Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir cümleyi gerekçe yapan iki şart var: karşı taraf onu kabul edip iddiayı reddedebilmeli ve doğruluğu iddianın kabul edilebilirliğini artırmalı.
Açılış sahnesindeki cevap birinci şarttan düştü; «belirsizliği çok» cümlesi «riskli» iddiasının yeniden yazılmış hâliydi ve «çünkü» ile başladığı için gerekçe sanıldı.
Gerekçe ile iddia arasında söylenmeyen bir cümle duruyor ve Toulmin'in gösterdiği gibi anlaşmazlık çoğu zaman tam olarak orada; veriyi tartışan iki kişi, aslında dayanak kuralında ayrılıyor.
Dignāga'nın üçüncü şartı ilgililiğin en keskin ölçüsünü veriyor: iddianın yanlış olduğu durumlarda da söylenebilen bir gerekçe hiçbir şey taşımıyor.
Zayıf gerekçeler halat gibi birleşip tek başına taşıyamayacakları bir yükü taşıyabiliyor ve bu ancak lifler birbirinden bağımsızsa oluyor; dört kaynak aynı söylentiyi aktarıyorsa ortada bir gerekçe var.
Açılış sahnesi
Bir toplantıda bir yönetici şöyle diyor: bu proje riskli.
Biri soruyor: neden?
Cevap geliyor: çünkü çok fazla belirsizlik var.
Salonda başlar sallanıyor. Soru cevaplanmış sayılıyor ve toplantı devam ediyor.
Şimdi iki cümleyi yan yana koy.
Birincisi: bu proje riskli. İkincisi: bu projede çok fazla belirsizlik var.
İkisi aynı şeyi söylüyor. Riskli olmak zaten sonucun belirsiz olması demek. İkinci cümle birincisinin yeniden yazılmış hâli ve ona hiçbir şey eklemiyor.
Soruyu soran kişi bir gerekçe istemişti. Aldığı şey aynı iddiaydı, başka sözcüklerle.
Ve kimse fark etmedi. Fark edilmemesinin sebebi dikkatsizlik değil; ikinci cümle bir gerekçenin bütün işaretlerini taşıyor. Başında «çünkü» var, ilkinden farklı sözcükler kullanıyor ve ilkinden daha ayrıntılı duruyor.
Üçüncü derste bir iddiadan gerekçe istemenin ne işe yaradığını görmüştük. Bu ders daha sonraki soruyu soruyor: gelen cevap gerçekten gerekçe mi?
Bu derste ne olacak
Önce bir cümleyi gerekçe yapan iki şartı kuracağız. İkisi de gerekli ve her birinin kendine ait bir bozulma biçimi var.
Sonra iki cümle arasındaki geçişe bakacağız. Gerekçe ile iddia arasında görünmeyen üçüncü bir cümle duruyor ve tartışmaların çoğu orada.
Ardından bir gerekçenin ne kadar taşıdığını soracağız. Gerekçeler geçerli ya da geçersiz değil; güçlü ya da zayıf.
En sonda en sert itirazı alacağız: bir gerekçenin iddiadan bağımsız olması isteniyorsa, hiçbir gerekçe bu şartı sağlayamaz.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir cümleyi başka bir cümlenin gerekçesi yapan nedir?
Sorunun «gerekçe doğru mu» olmadığına dikkat et. Bir gerekçe doğru olabilir ve yine de o iddianın gerekçesi olmayabilir. Sorulan şey ikisi arasındaki bağ.
Sıfır noktası
İki şart var ve ikisi de gerekli.
İlk şartın çiğnenmesi çok eski bir adla anılıyor.
Argümanın yapısı
İddiayı öncüllere ayıralım.
Birinci öncül: bir gerekçe, kabul edilmiş bir şeyden kabul edilmemiş bir şeye geçiş sağlar.
İkinci öncül: gerekçe iddiayı önceden içeriyorsa geçilecek bir mesafe yoktur; kişi vardığı yerden başlamıştır.
Üçüncü öncül: gerekçe ile iddia arasında hiçbir bağ yoksa geçiş yapılamaz; kişi başka bir yerde durmaktadır.
