Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir soruyu metafizik yapan şey konusu değil türüdür; aynı nesne hakkında hem deneysel hem metafizik bir soru sorulabilir ve ikisi farklı türden cevap ister.
Her bilim kendi yöntemiyle sınamadığı bir kabule yaslanır, nesnelerin sürdüğü ya da sebeplerin işlediği gibi, ve bu kabul deneyin sonucu değil deneyin kurulabilmesinin koşuludur.
Metafiziğin anlamsız olduğu itirazı gücünü doğrulanabilirlik ölçütünden alır, ama ölçütün kendisi kendi sınamasından geçmez ve daha iyi bir okuma metafizik soruları çerçevenin dışından gelen sorular olarak ayırmaktır.
Deney karar vermediğinde ortada ne hiçbir ölçüt kalır ne de deney kadar kesin bir ölçüt bulunur; tutarlılık, kapsam ve açıklama gücü gibi kuramsal erdemler devreye girer.
Metafizik geniş bir alandır ve ontoloji onun içinde neyin var olduğuna odaklanan daha dar bir kol; ikisi aynı şey değildir.
Açılış sahnesi
Bir malzeme mühendisi bir çelik çubuğu günlerce aynı makinede test ediyor. Makine çubuğu binlerce kez büküyor, düzeltiyor, yeniden büküyor. Amaç metal yorulmasının hangi döngüde başladığını ölçmek.
Üçüncü günün sonunda genç bir stajyer bir soru soruyor: bu sabah taktığın çubuk, dün akşam çıkardığın çubukla gerçekten aynı mı? Mühendis gülüyor, tabii ki aynı diyor; gece kimse laboratuvara girmedi, kapı kilitliydi ve numara etiketi yerinde duruyordu.
Stajyer ısrar ediyor: peki bunu hangi alet ölçtü? Mühendis duraklıyor. Elindeki aletlerden hiçbiri iki çubuğun aynı çubuk olduğunu ölçmüyor; aletler sertliği, uzunluğu, çatlak sayısını ölçüyor. Aynılık, o aletlerden hiçbirinin çıktısında yok. Aynılık, ölçmeye başlamadan önce zaten kabul edilmiş bir şey.
Mühendis o akşam raporunu yazarken soruyu bir kenara bırakıyor, çünkü yazacağı hiçbir sonuç bu sorudan etkilenmeyecek. Ama soru ortadan kalkmıyor, yalnızca günlük işin dışına itiliyor.
Bu ders, tam olarak dışarı itilen türden soruların adını koyuyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir soruyu metafizik yapan şeyin konusu değil türü olduğunu göreceğiz. Aynı nesne hakkında hem ölçülebilir bir soru hem de ölçülemeyen bir soru sorulabilir; ikisi rakip değil, farklı katmanlara aittir.
Sonra metafiziğin neden kaçınılmaz olduğunu göstereceğiz. Her bilim, kendi içinde sınamadığı bir kabule yaslanarak çalışır ve o kabul deneyin bir sonucu değil, deneyin kurulabilmesinin koşuludur. Bunu somut örneklerle göreceğiz.
Ardından yirminci yüzyılın en sert itirazına geleceğiz: metafizik anlamsızdır. İtirazı zayıflatmadan, en güçlü hâliyle kuracağız, çünkü zayıf kurulmuş bir itirazdan hiçbir ders çıkmaz. Sonra ona iki ayrı cevap vereceğiz.
Son olarak metafiziğin kendi ölçütü sorununa döneceğiz. Deney karar vermiyorsa iki görüş arasında nasıl seçim yapılır? Cevabımız ne «hiçbir ölçüt yok» olacak ne de «deney kadar kesin bir ölçüt var». Önceki kursta edindiğimiz aletleri burada yeniden kullanacağız.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir soruyu metafizik yapan şey nedir?
Bu soruyu önce sormamızın sebebi var. «Metafizik nedir» diye sorulduğunda genellikle bir konu listesi beklenir: ruh, zaman, özgür irade. Oysa liste yanıltıcı, çünkü aynı sözcükler hem fizikte hem metafizikte geçiyor ve ayrımı konu değil, sorunun nasıl kurulduğu belirliyor.
Ölçülü iddiam şu: bir soruyu metafizik yapan şey konusu değil soru türüdür, bu tür her araştırma için kaçınılmazdır ve deneyin karar veremediği yerde bile tutarlılık, kapsam ve açıklama gücü gibi ölçütlerle değerlendirilebilir.
Sıfır noktası
Önce ayrımı somutlaştıralım.
Aynı ayrımı en eski biçimiyle kuran bir metin var.
Demek ki metafizik, belirli bir malzeme üzerinde çalışan bir uzmanlık değil. Herhangi bir malzemeye, herhangi bir açıdan bakılabilecek bir soru türü.
