İçeriğe geç

P00-D03-M02-01·Argümanı tanıma

Açıklama ve argüman

sıfırdan ileri2.485 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Argüman bir cümleye inanmak için sebep verir, açıklama zaten inanılan bir cümlenin neden öyle olduğunu söyler; ikisi de «çünkü» ile kurulduğu için bağlaca bakarak ayrılmazlar.

Ayrımı yapan soru tek ve elde taşınabilir: ortaya konan sonuç cümlesi şu anda taraflar arasında çekişmeli mi, yoksa ikisi de onu kabul mü ediyor?

Aristoteles'ten beri bilinen bir ikinci katman daha var: aynı iki önerme iki yönde de geçerli çıkarım verir, oysa yalnız bir yön açıklama sayılır, çünkü açıklamayı belirleyen şey cümleler arası geçerlilik değil olgular arası sıra.

Barometre ile fırtına bunu tek hamlede gösteriyor; her biri ötekini öndeyebiliyor ve hiçbiri ötekinin sebebi değil, ikisinin de sebebi hava basıncındaki düşüş.

İki karıştırma iki ayrı zarar veriyor: bir açıklamaya ikna talebiyle karşılık vermek sebebin sınanmasını engelliyor, tartışmalı bir cümleyi açıklama isteyerek masaya koymak ise kanıtlanması gereken şeyi sessizce zemine çeviriyor.

Açılış sahnesi

Bir toplantıda satışların düşüşü konuşuluyor ve bölüm sorumlusu söz alıyor. Anlattığı şey şu: satışlar mart ayında düştü çünkü rakip firma aynı hafta fiyat indirdi ve bizim en çok satan ürünümüz o indirimin tam karşısında kaldı.

Masanın öbür ucundan biri cevap veriyor: beni ikna etmedin.

Kısa bir sessizlik oluyor ve sorumlu ne diyeceğini bulamıyor. Kimseyi bir şeye ikna etmeye çalışmıyordu, çünkü satışların düştüğünü zaten odadaki herkes biliyor. Rakamlar ekranda duruyor ve onları kimse tartışmıyor. Sorumlunun yaptığı iş, tartışılmayan o düşüşün nereden geldiğini söylemekti.

İtiraz eden kişi de kendi duyduğu işe göre haksız sayılmaz. O, ortaya bir sav konduğunu işitti ve savın dayanağını zayıf buldu.

İki kişi aynı cümleleri duydu ve iki ayrı iş gördü. Biri bir açıklama yaptı, öteki bir argüman işitti, ve toplantı yarım saat boyunca yanlış şeyi tartıştı.

Aradaki fark cümlelerde değil. Fark, cümlelerin ne için söylendiğinde ve dinleyenin o cümlelerden önce nerede durduğunda. Bu ders o farkı görünür kılmak üzerine, çünkü fark ince göründüğü hâlde kaçırıldığında iki taraf da yanlış şeyi ölçer.

Bu derste ne olacak

Önce açıklama ile argümanın hangi işi gördüğünü ayıracağız. İkisi de aynı bağlaçları kullanıyor ve çoğu zaman birbirinin aynı cümlelerinden kurulabiliyor; ayrıldıkları yer sözcükler değil.

Sonra ayrımı yapan soruyu bulacağız. Soru tek ve elde taşınabilecek kadar basit: şu anda ortaya konan cümle aramızda çekişmeli mi?

Ardından ayrımın yalnızca dinleyicinin hâliyle ilgili olmadığını göreceğiz. Aynı iki cümle iki yöne birden bağlanabiliyor ve o yönlerden yalnız biri açıklama sayılıyor; bunu Aristoteles'ten beri bilen bir gelenek var.

Sonda da ayrımı ortadan kaldırdığı söylenen itirazı ele alacağız. Bazen bir şeye tam da onu en iyi açıklayan hikâye olduğu için inanıyoruz, ve o anda açıklama bir gerekçeye dönüşüyor.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir açıklamayı bir argümandan ayıran şey nedir?

Cevabı kısa söyleyebiliriz ve dersin geri kalanı o cevabın nerede işlediğini gösterecek. Argüman bir cümleye inanmak için sebep verir; açıklama zaten inanılan bir cümlenin neden öyle olduğunu söyler. İkisi de «çünkü» ile kurulur, ikisinde de öncüller vardır, ikisi de bir cümleye doğru yürür.

Bu ders geçen modülde kurduğumuz şeyin üstüne biniyor ve bir eksiği kapatıyor. Altı derste bir argümanın parçalarını tek tek söktük: iddia, gerekçe, öncül, sonuç, çıkarım, varsayım. Her seferinde elimizde bir argüman olduğunu baştan biliyorduk ve iş yalnız onu sökmekti. Şimdi elimizdekinin argüman olup olmadığını sormak zorundayız, çünkü bu soru sorulmadan sökme işlemi yanlış şeye uygulanıyor.

