İçeriğe geç

P00-D03-M04-04·Görüş değiştirme

Kişinin görüşü ile kişinin değeri arasındaki ayrım

sıfırdan ileri2.459 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir görüşü reddetmek kişinin değeri hakkında hiçbir şey söylemez; bu ayrımın bir yönü başkasının görüşünü reddederken onu küçük görmemek, öteki yönü kendi görüşün reddedildiğinde kendini küçük görmemektir.

Bir görüş, savunula savunula kimliksel yapışma yoluyla kişinin bir parçası hâline gelebilir; bu noktadan sonra görüşe yapılan itiraz kişiye yapılmış gibi hissedilir ve elli dokuzuncu dersteki itiraf maliyeti tam da buradan doğar.

Her görüş kişiden tümüyle ayrılamaz; içerik-süreç ayrımı bu sınırı çiziyor, çünkü bir görüşün nesne düzeyindeki doğruluğu kişi hakkında bir şey söylemezken, ona ulaşma ve onu savunma biçimi söyleyebiliyor.

Süreç çoğu zaman dışarıdan görülmüyor ve bu yüzden tek bir anlaşmazlıktan bir yargıya varmak yerine, zaman içinde tekrar eden örüntüye bakmak gerekiyor.

Ayrım açıkça kurulduğunda görüşü değiştirmenin bedeli düşüyor, çünkü artık değişen şeyin kişinin değeri değil yalnızca bir kanaat olduğu görülüyor.

Açılış sahnesi

Bir yapı bürosunda genç bir mühendis, aylarca üzerinde çalıştığı bir çatı taşıyıcı sistemini kıdemli meslektaşına sunuyor.

Kıdemli mühendis çizimlere bakıyor ve tek bir satırda duruyor: rüzgâr yükü hesabında bir katsayı eksik kalmış, sistem gerçek koşullarda güvenli değil. Genç mühendis o akşam eve dönerken kendine başka bir cümle söylüyor: bu işi yapamıyorum. Oysa kıdemli meslektaşının söylediği tek şey, bir sayının yanlış çıktığıydı. Onun mühendislik yeteneği hakkında hiçbir şey söylenmemişti.

Birkaç ay sonra roller tersine dönüyor. Bu kez genç mühendis, kıdemlinin otuz yıldır kullandığı bir güvenlik payı kuralının yeni yönetmelikle geçersiz kaldığını gösteriyor. Kıdemli mühendis önce sertleşiyor, sonra duruyor ve şunu söylüyor: bu benim otuz yıllık deneyimimi çürütmüyor, bir kuralımı çürütüyor.

İki sahne de aynı hatanın iki farklı yönünü taşıyor. Biri başkasının görüşünü reddederken onu küçük görmeye kayıyor, öteki kendi görüşü reddedildiğinde kendi değerini küçük görmeye kayıyor. İkisi de aynı karışıklıktan geliyor: görüşle kişiyi ayıramamak.

Bu derste ne olacak

Önce ayrımın iki yönlü olduğunu göstereceğiz. Bir yön sık konuşulur: başkasının görüşünü reddederken onun değerine dokunmamak. Öteki yön daha az konuşulur ve bu dersin asıl katkısı odur: kendi görüşün çürütüldüğünde kendi değerini düşmüş saymamak.

Sonra ayrımın nasıl bozulduğunu, mekanizmasını kuracağız. Bir görüş savunula savunula kişinin bir parçası hâline geliyor; sonra o görüşe yapılan itiraz, kişiye yapılmış gibi hissediliyor. Bu füzyonun nasıl işlediğini adım adım göreceğiz.

Ardından ayrımın bir sınırı olduğunu kabul edeceğiz. Her görüş kişiden tümüyle ayrılamaz; bazı görüşler, kişinin gerçekten kim olduğu hakkında bir şey söyler. Bu sınırı keyfi biçimde değil, bir ölçütle çizeceğiz.

Son olarak bu dersin elli dokuzuncu dersle kurduğu bağı açacağız. İtiraf maliyeti dediğimiz bedelin nereden geldiğini burada göreceğiz: görüş kişiyle kaynaştığı için. Ayrım kurulduğunda o maliyet düşüyor ve güncelleme yeniden mümkün hâle geliyor. Bu ders aynı zamanda dördüncü modülü ve bu kursu kapatıyor.

Merkez soru

Elli dokuzuncu ders entelektüel tevazuyu, altmışıncı ders kanıt karşısında güncellemeyi, altmış birinci ders güçlü karşı görüşü işledi. Altmış birinci dersin kapanışı şu soruyu açık bıraktı: bir görüşü reddetmek, o görüşü savunan kişi hakkında bir şey söylüyor mu, yoksa yalnız o görüş hakkında mı?

