Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Retorik soru bir argümanda öncül yerini tutuyor ve o yeri hiç doldurmuyor; taşıdığı cümle odaya giriyor, arkasında duran kimse olmuyor.
Kırk dördüncü dersin diliyle söylersek soru içeriği taşıyor ve bağlanmayı taşımıyor, bu yüzden söyleyen kişi sonradan «ben yalnızca sordum» diyebiliyor ve biçim açısından haklı çıkıyor.
Yapılacak iş geri çevirme: soruyu düz bir iddiaya çevirip öncül yerine yazmak, ve İslam münazara geleneğinin koyduğu kural gereği o cümleyi masaya kim koyduysa savunucusu olmak.
İşlem her soruya uygulanmıyor; iki tarafın da kabul ettiği bir cümleye dokunan kısayol sorusunda geri çevirme hiçbir şey açığa çıkarmıyor, oysa direnç doğuran soruda tartışmanın zeminini görünür kılıyor.
İşlemin kendi tehlikesi var ve iki kuralla sınırlanıyor: çeviri dayatılmaz, önerilir; reddedilen çeviri boşluğu kapatmaz, karşı taraf ne dediğini kendisi yazar.
Açılış sahnesi
Bir kurul toplantısında bir düzenleme oylanacak ve savunan kişi gerekçelerini sıralıyor. Üç madde sayıyor, her birine bir dayanak veriyor, sonra susuyor.
Karşı taraftan biri söz alıyor ve tek bir cümle kuruyor: peki bu düzenlemeden zarar görecek olanları kim düşünecek?
Odada bir hareketlenme oluyor. Birkaç kişi başını sallıyor ve düzenlemeyi savunan kişi savunmaya geçiyor.
Şimdi olan biteni yavaşlatalım.
Cümle bir soru biçiminde ve kimse ona cevap vermedi. Kimse cevap beklemedi de; soruyu soran kişi bir isim duymayı ummuyordu.
Yine de odada bir şey değişti. Herkes artık şunu kabul etmiş gibi konuşuyor: bu düzenleme birilerine zarar verecek ve o zarar hesaba katılmamış.
O cümle hiçbir yerde kurulmadı. Kimse «bu düzenleme zarar verecektir» demedi ve bu yüzden kimseden onu savunması istenemez. Cümle tartışmaya girmeden tartışmanın zeminine yerleşti.
Bu dersin işi o cümleyi zeminden çıkarıp masaya koymak. Ve o işi yaparken karşılaşacağın direncin nereden geldiğini görmek.
Bu derste ne olacak
Önce retorik sorunun bir argüman içinde tuttuğu yeri göreceğiz. İkinci derste bu soruyu tanımayı öğrenmiştik; burada onu tanımak yetmiyor, çünkü tanıdıktan sonra ne yapılacağı ayrı bir iş.
Sonra o işin adını koyacağız: soruyu düz bir iddiaya çevirip öncül yerine yazmak. İşlem basit görünüyor ve uygulandığında hemen bir direnç çıkıyor.
Ardından bu direncin haklı olabileceği yeri ayıracağız. Her retorik soru bir kaçamak değil; bazıları iki tarafın da kabul ettiği bir cümleye kısayoldan dokunuyor.
Sonda da işlemin kendi tehlikesini ele alacağız. Soruyu iddiaya çeviren kişi, karşısındakinin hiç söylemediği bir cümleyi ona yükleyebilir ve bu, düzeltmeye çalıştığı hatanın aynısı.
Merkez soru
Sorumuz şu: soru biçimindeki bir cümleyi argümanda nasıl hesaba katarız?
Bu seride soruların içine daha önce iki kez girdik ve ikisi de başka bir katmandaydı. İkinci derste ayırma işini yaptık: bu cümle gerçekten soru mu, yoksa soru kılığına girmiş bir görüş mü? Otuz altıncı derste sorunun taşıdığı varsayımı aradık; orada mesele, hangi cevabı verirsen ver onaylamış olduğun kabuldü.
Bu ders üçüncü katmanda çalışıyor ve bir argümanın içinde duruyor. Soru kılığındaki cümle bir öncül yerini tutuyor, o yeri doldurmuş görünüyor ve hiçbir zaman öncül olarak yazılmadığı için sınanamıyor. Sorumuz, o yerin nasıl gerçekten doldurulacağı.
Ölçülü iddiam şu: retorik soru kendi başına bir kusur değil, kusur onu düz cümleye çevirmenin engellenmesinde.
