İçeriğe geç

P00-D02-M04-04·Cevapsızlıkla çalışmak

Gerekçeli belirsizlik

sıfırdan ileri2.259 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

İki hekim aynı «bilinmiyor» cümlesini kurdu ve biri hastaya üç şey öğretti; farkı yaratan şey gerekçenin dört parçası, yani neyin bilindiği, neyin bilinmediği, neden bilinmediği ve neyin bunu değiştireceği.

Belirsizliğin kaynağı yapılacak işi belirliyor ve altı tür var; veri ayırt edemiyorsa daha çok veri toplamak zaman kaybı, olgu değişkense cevap bir sayı olarak aranmaz.

Knight'ın ayrımı bir ölçüt veriyor: durum yeterince benzer bir sınıfa yerleşiyorsa olasılık ölçülebilir, yerleşmiyorsa verilen sayı bir hesap değil bir izlenim.

Keynes bir olasılığın yanına ikinci bir büyüklük koyuyor; binlerce kez atılmış parayla hiç atılmamış para aynı yarı yarıya sayısını taşıyor ve arkalarındaki kanıt ağırlığı farklı.

Kapanmayan belirsizlikte bile gerekçe sınanabilir kalıyor: neden kapanmadığı yazıldığında biri çıkıp aksini gösterebiliyor ve gösterilebilir olması, o cümlenin boş olmadığını kanıtlıyor.

Açılış sahnesi

Bir hasta iki hekime aynı soruyu soruyor: bu tedavi bende işe yarar mı?

Birinci hekim şunu söylüyor: bilinmiyor.

İkinci hekim şunu söylüyor: bu tedavi üzerine üç çalışma var. İkisi olumlu sonuç veriyor ve üçüncüsü hiç sonuç bulmuyor. Üçünde de sizin yaş aralığınızdan yeterli kişi yok, yani sizin durumunuz hakkında elimizde veri bulunmuyor. Bu boşluğu kapatacak bir çalışma bu yıl sonuçlanacak.

İki cevap da aynı şeyi söylüyor: bilmiyoruz.

İkisi arasındaki fark, hastanın elinden çıkarken taşıdığı şeyde.

Birinci cevapla çıkan hasta hiçbir şey öğrenmedi. İkinci cevapla çıkan hasta üç şey öğrendi: neyin bilindiğini, kendi durumunun neden dışarıda kaldığını ve ne zaman değişebileceğini.

Geçen ders yargıyı askıya almanın meşru olduğu bir yer buldu. Bu ders o askının içine bakıyor.

Bu derste ne olacak

Önce iki tür bilmemeyi ayıracağız. Aynı cümleyle söyleniyorlar ve biri bir bilgi taşıyor.

Sonra belirsizliğin kaynaklarını sıralayacağız. Altı ayrı kaynak var ve her biri farklı bir sonraki adım gerektiriyor.

Ardından belirsizliğin kendisinin nasıl ölçüldüğüne bakacağız. Bir olasılık sayısının yanında ikinci bir büyüklük daha var ve genellikle söylenmiyor.

En sonda en sert itirazı alacağız: bilmemenin gerekçesini uzun uzun anlatmak, bilmemeyi yetkin gösteriyor olabilir.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir belirsizlik nasıl gerekçelendirilir?

Sorunun tuhaf durduğunu kabul ediyorum. Genellikle iddialar gerekçelendirilir ve bilmemek gerekçe istemez gibi görünür. Bu dersin iddiası tersi: bir belirsizliğin de dayanağı vardır ve dayanağı olmayan belirsizlik bir bilgi taşımaz.

Sıfır noktası

İki tür bilmemeyi ayıralım.

Bu ayrım Sokrates'in ünlü cümlesine yeni bir yüz kazandırıyor.

Argümanın yapısı

İddiayı öncüllere ayıralım.

Birinci öncül: bir belirsizliğin sebebi, o belirsizliği gidermek için ne yapılacağını belirler.

İkinci öncül: sebep bilinmiyorsa yapılacak şey de bilinmiyor ve kişi ya boşuna veri toplar ya da hiç uğraşmaz.

Üçüncü öncül: öyleyse belirsizliğin sebebini bulmak, belirsizliği gidermeye çalışmadan önce yapılması gereken iş.

Sonuç: «bilmiyorum» bir cevabın sonu değil başlangıcı; ardından gelmesi gereken soru şu, neden bilmiyorum?