Bu ders o soruyu doğrudan alıyor.

Ölçülü iddiam şu: bir görüşü reddetmek kişinin değeri hakkında hiçbir şey söylemez; kişinin o görüşe nasıl ulaştığı ve ona nasıl tutunduğu ise söyleyebilir, ve bu ikisini ayırt eden ölçüt, reddedilenin nesne düzeyindeki içerik mi yoksa görüşe varma ve onu savunma süreci mi olduğudur.

Sıfır noktası

Bu kavram dokuzuncu derste görülen köken yanlışına yakın durur ve onunla aynı şey değildir. Köken yanlışı reddin gerekçesiyle ilgilidir; kişiye yönelme reddin sonucuyla ilgilidir.

Argümanın yapısı

İddiayı kurmak için önce ayrımın neden bu kadar sık bozulduğunu görmek gerekiyor. Bozulma rastgele değil; belirli bir mekanizmadan geçiyor.

Bu yapışma birden olmuyor. Kişi bir görüşü ilk savunduğunda, görüş hâlâ dışarıda duran bir nesne gibidir; tartışılabilir, değiştirilebilir. Görüş tekrar tekrar savunuldukça, savunma eylemi kendisi bir değere dönüşüyor: artık yalnız görüşün doğruluğu değil, onu savunanın tutarlılığı da ortaya konmuş oluyor. Bu noktada bir itiraz iki katmana birden çarpıyor; hem görüşe hem de kişinin şimdiye kadar sürdürdüğü tutarlılığa.

Bu mekanizma elli dokuzuncu derste tanımlanan itiraf maliyetini açıklıyor. İtiraf maliyeti, kişinin görüşünü değiştirdiğini söylemesinin bedeliydi. Bu bedel yüksek çıkıyordu, çünkü görüş kimlikle kaynaşmıştı ve güncelleme bir kimlik kaybı gibi hissediliyordu. Ayrım açıkça kurulduğunda, yani reddedilenin yalnız görüş olduğu görüldüğünde, bu bedel düşüyor ve güncelleme yeniden mümkün hâle geliyor.

Görüşler ve pozisyonlar

Ayrımın ne kadar geçerli olduğu üzerine üç konum var.

Birinci görüş ayrımı reddediyor: bir görüş kişinin nasıl düşündüğünü gösterir, dolayısıyla görüşü çürütmek kişi hakkında meşru bir yargıdır.

İkinci görüş tam tersini savunuyor: bir görüş kişiden her zaman tümüyle ayrıdır, o yüzden hiçbir görüş kişi hakkında hiçbir şey söylemez.

Buna karşılık üçüncü görüş bir ölçütle sınır çiziyor ve bu dersin savunduğu yer burası: bir görüşün nesne düzeyindeki içeriği kişi hakkında hiçbir şey söylemez, ama o görüşe ulaşma ve onu savunma süreci söyleyebilir.

Üç görüş yan yana konduğunda tablo netleşiyor: birinci görüş her görüşü kişiyle özdeşleştiriyor, ikinci görüş her görüşü kişiden tamamen koparıyor, üçüncü görüş ise ayrımı içerik ile süreç arasında kuruyor.

En güçlü itiraz

Bu itiraz elli dokuzuncu derste gerçek tevazu ile sahtesi arasında karşılaşılan zorlukla aynı yapıda. Orada da tek bir cümleden ayırt edilemeyen şey, zamanla ve tekrar eden gözlemle görülüyordu. Burada da aynı çözüm geçerli: bir kişinin süreci tek bir anlaşmazlıktan anlaşılmaz, ama kanıt karşısında tekrar eden davranışından anlaşılabilir. Kanıta her seferinde kapanan bir kişiyle, kanıtla karşılaştığında gerçekten bakan bir kişi, zamanla birbirinden ayrılıyor.

Açık kalan sorular

Bir görüşün ne kadar tekrar sonunda kimliksel yapışmaya uğradığı burada belirlenmedi. İki kişi aynı görüşü aynı sürede savunabilir; biri hâlâ görüşü dışarıda duran bir nesne gibi tutarken öteki çoktan kendi kimliğine katmış olabilir. Bu farkın kaynağı açık kalıyor.

Süreç dışarıdan görülemediğinde adil bir değerlendirmenin nasıl yapılacağı da çözülmedi. Gözlem zamanı her zaman mevcut olmuyor ve bazen bir karar, örüntü oluşmadan verilmek zorunda kalıyor.