Sıfır noktası
Kırk dördüncü derste bir iddianın iki yanı olduğunu söylemiştik: bir içerik ve o içeriğe bağlanma. Retorik soru içeriği taşıyor ve bağlanmayı taşımıyor. Odaya giren cümle var, o cümlenin arkasında duran kimse yok.
Bu ayrım pratikte fark yaratıyor. Örtük bir öncülü masaya koyarken «şunu da varsaydın» dersin ve karşı taraf bunu kabul edip savunabilir. Soru öncülde ise karşı taraf bir şey söylediğini bile kabul etmeyebilir, çünkü söylediği şeyin sonunda soru işareti vardı.
Argümanın yapısı
Şimdi o boş yeri doldurmanın işlemine bakalım.
Geri çevirme yapıldıktan sonra elde ne olduğuna dikkat et. Açılış sahnesindeki soru şu cümleye dönüşüyor: bu düzenleme birilerine zarar verecek ve zarar hesaba katılmamıştır. Cümle masaya konduğu anda iki şey birden oluyor. Sınanabiliyor, çünkü artık doğru ya da yanlış olabilecek bir cümle. Ve savunucusu belli oluyor, çünkü onu masaya kim koyduysa artık ondan gerekçe istenebilir.
Bu itiraz doğru ve işlemin nasıl yapılacağını belirliyor. Geri çevirme dayatılarak değil, önerilerek yapılıyor: cümleyi yaz, masaya koy ve sor. Bunu mu diyorsun? Karşı taraf hayır derse, ne dediğini söylemek zorunda kalıyor ve öncül yeri yine doluyor.
Görüşler ve pozisyonlar
Retorik sorunun argümandaki yeri üzerine üç görüş var.
Birinci görüş onu dilin olağan bir aracı sayar ve kusur görmez. Bu görüşe göre her konuşma ortak zemine kısayoldan dokunur ve retorik soru bu kısayolun adıdır; her cümleyi açıkça kurmak konuşmayı imkânsız kılar.
İkinci görüş retorik soruyu argüman içinde daima kusurlu sayar. Münazara geleneğinin sıkı okuması budur: bir tartışmada her cümlenin bir savunucusu olmak zorundadır ve soru biçimi tam da bu şartı boşa çıkarır.
Üçüncü görüş kusuru sorunun kendisinde değil, sonrasında arar ve bu dersin savunduğu konum bu. Soru meşru bir araç, oysa geri çevirme önerildiğinde onu reddetmek meşru değil. Ayırıcı işaret şu: cümle düz yazıldığında karşı taraf onu sahipleniyor mu, yoksa «ben öyle demedim» deyip cümleyi zeminde bırakmaya mı çalışıyor?
Bu itiraza katılıyorum ve sınamanın kendisi bu ayrımı yapıyor. Geri çevirme boş dönüyorsa soru argümanda iş görmüyordu ve masaya konacak bir şey yok. İşlem, hangi soruların hesaba katılacağını da eleyerek belirliyor.
En güçlü itiraz
En sert itiraz, işlemin düzeltmeye çalıştığı hatayı kendisinin yapabilmesi.
İtiraz ciddi ve işlemi olduğu gibi bırakmıyor.
Cevabı iki kuralda duruyor. Birincisi, çeviri dayatılmaz; yazılan cümle karşı tarafa gösterilir ve onaylanması istenir. İkincisi, reddedilen çeviri boşluğu kapatmaz; karşı taraf «bunu demiyorum» diyorsa, ne dediğini kendisi yazmak durumundadır.
Collingwood'un kuralı burada ters yönde işliyor ve işlemin neden zor olduğunu açıklıyor. Retorik soru bir iddiayı bir sorunun içine yerleştiriyor; böylece o iddianın hangi soruya cevap olduğu hiç sorulamıyor, çünkü ortada zaten bir soru var gibi görünüyor. Geri çevirme, iddiayı sorudan söküp ona kendi sorusunu geri veriyor.
Bu itiraz da haklı ve bir ölçü gerektiriyor. Geri çevirme her soruya değil, argümanda öncül yerini tutan soruya uygulanır; kısayol sorusunda uygulandığında konuşmayı yormaktan başka bir işe yaramaz.
Açık kalan sorular
Bir sorunun öncül yerini tutup tutmadığına kimin karar vereceği burada kapanmadı. Soruyu soran kişi «ben o cümleyi kurmadım» diyebiliyor ve dinleyenlerin çoğu o cümleyi duymuş olabiliyor; hangisinin ölçü olduğu söylenmiş değil.
Ortak zeminin sınırı da açık kalıyor. Kısayol sorusu iki tarafın da kabul ettiği bir cümleye dokunuyor, oysa kabul edildiği sanılan cümlelerin bir kısmı hiç sınanmamış cümleler.