Dördüncü derste de «açıklamak» sözcüğü geçmişti ve orada başka bir işi adlandırıyordu: bir kavramın sınırını çizmek, yani bir sözcüğün nereye kadar uzandığını söylemek. Buradaki açıklama ise bir olgunun neden öyle olduğunu söylemek. İki iş aynı sözcüğü paylaşıyor ve hiçbir yerde birbirinin yerine geçmiyor.

Sıfır noktası

Bu iki cümle arasındaki fark, dinleyicinin cümleden önce nerede durduğuna bağlı. Aynı sözler, önünde başka biri oturduğunda başka bir iş görür.

Sınama tek soruluk olduğu için toplantı ortasında bile uygulanabilir. Karşındakinin vardığı cümleyi al ve kendine sor: bunu zaten kabul ediyor muyum? Cevap evetse sana bir açıklama sunuluyor demektir ve «ikna olmadım» demek yersizdir. Cevap hayırsa sana bir argüman sunuluyordur ve «bunu zaten biliyordum» demek aynı ölçüde yersizdir.

Argümanın yapısı

Şimdi ayrımın dinleyiciden bağımsız bir tarafı olduğunu göstereceğim, çünkü çekişme sınaması tek başına her şeyi anlatmıyor.

Buradaki nokta şu: iki çıkarım da geçerli olabilir ve yine de yalnız biri açıklama olur. Geçerlilik ikisini ayırmaya yetmiyor, çünkü geçerlilik cümleler arasında kurulan bir ilişki. Açıklamayı belirleyen şey ise olguların kendi arasındaki sıra.

Görüşler ve pozisyonlar

Açıklama ile argümanın ilişkisi üzerine üç görüş var ve üçü de ciddiye alınmayı hak ediyor.

Birinci görüş ayrımı iş üzerinden kurar. Açıklama ile argüman iki ayrı konuşma edimidir; mantıkları aynı olabilir, gördükleri iş farklıdır. Ayrımı yapan şey tarafların sonuç cümlesi karşısındaki durumudur ve bu, konuşmanın dışında değil içinde belirlenir.

İkinci görüş ayrımı mantığın içine taşımaz ve açıklamanın kendisinin bir çıkarım olduğunu söyler.

Üçüncü görüş açıklamayı bir çıkarım olarak değil, bir soruya verilen cevap olarak ele alır ve ölçütü sorunun kendisinde arar.

En güçlü itiraz

Şimdiye kadarki ayrımın en ciddi düşmanı, günlük hayatta sürekli yaptığımız bir hamle.

İtiraz güçlü ve bu hamlenin adı var: en iyi açıklamaya çıkarım. Bilim de mahkeme de tamirhane de bunu kullanır ve kullanmasa iş görmez.

Yine de ayrım ayakta kalıyor, çünkü burada iki iş üst üste binmiş durumda. Dedektifin argümanının öncülü şudur: bu hikâye izleri hepsinden iyi açıklıyor. Sonucu ise şudur: o hâlde büyük ihtimalle olan budur. Öncülden sonuca geçiş kendi başına savunulmak zorunda ve bu geçiş, açıklamanın kendisi değil.

Dahası, o öncülü kuran açıklama hâlâ izleri kabul edilmiş sayıyor. Kimse izlerin orada olduğunu tartışmıyor; tartışılan şey izlerin nereden geldiği. Açıklama çekişmeli olanı değil, çekişmesiz olanı zemin alıyor, ve gerekçeye dönüşen şey açıklamanın içeriği değil, onun rakiplerinden iyi olduğu iddiası.

Bu itirazın cevabı kipe bakmaktan geçiyor. Mühendisin açıkladığı şey olmuş bir olgu değil, varsayılmış bir olgu; cümlenin başındaki «şu şekilde çökerse» tam da bu işi görüyor. Açıklama yine kendisinden önce konmuş bir olguyu alıyor, yalnız bu kez olgu kabul edilmiş değil farz edilmiş durumda.

Açık kalan sorular

Bir açıklamayı iyi kılan şeyin ne olduğu bu derste kapanmadı. Sebebi göstermek yetiyor mu, yoksa açıklamanın ayrıca öngörü vermesi mi gerekiyor, ve bir açıklama diğerinden hangi ölçüyle daha iyi sayılıyor?

Her açıklamanın nedensel olup olmadığı da açık. Bir matematikçi bir teoremin niçin doğru olduğunu açıklarken sebep göstermiyor, çünkü ortada olay yok; yine de açıklama yaptığını söylüyoruz.