Argümanın yapısı
Şimdi ikinci iddiaya geçelim: bu soru türü yalnız mümkün değil, kaçınılmaz.
Birinci öncül: her bilimsel araştırma, kendi konusunu incelemeden önce, o konunun belirli bir biçimde var olduğunu kabul ederek işe başlar.
İkinci öncül: bu kabul, o araştırmanın kendi yöntemiyle sınanmaz, çünkü yöntemin kendisi bu kabul üzerine kuruludur; kabulü test etmek isteyen her deney, aynı kabulü zaten kullanıyor olurdu.
Üçüncü öncül: kabul sınanamıyor diye yok sayılırsa, o bilimin bütün sonuçları da askıya alınmış olur, çünkü sonuçların hepsi o kabule dayanıyor.
Sonuç: her bilim en az bir metafizik kabule yaslanır ve bu yaslanma bir eksiklik değil, araştırmanın başlayabilmesinin koşuludur.
Açılış sahnesindeki soru tam olarak buydu.
Aynı yapı başka bir alanda da görülüyor.
Buna bir itiraz gelebilir.
Bu itiraz adı değiştiriyor, yapıyı değiştirmiyor. İster «çalışma varsayımı» densin ister «metafizik kabul», kabulün kendisi yine sınanmıyor ve yine araştırmayı taşıyor. Adı küçültmek, kabulün üstlendiği yükü küçültmüyor. Oysa yük tam olarak durduğu yerde duruyor: hiçbir deney raporu bu kabulü test etmiyor.
Görüşler ve pozisyonlar
Metafiziğin bilimle nasıl bir ilişki içinde olduğu üzerine üç pozisyon var.
Birinci görüş metafiziği bilimin önüne koyuyor. Aristoteles'in ilk felsefesi böyle işliyor: varlığı varlık olarak inceleyen bir disiplin, geometriden ve fizikten önce gelir, çünkü onların kullandığı en genel kavramları o sağlar. Bilim kendi alanında ilerlerken metafizik, o ilerlemenin üzerinde durduğu zemini hazırlamış olur.
İkinci görüş benzer bir sırayı, farklı bir gerekçeyle savunuyor. İbn Sînâ'nın yukarıda görülen konumu bu sıraya dayanır: özel bilimler kendi konularının var olduğunu tartışmadan alır ve bu tartışmayı üstlenen tek disiplin metafiziktir. İki görüş de metafiziği önce, bilimi sonra yerleştiriyor.
Üçüncü görüş sırayı reddediyor ve metafiziği bilimin dışına değil içine yerleştiriyor.
Üç görüş yan yana konduğunda bir gerilim çıkıyor. Birinci ve ikinci görüş metafiziği bilimin temelini kuran, ondan önce gelen bir iş sayıyor. Üçüncü görüş bu önceliği reddedip metafiziği bilimin kendisiyle aynı düzleme indiriyor.
Bu karşı örnek dersin sonunda tekrar karşımıza çıkacak.
En güçlü itiraz
Şimdi en sert itiraza gelelim ve dayanağını en güçlü hâliyle kuralım.
İtiraz şu: metafizik yalnız zor ya da tartışmalı değil, anlamsız. Bir cümle ancak iki yoldan biriyle anlamlı olabilir: ya sözcüklerin tanımından çıkar, ya da bir gözlemle doğrulanabilir. Metafizik cümleler ikisini de yapmıyor; ne tanım gereği doğrular ne de hangi gözlemin onları destekleyeceği söylenebiliyor. Öyleyse bu cümleler bilgi taşımıyor, yalnız duygu ya da tutum ifade ediyor.
Bu itiraz gücünü doğru yerden alıyor: metafizik cümleler gerçekten deneyle karara bağlanmıyor. Ama ölçütün kendisine dönüp bakmak gerekiyor.
İkinci cevap ölçütü çürütmüyor, kapsamını yeniden çiziyor.
Buna karşılık bu ayrım da bedelsiz değil; tercih dediğimiz şeyin nasıl gerekçelendirileceği sorusu ortada kalıyor. Açık kalan sorular bölümü tam bu soruya dönüyor.
Açık kalan sorular
Üç soru açık kalıyor.
Birincisi, en zor olanı: deney karar vermiyorsa iki metafizik görüş arasında nasıl seçim yapılır? Elli sekizinci derste bir açıklamayı sınamak için aday şartını ve ayırıcı sonucu kullanmıştık; burada aday hâlâ var ama ayırıcı sonuç yok, çünkü hiçbir gözlem iki tarafı ayırmıyor. Geriye kalan ölçütler tutarlılık, kapsam ve açıklama gücü.
