Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Öncül olmak bir cümlenin kalıcı niteliği değil bir konum; aynı cümle bir argümanda taşıyor, ötekinde taşınıyor ve konumu destek yönü belirliyor.
Bir öncülü ileri süren kişi onun kesin olduğunu iddia etmiyor; bu tartışma için ondan başlanabileceğini söylüyor, yani öncülün işi doğru olmak kadar paylaşılmak.
Pascal'ın gösterdiği gibi her önermeyi kanıtlamak imkânsız ve durma noktası bir eksiklik değil; nokta cümlenin kendisinde değil, tarafların onu tartışma dışı saymasında.
Perelman zeminin kitleye göre seçildiğini söylüyor ve buradan bir uyarı çıkıyor: kitlenin kabul ettiği yerden başlamak, kitlenin kabul ettiği her şeyi doğru saymak değil.
Ortak zemin bulunamadığında argüman ikna etmiyor ve başka bir iş görüyor; iki tarafın öncül listesi yan yana konduğunda saatlerce süren tartışma iki satırlık bir farka iniyor.
Açılış sahnesi
Aynı toplantıda aynı cümle iki kez geçiyor.
Birinci geçişi şöyle: bu ekip daha önce benzer bir iş bitirmedi, öyleyse proje riskli.
İkinci geçişi şöyle: şirket üç yıl önce kuruldu ve bu alana geçen yıl girdi, öyleyse bu ekip daha önce benzer bir iş bitirmedi.
Cümle aynı. Konumu değişti.
Birincide taşıyor; altında durup başka bir cümleyi kaldırıyor. İkincide taşınıyor; iki cümlenin kaldırdığı yük o.
Şimdi tek bir soru sor: bu cümle bir öncül müdür?
Sorunun cevabı yok, çünkü soru eksik. Bir cümle kendi başına öncül değildir. Bir argümanda öncüldür ve başka bir argümanda sonuç olabilir.
Geçen ders bir cümleyi gerekçe yapan şartları kurdu. Bu ders başka bir şey soruyor: bir cümlenin bir argümandaki yerini ne belirliyor?
Bu derste ne olacak
Önce öncül olmanın bir cümle özelliği değil bir konum olduğunu göstereceğiz. Bunun pratik bir sonucu var ve tartışmaların çoğunu düzeltiyor.
Sonra bir cümlenin konumunu bulmanın yolunu kuracağız. Bağlaçlara güvenilmiyor ve güvenilecek bir sınama var.
Ardından bir öncülün ne anlama geldiğine geleceğiz: öncül olarak konan bir cümle ne kadar iddia edilmiş oluyor?
En sonda en sert itirazı alacağız: öncüller karşı tarafın kabul ettiği yerde duruyorsa, argüman gerçek anlaşmazlığa hiç ulaşamıyor.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir cümleyi öncül yapan nedir?
Cevabın cümlenin içinde aranmayacağını baştan söyleyelim. Aynı sözcükler, aynı yapı ve iki farklı konum; fark cümlede değil, cümlenin durduğu yerde.
Sıfır noktası
Konumu tanımlayalım.
Konumu bulmak için bağlaçlara bakmak yaygın ve yetersiz.
Argümanın yapısı
İddiayı öncüllere ayıralım.
Birinci öncül: bir argüman, kabul edilmiş cümlelerden kabul edilmemiş bir cümleye geçiştir.
İkinci öncül: hangi cümlelerin kabul edilmiş sayıldığı taraflara ve duruma göre değişir.
Üçüncü öncül: öyleyse bir cümlenin öncül olarak kullanılabilmesi, o cümlenin doğruluğuna değil, o tartışmada tartışma dışı sayılmasına bağlıdır.
Sonuç: öncül, argümanın taşındığı zemindir ve zemin her tartışmada yeniden seçilir.
Bu sonuç bir yanlış anlamayı düzeltiyor. Bir öncülü ileri süren kişi onun kesin olduğunu söylemiyor; bu tartışma için ondan başlanabileceğini söylüyor.
