya giriyor: siz üçünüz de yanılıyorsunuz, doğru ile yanlış diye bir şey yok, bu yalnızca kişisel bir tercih. Üç arkadaş şaşırıyor, çünkü bu itiraz hiçbirinin önerisine cevap vermiyor; kimin hangi eylemi önerdiğine değil, önerinin arkasındaki cümlenin türüne itiraz ediyor.

O masada, fark edilmeden, üç ayrı soru birbirine karışmıştı.

Bu derste ne olacak

Önce etiğin kendi içinde üç katmana ayrıldığını göreceğiz: üstte ahlaki cümlelerin ne tür cümleler olduğunu soran katman, ortada hangi eylemin doğru olduğunu soran katman, altta bu somut durumda ne yapılması gerektiğini soran katman. Üç katman farklı sorular sorduğu için farklı kanıtlarla çalışır ve karıştırıldıklarında bir tartışma, açılış sahnesindeki gibi, birbirine değmeden sürer.

Sonra ahlak ile etiği ayıracağız. Gündelik dilde iki sözcük neredeyse eş anlamlı kullanılıyor; burada ayrı iki iş görecekler. Bu ayrım, altmış beşinci derste ruhbilim ile epistemoloji arasında kurulan ayrımın kardeşi olacak.

Ardından normatif katmana gireceğiz ve üç kuram ailesi kuracağız: eylemi sonucuna göre değerlendiren aile, bir kurala uygunluğuna göre değerlendiren aile ve soruyu eylemden kişiye taşıyan aile. Üçünü de en güçlü hâlinde kurup bedelini göstereceğiz.

En sonda üç ailenin gerçekten birbirinin rakibi olup olmadığını soracağız. Aynı somut durumda üçü sık sık aynı öneriye varır; ayrıldıkları yer eylem değil gerekçe olur ve bu ayrım dersin en dürüst sonucunu verecek.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir eylemi doğru ya da yanlış yapan nedir, ve bu soruyu cevaplarken hangi katmanda konuştuğumuzu nasıl biliriz?

Ölçülü iddiam şu: eylemi doğru yapan şeyi arayan üç kuram ailesi çoğu somut durumda aynı öneriye varır ve gerçek anlaşmazlık eylemde değil gerekçede durur.

Sıfır noktası

Bu ayrım yeni değil. Altmış beşinci ders ruhbilim ile epistemoloji arasında benzer bir çizgi kurmuştu: ruhbilim insanların inançlarını fiilen nasıl oluşturduğunu betimliyor, epistemoloji hangi yolun bilgi ürettiğini soruyordu. Aynı kalıp burada tekrarlanıyor; ahlak insanların fiilen neyi doğru saydığını betimler, etik bu sayışın haklı olup olmadığını sorar.

Argümanın yapısı

Katmanları ayırmanın neden gerekli olduğunu bir argümana dökelim.

Birinci öncül: bir ahlaki tartışma en az üç farklı soru tipini barındırabilir; cümlelerin doğru olup olamayacağı sorusu, hangi eylemin doğru olduğu sorusu ve bu somut durumda ne yapılması gerektiği sorusu.

İkinci öncül: bu üç soru farklı kanıt türleri ister. Üst-etik dilin yapısına bakar, normatif etik ilkelere bakar, uygulamalı etik durumun ayrıntılarına bakar.

Üçüncü öncül: taraflar farklı katmanlarda konuşuyorsa, aynı olguyu paylaşsalar bile söyledikleri birbirine değmez.

Sonuç: bir ahlaki anlaşmazlığı ilerletmenin ilk adımı, tartışmanın hangi katmanda geçtiğini bulmaktır.

