Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir argümanın kusursuz kurulmuş olması dayandığı cümlelerin doğru olduğunu göstermiyor; biçim denetimi ucuz, öncül denetimi pahalı ve atlanan hep ikincisi oluyor.
Bütün öncülleri sınamak imkânsız olduğu için denetim bir tarama değil bir öncelik kararı; sıra üç şeyin çarpımından çıkıyor: düştüğünde argümanı düşürüyor mu, düşmesi ne kadar muhtemel ve sınamak ne kadar pahalı.
En sık denetimden kaçan öncül, herkesin başını salladığı ve tek cümleyle geçilen öncül; kısalığı bir güven işareti değil, kimsenin sormamış olmasının işareti.
Öncüller aynı türden olmadığı için aynı sınamayı almıyorlar; Toulmin'in gösterdiği gibi destek malzemesi alana bağlı ve Nyāya geleneğinin dediği gibi her iddia kendi kaynağıyla yoklanıyor, bir değer öncülüne ölçüm istemek tartışmayı kilitliyor.
Denetim mutlak bir zemine ulaşmayı hedeflemiyor; hedefi bu iki taraf arasında o öncülü kabul etmek için ortada ne olduğunu görünür kılmak, ve kendi sıranın yanına karşı tarafın sırasını koymak senin beklemediğin kırılganlığı ortaya çıkarıyor.
Açılış sahnesi
Bir sunumda üç adımlık bir akıl yürütme dinliyorsun ve akıl yürütme kusursuz.
Birinci adım: bu bölgede satışların düşmesinin tek sebebi nüfusun azalması. İkinci adım: bu bölgede nüfus üç yıldır azalıyor. Sonuç: satışlardaki düşüş nüfus azalmasından geliyor ve mağazayı kapatmalıyız.
Adımlar birbirine tam oturuyor. Sonuç öncüllerden çıkıyor ve hiçbir yerde bir sıçrama yok.
Sunum bittiğinde salonda kimse itiraz etmiyor, çünkü itiraz edilecek bir boşluk görünmüyor.
Sonra biri elini kaldırıyor ve tek bir soru soruyor: nüfusun azaldığını nereden biliyoruz?
Cevap gelmiyor. Rakam bir yerden alınmış, alan kişi kaynağı hatırlamıyor ve toplantıdan sonra bakıldığında sayının başka bir bölgeye ait olduğu anlaşılıyor.
Argüman hâlâ kusursuz. Tek eksiği, dayandığı cümlelerden birinin yanlış olması.
Bu ders o cümleye nasıl bakılacağını çalışıyor. İş kulağa basit geliyor ve pratikte en çok atlanan adım bu; çünkü akıl yürütmenin biçimini denetlemek kolay, dayandığı cümleleri denetlemek pahalı.
Bu derste ne olacak
Önce bu modülün ne yaptığını söyleyeceğiz. Geçen modül tanıma işiydi; bu modül değerlendirme işi ve dört adımdan oluşuyor. İlk adım burada.
Sonra denetimin gerçek zorluğuna geleceğiz. Bir argümanın bütün öncüllerini sınayamazsın ve sınamaya çalışan kişi hiçbirini sınamamış oluyor.
Ardından sıralamayı kuracağız. Hangi öncülden başlanacağını belirleyen iki ölçü var ve ikisi birlikte çalışıyor.
Sonda da en çok yapılan hatayı ele alacağız: her öncüle aynı sınamayı uygulamak. Öncüller aynı türden değil ve aynı yolla denetlenmiyorlar.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir argümanın dayandığı cümlelerin doğru olup olmadığını nasıl denetleriz?
Bu seride öncülle daha önce çalıştık ve orada başka bir iş yapıyorduk. Kırk altıncı derste öncülün ne olduğunu kurmuştuk: argümandaki konumu, destek yönü, ortak zemin ve durma noktası. Kırk beşinci derste bir gerekçenin kabul edilebilir olması için gerekenleri saymıştık.
Bu ders o kavramları tekrar etmiyor; onları eline alıp önündeki argümana uyguluyor. Yani buradaki iş kavramsal değil, işlemsel: karşında duran bir argümanın öncüllerini nereden ve hangi sırayla yoklayacaksın?
