Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir cümleyi iddia yapan şey içeriğinin doğru ya da yanlış olabilmesi ve söyleyenin ona bağlanması; Aristoteles bunu iki bin yıl önce koydu ve Stoacılar önermeyi yalnız «doğru ya da yanlış olan» diye tanımladı.
Yadsıma sınaması bunu pratik olarak yokluyor: cümlenin başına «bu doğru değil» getir, anlamlı kalıyorsa iddiadır ve açılış sahnesindeki beş cümleden yalnız biri kalıyor.
İddia olmayan cümleler kusurlu değil; Austin'in gösterdiği gibi bir kısmı söylendiği anda bir şey yapıyor ve doğru ya da yanlış olmuyor, yerine oturuyor ya da oturmuyor.
İçerik ile bağlanma ayrı: bir varsayımın ya da bir alıntının içindeki cümle dile getirilmiştir ve arkasında durulmamıştır, bu ayrım yapılmadığında insanlar söylemedikleri şeyle suçlanıyor.
Bir konuşmadan iddia çıkarmak tarafsız bir işlem değil; yüklü betimlemeler olguyla hükmü tek cümlede birleştiriyor ve çıkarılan iddia çıkaranın okumasını taşıdığı için yazılıp gösterilmeli.
Açılış sahnesi
Bir ekibe gelen mesaj şöyle:
«Merhaba. Bu raporu bu kadar geciktirmek zorunda mıydık gerçekten? Açıkçası çok yorucu bir süreç oldu. Yine son dakikada apar topar bir şeyler yapıldı. Bence bir sonrakinde daha erken başlayalım.»
Beş cümle. Şimdi tek bir soru sor: burada ne iddia ediliyor?
Birinci cümle bir selam ve bir şey iddia etmiyor.
İkinci cümle bir soru biçiminde ve cevap beklemiyor; ikinci derste retorik soru dediğimiz şey.
Üçüncü cümle bir duygu bildiriyor. Yazan kişinin yorulduğu doğru olabilir ve bu, tartışılacak bir iddia değil.
Beşinci cümle bir öneri. Yapılmasını istiyor ve bir şeyin böyle olduğunu söylemiyor.
Geriye dördüncü cümle kalıyor: «yine son dakikada apar topar bir şeyler yapıldı».
İşte tartışmayı taşıyan tek cümle bu ve mesajın en az fark edilen yeri. İçinde üç ayrı iddia var: bir gecikme oldu, bu ilk değil ve yapılan iş özensizdi.
Ekip bu mesajı üç gün tartışıyor ve tartışma hiç o cümlenin üstüne gelmiyor.
Bu kurs argümanın parçalarını tek tek ele alıyor ve en baştan başlıyor. Üçüncü derste bir iddianın nasıl gerekçelendirildiğini görmüştük; bu ders daha önceki soruyu soruyor: hangi cümle iddiadır?
Bu derste ne olacak
Önce bir cümleyi iddia yapan şeyi belirleyeceğiz. Ölçüt tek ve iki bin yıl önce konmuş.
Sonra iddia olmayan cümlelere bakacağız. Bunlar kusurlu iddialar değil; başka işler yapıyorlar ve o işleri iyi yapıyorlar.
Ardından bir cümlenin içeriği ile ona bağlanmayı ayıracağız. Aynı cümle iddia edilebilir ve edilmeyebilir.
En sonda en sert itirazı alacağız: konuşmayı iddialara ayırmak, söyleneni bozmak olabilir.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir cümleyi iddia yapan nedir?
Sorunun «hangi iddia doğru» olmadığına dikkat et. Doğruluk sonraki adım. Burada sorulan şey daha önce geliyor: bu cümle doğru ya da yanlış olabilecek türden bir cümle mi?
Sıfır noktası
Ölçüt çok eski ve çok basit.
Aynı ölçüt bir başka okulda daha keskin biçimde yazılmış.
Argümanın yapısı
İddiayı öncüllere ayıralım.
Birinci öncül: bir argüman, öncüllerden bir sonuca geçmektir.
İkinci öncül: bir geçişin geçerli olması, öncüller doğruysa sonucun da doğru olmasıyla ölçülür.
Üçüncü öncül: bu ölçüm ancak parçalar doğru ya da yanlış olabiliyorsa yapılabilir.