Bu katmanlar seride daha önce ayrı ayrı işlendi, fark edilmeden. Yirmi dördüncü ders normatif sorunun kendisini kurmuştu; orada işlenen olan-gereken uçurumu ve evrenselleştirme sınaması üst-etik katmanın malzemesiydi, çünkü soru «gerekir» cümlelerinin nasıl savunulacağıydı, belirli bir eylemin doğru olup olmadığı değil. Bu ders başkasına karşı ne yapılması gerektiği sorusunu dolduruyor.

Anscombe'un hedefi önemli: eleştirdiği şey belirli bir cevap değil, sorunun nasıl sorulduğu. Bu tam olarak üst-etik katmanın işi; bir «gerekir» cümlesinin ne tür bir cümle olduğunu sorar. Aynı soruyu normatif katmanla karıştırmak, açılış sahnesindeki dördüncü kişinin hatasının ta kendisi.

Katmanları ayırdıktan sonra ağırlığı normatif katmana verelim.

Görüşler ve pozisyonlar

Normatif katmanda bir eylemi doğru yapan şeye üç görüş var.

Birinci görüş sonuççuluk: bir eylemi doğru yapan şey, doğurduğu sonuçlardır.

Sonuççuluğun gücü açık: bir eylemin kime ne kadar iyilik ya da kötülük getirdiğini sorması, farklı gelenekten insanların paylaştığı bir dil sunar. Buna karşılık bedeli de ağır.

İkinci görüş görev etiği: eylemi doğru yapan şey, sonucu değil bir kurala uygunluğudur.

Yirmi dördüncü derste kurulan evrenselleştirme sınaması, Kant'ın görevi nasıl belirlediğinin aracıdır; burada yeniden tanımlamıyor, yerine oturtuyoruz. Görev etiğinin gücü, kişiyi bir sonuç hesabının rehinesi yapmaması; buna karşılık bedeli de var.

Üçüncü görüş erdem etiği: soru eylemden kişiye kayıyor, doğru eylem değil nasıl bir insan olunacağı merkeze geliyor.

On ikinci derste kurulan eudaimonia kavramı erdem etiğinin arka planını verir; karakterin büyümesi o dersin sorduğu iyi yaşam sorusuyla aynı köke iner, burada yeniden tanımlamıyor, ödünç alıyoruz. Erdem etiğinin gücü, ahlakı tek bir eylem anına değil bütün karaktere yayması; buna karşılık bedeli de var.

En güçlü itiraz

Şimdi üç ailenin gerçekten birbirinin rakibi olup olmadığını soralım.

İtiraz şu: üç kuram ailesi sıradan durumların çoğunda aynı öneriye varıyorsa, aralarında seçim yapmanın pratik bir önemi yoktur.

Bu uyarı, üç ailenin uçtaki ayrışmasını bir skandal olmaktan çıkarıyor. Ölçülü sonuç şu: üç kuram ailesi çoğu somut durumda aynı öneriye varıyor, ayrıldıkları yer eylem değil gerekçe oluyor; uçtaki az sayıda durumda öneri de ayrılıyor. Bir kuram seçmek bu yüzden her zaman bir eylem seçmek değil, çoğu zaman yalnızca bir gerekçe seçmek anlamına geliyor.

Açık kalan sorular

Üç soru açık kalıyor.

Birincisi: uçtaki durumlarda üç aile ayrıldığında, aralarında seçim yapmanın kendi ölçütü var mı? Bu ders bunu göstermedi, yalnızca ayrışmanın yerini gösterdi.

İkincisi: erdem etiğinin «erdemli kişi ne yapardı» ölçütü, döngüsel görünen yapısından kurtulabilir mi? Bu ders sorunu gösterdi, çözmedi.

Üçüncüsü: üst-etikteki bir konum normatif katmanı gerçekten hiç etkilemiyor mu, yoksa bazı konumlar bazı ailelerle daha mı uyumlu? Bu ders ikisini ayrı tuttu, aralarındaki bağı işlemedi.

Yaygın hatalar

Bu konuda beş yaygın yanlış var.