Sonuç: gerekçenin işi bir mesafeyi kat etmek. Mesafe sıfırsa tekrar, mesafe kapatılamıyorsa ilgisizlik oluyor.
Şimdi o mesafenin nasıl kat edildiğine bakalım, çünkü orada görünmeyen bir cümle var.
Görüşler ve pozisyonlar
Bir gerekçenin ne kadar taşıdığı üzerine üç görüş var.
Birinci görüş gerekçelerin ya taşıdığını ya taşımadığını savunuyor. Bir gerekçe iddiayı gerektiriyorsa iş bitmiştir; gerektirmiyorsa gerekçe değildir.
Savunucuları netlik gösteriyor: ölçüt keskin ve tartışma kısalıyor.
İkinci görüş gerekçelerin dereceli taşıdığını ve zayıf gerekçelerin bir araya gelerek güçlenebileceğini savunuyor.
Üçüncü görüş bu dersin ölçülü iddiası ve iki şartı bir sınama listesine çeviriyor.
Bir cümle gerekçe sayılmak için üç şeyi geçmeli: iddiayı önceden içermemeli, iddiayla arasındaki geçişi taşıyan bir dayanak kuralı yazılabilmeli ve o kural sınanabilir olmalı.
Bu üç şart, bu dersin iki şartını daha keskin biçimde veriyor. Üçüncü şart ilgililiğin ölçüsü: gerekçe, iddianın yanlış olduğu durumlarda da bulunuyorsa hiçbir şey taşımıyor.
En güçlü itiraz
Şimdi en sert itiraz ve birinci şartı vuruyor.
İtiraz şu: bir gerekçenin iddiadan bağımsız olması isteniyor ve aynı zamanda iddiayla ilgili olması isteniyor. Bu ikisi birbirini yiyor. Bir cümle iddiayla gerçekten ilgiliyse, iddianın anlamının bir kısmını zaten taşıyor demektir; taşımıyorsa ilgisizdir. Öyleyse her gerekçe bir dereceye kadar iddiayı tekrar ediyor ve saf bağımsızlık diye bir şey yok.
Bu cevap itirazın bir yarısını karşılıyor ve öteki yarısı ayakta.
Çünkü bazı durumlarda bu sınama net bir cevap vermiyor ve iki taraf sınamanın sonucunda da anlaşamıyor.
Ölçülü iddia şu: bir cümleyi gerekçe yapan şey iki şart. Karşı taraf onu kabul edip iddiayı reddedebilmeli ve doğruluğu iddianın kabul edilebilirliğini artırmalı. Aradaki geçiş bir dayanak kuralına yaslanıyor ve o kural yazılmadıkça tartışma yanlış yerde yürüyor. Gerekçeler dereceli taşıyor; birden çoğu bir araya geldiğinde taşıma, ancak birbirinden bağımsız olduklarında artıyor.
Açık kalan sorular
Dört soru açık kalıyor.
Birincisi: bağımsızlık sınaması iki tarafın da kabul edeceği biçimde nasıl uygulanır? Bir tarafın bağımsız gördüğü cümleyi öteki taraf tekrar sayabiliyor.
İkincisi: bir dayanak kuralı yazıldığında o da bir iddia oluyor ve kendi gerekçesini istiyor. Üçüncü derste gördüğümüz gerileme burada da açık.
Üçüncüsü: halatın liflerinin bağımsız olduğu nasıl gösterilir? Dört gerekçenin aynı kaynaktan gelip gelmediği çoğu zaman görünmüyor.
Dördüncüsü: taşıma gücü ölçülebilir mi? Bu derste dereceli olduğu söylendi ve dereceyi veren bir ölçü verilmedi.
Yaygın hatalar
Bu konuda beş yaygın yanlış var.
Yaygın yanlışBaşında «çünkü» olan cümle gerekçedir.
Açılış sahnesindeki cevap «çünkü» ile başlıyordu ve iddianın kendisiydi. Bağlaç bir işaret, ölçüt değil.
Yaygın yanlışFarklı sözcüklerle söylemek gerekçe vermektir.