Altısına tek tek bakalım, çünkü ayrım pratikte iş görüyor.

Birincisi en kolay olanı: veri henüz yok. Yapılacak iş belli ve gidilecek yer belli.

İkincisi kapanmıyor. Bin yıl önceki bir konuşmanın içeriği ilkece bilinemiyor; kayıt yok ve olmayacak.

Üçüncüsü en ilginci ve yirmi ikinci derste adını koymuştuk.

Dördüncüsü olgunun kendisinde. Bir soruya tek bir sayı ile cevap verilemiyorsa, belirsizlik bilgimizde değil dünyada olabilir.

Beşincisi kavramda ve otuz dördüncü derste görmüştük: soru netleşmeden cevaplanamıyor.

Altıncısı en ince olanı: ölçmenin olguyu değiştirdiği durumlar. Bir çalışanın verimliliği ölçülmeye başlandığında davranışı değişiyor ve ölçüm, ölçmek istediği şeyi bozuyor.

Görüşler ve pozisyonlar

Belirsizliğin nasıl ele alınacağı üzerine üç görüş var.

Birinci görüş belirsizliği bir sayıya indirmeyi savunuyor. Her belirsizliğe bir olasılık verilebilir ve hesap oradan yürür.

Savunucuları pratik bir dayanak gösteriyor: sayı verildiğinde karar verilebiliyor, verilmediğinde tartışma sürüyor.

İkinci görüş belirsizliğin bir sayıya indirilemeyeceğini ve ikinci bir büyüklük gerektirdiğini savunuyor.

Üçüncü görüş bu dersin ölçülü iddiası ve belirsizliğin taraflara göre değiştiğini ekliyor.

En güçlü itiraz

Şimdi en sert itiraz.

İtiraz şu: bilmemenin gerekçesini ayrıntılı anlatmak, bilmemeyi bir uzmanlık gibi gösteriyor. Açılış sahnesindeki ikinci hekim daha çok şey söyledi ve hastanın sorusunu yine cevaplamadı. Uzun açıklama bir bilgi değil, bir yetkinlik gösterisi olabilir ve dinleyen kişi bunu ayırt edemez.

Bu cevap itirazın bir yarısını karşılıyor ve öteki yarısı ayakta.

Çünkü ilkece kapanmayan belirsizliklerde dördüncü parça yazılamıyor. Bin yıl önceki konuşma için «şu bulunursa değişir» denemiyor.

Ölçülü iddia şu: belirsizliğin kendisi bir bilgi taşıyabiliyor ve taşıması dört parçanın yazılmasına bağlı. Kaynağı bulmak yapılacak işi belirliyor; veri yoksa toplanır, veri ayırt etmiyorsa ayırt edici bir sınama kurulur, olgu değişkense cevap bir sayı olarak aranmaz. Kapanmayan belirsizliklerde bile gerekçe sınanabilir kalıyor.

Açık kalan sorular

Dört soru açık kalıyor.

Birincisi: bir durumun yeterince benzer bir sınıfa yerleşip yerleşmediğine kim karar veriyor? Knight'ın ayrımı bu yargıya dayanıyor ve yargının kendisi ölçülmüyor.

İkincisi: kanıt ağırlığı bir sayıyla ifade edilebilir mi? Keynes böyle bir sayı önermedi ve ağırlığın nasıl bildirileceği açık kalıyor.

Üçüncüsü: bakış açısı farkı ile olgusal anlaşmazlık, tartışmanın içindeyken nasıl ayrılır? Cayna öğretisi ayrımı kabul ediyor ve sınamasını vermiyor.

Dördüncüsü: ölçmenin olguyu bozduğu durumlarda ne yapılır? Ölçümü bırakmak bilgisizliği sürdürüyor, sürdürmek bozulmuş veri üretiyor.

Yaygın hatalar

Bu konuda beş yaygın yanlış var.

Yaygın yanlışHer «bilmiyorum» aynı şeyi söyler.
Doğrusu

İki hekim aynı cümleyi kurdu ve biri üç şey öğretti. Farkı yaratan şey gerekçenin dört parçası.

Yaygın yanlışBelirsizliğin sebebi önemsizdir, önemli olan giderilmesidir.
Doğrusu

Sebep, giderme yolunu belirliyor. Veri ayırt etmiyorsa daha çok veri toplamak zaman kaybı.