Ölçülü iddiam şu: öncül denetimi bir doğruluk taraması değil, bir öncelik kararıdır ve bu karar öncülün türüne göre değişir.
Sıfır noktası
Kırk sekizinci derste geçerlilik ile sağlamlığı ayırmıştık ve şunu söylemiştik: geçerli bir çıkarım yanlış öncüllerden yanlış sonuca gider. O ders bu ayrımı kurdu, bu ders ayrımın pratikteki bedelini ödüyor.
Argümanın yapısı
Şimdi asıl zorluğa gelelim, çünkü denetimin sorunu bilgisizlik değil bütçe.
Bir argümanın bütün öncüllerini yoklayamazsın. Kırk dokuzuncu derste görmüştük: iki cümlelik bir argümanın varsayımları sayıldığında liste bitmiyor. Denetim sınırlı bir kaynak ve her yere eşit dağıtıldığında hiçbir yerde iş görmüyor.
Katılıyorum ve ders bunu kusur saymıyor. Kusur devralmak değil, devralındığını unutmak; kaynağı sorulabilir durumda duran bir öncül denetime açıktır ve zinciri kaybolmuş olan değildir.
Görüşler ve pozisyonlar
Öncüllerin nasıl denetleneceği üzerine üç görüş var.
Birinci görüş tek bir ölçüt arar ve bütün öncüllerin aynı sınamadan geçmesi gerektiğini söyler. Bu görüşe göre bir cümle ya kanıtlanabilir ya kanıtlanamaz; kanıtlanamayan cümle argümanda kullanılmaz ve tartışma buradan sadeleşir.
İkinci görüş bunun uygulanamaz olduğunu ve öncüllerin türlerine göre ayrıldığını savunur.
Üçüncü görüş ikisinin arasında duruyor ve bu dersin savunduğu yer burası. Ortak bir soru var ve tek bir sınama yok: her öncüle «bunu kabul etmemiz için ne var» diye sorulur, oysa o soruya verilecek cevabın biçimi öncülün türüne göre değişir.
İtiraz yerinde ve tür ayrımının nasıl kullanılacağını belirliyor. Bir öncülün türünü söylemek denetimi kapatmıyor, denetimin biçimini belirliyor: değer öncülü kanıt istemiyor ve gerekçe istiyor, gerekçe verilmediğinde de öncül çıplak kalıyor.
En güçlü itiraz
Şimdi denetimin kendi sınırına gelelim.
Bu itiraz üçüncü derste sonsuz gerileme diye tanıdığımız sorunun buradaki hâli ve pratikte bir cevabı var.
Denetim mutlak bir zemine ulaşmayı hedeflemiyor. Hedefi şu: bu tartışmada, bu iki taraf arasında, bu öncülü kabul etmek için ortada ne olduğunu görünür kılmak. Durma noktası kırk altıncı derste gördüğümüz gibi tarafların ortak zeminidir ve o zeminin nerede olduğu tartışmadan tartışmaya değişir.
Bu itiraz sıralamaya bir ek getiriyor. Kendi kurduğun sıraya bir de karşı tarafın sırasını sor: aynı argümanda o hangi öncülü ilk sınardı? İki sıra ayrıştığı noktada, senin beklemediğin ve onun beklediği bir kırılganlık duruyor.
Açık kalan sorular
Bir öncülü ne kadar sınamanın yeteceği burada kapanmadı. Denetim maliyetli ve durulacak nokta, yanılmanın bedeline bağlı görünüyor; bu bağın nasıl kurulacağı söylenmiş değil.
Sınama eşleşmesinin listesi de tamamlanmadı. Dört tür sayıldı ve gerçek argümanlarda bunlara girmeyen öncüller var; hangi türe hangi yolun eşleşeceği her durumda açık değil.
Karşı tarafın sırasını sormanın kimin işi olduğu ayrı bir soru. Tartışmanın iki tarafı da bunu yapmıyorsa denetim tek gözle kalıyor ve üçüncü bir kişi her zaman bulunmuyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışGeçerliliği doğrulukla karıştırmak.