Şimdi zeminin nerede bittiğine bakalım.
Görüşler ve pozisyonlar
Öncüllerin nerede durması gerektiği üzerine üç görüş var.
Birinci görüş öncüllerin kendinde açık cümlelerde durması gerektiğini savunuyor. Bir zemin, herkes için ve her tartışmada aynı olmalı; yoksa aynı argüman bir kişide geçerli, ötekinde geçersiz olur.
Savunucularının en iyi örneği bir metin ve o metin iki bin yıldır aynı biçimde okunuyor.
İkinci görüş öncüllerin karşı tarafın kabul ettiği yerde durması gerektiğini savunuyor.
Üçüncü görüş bu dersin ölçülü iddiası ve ikisini bir usulle bağlıyor.
Öncül seçimi kitleye göre yapılıyor ve keyfî değil; seçilen zemin yazılıyor ve tartışmaya açık kalıyor. Bir öncül, o tartışmada sorgulanmıyor demek, hiçbir zaman sorgulanamaz demek değil.
Bu beş adımın üçüncüsü tam olarak bu dersin konusu. Kural bir öncül olarak dayatılmıyor; karşı tarafın bildiği bir örnek üzerinden ortak zemine yerleştiriliyor.
En güçlü itiraz
Şimdi en sert itiraz.
İtiraz şu: öncüller karşı tarafın kabul ettiği yerden seçiliyorsa, argüman ancak zaten yeterince anlaşan insanlar arasında işliyor. Gerçek anlaşmazlıkta ortak zemin yok ve tam da ortak zeminin bulunmadığı yerlerde argümana en çok ihtiyaç var. Öyleyse argüman en gerekli olduğu yerde çalışmıyor.
Bu cevap itirazın bir yarısını karşılıyor ve öteki yarısı ayakta.
Çünkü bulunan zemin, tartışılan konuyu karara bağlamaya yetmeyebilir. İki taraf sözcüklerin anlamında anlaşıyor olabilir ve konuyla ilgili hiçbir öncülde anlaşmıyor olabilir.
Ölçülü iddia şu: öncül bir cümle özelliği değil bir konum ve konumu destek yönü belirliyor. Bir öncül doğru olduğu için değil, o tartışmada paylaşıldığı için zemin sayılıyor; bu yüzden zemin her tartışmada yeniden seçiliyor. Ortak zemin bulunamadığında argüman ikna etmiyor ve ayrılığın yerini gösteriyor.
Açık kalan sorular
Dört soru açık kalıyor.
Birincisi: bir kitlenin kabul ettiği yerden başlamak ile kitleye yaranmak arasındaki sınır nereden geçiyor? Perelman ayrımı kabul ediyor ve sınamasını vermiyor.
İkincisi: durma noktası dinleyene göre değişiyorsa, bir argümanın gücü nasıl karşılaştırılır? İki argüman farklı kitlelere kurulduğunda kıyaslanacak ortak bir ölçü kalmıyor.
Üçüncüsü: yazılamayan zeminlerle nasıl çalışılır? Ustanın gördüğü şey gerçek ve öncül biçiminde taşınamıyor.
Dördüncüsü: kendinde açık sayılan cümleler tarih içinde değişiyorsa, bugün zemin saydıklarımızın hangileri değişecek? Bunu önceden söyleyecek bir işaret verilmedi.
Yaygın hatalar
Bu konuda beş yaygın yanlış var.
Yaygın yanlışBir cümle ya öncüldür ya sonuçtur.
Aynı cümle bir argümanda taşıyor, ötekinde taşınıyor. Öncül olmak bir konum ve konumu ileri süren kişi belirliyor.
Yaygın yanlışÖncülü ileri süren kişi onun kesin olduğunu iddia ediyor.
İddia ettiği şey daha az: bu tartışma için ondan başlanabileceği. Bir öncüle itiraz geldiğinde zincir bir adım uzuyor ve argüman yıkılmıyor.