Yaygın yanlışHer belirsizliğe bir olasılık verilebilir.
Doğrusu

Verilebiliyor ve verilen sayı her zaman bir ölçüm değil. Durum benzer bir sınıfa yerleşmiyorsa sayı bir izlenim.

Yaygın yanlışAynı olasılık aynı bilgiyi taşır.
Doğrusu

Binlerce kez atılmış parayla hiç atılmamış para için aynı yarı yarıya söyleniyor ve arkalarındaki ağırlık farklı; ikincisi üç atışta değişiyor.

Yaygın yanlışKapanmayan belirsizlik hakkında söylenecek bir şey yoktur.
Doğrusu

Neden kapanmadığı söylenebiliyor ve o cümle sınanabiliyor; arşivdeki bir kopya onu yanlışlayabilir.

Kendin dene

Birinci adım: soruyu yaz ve altına yalnız «bilmiyorum» yaz. Şu anda elinde olan şey bu.

İkinci adım: dört parçayı sırayla doldur. Bu konuda ne biliyorum? Ne bilmiyorum? Neden bilmiyorum? Ne olursa bilirim?

Üçüncü adım: üçüncü parçayı altı kaynakla karşılaştır. Veri henüz toplanmadı mı, toplanamaz mı, eldeki veri ayırt edemiyor mu, olgu değişken mi, kavram belirsiz mi, yoksa ölçmek olguyu mu bozuyor?

Dördüncü adım: bulduğun kaynağa göre bir sonraki adımı yaz. Her kaynağın farklı bir adımı var ve yanlış adımı atmak en yaygın zaman kaybı.

Beşinci adım: dördüncü parçayı yazamadıysan şunu yaz: bu neden kapanmıyor? Cümleni biri çürütebilir mi? Çürütemiyorsa gerekçen bir kalkan olmuş demektir.

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

İki hekim aynı «bilinmiyor» cümlesini kurdu ve biri hastaya üç şey öğretti; farkı yaratan şey gerekçenin dört parçası, yani neyin bilindiği, neyin bilinmediği, neden bilinmediği ve neyin bunu değiştireceği.

Belirsizliğin kaynağı yapılacak işi belirliyor ve altı tür var; veri ayırt edemiyorsa daha çok veri toplamak zaman kaybı, olgu değişkense cevap bir sayı olarak aranmaz.

Knight'ın ayrımı bir ölçüt veriyor: durum yeterince benzer bir sınıfa yerleşiyorsa olasılık ölçülebilir, yerleşmiyorsa verilen sayı bir hesap değil bir izlenim.

Keynes bir olasılığın yanına ikinci bir büyüklük koyuyor; binlerce kez atılmış parayla hiç atılmamış para aynı yarı yarıya sayısını taşıyor ve arkalarındaki kanıt ağırlığı farklı.

Kapanmayan belirsizlikte bile gerekçe sınanabilir kalıyor: neden kapanmadığı yazıldığında biri çıkıp aksini gösterebiliyor ve gösterilebilir olması, o cümlenin boş olmadığını kanıtlıyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir belirsizliği çalışılabilir hâle getirdik. Kaynağını bulduk, sonraki adımı yazdık ve kapanmayacaksa bunu da gerekçelendirdik.

Şimdi son bir durum kalıyor.

Bir soru düşün ki üzerinde uzun süredir çalışılıyor. Kaynağı biliniyor, tarafların gerekçeleri yazılmış, hangi bulgunun neyi değiştireceği de belirlenmiş. Ve soru hâlâ kapanmamış.

Böyle bir soru bir başarısızlık kaydı mı, yoksa başka bir şey mi?

Bu durumun bir adı var ve ad, cevapsızlığı bir eksiklik olmaktan çıkarıp bir çalışma birimine dönüştürüyor. Bir alanın hangi soruların üzerinde durduğunu bilmek, o alanın neyi bildiğini bilmek kadar öğretici.

Sonraki alt ders bunu ele alıyor ve hem bu modülü hem de bütün kursu kapatıyor: açık problem kavramı. Bir sorunun ne zaman açık problem sayıldığını, bunun kim tarafından nasıl kararlaştırıldığını ve bir alanın açık problem listesinin neden o alanın en bilgilendirici belgesi olduğunu göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.