«Riskli» ile «belirsizliği çok» aynı şeyi söylüyor. Sözcük değişimi mesafe üretmiyor.
Yaygın yanlışDoğru bir cümle gerekçe olabilir.
Doğruluk yetmiyor; ilgililik de gerekiyor. Ekibin kalabalık olması doğru olabilir ve riskle bağı ayrıca gösterilmeli.
Yaygın yanlışGerekçe ya geçerlidir ya değildir.
Gerektirme çok az yerde bulunuyor. Gündelik gerekçelerin tamamı dereceli taşıyor ve bu onları kusurlu yapmıyor.
Yaygın yanlışÇok sayıda gerekçe her zaman daha güçlüdür.
Dört kaynak aynı söylentiyi aktarıyorsa ortada dört değil bir gerekçe var. Halatın taşıması liflerin bağımsızlığına bağlı.
Kendin dene
Birinci adım: iki cümleyi ayrı ayrı yaz. Üstte iddia, altta gerekçe.
İkinci adım: bağımsızlık sınamasını uygula. Alttaki cümleyi kabul edip üsttekini reddetmek mümkün mü? Mümkün değilse elinde bir gerekçe değil, aynı iddianın ikinci yazımı var.
Üçüncü adım: aradaki cümleyi yaz. Alttaki doğruysa üstteki neden kabul edilsin? Bu cümle genellikle hiç söylenmemiştir ve yazmak zorlar.
Dördüncü adım: yazdığın dayanak kuralına tek bir soru sor. Bu kural her zaman geçerli mi, çoğu zaman mı, yoksa yalnız belirli koşullarda mı? Cevabı kuralın yanına yaz.
Beşinci adım: son sınama. Üstteki iddia yanlış olsaydı, alttaki cümle yine de söylenebilir miydi? Söylenebiliyorsa gerekçe iddiayı taşımıyor ve bu, dersin en sert ölçütü.
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir cümleyi gerekçe yapan iki şart var: karşı taraf onu kabul edip iddiayı reddedebilmeli ve doğruluğu iddianın kabul edilebilirliğini artırmalı.
Açılış sahnesindeki cevap birinci şarttan düştü; «belirsizliği çok» cümlesi «riskli» iddiasının yeniden yazılmış hâliydi ve «çünkü» ile başladığı için gerekçe sanıldı.
Gerekçe ile iddia arasında söylenmeyen bir cümle duruyor ve Toulmin'in gösterdiği gibi anlaşmazlık çoğu zaman tam olarak orada; veriyi tartışan iki kişi, aslında dayanak kuralında ayrılıyor.
Dignāga'nın üçüncü şartı ilgililiğin en keskin ölçüsünü veriyor: iddianın yanlış olduğu durumlarda da söylenebilen bir gerekçe hiçbir şey taşımıyor.
Zayıf gerekçeler halat gibi birleşip tek başına taşıyamayacakları bir yükü taşıyabiliyor ve bu ancak lifler birbirinden bağımsızsa oluyor; dört kaynak aynı söylentiyi aktarıyorsa ortada bir gerekçe var.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir gerekçeyi bir iddiaya bağladık ve aralarına üçüncü bir cümle koyduk.
Şimdi elimizde üç cümle var ve hepsi aynı türden değil.
Biri sonuçta duruyor; savunulan şey o. İkisi altta duruyor; onu taşıyorlar. Alttakiler de birer iddia ve tartışılabilirler; ancak bu argümanın içindeki işleri farklı. Onlara bu argümanda «tartışılan şey» diye bakmıyoruz, «kabul edilmiş sayılan şey» diye bakıyoruz.
Aynı cümle bir argümanda taşıyan, başka bir argümanda taşınan olabiliyor. Yani bu bir cümle özelliği değil, bir konum.
Sonraki alt ders o konumu adlandırıyor: öncül. Bir cümlenin bir argümanda hangi konumda durduğunu nasıl belirlediğimizi, öncüllerin nasıl sıralandığını ve bir öncülün kabul edilmiş sayılmasının ne anlama geldiğini göreceğiz.