Yaygın yanlışBağlaçlara bakarak öncül bulunur.
«Çünkü» çoğu argümanda hiç bulunmuyor ve bulunduğu yerde de yanıltabiliyor. Sınama, konuşanın neyi neyle savunduğunu sormak.
Yaygın yanlışİyi bir argümanın öncülleri herkes için aynıdır.
Aynı iddia iki ayrı kitleye iki ayrı zeminden anlatılabiliyor ve ikisi de dürüst olabiliyor.
Yaygın yanlışOrtak zemin yoksa argüman işe yaramaz.
İkna etmiyor ve ayrılığın yerini gösteriyor. İki tarafın öncül listesi yan yana konduğunda saatlerce süren tartışma iki satıra iniyor.
Kendin dene
Birinci adım: savunduğun sonucu tek cümleyle yaz. En üste koy.
İkinci adım: altına, o sonucu taşıyan cümleleri yaz. Her birini ayrı satıra al ve üç dörtten fazla olmasın.
Üçüncü adım: her satır için tek bir soru sor. Karşımdaki kişi bunu kabul ediyor muydu? Cevabı satırın yanına evet, hayır ya da bilmiyorum diye yaz.
Dördüncü adım: hayır ve bilmiyorum yazdığın satırlara bak. Argümanın orada durmuş demektir ve o satırların her biri için bir alt argüman kurman gerekiyordu.
Beşinci adım: bir tanesini seç ve onu sonuç yapan yeni bir argüman yaz. Yeni öncüllerine aynı soruyu sor. Bu adımı iki kez tekrarladığında, tartışmanın gerçekte nerede durduğunu görürsün ve orası genellikle başladığını sandığın yerden çok uzakta.
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Öncül olmak bir cümlenin kalıcı niteliği değil bir konum; aynı cümle bir argümanda taşıyor, ötekinde taşınıyor ve konumu destek yönü belirliyor.
Bir öncülü ileri süren kişi onun kesin olduğunu iddia etmiyor; bu tartışma için ondan başlanabileceğini söylüyor, yani öncülün işi doğru olmak kadar paylaşılmak.
Pascal'ın gösterdiği gibi her önermeyi kanıtlamak imkânsız ve durma noktası bir eksiklik değil; nokta cümlenin kendisinde değil, tarafların onu tartışma dışı saymasında.
Perelman zeminin kitleye göre seçildiğini söylüyor ve buradan bir uyarı çıkıyor: kitlenin kabul ettiği yerden başlamak, kitlenin kabul ettiği her şeyi doğru saymak değil.
Ortak zemin bulunamadığında argüman ikna etmiyor ve başka bir iş görüyor; iki tarafın öncül listesi yan yana konduğunda saatlerce süren tartışma iki satırlık bir farka iniyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste öncülleri yazdık ve her seferinde en üste bir cümle koyduk.
O cümleye hiç bakmadık.
Alıştırmanın birinci adımı «savunduğun sonucu tek cümleyle yaz» diyordu ve bu adım göründüğünden zor. İnsanların çoğu bir tartışmadan çıkarken ne savunduklarını tek cümleyle yazamıyor; birkaç cümle yazıyorlar ve birbirine karışıyor.
Bir argümanın sonucu, öncüllerin toplamı değil. Öncüllerden çıkarılan tek bir şey ve o şeyin ne olduğu çoğu zaman ileri süren kişi tarafından da tam belirlenmemiş durumda.
Dahası, bir argümanın sonucu ile o argümanı kuran kişinin varmak istediği yer aynı olmayabiliyor. Öncüller bir yere kadar taşıyor ve kişi bir adım daha atıyor.
Sonraki alt ders onu ele alıyor: sonuç. Bir argümanın sonucunun nasıl belirlendiğini, öncüllerin gerçekte nereye kadar taşıdığını ve söylenen sonuç ile taşınan sonuç arasındaki farkın nasıl ölçüldüğünü göreceğiz.