İçeriğe geç

P00-D04-M01-04·Kuramsal alanlar

Mantık

sıfırdan ileri2.547 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Mantık dalı tek tek argümanları değil, geçerli biçimlerin kendisini inceler; kırk sekizinci ders bir argümanı denetlemeyi, bu ders bütün geçerli dizilişleri haritalamayı sorar.

Mantığın merkezî varsayımı, aynı biçimin herhangi bir içerikten çekilip çıkarılabileceğidir; konusu bambaşka iki akıl yürütme aynı iskeleti paylaşabilir ve doğal dil bu iskeleti çoğu zaman gizler.

Mantık hiçbir öncül vermez ve hangi cümlenin doğru olduğunu söylemez; yalnızca doğruluğu bir yerden ötekine taşır ve boş bir taşıyıcı olduğu için her konuya uygulanabilir.

Çelişmezlik ilkesi ve üçüncünün olmazlığı klasik mantığın direkleridir, ama Nagarjuna'nın dört köşeli çözümlemesi ve Jain geleneğinin yedi yüklemli şeması aynı soruya başka bir biçim şeması kurar ve bu mantıksızlık değildir.

Şemalar arasındaki seçim keyfî değildir; hangi şemanın hangi durumda daha az varsayımla daha çok şeyi kapsadığı kuramsal erdem ölçütüyle sorulabilir.

Açılış sahnesi

Bir mağaza vitrinine iki ayrı gün iki ayrı tabela asılıyor. Birinci gün tabelada şu yazıyor: yalnızca öğrenciler indirim alır. İkinci gün eski tabela kayboluyor, yerine yenisi geliyor: öğrenciler indirim alır.

Kasiyer iki cümleyi aynı kural sanıyor ve ikisine de aynı şekilde davranıyor. Bir müşteri öğrenci değil ama elinde bir kupon var ve indirim istiyor. Kasiyer reddediyor, çünkü zihninde hâlâ birinci tabela duruyor: yalnız öğrenciler.

Müşteri ısrar ediyor ve tabelayı gösteriyor; tabelada artık «yalnızca» yazmıyor. İkinci cümle öğrencilere indirim veriyor, ama başka kimsenin indirim alamayacağını söylemiyor. Kasiyer tabelaya tekrar bakıyor ve haklı çıkıyor; iki cümle neredeyse aynı kelimelerle kurulmuş ve bambaşka bir şey söylüyor.

Aradaki fark ne öğrenci sözcüğünde ne indirim sözcüğünde. Fark cümlenin gizli iskeletinde duruyor: biri bir sınıfı dışarıda bırakıyor, öteki yalnızca bir sınıfa bir hak tanıyor ve gerisi hakkında susuyor. Aynı sözcükler, iki farklı biçim taşıyor.

Bu ders, tam olarak bu gizli iskeletin adını koyuyor.

Bu derste ne olacak

Önce mantığın neyi incelediğini netleştireceğiz. Kırk sekizinci derste tek bir çıkarımı denetlemeyi öğrenmiştik: öncüller doğru olsaydı sonuç yanlış olabilir miydi? Mantık dalı bir adım geri çekiliyor ve başka bir şey soruyor: bir biçimi geçerli kılan nedir, ve geçerli biçimlerin tümü haritalanabilir mi? Bu, tek bir argümana değil bütün argüman ailesine bakan ikinci düzey bir soru.

Sonra mantığın merkezî varsayımını açacağız: aynı biçim, herhangi bir içerikten çekip çıkarılabilir. Konusu bambaşka iki akıl yürütme aynı iskeleti paylaşabiliyor ve doğal dil bunu çoğu zaman gizliyor; açılış sahnesindeki iki tabela bunun küçük bir örneğiydi. Bu soyutlamanın neyi kazandırdığını ve neyi gözden kaçırdığını göreceğiz.

Ardından mantığın ne yapmadığını göreceğiz, ve bu dersin en çok işe yarayan kısmı olacak. Mantık hiçbir öncül vermiyor, hangi cümlenin doğru olduğunu söylemiyor; yalnızca doğruluğu bir yerden başka bir yere taşıyor. Boş bir taşıyıcı olması, onu her konuya uygulanabilir kılan şey.