Sonuç: argümanın yapı taşı iddiadır ve iddia olmayan cümleler bir argümana öncül ya da sonuç olarak giremez. Bu bir dışlama değil bir iş bölümü.
Şimdi iddia olmayan cümlelere bakalım, çünkü onlar da bir şey yapıyor.
Görüşler ve pozisyonlar
İddianın nerede aranacağı üzerine üç görüş var.
Birinci görüş iddianın cümlenin kendisinde bulunduğunu ve biçiminden tanınabileceğini savunuyor. Bildirme kipinde kurulmuş cümleler iddiadır, ötekiler değildir.
Savunucuları pratik bir kolaylık gösteriyor: ölçüt hızlı uygulanıyor ve çoğu durumda doğru sonuç veriyor.
İkinci görüş iddianın cümlede değil, söyleyenin bağlanmasında olduğunu savunuyor. Aynı cümle bir kez iddia edilir, bir kez edilmez.
Üçüncü görüş bu dersin ölçülü iddiası ve ikisini birleştiriyor.
Bir cümlenin iddia olup olmadığı iki şeye birden bakılarak belirleniyor: içeriğinin doğru ya da yanlış olabilmesi ve söyleyenin ona bağlanması. Birincisi cümlenin kendisinde, ikincisi bağlamda.
Bu ölçüt açılış sahnesindeki mesaja uygulanınca işe yarıyor. Üç günlük tartışmanın karşıtı kurulabilen tek cümlesi dördüncüydü ve tartışma onun üstüne hiç gelmedi.
En güçlü itiraz
Şimdi en sert itiraz.
İtiraz şu: bir konuşmayı iddialara ayırmak, söyleneni bozuyor. İnsanlar iddia dizerek konuşmaz; anlatır, sitem eder, ima eder, kırılır. Açılış sahnesindeki mesajı «üç iddia» diye özetlemek, mesajı gönderen kişinin asıl derdini yok saymak olabilir. Yorgunluk cümlesi bir iddia değildi ve o mesajın en önemli cümlesi belki oydu.
Bu cevap itirazın bir yarısını karşılıyor ve öteki yarısı ayakta.
Çünkü bir mesajı parçalarına ayıran kişi, hangi parçanın önemli olduğuna da karar veriyor ve bu karar tarafsız değil.
Ölçülü iddia şu: bir cümleyi iddia yapan şey, içeriğinin doğru ya da yanlış olabilmesi ve söyleyenin ona bağlanması. Yadsıma sınaması bunu pratik olarak yokluyor. İddia olmayan cümleler kusurlu değil, başka iş görüyor ve argümana öncül olarak giremiyor. Bir konuşmadan iddia çıkarmak tarafsız bir işlem değil; bu yüzden çıkarılan iddia yazılıp gösterilmeli.
Açık kalan sorular
Dört soru açık kalıyor.
Birincisi: değer cümleleri doğru ya da yanlış olabilir mi? «Bu haksızlık» cümlesi yadsıma sınamasını geçiyor ve yirmi dördüncü derste gördüğümüz gibi olgusal bir cümle değil; bu iki durumun nasıl bir arada durduğu bu derste çözülmedi.
İkincisi: yüklü betimleme nasıl ayrıştırılır? Cümledeki olgu ile hükmü ayırmak her zaman mümkün değil ve bazı sözcüklerin tarafsız karşılığı yok.
Üçüncüsü: bağlanmanın derecesi var mı? Otuz dokuzuncu derste dereceli inanç kurmuştuk; bir cümleye yarım bağlanmanın ne demek olduğu belirsiz.
Dördüncüsü: bir kurgu metnindeki cümleler iddia mı? İçerik var, bağlanma yok ve yine de o metinler hakkında doğru ve yanlış konuşuluyor.
Yaygın hatalar
Bu konuda beş yaygın yanlış var.
Yaygın yanlışBildirme kipindeki her cümle iddiadır.
«İstifa ediyorum» bildirme kipinde ve bir olayı bildirmiyor, gerçekleştiriyor. Biçim bir ipucu, ölçüt değil.
Yaygın yanlışSoru cümlesi iddia taşımaz.
«Bu kadar geciktirmek zorunda mıydık» cümlesi gecikmenin gereksiz olduğunu söylüyor. Otuz altıncı derste sorunun içine yerleşen varsayımı görmüştük ve burası onun kardeşi.