Yazılı metinde işlemin nasıl yürüyeceği ayrı bir soru. Karşında onaylayacak kimse yokken çeviriyi kim doğrulayacak ve yanlış çeviri nasıl düzeltilecek?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışRetorik soruya cevap vererek karşılık vermek.
Soru cevap istemiyor ve cevap veren kişi, sorunun taşıdığı cümleyi kabul etmiş sayılıyor. Doğru hamle cevap vermek değil, cümleyi düz yazıp masaya koymak; cevap verildiği anda tartışma zaten kabul edilmiş bir zeminin üstünde sürüyor.
Yaygın yanlışSoruyu görmezden gelip argümanın kalanına devam etmek.
Soru cevapsız bırakıldığında odadan çıkmıyor, zemine yerleşiyor. Birkaç dakika sonra herkes o cümleyi kabul edilmiş sayarak konuşuyor ve geri dönüp onu sormak giderek zorlaşıyor, çünkü artık tartışılmamış olması onun doğal görünmesini sağlıyor.
Yaygın yanlışÇeviriyi karşı tarafa sormadan yazmak.
Kendi yazdığın cümleyi ona ait sayıp çürütmek, düzeltmeye çalıştığın hatanın aynısını yapıyor. Çeviri bir öneridir ve onay ister; onaylanmadığında yapılacak şey ısrar etmek değil, ne dediğini ondan istemek.
Yaygın yanlışHer soruyu retorik saymak.
Gerçek bir soruyu geri çevirmeye kalkmak konuşmayı kapatıyor ve soran kişiyi bir şey iddia etmekle suçluyor. Ayırt edici işaret cevabın önceden belli olup olmadığı; cevap gerçekten açıksa ortada öncül yerini tutan bir cümle yok.
Yaygın yanlışKısayol sorusunu kaçamak sanmak.
İki tarafın da kabul ettiği bir cümleye dokunan soru, düz yazıldığında hiçbir direnç doğurmuyor. Bu durumda geri çevirmede ısrar etmek bir şey açığa çıkarmıyor ve aracın kendisini yıpratıyor; sınama, direnç doğuran sorular için var.
Kendin dene
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Retorik soru bir argümanda öncül yerini tutuyor ve o yeri hiç doldurmuyor; taşıdığı cümle odaya giriyor, arkasında duran kimse olmuyor.
Kırk dördüncü dersin diliyle söylersek soru içeriği taşıyor ve bağlanmayı taşımıyor, bu yüzden söyleyen kişi sonradan «ben yalnızca sordum» diyebiliyor ve biçim açısından haklı çıkıyor.
Yapılacak iş geri çevirme: soruyu düz bir iddiaya çevirip öncül yerine yazmak, ve İslam münazara geleneğinin koyduğu kural gereği o cümleyi masaya kim koyduysa savunucusu olmak.
İşlem her soruya uygulanmıyor; iki tarafın da kabul ettiği bir cümleye dokunan kısayol sorusunda geri çevirme hiçbir şey açığa çıkarmıyor, oysa direnç doğuran soruda tartışmanın zeminini görünür kılıyor.
İşlemin kendi tehlikesi var ve iki kuralla sınırlanıyor: çeviri dayatılmaz, önerilir; reddedilen çeviri boşluğu kapatmaz, karşı taraf ne dediğini kendisi yazar.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir cümlenin soru kılığına girip savunulmadan zemine yerleşmesini gördük ve onu masaya çıkarmayı öğrendik.
Şimdi daha sessiz bir kılığa bakalım.
Bir raporda şu satırı okuyorsun: mahalledeki eski binalar yıllardır bakımsız duruyor ve sokaklar akşamüstü boşalıyor.
Cümlede soru yok, iddia da yok gibi. Yazan kişi bir şey savunmuyor; olanı anlatıyor ve anlattığı şey doğru. İtiraz edecek bir yer bulamıyorsun.
Yine de raporu bitirdiğinde bir sonuca varmış oluyorsun ve o sonuç hiçbir yerde yazmıyor. Betimleme, seçtiği ayrıntılarla ve seçmediği ayrıntılarla bir yön kurmuş durumda; hangi kelimenin kullanıldığı bile hükmün bir parçası.
Sonraki ders bunu çalışıyor: betimleme. Bir anlatının ne zaman yalnız aktardığını, ne zaman seçimleriyle bir hüküm kurduğunu ve o hükmü metinden nasıl çıkarıp sınayacağını göreceğiz.