Son olarak dersin kendi katkısına geleceğiz: tek bir mantık mı var? Çelişmezlik ilkesi ve üçüncünün olmazlığı klasik mantığın iki direği. Ama Nagarjuna'nın dört köşeli çözümlemesi ve Jain geleneğinin yedi yüklemli şeması aynı soruya başka bir biçim şeması kuruyor. Bunların nasıl değerlendirileceğini, altmış üçüncü derste görülen kuramsal erdem ölçütüyle sorgulayacağız.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir çıkarımı geçerli kılan şeyin biçimi olduğunu söylediğimizde, bu biçim tek bir dizge midir, yoksa mantık kendi içinde birden fazla temel şemaya mı açıktır?

Ölçülü iddiam şu: mantık, biçimi içerikten ayırarak her konuya uygulanabilen boş bir taşıyıcı kurar, ama bu ayırma işlemi tek bir şemayla değil birbirinden farklı temel kabullerle kurulmuş birden fazla şemayla yapılabilir ve şemalar arasındaki tercih kuramsal erdemlere göre gerekçelendirilir.

Sıfır noktası

Argümanın yapısı

Şimdi mantığın hangi nesneyi incelediğini bir argümana dökelim.

Birinci öncül: bir argümanı tek tek denetlemek, o argümanın geçerli olup olmadığını gösterir ama geçerli biçimlerin tümünü listelemez.

İkinci öncül: aynı biçimi paylaşan argümanlar tamamen farklı konulardan gelebilir; bu yüzden biçim, içerikten ayrı olarak tanımlanabilen bir nesnedir.

Üçüncü öncül: içerikten ayrı bir nesne bir kez tanımlandığında, o nesne üzerinde çalışan bir yöntem hiçbir konuya özgü kalmaz ve her konuya taşınabilir.

Sonuç: mantık tikel argümanları değil biçimin kendisini inceler, kendi konusu yoktur ve tam bu yüzden her konuya ödünç verilir.

Görüşler ve pozisyonlar

Mantığın kendisi tek bir dizge mi, yoksa birden fazla mı, bu soruya üç görüş var.

Birinci görüş tek bir doğru mantığın var olduğunu söylüyor. Çelişmezlik ilkesi ve üçüncünün olmazlığı bu görüşün iki direği. Bir şey aynı anda hem doğru hem yanlış olamaz, ve bir şey ne doğrudur ne yanlış diye üçüncü bir seçenek de yoktur. Bu görüşe göre bu iki ilke keşfedilir, icat edilmez; başka bir mantık kurmaya çalışan biri yalnızca bir hata yapmış olur.

İkinci görüş mantıkların amaca göre seçilen araçlar olduğunu savunuyor.

İkinci görüş seçimi doğrudan amaca bırakıyor; buna karşılık üçüncü görüş seçimin keyfî olmadığını, kuramsal erdemlere dayandığını söylüyor. Hangi mantığın uygulanacağı konuya göre değişir ve bu, dersin ölçülü iddiası.

Bu tür sınır durumları, farklı bir biçim şemasının neden gerekebileceğini gösteriyor. Nagarjuna'nın dört köşeli çözümlemesi bir iddia karşısında dört tavrı ayırt eder: iddiayı olumlamak, olumsuzlamak, ikisini birden olumlamak ve ikisini birden reddetmek. Bu, klasik mantığın yalnız iki tavrı tanımasından başka bir şema kurar.

En güçlü itiraz

Şimdi en sert itiraza gelelim.

İtiraz şu: bir sistem çelişmezlik ilkesini ya da üçüncünün olmazlığını reddettiğinde, aslında mantık hakkında anlaşmazlığa düşmüyor; kullandığı bağlaçların anlamını değiştiriyor. Olumlama, olumsuzlama gibi sözcükler yeni sistemde eski anlamlarını taşımıyorsa, iki sistem aynı soruya iki cevap vermiyor, iki ayrı soruya cevap veriyor. Bu doğruysa, mantıklar arasında gerçek bir karşılaştırma hiç kurulamaz.

Bu cevap itirazı tamamen kapatmıyor; bağlaçların anlamı ne kadar kaydığında ortada gerçekten aynı iş kalmadığı sorusu açık kalıyor.

Açık kalan sorular

Üç soru açık kalıyor.

Birincisi: bağlaçların anlamı ne kadar değişirse iki sistemin ortak işi de kaybolur? Bu ders bir sınır çizmedi, yalnız ortak işlevin bazı durumlarda sabit kaldığını gösterdi.

İkincisi: kuramsal erdem ölçütü gözlemle sınanan bir bilim kuramı için kurulmuştu; aynı ölçütün mantık şemaları arasında nasıl işletileceği, hangi kapsamın ve hangi tutarlılığın sayılacağı bu derste ayrıntılandırılmadı.