Yaygın yanlışBir cümleyi söylemek onu iddia etmektir.
Varsayım içinde ve alıntı içinde içerik dile getiriliyor ve arkasında durulmuyor. Bu ayrım yapılmadığında insanlar söylemedikleri şeylerle suçlanıyor.
Yaygın yanlışİddia olmayan cümleler önemsizdir.
Öneriler, sorular ve duygu bildirimleri konuşmanın çoğunu oluşturuyor ve işlerini iyi yapıyorlar. Söylenen şey yalnız argümana öncül olamayacakları.
Yaygın yanlışBir konuşmadan iddia çıkarmak tarafsız bir işlemdir.
Çıkarılan iddia, çıkaranın okumasını taşıyor. İki katılımcının aynı toplantıdan iki farklı iddia listesi çıkarması bunu gösteriyor.
Kendin dene
Birinci adım: cümleleri tek tek alt alta yaz. Virgülle bağlanmış cümleleri de ayır.
İkinci adım: her cümleye yadsıma sınamasını uygula. Başına «bu doğru değil» getir ve anlamlı kalıp kalmadığına bak. Anlamlı kalanların yanına bir işaret koy.
Üçüncü adım: işaretlediğin cümlelere bir kez daha bak ve içlerinde birden fazla iddia bulunanları böl. «Yine geç kaldık» cümlesi iki şey söylüyor: geç kalındı ve bu ilk değil.
Dördüncü adım: elde ettiğin listeye bak ve şunu sor. Bu mesaj hakkındaki tartışma bu cümlelerin hangisinin üstünde yürüyor? Çoğu zaman hiçbirinin üstünde yürümüyor.
Beşinci adım: listeni mesajı yazan kişiye göster ve sor: senin söylemek istediğin bunlar mıydı? Bu adım çıkarma işleminin tarafsız olmadığını hesaba katmanın tek yolu.
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Bir cümleyi iddia yapan şey içeriğinin doğru ya da yanlış olabilmesi ve söyleyenin ona bağlanması; Aristoteles bunu iki bin yıl önce koydu ve Stoacılar önermeyi yalnız «doğru ya da yanlış olan» diye tanımladı.
Yadsıma sınaması bunu pratik olarak yokluyor: cümlenin başına «bu doğru değil» getir, anlamlı kalıyorsa iddiadır ve açılış sahnesindeki beş cümleden yalnız biri kalıyor.
İddia olmayan cümleler kusurlu değil; Austin'in gösterdiği gibi bir kısmı söylendiği anda bir şey yapıyor ve doğru ya da yanlış olmuyor, yerine oturuyor ya da oturmuyor.
İçerik ile bağlanma ayrı: bir varsayımın ya da bir alıntının içindeki cümle dile getirilmiştir ve arkasında durulmamıştır, bu ayrım yapılmadığında insanlar söylemedikleri şeyle suçlanıyor.
Bir konuşmadan iddia çıkarmak tarafsız bir işlem değil; yüklü betimlemeler olguyla hükmü tek cümlede birleştiriyor ve çıkarılan iddia çıkaranın okumasını taşıdığı için yazılıp gösterilmeli.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir cümleyi iddia yapan şeyi bulduk ve mesajdan tek bir iddia çıkardık: yapılan iş özensizdi.
Şimdi o cümlenin karşısına geç ve tek bir soru sor: neden?
Bu soru üçüncü derste bir tutum olarak kurulmuştu; gerekçe istemenin bir iddiayı tartışılabilir kıldığını görmüştük. Şimdi aynı şeye başka bir yerden bakıyoruz.
Bir iddia tek başına durduğunda karşısında iki seçenek var: kabul etmek ya da etmemek. İkisi de bir bilgi üretmiyor. Bir iddianın yanına bir şey konduğunda üçüncü bir şey mümkün oluyor: onu izlemek.
O konan şeyin bir adı ve bir yapısı var. Her cümle o işi göremiyor ve gördüğünü sananların çoğu göremiyor.
Sonraki alt ders onu ele alıyor: gerekçe. Bir cümleyi gerekçe yapan şeyin ne olduğunu, bir iddiayı tekrar etmenin neden gerekçe sayılmadığını ve bir gerekçenin taşıdığı yükün nasıl ölçüldüğünü göreceğiz.