Adımların birbirine oturması, dayandığı cümlelerin doğru olduğunu göstermiyor ve kusursuz kurulmuş argümanlar en çok burada kırılıyor. Biçim denetimi ucuz olduğu için önce o yapılıyor ve geçtiğinde iş bitmiş sayılıyor.
Yaygın yanlışBütün öncülleri birden sınamaya kalkmak.
Denetim kaynağı sınırlı ve her yere eşit dağıtıldığında hiçbir yerde derine inmiyor. Sıralama yapılmadan başlanan denetim, en kolay bulunan öncülde tükeniyor ve taşıyıcı olan hiç yoklanmamış kalıyor.
Yaygın yanlışUzun anlatılan öncüle yüklenmek.
Tartışma, en çok açıklanan öncülün etrafında dönüyor ve tek cümleyle geçilen öncül denetim dışında kalıyor. Kısalık bir güven işareti sanılıyor; çoğu zaman yalnızca kimsenin sormamış olduğunun işareti.
Yaygın yanlışHer öncüle ölçüm istemek.
Bir değer öncülüne kanıt sormak, ona uygulanamayacak bir sınamayı dayatıyor ve tartışmayı kilitliyor. Sorulacak şey ölçüm değil gerekçe; gerekçe gelmediğinde öncül yine çıplak kalıyor ve denetim işlemiş oluyor.
Yaygın yanlışDevralınan öncülü kendi bilgisi saymak.
Bir cümleyi çok kez duymak onu doğrulanmış hâle getirmiyor ve tekrar, kaynağın yerini alıyor. Sorulacak soru şu: bu cümleyi ilk kim, neye bakarak söyledi ve o zincirin ucunda bir ölçüm var mı?
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir argümanın kusursuz kurulmuş olması dayandığı cümlelerin doğru olduğunu göstermiyor; biçim denetimi ucuz, öncül denetimi pahalı ve atlanan hep ikincisi oluyor.
Bütün öncülleri sınamak imkânsız olduğu için denetim bir tarama değil bir öncelik kararı; sıra üç şeyin çarpımından çıkıyor: düştüğünde argümanı düşürüyor mu, düşmesi ne kadar muhtemel ve sınamak ne kadar pahalı.
En sık denetimden kaçan öncül, herkesin başını salladığı ve tek cümleyle geçilen öncül; kısalığı bir güven işareti değil, kimsenin sormamış olmasının işareti.
Öncüller aynı türden olmadığı için aynı sınamayı almıyorlar; Toulmin'in gösterdiği gibi destek malzemesi alana bağlı ve Nyāya geleneğinin dediği gibi her iddia kendi kaynağıyla yoklanıyor, bir değer öncülüne ölçüm istemek tartışmayı kilitliyor.
Denetim mutlak bir zemine ulaşmayı hedeflemiyor; hedefi bu iki taraf arasında o öncülü kabul etmek için ortada ne olduğunu görünür kılmak, ve kendi sıranın yanına karşı tarafın sırasını koymak senin beklemediğin kırılganlığı ortaya çıkarıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste argümanın zeminine baktık ve dayandığı cümlelerin doğru olup olmadığını sorduk.
Şimdi zemin sağlam olsun.
Diyelim ki bir argümanın bütün öncüllerini denetledin ve hepsi doğru çıktı. Sayılar yerinde, tanımlar açık, değer öncülünün gerekçesi verilmiş.
Argüman yine de çökebilir.
Çünkü doğru cümlelerden yanlış bir sonuca gitmek mümkün. Öncüllerin hepsi doğruyken sonuç onlardan çıkmıyor olabilir ve bu, öncüllerdeki bir kusur değil; iki basamak arasındaki bağın kusuru.
Kırk sekizinci derste bu bağın adını koymuştuk ve nasıl çalıştığını görmüştük. Sonraki ders o bilgiyi eline alıp önündeki argümana uyguluyor: sonuç öncüllerden gerçekten çıkıyor mu, yoksa arada sessizce eklenmiş bir basamak mı var?