Taahhüt görüşü ile olgu görüşü arasındaki çizginin her zaman net olup olmadığı da açık. Bazı görüşler ikisinin karışımı gibi duruyor; hem bir olguyu iddia ediyor hem bir davranış sözü taşıyor. Bu karışık durumlarda hangi ölçütün öne çıkacağı burada kararlaştırılmadı.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir görüşü eleştirmenin her zaman kişiye saygısızlık olduğu sanılır.
Doğrusu

Oysa içerik düzeyinde bir yanlışı göstermek, kişinin değeri hakkında hiçbir şey söylemez. Kişiye yönelme ancak eleştiri içerikten kişinin kendisine kaydığında başlıyor.

Yaygın yanlışKişinin değerini görüşünden ayırmanın her zaman doğru olduğu sanılır.
Doğrusu

Bazı görüşler, onlara ulaşma ve onları savunma biçimiyle kişi hakkında gerçekten bir şey söylüyor. Her durumda tam ayrım kurmak bu yüzden kolaycılık oluyor.

Yaygın yanlışKendi görüşün çürütüldüğünde kendi değerinin de düştüğü sanılır.
Doğrusu

Açılış sahnesindeki genç mühendis bu hataya düşmüştü. Çürütülen bir hesaplamaydı, mühendisin yeteneği değil. Bu ayrımın ikinci yönü, birincisi kadar konuşulmuyor ama en az onun kadar önemlidir.

Yaygın yanlışKişiye yönelme, dokuzuncu derste görülen köken yanlışıyla aynı şey sanılır.
Doğrusu

Oysa ikisi ayrı. Köken yanlışı bir görüşü, geldiği kaynak yüzünden içeriğine bakmadan reddetmektir; kişiye yönelme ise bir görüşü reddederken bu reddin kişi hakkında bir şey söylediğini varsaymaktır. Biri reddin gerekçesiyle, öteki reddin sonucuyla ilgilidir.

Yaygın yanlışBir konuda bilgi eksikliğinin karakterle ilgili bir kusur olduğu sanılır.
Doğrusu

Oysa içerik-süreç ayrımına göre yalnızca özensiz, çarpık ya da kaçıngan bir süreç kişi hakkında bir şey söylüyor. Makul bir özenle ulaşılmış ama yine de yanlış çıkan bir görüş, kişinin bilgisinin sınırını gösterir, karakterini değil.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Bir görüşü reddetmek kişinin değeri hakkında hiçbir şey söylemez; bu ayrımın bir yönü başkasının görüşünü reddederken onu küçük görmemek, öteki yönü kendi görüşün reddedildiğinde kendini küçük görmemektir.

Bir görüş, savunula savunula kimliksel yapışma yoluyla kişinin bir parçası hâline gelebilir; bu noktadan sonra görüşe yapılan itiraz kişiye yapılmış gibi hissedilir ve elli dokuzuncu dersteki itiraf maliyeti tam da buradan doğar.

Her görüş kişiden tümüyle ayrılamaz; içerik-süreç ayrımı bu sınırı çiziyor, çünkü bir görüşün nesne düzeyindeki doğruluğu kişi hakkında bir şey söylemezken, ona ulaşma ve onu savunma biçimi söyleyebiliyor.

Süreç çoğu zaman dışarıdan görülmüyor ve bu yüzden tek bir anlaşmazlıktan bir yargıya varmak yerine, zaman içinde tekrar eden örüntüye bakmak gerekiyor.

Ayrım açıkça kurulduğunda görüşü değiştirmenin bedeli düşüyor, çünkü artık değişen şeyin kişinin değeri değil yalnızca bir kanaat olduğu görülüyor.

Sonraki derse köprü

Bu ders dördüncü modülü kapatıyor. Elli dokuzuncu ders kendi bilgimizin sınırını doğru kestirmeyi, altmışıncı ders bu sınırı kanıt karşısında güncellemeyi, altmış birinci ders bir karşı görüşü ne zaman güçlendirip ne zaman söylenene sadık kalmamız gerektiğini, bu ders de reddettiğimiz görüşün kişi hakkında ne söylediğini işledi. Dördü birlikte tek bir beceriyi oluşturuyor: bir görüşle doğru ilişki kurmak.

Bu ders aynı zamanda P00-D03 kursunu, iddia, gerekçe ve argüman kursunu kapatıyor. İlk modül bir argümanın parçalarını ayırmıştı, ikinci modül bir argümanı tanımayı, üçüncü modül basit bir değerlendirme yapmayı öğretmişti. Bu son modül bir görüşle karşılaşıldığında ne yapılması gerektiğini işledi.

Sıradaki kurs artık argümanın kendisinden çıkıp felsefenin alanlarına açılıyor. P00-D04, felsefenin dalları, ilk modülünde kuramsal alanları ele alacak ve ilk ders metafizikle başlayacak. O ders neyin var olduğu sorusunu, bu kursta öğrenilen araçlarla nasıl ele alınacağını gösterecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.