Yaygın yanlışAhlak ile etik aynı şey sanılır.
Doğrusu

Ahlak, bir topluluğun fiilen izlediği kurallar bütünüdür; etik bu kuralların gerekçesini soran çalışmadır. Bir toplumda ahlak değişse bile etik sorusu, o değişimin haklı olup olmadığını sormaya devam eder.

Yaygın yanlışDoğru ile yanlış diye bir şey yoktur, her ahlaki görüş kişisel tercihtir sanılır.
Doğrusu

Bu, açılış sahnesindeki dördüncü kişinin hatası. Bu iddia üst-etik bir soruya cevap veriyor ve normatif katmandaki üç ailenin hiçbirini çürütmüyor; onların sorduğu soruyu bile sormuyor.

Yaygın yanlışSonuççuluk, sonuç iyiyse her yol mubahtır demektir sanılır.
Doğrusu

Sonuççuluk yalnızca ölçünün sonuç olduğunu söylüyor, her aracın serbest olduğunu söylemiyor. Bir eylemi hesaplarken güven kaybı ve uzun vadeli sonuçlar da hesaba girer ve bu hesap çoğu zaman «her yol mubah» sonucunu zaten dışarıda bırakır.

Yaygın yanlışGörev etiği sonuçları hiç önemsemez sanılır.
Doğrusu

Görev etiği sonuçları görmezden gelmiyor, sonucu ölçünün kendisi saymıyor. Bir görevin ne olduğuna karar verirken sonuçlar bilgi olarak kullanılabilir; değişmeyen şey, sonucun tek başına eylemi haklı çıkarmaması.

Yaygın yanlışÜç kuramdan yalnızca biri kesin doğru, ötekiler tümüyle yanlış sayılmalıdır sanılır.
Doğrusu

Kitap iadesi örneğinde üç aile de aynı öneriye vardı, bu üçünün de bir şey yakaladığının işareti. Doğru tutum, birini seçip ötekini çöpe atmak değil, hangisinin hangi durumda daha net çalıştığını görmek.

Kendin dene

Alıştırmanın işi kimin haklı olduğuna karar vermek değil, bir tartışmanın nerede tıkandığını kendi elinle ayırt edebilmek.

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Etik üç katmana ayrılır: üst-etik ahlaki cümlelerin türünü, normatif etik hangi eylemin doğru olduğunu, uygulamalı etik bu somut durumda ne yapılacağını sorar; katmanlar karıştığında tartışma birbirine değmez.

Ahlak bir topluluğun fiilen izlediği kurallar bütünüdür, etik bu kuralların gerekçesini soran çalışmadır; ayrım altmış beşinci dersteki ruhbilim ile epistemoloji ayrımının kardeşidir.

Normatif katmanda üç kuram ailesi var: sonuççuluk eylemi sonucuna göre, görev etiği bir kurala uygunluğuna göre, erdem etiği kişinin karakterine göre değerlendirir; üçü de en güçlü hâlinde bir bedel öder.

Kitap iadesi gibi sıradan durumlarda üç aile aynı öneriye varır ve ayrıldıkları yer eylem değil gerekçedir; masum birini koruma gibi uçtaki durumlarda öneri de ayrılır.

Bir kuram seçmek bu yüzden her zaman bir eylem seçmek değildir; çoğu zaman yalnızca bir gerekçe seçmektir.

Sonraki derse köprü

Bu ders, birey için doğru olan eylemi arayan üç aileyi kurdu ve bu arayışın nerede gerçek bir seçime, nerede yalnızca bir gerekçe seçimine indiğini gösterdi.

Sıradaki alt ders bu soruyu bireyin dışına taşıyor. Etik bir kişinin ne yapması gerektiğini sordu; siyaset felsefesi, birlikte yaşayanların düzenini kimin hangi hakla kurduğunu soruyor. Bir kural bir kişi için doğru olabilir ve aynı kuralın topluluğa nasıl dayatılacağı ayrı bir soru olarak kalabilir.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.