Üçüncüsü: dört köşeli çözümleme ile yedi yüklem şeması aynı geçerlilik kavramını mı paylaşıyor, yoksa büsbütün başka bir kavramı mı işletiyor? İkisi de klasik mantıktan ayrılıyor ve birbirinden de ayrı bir yapı taşıyor; bu farkın kendisi bu derste sorulmadı.

Yaygın hatalar

Bu konuda beş yaygın yanlış var.

Yaygın yanlışMantığın konusu tek tek argümanlar sanılır.
Doğrusu

Kırk sekizinci ders bir argümanı denetlemeyi öğretmişti; mantık dalı bundan bir adım geri çekilip bütün geçerli biçimlerin ailesini soruyor. Konu tikel argüman değil, biçimin kendisi.

Yaygın yanlışMantığın doğru öncüller sağladığı sanılır.
Doğrusu

Mantık hangi cümlenin doğru olduğunu söylemiyor, yalnızca öncüller doğruysa sonucun da doğru kalacağını garanti ediyor. Öncülleri sağlamak başka bir işin, örneğin gözlemin ya da tanıklığın görevi.

Yaygın yanlışGeçerli bir biçimin içeriğinin de makul olması gerektiği sanılır.
Doğrusu

Peynirden top örneği bunun tersini gösterdi: öncüller saçma olsa bile biçim kusursuz kalabiliyor. Mantık içeriğin makullüğüne değil dizilişin sağlamlığına bakıyor.

Yaygın yanlışFarklı bir mantık şeması kuran gelenek mantıksız sanılır.
Doğrusu

Dört köşeli çözümleme ve yedi yüklem şeması çelişmezlik ilkesini ihlal etmiyor; oysa yaygın kanı bunu bir tutarsızlık sayıyor. Her yargı ayrı bir açıya bağlanarak çelişki baştan önleniyor; farklı olan temel kabul, eksik olan tutarlılık değil.

Yaygın yanlışMantık çoğulluğu her şemanın eşit derecede doğru olduğu anlamına gelir sanılır.
Doğrusu

Çoğulluk, birden fazla tutarlı şemanın var olabileceğini söylüyor, hepsinin her durumda aynı iyilikte olduğunu söylemiyor. Şemalar arasında kuramsal erdemlerle, örneğin hangisinin daha az varsayımla daha çok şeyi kapsadığıyla karşılaştırma yapılabiliyor.

Kendin dene

Alıştırmanın işi bir cümleyi çürütmek değil. İşi, gündelik konuşmanın çoğu zaman gizlediği iskeleti görünür kılmak.

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Mantık dalı tek tek argümanları değil, geçerli biçimlerin kendisini inceler; kırk sekizinci ders bir argümanı denetlemeyi, bu ders bütün geçerli dizilişleri haritalamayı sorar.

Mantığın merkezî varsayımı, aynı biçimin herhangi bir içerikten çekilip çıkarılabileceğidir; konusu bambaşka iki akıl yürütme aynı iskeleti paylaşabilir ve doğal dil bu iskeleti çoğu zaman gizler.

Mantık hiçbir öncül vermez ve hangi cümlenin doğru olduğunu söylemez; yalnızca doğruluğu bir yerden ötekine taşır ve boş bir taşıyıcı olduğu için her konuya uygulanabilir.

Çelişmezlik ilkesi ve üçüncünün olmazlığı klasik mantığın direkleridir, ama Nagarjuna'nın dört köşeli çözümlemesi ve Jain geleneğinin yedi yüklemli şeması aynı soruya başka bir biçim şeması kurar ve bu mantıksızlık değildir.

Şemalar arasındaki seçim keyfî değildir; hangi şemanın hangi durumda daha az varsayımla daha çok şeyi kapsadığı kuramsal erdem ölçütüyle sorulabilir.

Sonraki derse köprü

Bu derste mantığın konusunun tikel argümanlar değil biçimin kendisi olduğunu, bu biçimin içerikten bağımsız kurulduğunu ve tek bir biçim şemasının zorunlu olmadığını gördük.

Bütün bu tartışma boyunca bir şeyi hiç sorgulamadan bıraktık: biçim taşıyan şeyin, düşünen ve akıl yürüten zihnin kendisinin ne olduğu.

Sıradaki ders tam bu soruya giriyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.