Zincirin nerede durduğu ayrı bir soru. Mill zincirin bir noktada durduğunu ve elde açıklanmamış bir düzenlilik kaldığını söylüyordu; o kalan şeyin neden açıklama istemediği söylenmiş değil.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir açıklamaya «beni ikna etmedin» demek.
Doğrusu

Karşındaki kişi sonucu zaten paylaştığını varsayarak konuşuyorsa, ondan istenecek şey ikna değil daha iyi bir sebep. İkna talebi konuşmayı olmadığı bir şeye çevirir ve karşı taraf savunmaya geçtiğinde asıl soru olan «sebep bu mu» sorusu masadan düşer.

Yaygın yanlışBir argümana «bunu zaten biliyordum» demek.
Doğrusu

Karşındaki tartışmalı bir cümleyi kurmaya çalışıyorsa, senin onu bilmen konuşmanın konusu değil. Bu cevap argümanın öncüllerini hiç sınamadan geçiştirir ve odadaki başka birinin o cümleyi kabul etmediği gerçeğini görünmez kılar.

Yaygın yanlış«Çünkü» gördüğü yerde argüman sanmak.
Doğrusu

Bağlaç iki işte de aynı biçimde kullanılıyor ve tek başına hiçbir şey ayırmıyor. Hava durumu bülteninde «basınç düştüğü için yağış bekleniyor» cümlesini kuran kişi kimseyi ikna etmeye çalışmıyor; sözcüğe bakarak iş belirlenmez, sonuç cümlesinin çekişmeli olup olmadığına bakılır.

Yaygın yanlışTartışmalı bir cümleyi açıklama isteyerek kabul ettirmek.
Doğrusu

«Gençler artık niçin okumuyor» diye soran kişi, gençlerin okumadığını sormuyor, kabul ettiriyor. Soru cevaplanmaya başlandığı anda o cümle zemine yerleşir ve bir daha sınanmaz; açıklama talebi burada bir kanıtlama işini atlamanın yolu olur.

Yaygın yanlışİyi açıklama buldum diye olguyu kanıtlanmış saymak.
Doğrusu

Bir olayın niçin olduğuna dair düzgün bir hikâye kurmak, o olayın olduğunu göstermez. Açıklama olguyu kendisinden önce alır ve ona dokunmaz; olguyu kuracak şey ayrı bir argümandır ve o argüman yazılmadan hikâyenin düzgünlüğü boşa çalışır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Argüman bir cümleye inanmak için sebep verir, açıklama zaten inanılan bir cümlenin neden öyle olduğunu söyler; ikisi de «çünkü» ile kurulduğu için bağlaca bakarak ayrılmazlar.

Ayrımı yapan soru tek ve elde taşınabilir: ortaya konan sonuç cümlesi şu anda taraflar arasında çekişmeli mi, yoksa ikisi de onu kabul mü ediyor?

Aristoteles'ten beri bilinen bir ikinci katman daha var: aynı iki önerme iki yönde de geçerli çıkarım verir, oysa yalnız bir yön açıklama sayılır, çünkü açıklamayı belirleyen şey cümleler arası geçerlilik değil olgular arası sıra.

Barometre ile fırtına bunu tek hamlede gösteriyor; her biri ötekini öndeyebiliyor ve hiçbiri ötekinin sebebi değil, ikisinin de sebebi hava basıncındaki düşüş.

İki karıştırma iki ayrı zarar veriyor: bir açıklamaya ikna talebiyle karşılık vermek sebebin sınanmasını engelliyor, tartışmalı bir cümleyi açıklama isteyerek masaya koymak ise kanıtlanması gereken şeyi sessizce zemine çeviriyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste elimize bir ayırıcı soru geçti ve onunla karşımızdakinin ne yaptığını söyleyebiliyoruz.

Şimdi bir adım içeri girelim.

Diyelim ki karşındaki gerçekten bir argüman kuruyor ve sonuç cümlesi aranızda çekişmeli. Savunmasını desteklemek için bir örnek veriyor: «bak şu kişide böyle oldu» diyor ve anlattığı olay gerçekten anlattığı gibi.

Örnek doğru, konuya uygun ve akılda kalıcı. Peki bu örnek sonucu ne kadar taşıyor?

Bazen bir örnek bir savı tek başına yıkar ve bunu geçen modülde gördük; bir tek karşı örnek genel bir iddiayı bitirir. Bazen aynı türden bir örnek hiçbir şey kurmaz, yalnız söyleneni gözde canlandırır. İkisi aynı cümle biçiminde geliyor ve dinleyen kişi ikisini ayırmadığında bir hikâyeyi kanıt sayıyor.

Sonraki ders bu ayrımı çalışıyor: örnek ve kanıt. Bir örneğin ne zaman yalnız gösterme işi gördüğünü, ne zaman gerçekten ağırlık taşıdığını ve aradaki farkın hangi soruyla ortaya çıktığını göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.