Bu, «hiçbir ölçüt yok» demek değil ve «deney kadar kesin bir ölçüt var» demek de değil. İki görüş de kuramsal erdemlerde eşitse, seçim gerçekten açık kalıyor; ama çoğu durumda görüşlerden biri diğerinden daha az varsayımla daha fazlasını açıklıyor ve bu bir hiçlik değil.
İkincisi: Quine'ın önerdiği süreklilik metafiziği tamamen bilime devretmeli mi, yoksa bilimin kendisi hâlâ kavramsal bir çözümlemeye mi ihtiyaç duyuyor? Görüşler bölümünde kurduğumuz «sürekli hâline gelme, seçimi ortadan kaldırmıyor» itirazı bu sorunun kapanmadığını gösterdi.
Üçüncüsü: bir metafizik anlaşmazlığın ne zaman gerçek bir anlaşmazlık, ne zaman yalnız sözcük seçimi farkı olduğu her durumda net değil. Bu ayrımı yapan genel bir yöntem bu derste kurulmadı.
Yaygın hatalar
Bu konuda beş yaygın yanlış var.
Yaygın yanlışMetafizik belirli bir konudur sanılır.
Ruh, zaman ya da özgür irade gibi başlıklar metafiziğe özgü değil; aynı başlıklar deneysel bir dille de ele alınabilir. Metafiziği kuran şey konu değil, sorunun türüdür.
Yaygın yanlışDeneyle sınanmıyorsa gereksizdir sanılır.
Her bilim, kendi yöntemiyle sınamadığı bir kabule yaslanır ve o kabul olmadan hiçbir sonuç üretilemez. Kaçınılmaz olan bir şey, gereksiz sayılamaz.
Yaygın yanlışDoğrulanabilirlik ölçütü metafiziği tamamen geçersiz kılar sanılır.
Ölçütün kendisi kendi sınamasından geçmiyor. Ayrıca en iyi okuma metafiziği silmek değil, hangi soruların bir çerçevenin içinden hangilerinin dışından geldiğini ayırmak.
Yaygın yanlışDeney karar vermiyorsa hiçbir ölçüt kalmaz sanılır.
Tutarlılık, kapsam ve açıklama gücü deney kadar kesin değildir, ama boş bir seçim de bırakmaz. İki görüş bu ölçütlerde eşit çıkabilir, ama bu her zaman böyle olmaz.
Yaygın yanlışMetafizik ile ontoloji aynı şey sanılır.
Metafizik, var olmayı soru türü olarak ele alan geniş bir alan. Ontoloji bu alanın içinde, neyin var olduğu ve varlığın kaç ayrı türü olduğu sorusuna odaklanan daha dar bir kol. Her ontoloji sorusu metafizik, ama her metafizik soru ontoloji değil.
Kendin dene
Alıştırmanın işi kabulü çürütmek değil. İşi, bir iddianın hangi kısmının deneyden geldiğini, hangi kısmının deneyi taşıdığını ayırt edebilmek.
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir soruyu metafizik yapan şey konusu değil türüdür; aynı nesne hakkında hem deneysel hem metafizik bir soru sorulabilir ve ikisi farklı türden cevap ister.
Her bilim kendi yöntemiyle sınamadığı bir kabule yaslanır, nesnelerin sürdüğü ya da sebeplerin işlediği gibi, ve bu kabul deneyin sonucu değil deneyin kurulabilmesinin koşuludur.
Metafiziğin anlamsız olduğu itirazı gücünü doğrulanabilirlik ölçütünden alır, ama ölçütün kendisi kendi sınamasından geçmez ve daha iyi bir okuma metafizik soruları çerçevenin dışından gelen sorular olarak ayırmaktır.
Deney karar vermediğinde ortada ne hiçbir ölçüt kalır ne de deney kadar kesin bir ölçüt bulunur; tutarlılık, kapsam ve açıklama gücü gibi kuramsal erdemler devreye girer.
Metafizik geniş bir alandır ve ontoloji onun içinde neyin var olduğuna odaklanan daha dar bir kol; ikisi aynı şey değildir.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir soruyu metafizik yapan şeyin tür olduğunu, bu türün kaçınılmaz olduğunu ve deneyin karar vermediği yerde bile boş bırakılmadığını gördük.
Yaygın hatalar bölümünde bir sınır çizdik: metafizik geniş, ontoloji dar. Sınırı çizdik ama içini doldurmadık; ontolojinin kendi sorusunun ne olduğunu söylemedik.
Sıradaki ders o boşluğu dolduruyor. Ontoloji, metafiziğin içinden çıkan ilk alt soruyu üstleniyor: ne var, ve var olanların kaç ayrı türü var? Bu ders o sorunun nasıl kurulduğunu ve neden tek bir listeyle kapanmadığını gösterecek.